Kudüs’e Yolculuk (Haber-Analiz)

KUDÜS - Merkezi İstanbul’da bulunan Mirasımız Derneği’nin davetlisi olarak 16 Haziran Perşembe akşamı Kudüs’e gitmek için İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan bizi Tel Aviv’e götürecek THY uçağına bindiğimizde heyecanlıydık.

Kudüs adı çocukluğumdan itibaren kulaklarımda çınlayan, İslam’ın kutsal şehirlerinden biri, Filistin-İsrail çatışmalarının simgesiydi.

THY’nin A 330-300 tipi uçağındaki rahatlık, Türkiye’nin son yıllarda yaşamın her alanında sınırlarını zorlamasının bir göstergesiydi.
İstanbul-Tel Aviv hava hattında Avrupa Futbol Şampiyonası’nda günün maçını koltuklarımızda önümüzdeki plazma ekranlardan izlemek lüks değildi.

Aralarında Cihan Haber Ajansı, TRT ve Ülke TV temsilcilerinin yer aldığı 10 kişilik kafilemiz meslek tecrübesiyle Tel Aviv Havalimanı’ndan problemsiz girdi.
Yaklaşık 70 km. bir yolculuktan sonra sadece İslam’ın değil, diğer semavi dinlerin de en kutsal şehirlerinden biri kabul edilen Kudüs’e ulaştık.

Perşembe günü geç saatlerde Kudüs’teki otelimize varmamıza rağmen Mescid-i Aksa’yı biran önce görme heyecanıyla eşyalarımızı adeta odalarımızın kapısından içeri atıp dışarı fırladık.
Sıcak bir Haziran gecesinde altın renkli Mescid-i Aksa kubbesini doyasıya seyrettik. Bu muhteşemliği yakından görebilmek için adeta Ay da sanki biraz yakınlaşmıştı.

Bizim peygamberimiz Hz. Muhammed’in (SAV) yer yüzünde ancak böylesine muhteşem ve güzel bir yerden Miraç’a yükselebileceğini o an orada hissettim. Mescid-i Aksa’da geceler sanırım Miraç’tan buyana aynı asillik ile bugüne kadar devir daim oluyor.

Müslümanlar, giriş kapılarında silahlı İsrail askerleri beklese de Hz. Muhammed’in (SAV) Miraç’a yükseldiği bu mekanı yeryüzünün en güvenli yeri olarak ruhlarında hissediyorlar. İftar sonrası bahçedeki düz taşlar üzerine dağılmış binlerce Müslüman’ın davranışlarda bu güveni gördüm.

Gezimizin ikinci günü, 17 Haziran Cuma’da 250 bin kişinin aynı anda Cuma namazına durmasını cümlelerle anlatmak zor.
Cuma namazı öncesi vaazlarda, Cuma hutbesinde ve namazın sonunda Irak, Suriye ve dünyanın başka yerlerindeki Müslümanlar için hocalar dua etti ve 250 bin kişi aynı anda amin dedi. Cuma vaktinde Mescid-i Aksa’da namaza duranlar yanında başka asil ruhların da o an o meydanda olduğunu hissettik.

Cuma günü akşamı Mescid-i Aksa bahçesinde Mirasımız Derneği iftarına yaklaşık 500 kişi katıldı. İftara Türkiye’nin Kudüs Başkonsolosu da iştirak etti.

Mirasımız Derneği’nin İstanbul’dan yardım göndererek tamir ettirdiği Osmanlı’ya ait evler ile ibadethaneleri Cumartesi günü gezdik.

Mescid-i Aksa’nın surlarla kaplı alanı içinde yer alan bu evlerden birinde konuştuğumuz 60 yaşın üzerindeki Arap kökenli bir hanımefendi, “Kapımız Türklere her zaman açık. Buralar sizin dedeleriniz olan Osmanlılardan bizlere miras kaldı” diye konuştu.
Rehberimiz, “El Halil kentini görmeden buralardan gitmeyin” deyince Kudüs’ten 70 km uzaklıktaki İbrahim Peygamber’in ve eşi Sara validemizin mezarının bulunduğu El Halil Camii’ne gittik.

Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın adını taşıyan camiye girerken, Türkiye’den geldiğimizi öğrenen Filistinli çocuklar, Polat Alemdar ve Memati adını anarak bizimle iletişim kurmak istedi.
Kudüs ve çevresindeki Filistinli esnaf da İstanbul’dan geldiğimizi öğrenince Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adını anıp, sevgi gösterisinde bulunmuştu.

3 günlük Kudüs gezisinden kulaklarımda kalan başka bir güzellik ise Kudüs sokaklarında Müslümanları sahura kaldıran Ramazan davulcularıydı.

Kudüs, başka bir yönüyle hüznün de adresi. Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan surların her kapısından girişte İsrail askerlerinin silahları, korku ve endişenin de işaretleri.
Kudüs, başta biz Türkler olmak üzere İslam ülkelerinde yaşayan milletlerin hiçbir zaman unutmaması gereken bir adres.
Kudüs’e Yolculuk, kendi içinde bir yolculuğa çıkmak isteyenler için önemli bir fırsat.

Seyfi Alp (Cihan Haber Ajansı Dış Haberler Direktörü)





Cihan

(CİHAN)

Kudüs’e Yolculuk (Haber-Analiz)

21 Haziran 2016 Haberleri 1 2 3 4 5