Sezgi Kırıt davsında sanıklar tutuklandı

ANTALYA - Antalya'da 2009 yılında "Bakkala gidiyorum" diye çıkıp 10 gün sonra cesedi Isparta'da bulunan Sezgi Kırıt'ın öldürülmesiyle ilgili açılan dava, 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Duruşma sonunda, müşteki avukatı Sibel Önder ile müdahil olmak isteyen kadın derneklerinin avukatlarının sanıkların tutuklanması talebini mahkeme, savcısının reddedilmesini istemesine rağmen, mevcut delil durumunu göz önüne alarak kabul etti.

Antalya'da, 7 yıl önce uyuşturucu verilerek öldürülen ve Isparta'da çıplak halde cesedi bulunan 16 yaşındaki Sezgi Kırıt davasının görülmesine, 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün başlandı. Duruşmaya memura mukavemet suçundan tutuklu ancak cinayet suçundan tutuksuz yargılanan Mehmet Mutlu K., Osman K. ve Emine K. katıldı. Ayrıca Sezgi Kırıt'ın annesi kanser hastası Hanife, babası Hasan, ablası Sevgi Kırıt, avukatı Sibel Önder'in yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Kadın ve Demokrasi Derneği'nin (KADEM) avukatları da davayı takip etti. Fatma Kaptanoglu, Hülya Balban, Zeynep Toker, Gaye Şentürk ve Antalya Barosu Kadın Hakları Komisyonu üyesi avukatlar da müdahil olarak davada bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal ile HDP'li kadınlar da davada hazır bulundu.

"CESEDE NAZİK DAVRANDIM"

Duruşmada ilk olarak Osman K.'nin ifadesi alındı. Osman K. konuşmasına, "Tüm gerçekleri anlatacağım." diyerek başladı. Sezgi Kırıt'la sosyal medya aracılığıyla tanıştığını belirten Osman K., "Bana kendisini Sevgi ve yaşını da 22 olarak tanıttı. Olay günü evden kaçtığını ve gidecek yeri olmadığını söylediği için onu motosikletim ile aldım ve aynı işyerinde çalıştığım Alı Karpi'nin evine götürdüm. Evde Mehmet Mutlu K. ile annesi Emine K. da vardı. Biz bir odaya geçtik. Bana esrar bulmamı istemişti. Ben ismini hatırlamadığım işyerinde çalışan bir arkadaşımdan bir içimlik esrar aldım. O da eve gelinceye kadar cebimde ıslanmış. Biz Ali'nin evine gelince odaya geçtik. Bir bira açtım ama o içemedi bile. Esrarı içmek için yaktık ama ıslandığı için cebimde yanmadı bir türlü. Sonra cinsel olarak birlikte olduk. Birlikte olduktan sonra hamile kalmamak için galiba, kalktı banyoya gitti ve kendisini, cinsel organını yıkayıp geldi. Sonra uyuduk. Sabah ben ve Ali kalkıp işe geldik. Arkasından saat 10 gibi Ali'nin ablası aradı kızın evde öldüğünü söyledi. Panik halde eve geldik. Evde Mehmet Mutlu K. vardı. Mehmet Mutlu K., kendisinin zaten sabıkalı olduğunu belirterek, 'Ben aranıyorum. Benim adımı bu işe karıştırırsanız sizi ve ailenize zarar veririm. Benim Serik'teki ablamın evinde olduğumu söyleyeceksiniz' dedi. 'Ne yapalım' derken, 'Götürüp atalım' dedik. Zaten biz gelmeden Ali'nin ablası Emine kızın ellerini, yüzünü silmiş, temizlemişti. Sonra bir valiz bulduk, kızı içine koyduk. Bir araba kiralayarak ıssız olur diye Isparta yönüne götürdük. Burada arabadan indirdim ve valizden çıkardım. Reklam-tabela işi yaptığım için yanımda taşıdığım falçata ile kızın üzerindeki kıyafetleri kestim. Çırılçıplak bıraktım. Üzerinde bana ait kıl-saç örnekleri olması diye yaptım. Sonra hızla uzaklaştık." dedi.

Osman K. ayrıca cesedi taşırken, valize koyup, açık alana atarken çok nazik davrandığını sözlerine ekledi.

Emine K. ise olay günü kardeşinin işyerinde beraber çalıştıkları Osman K.'nın yanında bir kızla geldiğini belirterek, "Bir ara kız tuvalete gitti, bende Osman'a 'Nerede tanıştınız?' diye sordum o da bana sosyal medyadan tanıştıklarını söyledi. Sonra Ali'yi telefonla aradı. Sonra kızla beraber evden çıkıp gittiler. Daha sonra ben kanepede televizyon izlerken uyumuş kalmışım. Sesler filan geliyordu gecenin bir vakti. Saatini hatırlamıyorum. Seslere uyandım. Kalktım yaşlı annem ile aynı odada kalıyorum, oraya geçip annemin yanına yattım. Sabah uyandığımda Ali ile Osman işe gidiyordu. Bana da 'Abla uyanınca kızı gönderirsin' dediler. Ben salonu filan topladım. Saat 10.00 gibi kahvaltı hazırladım. Kızı uyandırıp kahvaltı etmesini ve sonra gitmesini isteyecektim. İsmini de bilmediğim için yanına gittim, koluna dokunarak 'Kalkar mısınız?' dedim. Hiç cevap vermedi. Kolunu dürttüm, tepki vermeyince soğukluğunu hissettim. Kalbini dinledim, ölmüştü. Bunun üzerine kardeşimi aradım. Kardeşim geldi, ben olayın, oğlum sabıkalı olduğu için, onun üzerine kalacağını düşündüğüm için, bu olayın kapanmasını istedim. Sonra benim parmak izlerim kalmıştır diye ıslak bezle parmaklarını ve benim dokunduğum yerlerini bezle sildim. Osman K. bira içtiklerini söyledi ama ben içtiklerini görmedim. Bira şişelerini de görmedim." diye konuştu.

Sanık Mehmet Mutlu K. da çocukluğundan bu yana uyuşturucu kullandığını belirterek, "Ben uyuşturucu bağımlısıyım. Olay gecesi ismini bilmediğim ölen kız, Osman ve dayım Ali Karpi eve geldiler. Birer bira içtik. Kız uyuşturucu bağımlısı olduğunu söyledi. Sokaklarda kaldığını ve üşüdüğünü söyledi. Bir torbacıyla evlenmiş, sessiz ve esrarengiz bir kızdı. İçim parçalandı. Haline acıdım. Sonra Osman K. ile onlar gidip yattılar. Bende dayım Ali Karpi ile salonda yattım. Sabah annem uyandırdı. Kız ölmüştü. Bende zaten cezaevinden yeni çıkmıştım. Bir de aranmam vardı. Annemin polisi aramasını önledim. Dayımı arattırıp, 'Gelip bu pisliği temizleyin' dedim. Ben evden çıkıp gittim. Onların ne yaptığını bilmiyorum." şeklinde konuştu.

Ailenin avukatı Sibel Önder, sanıkların çelişkili ifadeler verdiğini belirterek, hepsinin tutuklanmasını talep etti.

Sanık avukatlarından Gülşen Velizade ise ölen Sezgi Kırıt'ın Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi ve Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yanı sıra Serik Adliyesi'nde tecavüz ve uyuşturucu davaları olduğunu belirterek, bu dava dosyalarının mahkeme tarafından incelenmesini ve tanıkların dinlenmesini talep etti. Velizade ayrıca Sezgi Kırıt'ın astım hastası olup olmadığının hastanelerden kontrol edilmesini talep etti.

6. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Tuncay Özmen, tutuksuz yargılanan üç sanığın da tutuklanmasına karar vererek, duruşmayı 9 Eylül tarihine erteledi. Cihan

(CİHAN)


13 Temmuz 2016 Haberleri 1 2 3 4 5