Gündel: Savcılık, şayet suç unsuru teşkil eden bir şey varsa seçimleri beklemez

ANKARA - Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun balkon konuşmasında verdiği mesajların olumlu olduğunu söyledi. Başbakan bu mesajları verirken; İzmir'de yine çok sayıda insanın gözaltına alındığını dile getiren Gündel, "Bugün kötü bir başlangıç oldu maalesef. Yargı, hükümetin güdümü altında hareket ediyor. Bir savcılık şayet suç unsuru teşkil eden bir şey varsa seçimleri beklemez. Yargının seçimlerle, hükümetle hiçbir alakası yoktur, olmaması gerekir. Şayet bir unsuru varsa bu operasyonu daha önce de yapabilirlerdi. Seçimleri bekledikten sonra bütün sonuçları görüp savcılığın düğmeye basmasını ben doğru bulmam. Bu, hükümetle savcılığın, yargı mekanizmasının eşgüdüm içerisinde hareket ettiğinin bir göstergesi olarak algılarım." dedi.

AK Parti'nin 1 Kasım seçimleriyle birlikte yeniden tek başına iktidarı kazanmasının ardından kutuplaşmanın sona ermesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi talepleri de yükseldi. Cihan Haber Ajansı (Cihan) muhabirinin sorularını cevaplayan Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun balkon konuşmasından verdiği mesajların tüm Türkiye'ye yönelik mesajlar olduğuna dikkat çekti.

"BU SÖYLEMLERİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ; UYGULAMADA GÖRMEK İSTİYORUZ"

Birlik beraberlik söylemlerinin çok güzel olduğunu dile getiren Gündel, bu söylemleri geçmişte de çok duyduklarını hatırlattı. Kamuoyunun bu söylemlerin elbette takipçisi olacağını belirten Gündel, demokrasi, hukuk devletinin herkese eşit muamelesinin, sözden ziyade uygulamayı gerektiren olaylar olduğunu ifade etti. Söylemleri uygulamada görmek istediklerini vurgulayan Gündel, 2011 yılından bu yana demokrasi dengeleri ile hukuk devleti dengesinin bozulduğunu kaydetti.

'HAKSIZ SORUŞTURMA VE TUTUKLAMALAR YAPILDI, HAKSIZ DAVALAR AÇILDI'

Her kesimden muhalif olanların kişisel, kurumsal, medya organları bazında, hatta mülkiyet hakkı özel sektör bazında bozulduğunu anlatan Gündel, basın mensuplarının baskı altına alındığını vurguladı. Sıradan insanların kendi düşüncelerini ifade ettiği zaman bunun hükümete veya cumhurbaşkanına hakaret olarak algılanmak suretiyle operasyonlar başlatıldığını dile getiren Gündel, sözde paralel yapılanma adı altında bir takım insanlar ve kurumlar hakkında haksız soruşturma ve tutuklamalar yapıldığını, haksız davalar açıldığını ifade etti. Bu uygulamaların bugün halen devam ettiğini gördüklerini belirten Gündel, özel sektörün mülkiyetine ve medya organlarına el konulduğuna dikkat çekti.

Bu tepkilerin sadece içeride değil Amerika'sından Avrupa'nın tüm ülkelerine kadar uluslararası örgütlere kadar herkesin bu tepkiyi hem kişisel hem örgütsel bazda Türkiye ve hükümet üzerine koymaya başladığını anlatan Gündel, bu durumdan herkesin zarar gördüğünü vurguladı. Hükümetin geçmiş dönemde bir süredir yanlışlıklar ve haksızlıklar yaptığı, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini çiğnediği noktasında da kendi içlerinde bir takım öz eleştiriler olduğunu hatırlatan Gündel, bütün bunların gerçek olduğunu kaydetti.

"HUKUK ALANINDA TOPLUMUN RAHATLATILMASI LAZIM"

Bu dönemin AK Parti için de yeni bir sayfa açılmasını sağlayacak, yeni bir başlangıç yapılmasını getirecek iyi bir dönem olabileceğinin altını çizen Gündel, AK Partinin toplum kesimlerini rahatlatacak bir takım ekonomik vaatleri olduğunu ve bunların hayata geçirilmesinin tüm Türkiye'yi rahatlatacağını ifade etti. Ekonomik rahatlamanın ötesinde çok daha önemli demokrasi ve hukuk devleti alanında rahatlamaların yapılması gerektiğini vurgulayan Gündel, Türkiye'nin problemlerinin yasal düzenlemelerden kaynaklanmadığına dikkat çekerek "Son birkaç yıldan beri yapılan yasal düzenlemelerde de bir takım sıkıntılar yaratıldı. Oralarda da Türkiye'deki vicdan sahibi insanların eleştirdiği, bir demokratik düzende olmaması gereken kolluk güçlerine verilen aşırı yetkiler var. Bir takım özel mahkemelere verilen yetkiler var; Sulh Ceza Hakimliklerin kurulmasıyla ilgili yetkiler var. Bütün bunların tekrar gözden geçirilmesini sağlayacak yasal düzenlemelere acilen gidilmesi lazım. Hukuk alanında toplumun rahatılması lazım. Diğer bir problem, daha fazla önem taşıyan bir problem; yasalardan ziyade uygulamalardan kaynaklanan, özellikle yargı uygulamalarından kaynaklanan muhalif kesimleri sindirmek amacıyla yürütülen özel operasyonların, özel soruşturmaların tekrar gözden geçirilmesi lazım. Bütün bunlar son derece önem taşıyor. Özellikle biz haksız yere çok sayıda insanın son birkaç yıllık dönemde tutuklandıklarını biliyoruz. Çok sayıda insan hakkında soruşturma var, tutuklandı, aylardan beri cezaevinde. Delilsiz bir şekilde yada yasaya aykırı delillerle, yasa dışı delillerle, hukukun tanımadığı delillerle bugün cezaevinde tutuklu olduklarını biliyoruz. Bunlar bizim samimi gerçeklik düşüncelerimiz, herhangi bir taraftan yana koyduğumuz bir tavır değil. Yıllardır ceza hukukuna ve hukuka hizmet vermiş bir insanın, objektif bir gözle yaptığı tespitler." diye konuştu.

"HÜKÜMET VE CUMHURBAŞKANI BU YANLIŞLARDAN VAZGEÇMESİ GEREKİR"

Hükümetin ve Cumhurbaşkanının bu yanlışlardan vazgeçmesi gerektiğini vurgulayan Gündel, Cumhurbaşkanının Anayasanın gösterdiği sınırlara çekilmesi gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanının seçimle işbaşına gelmesinin ona ilave yetkiler tanımadığını dile getiren Gündel, görev ve yetkilerinde herhangi bir değişiklik olmadığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanının da Başbakan gibi toplumun tüm kesimlerine karşı aynı mesafede, objektif ve tarafsız olacağını net bir şekilde kamuoyuna en kısa sürede deklare etmesi ve bunu uygulamaya koyması gerektiğini belirten Gündel, toplumun da bütün bunların takipçisi olması gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin ancak bu koşullarda kendisine yeni bir sayfa açabileceğinin altını çizen Gündel, söylemle değil en kısa zamanda bunların uygulamaya geçmesi gerektiğini vurguladı.

Kuşkusuz bir takım endişeleri olduğunu dile getiren Gündel, 2011 yılında da benzer mesajların verildiğini hatırlattı. Ancak gelişmelerin verilen mesajların yerine getirilmediğini gösterdiğini anlatan Gündel, bu sebeple geçmişten olumsuz deneyimler olduğuna dikkat çekti. "Bunlar söylemde kalmasın, uygulamaya geçsin. Türkiye olarak da hep beraber bu uygulamaları görelim ve takdirle karşılayalım. Doğru yapılan uygulamaları, geçmişte olduğu gibi doğru yapıldığını ifade edelim." diyen Gündel, 2011 öncesi ekonomik, siyasal demokrasi ve hukuk devleti alanlarında yapılan çok önemli atılımlar olduğunu ve kendilerinin de bunları canı gönülden desteklediklerini anlattı.

"YARGI HÜKÜMETİN GÜDÜMÜ ALTINDA HAREKET EDİYOR"

2011 yılından sonra hükümetin farklı bir yörüngeye girdiğini ve çok yanlışlar yaptığını belirten Gündel, kendilerinin de bu yanlışları dile getirdiğini ifade etti. Bugün de hükümet doğruları yaparsa yine destekleyeceklerini vurgulayan Gündel, yapılan yanlışların da ortaya konacağını kaydetti. Artık söylemlere değil uygulamaya bakacaklarını belirten Gündel, İzmir merkezli 18 ilde emniyet mensupları ve bürokratlara yönelik düzenlenen operasyonu da hatırlatarak "Bugün kötü bir başlangıç oldu maalesef. Sayın Başbakan bu mesajları verirken; İzmir'de yine çok sayıda insan gözaltına alındı. Yargı, hükümetin güdümü altında hareket ediyor. Bir savcılık şayet suç unsuru teşkil eden birşey varsa seçimleri beklemez. Yargının seçimlerle, hükümetle hiçbir alakası yoktur, olmaması gerekir. Şayet bir unsuru varsa bu operasyonu daha önce de yapabilirlerdi. Seçimleri bekledikten sonra bütün sonuçları görüp savcılığın düğmeye basmasını ben doğru bulmam. Bu, hükümetle savcılığın, yargı mekanizmasının eşgüdüm içerisinde hareket ettiğinin bir göstergesi olarak algılarım. Bu nedenle sayın Başbakan bir taraftan olumlu, objektif mesajlar verirken bir yandan seçim sonrası bu tür uygulamalara girilmesi elbette, kamuoyu önünde, hepimiz üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Bu nedenle biz sayın Başbakanın bu verdiği mesajların takipçisi olacağız, toplu takipçisi olacağız. Toplumun huzura kavuşturulması lazım. Toplum bugün AK Parti yüzde 49'larla iktidar dahi olsa onun karşısında yüzde 50'nin üzerinde bir çoğunluk var. Bu çok önemli bir çoğunluk, bu çoğunluğun da ülkede huzur içinde yaşaması lazım. Yarınından, geleceğinden emin olması lazım; hem ekonomik hem özgürlüğü yönünden. Tüm toplum kesimlerinin bir huzura ihtiyacı var." şeklinde konuştu.

(CİHAN)


03 Kasım 2015 Haberleri 1 2 3 4 5