Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AP raporuna tepki: Provokatif bir yaklaşım

ANKARA - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye İlerleme Raporu'na tepki göstererek, "Bizim tepkimiz kurumsal olarak Avrupa Parlamentosu'na veya raporun kendisine değil. Bizim tepkimiz, raporun yapıcı değil yıkıcı bir anlayışla hazırlanmasınadır. Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin göçmenler, bazı fasılların açılması, vize serbestisi gibi pek çok konuda olumlu yönde seyrettiği bir dönemde böyle bir raporun önümüze getirilmesi tam anlamıyla provokatif bir yaklaşımdır, davranıştır. Herhalde bunu Avrupalılar görecektir, temenni ederim ki görürler. Bundan sonra ne olur bilemiyorum. Türkiye'nin AB'ye olan ihtiyacından daha fazla AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı vardır." dedi.

Erdoğan, 24. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada AP'nin Türkiye İlerleme Raporu'na değindi.

"ASLA DURDURAMAYACAKLAR"

Erdoğan, şunları söyledi: "Birliğimizi, kardeşliğimizi tesis ettiğimizde gerçek çözümü bulmuş olacağız. İşte o zaman önümüzde duracak engel yoktur. Ne Avrupa Parlamentosu’nun rapor diye yayımladığı hezeyanlar, ne de Irak’ta, Suriye’de, Libya’da ve bölgemizdeki diğer sorunlu yerlerde akbaba gibi dolaşanlar Türkiye’yi durdurabilirler. Asla durduramayacaklar. Yeni Türkiye vizyonumuza yapılan saldırılar işte bu birlik ve beraberlik duvarına çarparak tuzla buz olacaklar."

"TÜRKİYE 2023 HEDEFLERİNDEN VAZGEÇMEYECEK"

"Bu vesileyle AP’nin Türkiye raporu ve kararıyla ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum:" diyen Erdoğan, şunları ifade etti: "Bu raporun ve kararın sadece iki başlığını anlatayım. Gerisini siz zaten tahmin edersiniz. Kararın 17. maddesinde güya çevreci hassasiyetler bahanesiyle Türkiye’nin mega projelerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor. Vah vah! Size bu kaygı bir yerlerden tanıdık geldi mi, bana geldi. Anladınız değil mi? Ama yine de ben açayım. Bu talep bizim önümüze Gezi olayları sırasında da getirilmişti. Aynı şekilde 17\25 darbe girişiminin hedeflerinden biri de Türkiye'nin mega projelerini gerçekleştiren iş adamlarıydı. Batı ülkelerinin finans kurumları mega projelerimize kredi sağlamamak için her türlü cambazlığı yapmışlardır. Çıkartmadık zorluk bırakmadılar. Şimdi de aynı şifre ile Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye İlerleme Raporu'nda ve kararında karşılaşıyoruz. Her defasında ne dediysek bu sefer de aynısını söylüyoruz: Türkiye 2023 hedeflerinden vazgeçmeyecek, bunu böyle bilesiniz."

"DÜNYADAKİ 444 NÜKLEER SANTRALİ NE YAPACAĞIZ"

Erdoğan, "Avrupa Parlamentosu'nun kararındaki bir başka talep -bu da manidar- Akkuyu Nükleer Santrali’nin durdurulması çağrısı. Bu çağrıyı yapan kim? Avrupa Birliği üyesi ülkelerin temsilcilerinden oluşan parlamento... Başkanları da zaten garip garip açıklamalar yapmışlardı. Peki, Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren 135 nükleer santrali ne yapacağız? Dünyadaki 444 nükleer santrali ne yapacağız? Halen inşa edilmekte olan nükleer santral için de aynı çağrının yapıldığını duyan var mı? Öyleye Türkiye’de inşa edilen nükleer santral ile ilgili bu kaygı nereden kaynaklanıyor? Sakın bu çağrının gerisinde Türkiye'nin enerji bağımlılığından kurtulmasından yine enerji kaynaklı yüksek cari açığını kontrol altına almasından duyulan kaygı olmasın! Dert bu..." diye konuştu.

"BUNLAR CİBİLLİYETİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR"

Erdoğan, şöyle konuştu: "Rapora bakıyorsunuz; Kıbrıs, Ege konusunda aynı sakat yaklaşım. Yargı bağımsızlığı, ifade, basın ve toplanma hürriyeti konularındaki eleştirilerde aynı sakat bakış açısı... Güneydoğu’daki yaşanan olaylarla ilgili yine benzer yalan-yanlış ifadeler... Tabi raporu yazanın akıl danesi HDP’liler olduğu için sonucun bu şekilde çıkması şaşırtıcı değil. Biz bunları çok iyi biliriz. Bunlar cibilliyetinin gereğini yapıyorlar. Hele bir de raporun 1915 olayları var ki tam evlere şenlik. Adeta ülkemizin ve milletimizin ne kadar hasmı varsa bir araya gelip kafalarındakileri ve gönüllerindekileri rapora dercetmişler. Bu raporun herhangi bir bağlayıcılığı yok. Zaten arkadaşlar kendilerine iade ettiler. Buna rağmen iade kararı gayet doğrudur. Alıştık bunlara..."

"PROVOKATİF BİR YAKLAŞIM"

Erdoğan, şunları söyledi: "Bizim tepkimiz kurumsal olarak Avrupa Parlamentosu'na veya raporun kendisine değil. Bizim tepkimiz, raporun yapıcı değil yıkıcı bir anlayışla hazırlanmasınadır. Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin göçmenler, bazı fasılların açılması, vize serbestisi gibi pek çok konuda olumlu yönde seyrettiği bir dönemde böyle bir raporun önümüze getirilmesi tam anlamıyla provokatif bir yaklaşımdır, davranıştır. Herhalde bunu Avrupalılar görecektir, temenni ederim ki görürler. Bundan sonra ne olur bilemiyorum. Türkiye'nin AB'ye olan ihtiyacından daha fazla AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı vardır."

"BİZDE OLSA GÖKKUBBEYİ ÜZERİMİZE YIKACAKLAR"

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Çok daha ağırlarını Batı ülkelerinde gördüğümüz pek çok uygulama yüzünden ülkemize sert eleştiriler yöneltiliyor. Hapisteki gazeteciler diyor. Bakıyorsunuz hiçbiri gazeteci değil. Gazeteci kabul edebileceklerimizin suçlarına bakıyorsunuz; casusluk gibi, gizli belgelerin ifşası gibi kendi ülkelerinde çok daha ağır cezaların verildiği suçlar. İfade özgürlüğü diyorlar, bakıyorsunuz her türlü hakaretin, küfrün, aşağılık ifadelerin yer aldığı konuları bu şekilde değerlendiriyorlar. İşte geçenlerde Amerika’da böyle birisi çıkmış Başkan Obama’ya tehdit sallıyor, hakaret. Üç yıla mahkum ettiler. Aynı şekilde Şansölye Merkel’e benzer bir şey yapıldı. O da mahkum oldu. Bunlar bunu rahatlıkla yapıyor, oluyor. Bizde buna benzer şeyler bugüne kadar pek olmadı. Demek böyle bir şey bizde olmuş olsa bunlar gökkubbeyi üzerimize yıkacaklar. Oysa kendi ülkelerini kişisel hak ve özgürlüklerin en ileri düzeyde uygulandığı yerler olarak görüyorlar, alakası yok. Aynı hakaretleri, küfürleri o ülkelerde yapanlar, kendilerini anında mahkemenin önünde bulurlar. 'Gösteri özgürlüğü' diyorlar. Bakıyorsunuz kendileri gerekli gördüklerinde herhangi bir taşkınlığı, şiddeti, saldırısı olmadan gösteri yapan yüzlerce insanı kelepçeleyerek götürüyorlar. 'Yargı bağımsızlığı' diyorlar değil mi? Türkiye'de yargıyı paralel yapı çetesinin tasallutundan kurtarıp, yeniden millet adına karar veren bir kuruma dönüştürme çabalarını eleştiriyorlar. 'Sosyal medyanın kısıtlanması' diyorlar. İşlerine geldiğinde kendileri ziyadesiyle aynı yola başvuruyorlar."Cihan

(CİHAN)


19 Nisan 2016 Haberleri 1 2 3 4 5