"Bana kumpas yapmışlar"

İSTANBUL - Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, FETÖ/PDY ve darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında haklarından gözaltı kararı bulunan 140 hakim ve savcı arasında yer alan HSYK 2. daire Başkanı Nesime Özer savcılık ifadesinde ‘’ geriye dönük baktığımda bana kumpas yapıldığını, özellikle ismimin öne çıkarılarak kullanıldığını düşünüyorum’’ dedi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında, “Silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyet hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçlarından gözaltı kararı çıkarılan 140 hakim ve savcıdan 70'i hakkında tutuklama kararı verilerek cezaevine gönderildi. 29 hakim ve savcı içinde adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken , 1 kişi de savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı. 2 hakim ve savcının da işlemleri devam ediyor.

Eski HSYK 2. Dairesi Başkanı, 17-25 Aralık soruşturmaları sonrası da Küçükçekmece 1. Çocuk Mahkemesi hakimliğine atanan Nesibe Özer savcılık ifadesinde Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi hakimliğine 2007 yılında atandığını , Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Başkanıyken yapılan Anayasa değişikliğiyle HSYK seçimlerine aday olduğunu, asıl üye olarak seçimi kazandığını, HSYK içerisinde yapılan seçimle 2. Daire Başkanlığı'na getirildiğini, 4 yıllık görev süresinden sonra yeniden seçimle bağımsız olarak aday olduğunu ancak kazanamadığını ve bunun üzerine Küçükçekmece Hakimliği'ne atandığını ifade etti.

Nesime Özer, FETÖ/PDY memtesipleri tarafından düzenlenen hiçbir seyahate katılmadığını ifade ederek, şunları söyledi: ''Ben bu yapılanmayı ilk olarak 2013 yılı sonlarına doğru ciddi anlamda sorgulamaya başladım. Yapılan iş ve işlemlerinden durup dururken hükümetle karşı karşıya gelmeleri ve ısrarcı davranışları bunu sorgulamama sebebiyet verdi. Şu an için geriye dönüp baktığımda bu kadar gizli ve planlı bir örgütü genel bakış tarzımla da fark etmenin çok zor olduğunu, bu nedenle de zaman aldığını anlayabiliyorum. 2014 HSYK seçimlerinde yeniden bağımsız aday oldum. Adaylığımın en büyük nedeni, cemaat yapılanması ile birlikte sanki onların istek ve talebi ile seçilmişim gibi yaratılan havayı dağıtmaktır. Cemaate yakın olarak bilinen kişilerin bana adaylık teklifleri söz konusu olmamıştır. Kaldı ki cemaat beni desteklemiş olsaydı, zaten bu oy sayıları itibariyle kazanmış olmam gerekiyordu. O dönem YARSAV'dan aday olan ve aslında gücü sınırlı olan dernek üyesi bir aday destek verdiklerinin görüldüğü, bu oyların bana dönmesi halinde zaten kazanmış olmam gerekiyordu. Bu açıdan geriye dönük baktığımda bana kumpas yapıldığını, özellikle ismimin öne çıkarılarak kullanıldığını düşünüyorum.''

''Zaten kurul üyeliği ve daire başkanlığı dönemimde de pek çok kararda muhalefet şerhi koyan, düşündüğüm doğrultuda karar veren biriydim. Bu nedenle kurulun diğer üyeleriyle de tartışmam da söz konusu olmuştur. Ancak genel anlamda bakıldığında kamuoyununa yansıyan olayları değerlendirdiğimde cemaat yapılanmasının yürüttüğü iddia edilen soruşturmanın seyrinin tamamen hükümete yönelmesi benim bu yapıyı sorgulamama ve illegal bir yapı sorgulamama sebebiyet vermiştir'' diyen Özen, ''HSYK seçimlerinden sonra da tamamen o kesimden olduğunu düşündüğüm kişilerle ilişkimi kestim. Ve eski kurul daire başkanlığım nedeniyle aldığım devlet terbiyesi gereği kamuoyunda bu durumu açıklamamla beraber arkadaş çevresinde ve diğer arkadaşlar, insani ilişkiler dahilinde diyalog içinde bir birlikteliğim ve görüşmem olmamıştır. Göreve başladığımda ziyarete gelenlere iadeyi ziyarete gittim. Büyük çoğunluğumuz zaten ziyarete gelmemişti.''

Darbeye teşebbüs edenleri şiddetle kınadığını ifade eden hakim Özer, örgütün yapılanmasını 2013'e kadar bilmediğini, kamuoyundaki tartışmalara siyasal tartışmalar olarak değerlendirdiğini vurguladı.

Tutuklanan hakim Nesibe Özer, HSYK'nın oluşumunda ağırlıklı olarak bakanlık bürokratlarının mevcut olduğunu dile getirerek, ''İlk yapılanması olduğundan görevlilerin büyük bir çoğunluğu da bakanlık bürokrasisi ve bakanlık teftiş kurulundan oluşmaktaydı. Kurul başkan vekili ve 3. Daire Başkanı Ahmet Hamsici ve 2. Daire Başkanı İbrahim Okur ile ilk döneminde bakanlık bürokrasisine gelip benim başkan olduğum dairede çalışan Birol Erdem daha öncede bürokrat kadrosuyla çalıştığından birçok taleplerde onlara gidiyordu. Zaten daha önce dediğim gibi pek çok dosyada muhalefet şerhi koydum. Hatırladığım kadarıyla 2013 yılında bir teftiş seminerinde 1. Daire Başkanı İbrahim Okur'un yaptığı konuşmada ''kimse bizi temsil edemez, kurulu ancak kurul üyeleri temsil eder, müfettişler kendi kafalarına göre gidemez'' tarzında içeriği çok sert olan bir konuşma yapmıştır. O konuşmayı dinlerken kamuoyunda tartışılan yapılanmanın ciddi boyutta olabileceği yönünde kafamda şimşekler çakmıştı. Ondan sonra bende sorgulamaya başladım. Zaten son aylarımıza girmiştik. FETÖ örgütü adına doğrudan benimle kimse bağlantıya geçemediği için şahısları tanımıyorum. Dolayısıyla o konuda çok istememe rağmen bilgi veremeyeceğim.''

Evinde, iş yerinde ve aracında yapılan aramalarda ele geçirilen deliler konusunda düşünceleri sorulan Özer, arama işleminin usulüne göre yapılmadığını savunarak, "Evde bulunduğum sırada 4 polis eve gelerek mahkeme kararı ile arama yapacaklarını söylediler. Bu sırada küçük oğlum yanımdaydı. Avukat olan oğlum askerdedir. ancak evde ona ait eşyalar ve laptop vardı. Bunu söylememem rağmen avukat arama usulüne uygun arama yapılmadı. Barodan avukat çağırılmadı. Başlarında savcı da yoktu. Bu arama işlemlerindeki hususlara dair itirazda bulunacağız. Bilgisayarların imajı alınıp bize teslim edilmedi. Gözaltında bulunduğumuz süre zarfındaki işlemler ile ilgili itirazım, usulsüzlük iddiam yoktur" dedi.

Özer, savcılık tarafından "Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı iken Anayasa değişikliği ile HSYK'nın bir kısım üyelerinin bir kısmının İlk Derece Mahkemesi'nde görevli hakim ve savcılarca seçilmesi için yapılan seçime aday olma sürecinde, adaylık sürecide ne şekilde adaylığa karar verdiniz?Hangi grup ve kişilerle temasta bulunarak aday olduğunuz hususlarını kapsayan adaylık sürecinizi anlatır mısınız?" sorusuna da, şöyle yanıt verdi:

"2009 yılında emekliliğimi hak etmiştim. 2010 yılında HSYK'da seçim yapılmasına karar verildiğinde mesleki tecrübem, bilgim, donanımım ve kadın olmam sebebiyle bu konuda hizmet için kendime olan özgüvenim ile aday olmaya karar verdim. Bu süreçte çocuklarım dışında dışarıdan kimseyle görüşmemiştim. Ancak iş yerindeki arkadaşlarıma böyle bir şeyi yapmamın uygun olup olmadığı hususlarını sormuştum. Olumlu tepki alınca da aday olmaya karar verdim. Aday olmaya karar verdikten sonra dönemin Adalet Bakanı Müsteşar Yardımcısı İbrahim Okur ve Personel Genel Müdürü Birol Erdem'in benimle görüşmek istediklerini, sekretaryası aracılığı ile arandım. Kendileri bir araya gelmek istediklerini söylediler. İstanbul hakim evinde verilen randevuya gittim. Orada İbrahim Okur, eşi Nurdan Okur ve Birol Erdem bulunmaktaydılar. Şu anda isimlerini hatırlayamadığım bir kaç kişi daha vardı. İbrahim Okur bana tek başına hareket ettikleri takdirde hiç birilerinin seçilemeyeceğini, bir liste oluşturup grup olarak birlikte hareket etmeye karar verdiklerini, kendilerinin de yaptığı araştırmada adaylığını, meslek camiasınca olumlu karşılandığını, kendileriyle birlikte hareket etmemi istediler. Ben de kendilerine hitaben kendisinin kürsüde olduğunu, bakanlık bürokratı mantığı ile emir ve talimata gelemeyeceğini, özgür çalışma imkanının sağlanması durumunda grupla birlikte hareket edebileceğini söyledim. O da bana seçim süresince birlikte çalışma seçimden sonra herkesin özür olduğunu söyledi. Ben de bunun uygun olacağını söyledim."

Özer, bir süre sonra Adalet Bakanı Müsteşarı Ahmet Kahraman'ın talebi üzerine yine Hakim Evi'nde bir araya geldiklerini belirterek, "Orada kendisi beni tanımak için bir araya geldiklerini söyledi. Benim adaylık konumda konuşulmadı. Sonra grup olarak, kadın aday olarak benim de grupla birlikte seçime girmem ortak kararı alındı. Seçime girerken ben ortak karara rağmen seçim çalışmamı yalnız yürüttüm. Adaylık sürecim bu şekilde olmuştur'' dedi.

Yapılan toplantıda oy çokluğu ile 2. daire başkanlığına seçildiğini, o seçimlerde Ali Suat Ertosun'un da olduğunu ancak kendisinin seçildiğini söyleyen Özer, ''Seçim sürecinden önce her 3 daire başkanının da bakanlık bürokratlarından seçilen kurul üyelerinden olacağı söyleniyordu. O sırada Aydın Ayaydın isimli sonradan CHP'den milletvekili seçilen gazeteci yazdığı bir yazı ile bu durumu belirtip, eleştirince Bakanlık bürokratlarından 2. daire için herhangi bir aday çıkmadı. Bu nedenle ben aday oldum ve seçildim. HSYK içinde tartışma nedeni de olmadı. HSYK Genel Sekreter ve yardımcıları ile tetkik hakimleri ve memurların tamamı Adalet Bakanlığının bürokrasisinden oluşturuldu. Bunun da bakanlıktan gelen bakanlık bürokrasi kökenli Ahmet Hamsici, İbrahim Okur ve Birol Erdem'in bakanlık ile istişaresi sonucu oluşturulduğunu düşünüyorum. Ben kimseyi tanımıyordum. Neden bu şekilde olduğunu sorduğumda bana teşkilatın yeni kurulduğunu, kurumun oturması için tecrübeli eleman gerektiğini, genel sekreterin tüm dosyalarının Adalet Bakanlığından devralacağını, o birimde daha önceden çalışanların görevlendirilmesinin doğru olacağını, kurulda konuşmalarda söylediler. Bunu ısrarla savunanlarda Ahmet Hamsici ve İbrahim Okur ile Birol Erdemdi. Bu bana mantıklı geldiği için bende o yönde oy kullandım. Getirilen bürokratların belli bir grupa mensup, birlikte hareket eden kişiler olduğunu bilmiyordum. Zaten kendilerini tanımıyordum'' dedi.

Hakim Özer ifadesinde şu ifadeleri kullandı:

''İlk derece mahkemelerinin dizayn etme olayının benim çalıştığım daire ile bir ilgisi yoktur. HSYK kanununa göre 1. daire bu tür atamaları yapar. Bu dairenin de başkanı İbrahim Okurdu. Üyeleri de bilinmektedir. Dolayısıyla atamalar bu kişiler tarafından yapılmıştır. Hatta ilk 1 yıl içerisinde kararname bilgisi bana verilmediğinden meslektaşlarımdan gelen hiçbir soruya cevap veremedim. Bu nedenle pek çok kişinin küskünlüğüne sebebiyet verdiler. Kurum içerisinde kararnamenin bize de söylenmesinin uygun olacağının kavgasını verdim. BUnun üzerine genel sekreterlıkçe kararnamenin yayınlanmadan önce 3-4 saat kadar önce diğer dairelerin üyelerine de mail atılması karar verilmişti. Bu benim çabalarım sayesinde oldu, öncesinde hiçbir bilgmiz yoktu. Referans yönündeki taleplerimizde yerine gelmezdi. HSYK teftiş kurulunun oluşturulması sürecinde yine aynı şekilde yukarıda ismini zikrettiğim kişiler ağırlıklı olarak belirleyici oldular. Benim yapılan seçimde önceden tanıdığım şahsı tüm uğraşlarıma rağmen seçtiremedimç Benim oylamalarda etkim olmadı.''Cihan

(CİHAN)


21 Temmuz 2016 Haberleri 1 2 3 4 5