HDP'nin Nusaybin ve Silvan raporları açıklandı

ANKARA - Halkların Demokratik Partisi (HDP) heyetlerinin, Nusaybin ve Silvan’da uygulanan sokağa çıkma yasaklarına ve yaşananlara ilişkin hazırladığı raporlar kamuoyuna açıklandı.

Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları süresince yaşananlara ilişkin 45 sayfalık raporun ‘sonuç ve değerlendirme’ başlıklı bölümünde Nusaybin halkının Silvan gibi, Cizre gibi, Gever gibi günlerce süren ve neredeyse tüm ilçede hüküm süren ablukaya karşı direndiği, Kürt halkının özgür bir gelecek talebini tüm kuşatma siyasetine rağmen en yüksek perdeden dillendirdiği ifade edildi.

Kürt halkının 21. yüzyıla girerken demokratik ve özgürlükçü bir anayasa temelinde statü talebini özyönetim ilanları ortaya koyduğuna işaret edilen raporun son cümleleri şöyle: “Devlet ise bu talebe karşı top ve tankla karşılık verince bir halk kendi öz savunmasını ortaya koymakta, ölümü göze alarak direnmektedir. Kürdistan’da yaşanan direniş aslında statü isteyen özgür bir halkın doğuş sancılarıdır. 2013 yılında başlayan barış sürecini çözüme yaklaşmışken elinin tersiyle iten AKP iktidarına karşı Kürt halkının direnmekten başka çıkar yolu kalmamıştır. Yaşanan çatışmaların bitmesinin yolu tahkim edilmiş bir ateşkesten geçmektedir. Dolmabahçe mutabakatına geri dönülmesi, taraflar arasındaki görüşme trafiğinin başlatılması gerekmektedir. Demokratik ve özgürlükçü bir Anayasa temelinde halkın meşru taleplerinin masaya yatırılması sorunların çözümü için aciliyet gerektiren bir adım olarak önümüzde durmaktadır.”

SİLVAN RAPORU: ÇOK YÖNLÜ PROBLEMLERİ ANALİZ ETTİK

Diyarbakır Silvan’da 03-14 Kasım 2015 tarihleri arasında yaşanan olaylarla ilgili 26 sayfalık inceleme raporunun ‘değerlendirme’ kısmında 1924 Anayasasıyla başlayan Türkiye’de demokrasi sorununu ve Kürt Sorununu 2015 yılında Silvan’da sokağa çıkma yasağı süresince yaşanan katliamlarla birleştirmenin, HDP’ye çok yönlü problemlerin analiz edilme şansını verdiğine işaret edildi.

1924 Anayasasının 80’li yıllardaki güncellenmesi ile açığa çıkan darbe Anayasası'nın, re-organize edilen siyasal rejimin portresini çizdiğine vurgu yapılan raporda şöyle denildi: "Bu portre bize rejimin otoriter, cinsiyetçi ve tekçi bir mantığa ve devlet için toplum anlayışına dayandığını göstermekteydi. Toplumsal, ulusal ve kimlik haklarına yönelik taleplerin zor aygıtlarına (polis-asker-para militer güçler) teslim edilmesini esas alan bu rejim toplu öldürmeleri, yerinden etmeleri, ırkçı ve cinsiyetçi sembolleri, ret ve inkar tutumunu, siyasal hakları kriminal alanın konusu etmeye çalışmayı bir olağanüstü durum olarak değil, olağanlaştırılmış bir rejim olarak sundu. Oysa hem öncesinde hem de 90’lı yıllardan beri Kürt illerinde, Gezi Direnişinde, öz yönetim iradelerinde talep edilen yerinden yönetim/yerel demokrasi tarihsel belleğe, toplumsal talebi yaşamsallaştırmaya ve yeni yaşam talebinin inşa edilmeye başlanmasına dayanmaktadır. Bu yönüyle Silopi, İdil, Varto, Yüksekova, Nusaybin, Cizre, Lice, Sur ve nihayetinde Silvan’da ortaya konan öz yönetimler –tarihsel/politik deneyimler de dikkate alındığında- asker, polis ve para militer güçlerin eliyle gerçekleştirilen iç savaş görüntülerinin değil, demokratik siyasi çözümün konusu olarak ele alınmak zorundadır.”

"AKP ŞİDDETİ, TÜM YURTTAŞLARI KENDİ DÜZENİ İÇERİSİNDE SÖMÜRMEYİ HEDEFLİYOR"

AK Parti'nin şiddeti, Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sunni, kadın,erkek- tüm yurttaşları kendi düzeninin içerisinde sömürmeyi hedeflediğine dikkat çekilen rapor, "Silvan halkına yapılan zulümlerin hesabını sormak, halkın öz yönetim iradesini sahiplenmek, hepimizin görevidir. Ancak bu şekildeki bir siyasi tavırla bu ülkenin halkları AKP’nin kolonizasyon dayatmasına dekolonizasyon ile cevap verebilir. Sonuç olarak AKP’nin talimatlandırdığı güçlerin saldırılarının insan hakları penceresinden ceza hukukunun konu edilmesi kaçınılmazdır. Öteki yüzünden bakıldığında öz yönetim iradeleri, sadece Silvan ve ilan yapılan diğer yerleşim birimleri için gerçekleştirilen demokratik siyasi bir teklif değil, tüm ülkemizin demokratik ve özgür geleceğine yapılmış tekliftir. AKP’nin saldırıları demokratik yaşamın en alttan doğru kurulduğu öz yönetim iradesine ve Demokratik Cumhuriyet talebine yöneliktir. Çünkü AKP tekliğin ve otoriterliğin esas alındığı, halkın siyasal nesne olarak görüldüğü, ekonomik sömürünün rant dağıtımı merkezli işlediği anti-demokratik ve özgürlük karşıtı bir yönetim rejimine sahip olmak istemektedir." değerlendirmesiyle sona erdi.

(CİHAN)


02 Aralık 2015 Haberleri 1 2 3 4 5