Davutoğlu: Kaçak çaylarını Kandil’de içsinler

İSTANBUL - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sırbistan ziyareti öncesi yeni anayasa ve muhalefet liderleri ile yapacağı görüşmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. HDP ile görüşmeyeceğini belirten Davutoğlu, Sırrı Süreyya Önder’in “Kaçak çayını içer gider” açıklamasına cevap verdi. Davutoğlu, “Biz film çeviriyor değiliz, Türkiye ateş çemberinin ortasında. Gitsinler çaylarını kimle içeceklerse içsinler. İsterse Kandil’e gitsin çayını içsin, bu film senaristi.” dedi.

Ahmet Davutoğlu, Sırbistan ziyareti öncesi Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Sırbistan ziyaretinin içeriğinden bahseden Davutoğlu, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin sorulara da cevap verdi. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile önyargısız bir görüşme gerçekleştireceklerini vurgulayan Davutoğlu, HDP ile niçin görüşmeyeceğini ilişkin bilgi verdi. HDP’li Sırrı Süreyya Önder’in ‘Kaça çayını içer gider’ şeklindeki açıklamasına sert bir şekilde karşılık veren Davutoğlu, dün Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeden de bahsetti.

Davutoğlu’nun açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

‘NİYETTE SAMİMİYET YÖNTEMDE CİDDİYET’

“Çok açık her şey kamuoyu önünde oluyor. Ben seçim sonrasında hiçbir ayrım gözetmeden herkesle görüşeceğimizi ifade ettim. Bir ayrım gözetmeden randevu talebinde bulundum. Haydi öncekilere diyebiliriz ki; bir siyasi polemiktir ya da alışkanlıklarıdır. Maalesef eskiden beri terörü masum görüyorlardı. Haydi onların dünya görüşü bu diyelim. Randevu talebinden sonra aynı tutumu sürdürmeleri, hakaretamiz bir şekilde saygısızlık ifade eden açıklamalardan sonra onları muhatap almam şahsi olarak da bulunduğum makam olarak da doğru değildir. Ben muhatabımda iki hususiyete önem veririm. Her şeyde anlaşmazlığa düşebiliriz, her konuda farklı kanaatlere sahip olabiliriz. Niyete bakınca samimiyet önemli, üslup ve yöntemde de ciddiyet.

'SUR’U, CİZRE’Yİ HENDEKLERLE ZİNDAN YERİNE ÇEVİRENLERDEN HESAP SORSUNLAR'

Bu randevuyu talep eden ülkenin başbakanı ve yüzde 49,5 destekle, böyle bir diyaloğu da o desteğe dayanarak yapmış bir başbakan. Benim hayatımda kimseye nezaketsizlik yaptığım görülmemiştir. Bana karşı yapılan bir nezaketsizliği içime sindireceğimi birisi zannediyorsa buna da izin vermem. Şahsen tevazu gösterebilirim ama destek aldığım millet adına tevazu göstermem. Ben randevu talep etmişim, açık bir şekilde niyetlerindeki samimiyetsizliği ortaya koymuşlar. Anayasayı konuşmaya gideceğim, sanki böyle bir gündem yokmuş gibi benden hesap soracaklarını ima edecek şekilde ‘Sur’da, Cizre’de şunları şunları soracağız.’ Bana Bana hesap soracaklarına Sur’u, Cizre’yi hendeklerle zindan yerine çevirenlerden hesap sorsunlar. Hesap soramıyorlarsa sussunlar. Hem teröre destek verecekler, hem özgür, demokratik Türkiye inşası için anayasa konuşmaya gelecek olan Başbakan’a şart koşacaklar.

Benim randevu talebimi reddetmem sonrasında DTK diye, hangi zemine oturduğu belli olmayan bir yapının açıklamalarını da gördünüz. Hani Türkiyeleşmekten bahsediliyordu? Burada samimiyet testinden bahsediyorum. Hani Türkiyeleşeceklerdi? Hani Türkiye toplumunun bir parçası olacaklardı? 7 Haziran’da bu samimiyetsiz beyanlara inanan ve bu partiye oy veren vatandaşlarıma sesleniyorum. Hesap sorun bunlardan. İnanıyorum ki PKK’ya taviz vermeyecek birçok insan da o dönemde HDP’ye oy verdi. Onların hesap sorması lazım. Niyetleri ortaya çıktı.

‘TÜRKİYE7NİN BİRLİĞİNİ, BÜTÜNLÜĞÜNÜ KİMSE İLE TARTIŞMAM’

Anayasayı herkesle tartışırım ama Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü kimse ile tartışmam. Herkesle barış içinde nasıl bir gelecek inşa edeceğimizi konuşurum. Hendeği, barikatı savunanlarla hendek ve barikatla mücadele edenlerin haklı mücadelesini tartışmam. Har şeyi tartışırım ama o hendekleri kaldırmak için kanını döken Mehmetçiğin kanını kimse ile tartışmam. Bu niyet meselesi. Niyetleri sahih değil, ne konuşacağız o zaman?

Niyet sahih olmadığında dahi bir müzakere yürütürsünüz ama karşınızdakinde ciddiyet ararsınız. Biz film çeviriyor değiliz, Türkiye ateş çemberinin ortasında. Yüzlerce askerimizi, polisimizi şehit vermişiz. Yok çay içecekmişiz de, kaçak çaymış da. Gitsinler çaylarını kimle içeceklerse içsinler, isterse Kandil’e gitsin çayını içsin, bu film senaristi. Türkiye ateş içinde olacak, etrafımız ateş çemberi olacak, beyefendi kaçak çaydan bahsedecek ben de o masaya oturacağım, öyle mi? TBMM’ye gelen herkes bu milleti temsil etmenin ciddiyetini taşıyacak. Ürettiği bazı esprilerle bizimle istihza edeceğini düşünenler önce oturup bir ciddiyet testinden geçecekler. Ya samimi ve ciddi olurlar bizim bütün kapılarımız açık olur ya samimiyetten uzak dururlar, ciddiyeti de unuturlar o zaman da onlara hadlerini bildiririz. Siyaset nezaket meselesidir, samimiyet meselesidir. Bütün bunları dinledikten sonar onların kapısına gideceğimi düşünüyorlarsa ya beni tanımıyorlar ya bu milleti tanımıyorlar. Anayasal düzen içerisinde herkes nerede olduğumuz bilmesi lazım. Bu anayasal düzen içerisinde HDP bir siyasi parti midir? Soru bu. Siyasi parti ise siyasi parti gibi davranacak. Terör örgütünün sözcüsü ise, Türkiye’yi bir takım oyunların içine düşürecek tarzda bir piyon ise o zaman da ona göre muamele görür. Her seçim sonrasında Türkiye yeni bir ufka yönelirken, bunlar terörü Türkiye’nin birliğini, beraberliğini tartışmaya açıyorlar. Baktılar ki; bunların dışarıdaki akıl hocaları Türkiye 4 yıllık bir istikrar döneminde ve istikrar döneminde de pratik bir anayasaya yönelebilecek bir zemine sahip bu zemini yok etmek için tekrar harekete geçtiler. Bu işin dış boyutu bu. Kimler adına konuşuyorlarsa gitsinler onlarla masaya otursunlar. Benimle masaya oturacaklarsa önce ciddi, samimi bir siyasi parti olduklarını ispat etsinler. Bu ciddiyeti gösterene kadar da bizden muhatap bulamazlar.”

‘DOĞRU OLAN BAŞKANLIK SİSTEMİDİR’

Cumartesi günü 2011 yılında yeni anayasa çalışmalarına katılmış bütün arkadaşlarımızı İstanbul’a davet ettim. Son MKYK’da da kendilerine böyle bir toplantı yapacağımı ifade etmiştim. Cumartesi’yi Pazar’üa bağlayan gece bütün bu müktesebatı kendilerinden dinledim. Yöntem olarak ve muhteva olarak dinledim.

Sayın Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’ye giderken herhangi bir ön yargımız yok. Zihinde bir yöntem var bu istişarelerden sonra şekillenmiş olan. 2007’de AK Parti’nin mutfağında, 2011’de Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile bir yöntem denendi, ikisinden de istediğimiz neticeyi alamadık. Bu tecrübelerden de bir istifade, önümüzde de ciddi bir siyasi istikrar dönemi var. Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli ile yöntem etrafında hiçbir önyargı taşımayan bir istişarede bulunacağız. İçerik bakımında da önemli olan anayasanın ruhudur. Şeklinden önce anayasanın ruhunda mutabık kalmak lazım. Özgürlükçü, insan odaklı, vatandaşı esas alan; devleti vatandaşın kurduğu, devletin vatandaşı tanımladığı değil, vatandaşın devleti tanımladığı insan onuruna daya bir anayasa çerçevesini kendileri ile paylaşacağım. Bu ruhta bir mutabakat sağlanırsa, tabi detayları bunun, çok açık yüreklilikle hiçbir önyargı taşımadan en doğru hükümet yönteminin ne olduğunu konusunu kendileri ile paylaşacağım. Şimdiden ‘şu yöntem doğru değildir, şu hükümet modeli doğru değildir, şu meseleler gelirse konuşmam’ gibi bir yaklaşım içine girmemesi doğru olur. Bizim daha önce sunduğumuz anayasa taslağımız var. Ona da tekrar gözden geçirdim. Zihnimde çok açık ve net bir tablo var. Bu net tablo tartışılmaz değil, konuşuruz beraber özgürlükçü bir anayasayı yapmamız lazım. Kurumsal form itibariyle söylüyorum, doğru olan başkanlık sistemidir. Bunu biz daha önce de dile getirdik. Bunu da tartışırken kimsenin konjonktürel bakmasını istemem. Bu dönemdeki siyasi liderler, hepimiz geçiciyiz. Öyle bir anayasa yapalım ki öyle bir hükümet modeli ortaya koyalım ki 50 sene sonra bizim torunlarımız onu idare ederken de rahat etsinler. Kişiselleştirirsek, şöyle olursa ben karşı çıkarım, böyle olursa doğru olmaz diye yapacağımız konjönktürel analizlerin hepsi bizden sonraki nesiller için sıkıntı doğurur. Benim niyetim ve hedefim bu görüşmelerde tamamıyla özgürlükçü, katılımcı, güçler ayrılığı prensibine dayalı çağdaş bir anayasanın yazılabileceği inancını taşıyorum. Kişiselleştirmeden, bir takım şartlar ortaya koymadan, bir takım önyargıları zihnimizden silerek oturduğumuz zaman, torunlarımızın ve onların torunlarının dahi büyük bir revizyona ihtiyaç hissetmeden kullanabileceği, işinde yaşayabileceği, saygıyla, hürmetle üzerinde yemin edebileceği bir anayasayı birlikte yapmamız lazım.

‘OLAĞAN GÖRÜŞMEYİ ERKENE ALDIK’

Bildiğiniz gibi ben Sırbistan’a gidiyorum, Sayın Cumhurbaşkanı Suudi Arabistan’a gidecekler. Bu hafta da Perşembe günü yılbaşı olacak. Normal haftalık görüşmemizi yapmamız mümkün olmayacak. Yurtdışı ziyaretleri öncesi ikimiz de İstanbul’da olduğumuz için bir görüşme gerçekleştirmekte fayda mülahaza ettik. Dün bir telefonla teyitleşerek görüşüldü. Birçok konuyu ele aldık. Terörle mücadele başta olmak üzere Irak ve Suriye’deki gelişmeler. Önümüzdeki günlerde muhalefet liderleri ile de görüşmeler gerçekleştireceğim. Genel haftalık olağan görüşmemizi daha erkene alarak 2015’in son görüşmesini gerçekleştirmiş olduk.

‘TÜRKİYE-SIRBİSTAN İLİŞKİLERİ BÖLGE BARIŞI AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ’

Başbakan olarak ilk ziyaretimiz olacak. Sırbistan Türkiye için sınırları komşu olmamakla birlikte komşu ülke muamelesi yaptığımız son derece önemli bir ülke. İlişkilerimiz son yıllarda büyük bir ivme kazandı. Türkiye-Sırbistan ilişkilerinin gelişmesi hem iki ülke açısından hem de bölge barışı bakımından büyük bir anlam ifade ediyor.

Tarihi-kültürel arka plan üzerinde yapabileceklerimizi görüşeceğiz. Üç üniversite rektörümüz bizimle birlikte. Onlar da görüşmeler gerçekleştirecek. Ekonomik alanda ciddi bir potansiyelimiz var. Geçen sene 700 milyon dolar civarında dış ticaret hacmimiz var. Bu sene biraz daha ivme kazanmış görünüyor. Bunu daha da geliştirebilmek için çok geniş katılımlı iş adamı katılımı ile Sırbistan’a gideceğiz. Türkiye-Sırbistan iş forumunu gerçekleştireceğiz. Sağlık alanında da bugün bazı görüşmeler gerçekleştireceğiz.


Seçimler sonrasında Balkanlar’daki gelişmeleri yakından takip edip, Balkanlar ile ilgili önemli adımları da atmıştık. Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyeleri ülkemizi ziyaret etmişlerdi. Son dönemde Balkanlar’ın Avrupa Atlantik İttifakı çerçevesinde attıkları adımlara ciddi bir destek sağlamıştık. Bundan sonra da Balkanlar’da barış ve istikrarın temini, kılıcı bir barışı gerek Bosna Hersek-Sırbistan, gerek Sırbistan-Kosova ilişkilerinde ihdas edebilmek için Türkiye elinden gelen gayreti göstermiştir.

Ulusal Meclis Başkanı Maya Goykoviç ve Sayın Cumhurbaşkanı Nikoliç ile de görüşmeler yapacağım. Yarın da hava şartlarında değişim olmazsa Türkiye’nin Balkanlar’daki en önemli kültürel miraslarının bulunduğu Sancak’a bir ziyarette bulunacağız.

(CİHAN)


28 Aralık 2015 Haberleri 1 2 3 4 5