'Parkinson yavaş ve yıkıcı ilerleyen bir hastalık'

İSTANBUL - Doç. Dr. Göksel Somay, parkinson hastalığının yavaş ilerleme özelliğine sahip, beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden yıkıcı bir beyin hastalığı olduğunu söyledi. Parkinson belirtileri ile ilgili Doç. Dr. Göksel Somay, "Normalde insan beyninde belli bölgelerde kişinin akıcı ve koordine hareket etmesini sağlayan dopamini üreten beyin hücreleri vardır. Dopamin üreten hücrelerin %60 ila %80’i kayba uğradığında yeterli miktarda dopamin üretilemez ve parkinson hastalığının motor belirtileri ortaya çıkar." dedi.

Hospital Nöroloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Göksel Somay parkinson hastalığı ile ilgili bilgiler verdi.
Parkinsonun ortaya çıkması ile ilgili Dr. Somay, "Normalde insan beyninde belli bölgelerde kişinin akıcı ve koordine hareket etmesini sağlayan dopamini üreten beyin hücreleri vardır. Bu hücreler beynin substansiya nigra adı verilen belli bir alanında yoğunlaşmış halde bulunurlar. Dopamin substansiya nigra ile vücut hareketlerini kontrol eden diğer beyin bölgeleri arasında mesajlar ileten bir kimyasaldır. Dopamin üreten hücrelerin %60 ila %80’i kayba uğradığında yeterli miktarda dopamin üretilemez ve parkinson hastalığının motor belirtileri ortaya çıkar. Parkinson hastalığı tanısını koyarken hatırlanması gereken en önemli şey, hastalığın dört ana belirtisinden ikisinin, nöroloji uzmanının tanıyı düşünmesini sağlamak için bir süredir bulunması gerekliliğidir." dedi.

Parkinson hastalığının dört ana motor belirtisini Somay şöyle sıraladı: "Titreme veya tremor; el, kol ve bacaklarda ortaya çıkar. Bradikinezi; hareketlerde yavaşlamadır. Yürürken kolları sallamama, ayakları yere yapışıkmış gibi yürüme görülür. Ayrıca yüz kaslarındaki mimiklerde azalma ve maskeli yüz görünümü oluşabilir. Rijidite; kollar, bacaklar veya gövdede katılık görülür. Postural instabilite; denge sorunları ve muhtemel düşmelerdir. Kişi eskisi gibi dik duramaz, öne ya da yana eğilerek hareket eder."

Korku, kabızlık gibi durumlarında parkinson belirtisi olabileceğini söyleyen Dr. Somay, "Korku duyusunda kayıp. Kabızlık. Düşük tonlu konuşma. Uykuda ani hareketler. El yazısında geçmiş yıllara göre aniden küçülme, yazılan harflerde küçülme, kelimeleri adeta sıkışmış şekilde yazma. Düşük kan basıncına bağlı olarak baş dönmesi ve bayılma gibi durumlar parkinson hastalığına bağlı olabilir." ifadelerini kullandı.

Parkinson sadece yaşlılarda görülmez diyen Doç. Dr. Göksel Somay, "Görülme sıklığı her yıl 100 binde 11-14 kişi olan parkinson hastalığı tüm dünyada 10 milyon kişide, Türkiye’de ise yaklaşık 100 bin kişide görülüyor. Her yıl yaklaşık 10 bin civarında hastaya yeni teşhis konuluyor. Kişiye özel bir hastalık olan parkinsonda ailede herhangi bir hikaye olmayabilir. Yaş ile ortaya çıkan beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden bu hastalık; 50-75 yaş arasında daha fazla görülse de daha genç hastalarda da ortaya çıkabilir. Tüm hastaların %10’unda 40 yaş altında ve bunların da daha azı 20 yaş altında ortaya çıkar ki bunlar daha özel tip (ailesel gibi) parkinson hastalarıdır. Yaklaşık %10 oranında hasta doğrudan doğruya anne ve/veya babasından hastalıklı bir geni alır ki bu hastalar genç hastalardır. Parkinson hastalığı aslında genetik bir yatkınlık zemininde ortaya çıkar. Anne, babası veya ailesinde herhangi bir insan parkinson hastası olmasa dahi genetik örgüsünden kaynaklı bazı yatkınlıkları olabilir. Büyük genetik çalışmalar gösteriyor ki bazı genlerdeki değişkenlikler bizi parkinson hastalığına yatkın kılar. Ne oranda katkıda bulunduğu net olarak bilinemese de tarım ilaçları, özellikle kuyu suyu gibi suya karışanlar ve bazı toksinler gibi çevresel faktörlerin de de hastalığın ortaya çıkmasına katkıda bulunan ek faktörler olduğunun üzerinde durulur." dedi.

Parkinsonun yavaş ama yıkıcı ilerlediğini belirten Dr. Somay, "Parkinson ilerleyici bir hastalıktır ve dolayısıyla zaman ilerledikçe belirtiler kötüleşir ve hastanın yaşam kalitesi olumsuz yönde etkilenir. Ancak doğru tedavi sayesinde, çoğu hasta normal hayatını uzun yıllar boyunca sürdürebilir. Parkinson'un belirti ve bulguları saptanır saptanmaz tıbbi görüş almak önemlidir. Böylece tedavi seçeneklerini en iyi şekilde değerlendirmek mümkün olur." diye konuştu.

Parkinson hastalığının tedavisinde ana hedefin hastanın yaşam kalitesini artırmak olduğunu söyleyen Doç. Dr. Göksel Somay şunları ifade etti: "Parkinson hastalığında tanı klinik değerlendirme ile konulur. Bu tanı için, hastanın hikayesinin dinlenmesi, nörolojik muayene ve levodopa tedavisine alınan yanıt, kriterleri oluşturur. Tanı koyduracak bir kan testi yoktur. Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Magnetik Rezonans (MR), tipik parkinson hastalığına ilişkin bulgu vermez. Bu incelemeler daha çok beyin tümörü, damar tıkanıklıkları gibi diğer hastalıklardan ayırt edilmesinde kullanılır. Halihazırda parkinsonu iyileştirmek mümkün değildir, ancak parkinson semptomlarını hafifletme konusunda etkili olan çeşitli tedaviler mevcuttur. Bunlar: Tanıyı erken koyup tedaviye erken başlamak. Ana hedefi hastanın yaşam kalitesini artırmak olarak belirlemek. Hasta ve yakınlarının tedaviye uyumunu sağlamak. İlaçların alınacağı zamanı ve gıdalarla ilişkisini öğretmek. Düzenlenen tedavi şemasını dikkatle uygulamaktır."

Kullanılan ilaçlarla ilgili Doç. Dr. Göksel Somay, "Günümüzde kullanılan ilaçlarla parkinson hastalığının belirtilerini hafifleterek hastanın günlük yaşam kalitesini artırmak hedeflenir. Hastanın yaşı, hastalığın dönemi ve kullanılan ilaçların yan etkilerine göre tedavi planı hazırlanır. Amaç beyinde seviyesi azalan dopamin seviyesini artırmaktır. Hastalığın erken döneminde dopamin tükenmeden verilen, dopamini daha uzun süre kullanmasını sağlayan, dopamin içeren veya dopamin alıcı bölgeleri tutacak ilaçlar kullanılır. Ayrıca hareket dışında depresyon veya demans ortaya çıktığında da ek ilaçlar kullanılması gerekebilir. Parkinson hastalığının cerrahi tedavisinde ablatif tedavi denilen hastalıktan sorumlu alanların yakılması (talamotomi) ve Derin Beyin Stimulasyonu (DBS) olarak adlandırılan beyin pili uygulaması yapılır." ifadelerini kullandı.

(CİHAN)


15 Eylül 2014 Haberleri 1 2 3 4 5