'Hacamat yasalaşırsa, astım ve tütün hastalıklarında tedavi gecikir'

ANKARA - Türk Toraks Derneği (TTD), Sağlık Bakanlığı’nın hacamat, akupunktur, hipnoz ve mezoterapi gibi geleneksel tıp uygulamalarını için hazırladığı ‘Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Kanun Taslağı’ ile ilgili görüşlerini açıkladı.

Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Kanun Taslağı’nın kabul edilip yürürlüğe girmesi durumunda astım, tütün bağımlılığı, üst ve alt solunum yolları infeksiyonları gibi hastalıkların tanı ve tedavisinde gecikmelere, yaşamı tehdit edebilecek olumsuz sonuçlara yol açabileceği kaygılarına dile getiren dernek, "TTD olarak kendi uzmanlık alanımızı ilgilendiren hastalıklara ilişkin taslak GTATU yasasında geçen, bilimselliği tartışmalı tedavi yöntemleriyle ilgili görüşlerimiz bilimsel veriler ışığında aşağıda altı madde ile özetledik. Bilimselliği kabul edilmeyen, kanıta dayanmayan yöntemler alternatif tıp uygulamaları olarak kabul edilemezler." açıklamasında bulundu.

Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu, ‘Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Kanun Taslağı’na yönelik görüşlerinin yer aldığı yazılı bir açıklama yaptı. Sağlık Bakanlığı’nın Ocak 2014’de Geleneksel Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamalarının (GTATU) kanun taslağını yayınladığı belirtilen açıklama da, “Şubat 2014’de Türk Tabipler Birliği (TTB), bu taslak yasaya ilişkin metin hazırlayarak derneklerden konu ile ilgili genel görüş elde edilmesi için 10 Mayıs 2014’de tam gün toplantı yaptı. Türk Toraks Derneği’ni temsilen bu toplantıya Dr. Şule Akçay katıldı. Toplantı sonunda derneklerden, Eylül ayına kadar kendilerini ilgilendiren uygulamalara yönelik ayrıntılı resmi görüş oluşturmaları kararlaştırıldı. Bu amaçla TTD Genel Merkezi’nde 12 Eylül 2014 tarihinde Sağlık Politikaları, Astım-Allerji, Tütün Kontrol, Solunumu Sistemi İnfeksiyonları Çalışma Gruplarını temsilen sırasıyla Dr. Şule Akçay, Dr. Gül Karakaya, Dr. Gülin Erkmen Yıldırım, Dr. Füsun Eyüboğlu ve TTD Genel Sekreteri, Dr. Zühal Karakurt’un katılımı ile toplantı gerçekleştirildi." denildi.

Türk Toraks Derneği olarak hastaların sağlığını tehdit edebilecek önemli ve suiistimale açık GTATU yasal düzenleme ile var olan kötüye kullanımı daha da yaygınlaştıracağı endişesini taşıdıkları kaydedilen açıklama da, "Göğüs hastalıkları uzmanlık alanımızda bu yasa taslağının kabul edilip yürürlüğe girmesi durumunda astım, tütün bağımlılığı, üst ve alt solunum yolları infeksiyonları gibi hastalıkların tanı ve tedavisinde gecikmelere, yaşamı tehdit edebilecek olumsuz sonuçlara yol açabileceği tartışılmazdır. TTD olarak kendi uzmanlık alanımızı ilgilendiren hastalıklara ilişkin taslak GTATU yasasında geçen, bilimselliği tartışmalı tedavi yöntemleriyle ilgili görüşlerimiz bilimsel veriler ışığında altı madde ile özetlenmektedir.” ifadeleri yer aldı.

Geleneksel Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Taslak Yasası’nın gerekçesinin belli olmadığından düzenlemenin gerçek amacının anlaşılamadığı vurgulanan açıklama da şu ifadeler yer aldı: "Taslakta ‘Geleneksel Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp’ tanımının sınırları ve içeriği belirtilmemiştir. Tasarıda adı geçen 14 yöntem, kanıta dayalı tedavinin eşdeğeri ya da tamamlayıcı nitelikte tedavi biçimi olduğu vurgularına sahiptir. Deneysel tıbbın süzgecinden geçmemiş ve bilimsel süreçlerle kanıtlanmamış yöntemler, ilgili kanun tasarısı ile uygulanabilir hale getirilmeye çalışılmaktadır. Tıpta tedavi niteliği kazanan her uygulama (ilaç, rehabilitasyon, girişimsel yöntemler ve diğerleri) çok merkezli geniş hasta sayısını içeren çalışma sonuçlarıyla elde edilen kanıt düzeylerine göre önerilmektedir. Bu kapsamda, adı geçen yöntemlerin de benzer bilimsel araştırma süreçlerinden geçtikten sonra kabul edilebilir ve önerilebilir hale gelmesi mümkündür. Hekimliğin temel felsefesi olan ‘önce zarar vermeme ve yararlı olma’ ilkesine dayanarak bu yöntemlerin tümünün kullanılmasının ilk koşulu ‘yarar verdiğinin’ kanıtlanmış olmasıdır.”

KANITA DAYANMAYAN YÖNTEMLER ALTERNATİF TIP UYGULAMALARI OLARAK KABUL EDİLEMEZLER

Tütün bağımlılığı tedavisinde Dünya Sağlık Örgütü’nce önerilen bilimselliği kanıtlanmış bilişsel ve davranışsal tedaviler ile birlikte farmakoterapiler başarı ile uygulandığı kaydedilen açıklama da, kanun tasarısında önerilen akupunktur ve hipnozun ise plasebodan farklı etkisi olmadığının bilimsel veriler ile kanıtlandığı dile getirildi. Tütün bağımlılığı tedavisinde yönetmeliğe göre sigara bırakma polikliniklerinde sadece tütün kontrolü konusunda uzmanlaşmış ve sertifika almış hekimlerin çalışabileceğine hükmedildiği anlatılan açıklama da, iyi tanımlanmış ve başarı ile uygulanmakta olan tütün bağımlılığı tedavisine ilave olarak tasarının hayata geçtiği takdirde tütün bağımlısı hastaların zamanında doğru tedavi seçeneklerinden faydalanmalarına engel olabileceği görüşü vurgulandı.

Taslakta ‘Solunum yolu infeksiyonlarında homeopatinin, kupa tedavisinin, mezoterapinin uygulanabileceği’nin yer aldığı belirtilen açıklamada, “Solunum yolu infeksiyonlarının önlenmesi, tedavisi ve korunmasında, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış veriler doğrultusunda hazırlanmış ulusal ve uluslararası rehberlere dayalı yaklaşımlar uygulanmaktadır. Akılcı antibiyotik kullanımı göz önünde bulundurularak infeksiyon tedavileri planlanmaktadır. Tasarıda önerilen GTATU yöntemlerinin komplike hastalarda organ yetmezliğine kadar ilerleyebilecek ölümcül sonuçları olabileceği unutulmamalıdır. Astımda uluslararası ve ulusal rehberler ışığında etkin tedavi tanımlanmış ve başarı ile uygulanmaktadır. Tek ulusal Astım Tanı ve Tedavi Rehberi de TTD Astım Alerji Çalışma Grubu tarafından yayınlanmış ve belli aralıklarla güncellenmektedir. Ülkemizde astım tedavisi başarılı bir şekilde dünya standartlarında uygulanabildiği ve tedavi yönetimini üstlenecek yeterli sayıda hekim bulunduğu için GTATU yöntemlerine ihtiyaç olmadığını düşünmekteyiz. Hekimlerin eğitimlerinde yer almayan ve kanun tasarısına göre tıp uygulaması olarak değerlendirilen, geniş bir endikasyon listesi verilen bu uygulamaların sertifikasyon programıyla öğretilmesinin bilimsel ve etik dayanaklardan yoksun olduğunu düşünmekteyiz. Bilimselliği kabul edilmeyen, kanıta dayanmayan yöntemler alternatif tıp uygulamaları olarak kabul edilemezler. Ayrıca mevcut taslak uygulamaların doğuracağı olumsuz sonuçların sorumluluğunu hangi kurum/kişinin üstleneceği taslakta tanımlanmalıdır." ifadeleri yer aldı.

(CİHAN)


16 Eylül 2014 Haberleri 1 2 3 4 5