'AYM’yi mahkeme gibi değerlendirip, talebimizi kurula götürün diye başvurduk'

ANKARA - Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Masum Türker, “Biz bireysel başvuru hakkını yaparken de herkesin atladığı bir durumu yaptık. Biz Anayasa Mahkemesi'ni de mahkeme gibi değerlendirip, eğer bireysel hakkımızın ihlali konusunda mevcut duruma göre karar verilemiyorsa, siz de bir mahkeme sıfatıyla Anayasa Genel Kurulu'na, bu talebimizi ilgili maddenin iptali için götürün diye başvurduk. Bu konuda AYM, talebimizi uygun gördü ki işi genel kurula götürdüğünü düşünüyoruz.” dedi.

DSP Genel Başkanı Masum Türker, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici’yi ‘Seçim barajı, Hazine yardımı' konuları hakkında görüş alışverişinde bulunmak amacıyla ziyaret etti. İki lider, yaklaşık 30 dakikalık görüşmenin ardından basın mensuplarına görüşme hakkında açıklamalarda bulundu. 3 siyasi partinin seçim barajı ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ayrı ayrı başvuru yaptığını hatırlatan Türker, “Her birimiz birbirimizden habersiz ayrı ayrı açtığımız davalardır. Bu davaları hazırlarken, kuşkusuz okunduğu zaman dilekçeler hiçbir partinin genel başkanı, yalnız partinin yönetim kademeleri değil, bu partilere destek veren ve bu konuda hakikaten hak ihlali olduğuna inanan, Türkiye’nin geleceğini düşünen bir entelektüel bir birikimin de yer aldığı görülmektedir. Buna rağmen bu konu AYM’nin genel kurulunda gündeme gelir gelmez belirli çevreler, bazı çevreler, bazı yazarlar, bazı televizyon yorumcuları Türkiye’de alışılmış darbe olgusuna getirip hukuk darbesi diyerek, AYM’yi başkanı şahsında baskı altında almaya çalıştılar. Bu konuda çeşitli televizyonlarda ve özellikle hükümetin taraftarı olan kesimden dile getirilirken, tarafsız olması gereken cumhurbaşkanından başlayarak Başbakan ve bütün iktidar partisi ve yetkilileri bu konuyu farklı boyutlara getirdiler. Kendilerine verdikleri taahhütlerin gerekçesi olarak da gösterebilmek için sanki bu başvuruyu HDP yapmış imajı yarattılar, çözümle ilgilendirmeye çalıştılar. Bu konuda birkaç televizyon dışında ve bazı yazılı basın mensupları dışında bizim görüşümüz, bizim tezimiz dikkate alınmadı. Oysa biz Türkiye’de önemli bir sürecin bu önümüzdeki 7-8 ay içerisinde yaşanacağına inanıyoruz. Bu konudaki endişelerimizi sayın Mustafa Destici ve BBP partisinin diğer üst yöneticileri ile paylaşma ihtiyacı hissettik.” şeklinde konuştu.

“AYM ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURMAYA ÇALIŞMIŞTIR”

2015 seçiminde sonra 2019 yılına kadar seçim olmadığını hatırlatan Türker, “Özellikle son günlerde gazetecilere, siyasetçilere, iş adamalarına yönelik baskıların, son geçen güvenlik yasası ile ilgili olarak parlamentodan geçen güvenlik yasasından sonra artık güven içinde olmadığı bir yapıda, 2015 seçiminin çok demokratik ve parlamentoda bütün görüşlerin, bütün renklerin, bütün kültürlerin, bütün ideolojilerin temsil edilmesi gereği nedeniyle bu başvurumuzun dikkatle izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda Cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirerek, AYM üzerinde baskı oluşturmaya çalışmıştır. Bu konuda Başbakan ve AKP iktidarı, bir daha iktidara gelmem endişesi ile panik içinde onlara yandaş olan bazı yazar ve çizerler, bir partiliden daha keskin bir şekilde saldırıya geçerek, önce AYM Başkanını, daha sonra da AYM'nin diğer üyelerini baskı altına alabilecek, onları suçlayacak bir zemin yaratmaya çalışmışlardır. Biz bütün bu baskılara ve yaratılmak istenen zemine rağmen AYM’nin özellikle bu konuda hedef tahtası konumuna getiren AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın bu oyunu fark edip, esas hak sahiplerinin de kim olduğu ile ilgili dokümanlar ellerinde olduğu için bu konuda en adil kararı vereceklerini düşünüyorum. Şu anda herkesin şu sözü yüksek sesle söylemeye ihtiyaç duyduğu, can attığı bir tarihteyiz; ‘Ankara’da adalet var’ sözünün söylenmesinin bütün toplumu rahatlayacak bir gelişmeye örnek olacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“GENEL KURULA GÖTÜRDÜĞÜNÜ DÜŞÜNÜYORUZ”

AYM’ye yapılan başvurular ile ilgili olarak iç hukuku tükettiklerinin altını çizen Türker, açıklamasını şöyle tamamladı: “YSK’ya başvuruda bulunduk ve mevcut genelgelerinin iptalini istedik. Başvuru tarihimiz 7 Haziran, önümüzdeki seçimlerden, önümüzdeki dönem yapılacak olan seçimlerden erken bir tarihe denk gelmiştir. Bunu bilinçli yaptık. 7 Haziran’a kadar Meclis bir değişiklik yapsaydı, o zaman o değişiklik uygulanacağı için bu konu gündeme farklı gelecekti. Yapılmadığını görünce, bu sefer biz hukuka sığınarak bireysel başvuru hakkımızı yaptık. Biz bireysel başvuru hakkını yaparken de herkesin atladığı bir durumu yaptık. Biz AYM'de mahkeme gibi değerlendirip, eğer bireysel hakkımızın ihlali konusunda mevcut duruma göre karar verilemiyorsa siz de bir mahkeme sıfatıyla Anayasa Genel Kurulu'na bu talebimizi ilgili maddenin iptali için götürün diye başvurduk. Bu konuda AYM, talebimizi uygun gördü ki işi genel kurula götürdüğünü düşünüyoruz. Bu hukuki gerçekleri göz ardı edenler bu işi başka yapılara yansıtmak ve yapıştırmak istiyorlar. Biz bunu reddediyoruz. Bu hak ihlali yalnız DSP’nin ya da başvuran BBP ile Saadet Partisi’nin değil oy veren seçmenin de hak ihlalidir. Seçmen, başka partiye oy vermek mecburiyetinde bırakılıyor. Ya da bizim partiye verilen oylar da parlamentoda temsil edilmemiş oluyor.”

“HÜKÜMETE DÜŞEN GÖREV DE SAĞI SOLU SUÇLAMAYI BIRAKIP BİR AN ÖNCE KENDİ ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMASI”

Görüşmede iki konuyu konuştukları bilgisini veren Destici ise şunları kaydetti: “Birinci gündem maddesi olarak, AYM’ye yapmış olduğumuz iki bireysel başvuruyu konuştuk. Bunlardan birincisi yüksek yüzde onluk seçim barajının kalkması, ikincisi de hazine yardımının, adil bir şekilde bütün siyasi partilere adil bir şekilde dağıtılması. Biz 12 Haziran’da her iki başvurumuzu da gerçekleştirdik. Aynı tarihlerde hem DSP hem de Saadet Partisi de bu başvuruyu gerçekleştirdi. Biz tahmin ediyoruz ki bu başvurular AYM’de birleştirildi. Yine ümit ediyoruz ki AYM Genel Kurulu'na inecek ve her iki konudaki hak ihlalleri de ortadan kaldırılacak. Bir kere barajın bir darbe anayasası ürünü olduğunu hepimiz biliyoruz. Kaldırılması lazım. Bu yetmez, bununla birlikte seçim kanununda bir değişiklik yapılarak mutlaka tercihli sisteme geçilmesi gerekir. Yasamanın mutlaka bağımsızlığa kavuşturulması gerekir. İkincisi, Anayasa'nın 68. maddesi çok açık. Siyasi partilere hakça ve yeteri miktarda yardım yapılması gerekir. Maalesef üç partiye yardım veriliyor. Buradaki adaletsizliğin de hak ihlalinin de ortadan kaldırılması gerekiyor. Eğer baraj kaldırılmazsa, barajdaki hak ihlalleri ortadan kaldırılmazsa, hazine yardımındaki hak ihlalleri ortadan kaldırılmazsa biz önümüzdeki seçimlerde açık bir şekilde Türk demokrasisinin tam olarak işlemediğini, temsilde adaletin sağlanmadığını göreceğiz. 2002 seçimi buna çok net ve barız bir örnek. 2015’te şöyle bir sonuç çıkabilir. Sadece bir parti barajı aşar, diğer partiler barajı aşamaz, yüzde 15-20 ile bütün Meclis çoğunluğunu elde edebilir. Bunun kalkması lazım. Biz AYM şahsında, başkanına bu anlamdaki yapılan saldırıları haksız görüyoruz. Başvuruyu yapan 3 parti ortadadır. Hem şu anda mağdurdur hem de potansiyel mağdurdur. Bunu başka yerlere çekmenin, özellikle PKK’nın siyasi unsurları ile özleştirmenin ya da darbe hatırlatmaları yapmanın bence doğru olmadığını, çok yanlış olduğunu hatta ayıp olduğunu söylemek istiyorum. Onun için herkes bu başvurunun yanında olmalıdır. Hükümete düşen görev de sağı solu suçlamayı bırakıp bir an önce kendi üzerine düşeni yapması, AYM’nın sonucunu beklemesi, burada bir hak ihlali varsa ortadan kaldıracak. Oda gerekli düzenlemeyi yapar. Maden AYM’nın görevi değil diyorlar o zaman kendileri toplansınlar, CHP’de teklifi var. Dolayısıyla oraya da hiç gerek kalmaz. Yapmıyorlar neden çünkü milletin iradesinin sandığa yansımasını istemiyorlar.”


(CİHAN)

'AYM’yi mahkeme gibi değerlendirip, talebimizi kurula götürün diye başvurduk'

12 Aralık 2014 Haberleri 1 2 3 4 5