Doka: Süper Lig dünyanın dördüncü büyüğü

İSTANBUL - İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü'nün başarılı sol kanat oyuncusu Doka, Spor Toto Süper Lig'in dünyanın dördüncü büyük ligi olduğunu söyledi.

İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü'nün futbolcusu Doka, TamSaha Dergisi'ne açıklamalarda bulundu. Soru-cevap şeklinde geçen röportajın tamamı şöyle:

Brezilyalı olmak, bir anlamda futbolcu doğmak demek. Brezilya'da futbol pek çok çocuk için geleceğini kurtarmak anlamına geliyor. Senin için de futbol bu anlamı mı taşıyordu?

"Söylediğiniz gibi Brezilya'da futbol hayata tutunmak için bir çıkış yolu olarak görülür. Ben de futbola 8 yaşında başladım ve ülkemde büyük bir takımda oynayıp aileme yardımcı oldum. Çünkü ailemin buna ihtiyacı vardı. Çok şükür ki, hayallerini gerçekleştiren insanlardan birisi olmayı başardım."

Futbola Rio Branco'da başladığını biliyoruz. Sonrasında ise Bahia ve Goias'ta kiralık olarak oynuyorsun. Bize Brezilya'daki kariyerinin gelişimi hakkında bilgi verir misin?

"Brezilya'da oynadığım dönemin futboldaki altyapımı hazırlamam açısından iyi bir dönem olduğunu söyleyebilirim. Goias'ta çok güzel günler geçirdim, Vitoria Bahia'ya gittiğimde de bölgesel şampiyonluk yaşadım. Ondan dolayı Brezilya günlerim futbol kariyerimin güzel anıları olarak hatıramda yer aldı."

24 yaşına geldiğinde pek çok Brezilyalı oyuncu gibi ülkenden ayrılıp Avrupa'ya transfer oldun. Ancak çok da popüler olmayan bir lige, Bulgaristan'a gittin. Bu tercihin sebebi neydi? Litex Lovech'e transfer olurken neler düşünmüştün?

"Brezilya'da bonservisim Rio Branco kulübündeydi. Menajerimle Rio Branco Başkanı arasında bir kavga, sürtüşme yaşandı. Bu sürtüşmelerin neticesinde benim de artık kulüpten ayrılmam gerekiyordu. O dönemdeki hayalim aslında Brezilya'da kalmaktı ama menajerimle kulüp başkanı arasında yaşanan bu olayların ardından kendimi birdenbire Bulgaristan'da buldum. Brezilya'dan Bulgaristan'a gidişim tamamen spontane gelişen bir olaydı."

Brezilya ve Bulgaristan her anlamda çok farklı iki ülke. Alışma sürecinde neler yaşadın?

"Açıkçası benim açımdan ilk başlarda çok zor oldu. Hatta ilk çıktığım antrenmanda ancak 20 dakika dayanabildim. Çünkü ısı -15 dereceydi ve ben hayatımda ilk kez böyle bir durumla karşılaşıyordum. Bu atmosfere alışmam yaklaşık 1 ay sürdü ve doğrusunu söylemek gerekirse oldukça zor bir dönemdi."

Bulgaristan'da geçirdiğin iki sezonun sana neler kazandırdığını düşünüyorsun?

"Futbol kariyerimin en parlak günlerini Bulgaristan'da yaşadım. Litex Lovech 15 yıldır Bulgaristan'da lig şampiyonluğu kazanamamıştı. Orada oynadığım iki sezonda üst üste iki şampiyonluk kazandık. İki sezon boyunca da takıma büyük katkı sağladım ve zaten iki kez de en iyi oyuncu seçildim."

İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a transferin nasıl gerçekleşti?

"Litex Lovech'le Hollanda'da kamptayken İstanbul Büyükşehir Belediyespor'la bir hazırlık maçı oynamıştık. Abdullah Hoca o maçta beni görüp beğenmiş ve takibe almış. Sonra zaten benimle irtibata geçtiler. Bulgaristan'da üst üste çok iyi iki sezon geçirdiğim için çok sayıda teklif vardı ama ben hem İstanbul gibi bir şehirde yaşayabilmek hem de dünya gözünde çok saygıdeğer bir yere sahip olan Türk futbolunun içinde yer alabilmek için Belediyespor'u tercih ettim."

Gelmeden önce Türkiye hakkında neler biliyor, neler düşünüyordun?

"Kafamda canlandırdığım bir İstanbul profili vardı, çünkü Türkiye'de daha önce oynamış Brezilyalı oyunculardan güzel şeyler duymuştum. Buraya geldiğimde de İstanbul'un muhteşem bir yer olduğunu gördüm. İstanbul'u çok seviyorum. Burada karşılaştığım bütün insanlar çok cana yakın. Yabancılara karşı özellikle çok iyi davranıyorlar."

2002 Dünya Kupası'nda Türkiye ile Brezilya iki kez karşı karşıya geldi ve iki maçı da Brezilya kazandı. O maçları takip etmiş ve Türk futbolu ile ilgili bir izlenim edinmiş miydin?

"Brezilya'nın şampiyon olduğu o Dünya Kupası'nı da Türkiye ile oynanan iki maçı da çok iyi hatırlıyorum elbette. Açıkçası "Milli Takım'ı bu kadar başarılı olan bir ülkenin ligi de çok kalitelidir" diye düşünmüştüm. Türkiye'ye gelmeyi tercih ederken o günkü izlenimlerim de benim için iyi bir referans olmuştu. Brezilya-Türkiye maçlarında beni en çok etkileyen oyuncu ise kaleci Rüştü Reçber'di."

Türkiye'de Süper Lig'deki ilk sezonunda 14 gol kaydettin ve ligi de 6. sırada bitirdiniz. Senin 5 golde kaldığın ertesi sezonda ise takım küme düştü. Bu iki sezon arasında bu kadar büyük farkı oluşturan değişim neydi sence?

"Doğrusunu söylemek gerekirse küme düştüğümüz o ikinci sezonu ben tamamen hayatımdan çıkartmak istiyorum. Çünkü gerçekten benim açımdan da çok kötü bir dönemdi. Pek çok kimse bilmez ama o dönemde bileğimde bir sakatlık vardı. Ben hep o ağrılarla oynuyordum. Bir çok maçta 10-15 dakika sahada kalıp ağrılara dayanamayarak oyundan çıkmak zorunda kalmıştım. Bunun dışında küme düşmemizin en önemli nedenlerinden birisi Pierre Webo'nun takımdan ayrılmasıydı. Takım için çok önemli bir oyuncu olan Webo gitmeseydi kesinlikle bu durumlara düşmezdik. Elbette futbol bir takım oyunu ve tek bir oyuncuya bağlı değil ama Webo bizim için kilit bir oyuncuydu. Küme düşmemize yol açan önemli faktörlerden birisi de Abdullah Avcı'nın takımın başından ayrılmasıydı."

Türkiye'de hem Süper Lig'de hem de PTT 1. Lig'de oynama fırsatı buldun. Bu iki lig arasında ne gibi farklar var?

"Süper Lig daha çok tekniğe, oyun bilgisine ve taktiğe dayalı bir lig. PTT 1. Lig'de ise daha çok koşuluyor, daha fazla mücadele ediliyor, saha içinde adeta büyük bir kavga yaşanıyor. Dolayısıyla yeniden Süper Lig'e döndüğümüz için çok memnun olduğumu söyleyebilirim."

Zorlu bir sezonun ardından PTT 1. Lig'de şampiyon oldunuz. O şampiyonluğa giden yolda neler yaşadığınızı ve yarışın dönüm noktasını anlatır mısın?

"Biz sezon başından itibaren takım olarak "Yeniden Süper Lig'e çıkacağız" diye bir hedef koymuştuk. Elbette oynadığınız tüm maçları kazanamazsınız ama hepsinden önemlisi bir aile olmayı başarmıştık ve arada düşüşler yaşamamıza rağmen bu aile havası içinde çabuk toparlanarak hedefimize ulaştık. Geçen sezona damgasını vuran olay ise Manisaspor maçıydı. Çünkü puan puana devam eden yarışta 28. haftada evimizde oynadığımız bu maçı 3-2 kaybediyorduk. Benim attığım golle beraberliği sağladık ve sonra rakibin kendi kalesine attığı golle 4-3 kazandık. Bu maç şampiyonluk yarışının dönüm noktasıydı."

Türkiye'de birlikte oynadığın oyuncular arasında seni en çok etkileyen oyuncu kim?

"Tabii ki pek çok oyuncuyla birlikte oynadım ve isim vererek diğerlerine haksızlık etmek istemem. Yine de Webo ve Holmen'i ayrı bir yere koyabilirim. Çünkü onlarla birlikte oynarken çok iyi bir dönem geçirmiştik. Çok özel bir oyuncu olarak değerlendirdiğim Webo'yu farklı kılan şeyse idmanlar sırasında çok ciddi olması. Şakalaşma zamanı ayrı, çalışma zamanı ayrıdır. Webo idmanın ilk dakikasından itibaren sonuna kadar aynı ciddiyeti koruyan bir oyuncu. Bana sorarsanız da idmanda ciddiyet gerekir. Çünkü idmanda ne yaparsanız maçta da onu alırsınız. Webo idmandaki çalışkanlığının ve ciddiyetinin karşılığını sahada alan oyunculardan biri. Hangi sporu yapıyor olursanız olun, iyi yerlere gelmek istiyorsanız uymanız gereken bazı kurallar vardır. Bunların ilki size verilen antrenman programlarını hakkıyla uygulamak ve kondisyon olarak her zaman en iyi düzeyde bulunmaktır. Onun dışında tabii futbola uygun bir yaşantınızın da olması gerekiyor. Yaşayış tarzınız, dinlenmeniz ve beslenmeniz performansınızı belirleyen önemli etkenler. Futbolun yoğun maç ve antrenman temposuyla başa çıkabilmek için oyuncunun kendisine çok iyi bakması gerekiyor."

Abdullah Avcı'nın geri dönüşü takımı nasıl etkiledi?

"Kendi adıma onun gelmesine çok sevindim ve mutlu oldum. Ona hayran olan biri olarak şunu diyebilirim ki, bu zamana kadar çalıştığım hocalar arasında en iyisi. Çok severim Abdullah Hocayı. Aynı şekilde tabii takım arkadaşlarım da çok memnun. Daha önce onunla çalışan birkaç arkadaşım var burada. Abdullah Hocanın en ayırt edici özelliği son derecede dürüst bir insan olması. Oyuncuya karşı olabildiğince açık davranıyor ve her zaman oyuncusunun iyiliğini istiyor. Oyuncu da bu yüzden Abdullah Hoca için daha çok koşuyor mücadele ediyor. Takım da zaten bundan dolayı kazanıyor."

Bu sezonki takım hedefleriniz neler?

"Şunu söylemeliyim ki muhteşem bir hocamız var. Çok iyi bir takımımız var. Bu tabloya bakınca da hedefimizin üst sıralarda yer almak olduğunu kolaylıkla söyleyebilirim."

Takımların güç dengesine baktığında kimleri şampiyonluğa yakın görüyorsun?

"Spor Toto Süper Lig çok zorlu bir lig. Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve Beşiktaş çok iyi takımlar. Benim birini diğerinden daha önde göstermem yanlış olur."

Başakşehir Fatih Terim Stadı gerçekten de harika bir tesis. Böyle bir stada sahip olmak ve burada oynamak takımı nasıl etkileyecek?

"Her futbolcu, takımının böyle bir stada sahip olmasını ister. Daha önce maçlarımızı Olimpiyat Stadı'nda oynuyorduk ve o kocaman statta çok az bir seyirci topluluğunun önünde mücadele ediyorduk. Şimdi takımımız için büyük yatırımlar yapıldı. Biz de futbolcular olarak bu yatırımın karşılığını sahada vermek ve elimizi taşın altına koymak zorundayız."

Takımın isim değiştirmesi ve bir ilçeyle bütünleşmesi de taraftar anlamında olumlu bir gelişme sayılabilir değil mi?

"Stadın açılışında da bunu gördük. Bir şehrin ya da bir kasabanın takımı olmak önemlidir. Bu durum o bölgedeki insanlarla aranızdaki duygusal bağları güçlendirir. Ama bunun gerçekleşmesi için de bizim takımın iyi futbol oynaması gerekir. Çünkü kimse kötü bir futbolu izlemek için para vermez. Biz ne kadar iyi futbol oynarsak o kadar çok insanı tribüne çekeriz."

Ligimizde hangi oyuncuları beğeniyorsun?

"Ligde pek çok kaliteli oyuncu var. Ancak ilk aklıma gelenlerin Fenerbahçeli Volkan Demirel, Mehmet Topal ve Galatasaraylı Selçuk İnan olduğunu söyleyebilirim."

Dünya ligleriyle karşılaştırırsak, beş büyük ligin yanında Türkiye'yi nereye koyabilirsin?

"Ben genel kabul gören beş büyük lig sıralamasına pek katılmıyorum. Bence Spor Toto Süper Lig, Fransa ve İtalya liglerinin önünde, İngiltere, İspanya ve Almanya'nın ardından dünyanın en iyi dördüncü ligi. Buradaki çekişme, rekabet, güçler dengesi ve oyuncu kalitesi bence Spor Toto Süper Lig'i dördüncü sıraya yükseltiyor."

Brezilya futbolunun Dünya Kupası'ndaki başarısızlığını neye bağlamak gerekiyor? Yüzlerce üst düzey oyuncu üreten bir ülkenin milli takımı evindeki bir turnuvada neden bu duruma düştü?

"Bu sorduğunuz soruya cevap vermek çok zor. Brezilyalılar olarak izlediğimiz maçlardan sonra kahrolduk. Çünkü baktığımızda ev sahibi ülkeydik. Kendi ülkemizde oynanıyordu oyun. Çok üzüldük. Açıkçası Almanya'nın ne yapıp da bu notaya geldiğine bakmak lazım. Almanya'yı inceleyip onların doğrularını almalıyız ki eski günlerimize geri dönebilelim."

Artık 30 yaşındasın. Gelecekle ilgili planlarında neler var?

"Kafamdaki plan 33 yaşına kadar futbol oynamaya devam etmek. Ama ayaklarım vücudumu daha ileriye taşırsa gücümün yettiği yere kadar futbol hayatımı sürdüreceğim. Çünkü futbol oynamayı gerçekten de çok seviyorum. Ondan sonraki dönemde de antrenörlük kursuna gitmek ve teknik adam olarak futbolun içinde kalmak niyetindeyim."

Hayatını nerede sürdüreceksin? Türkiye'de kendine bir gelecek görüyor musun ?

"Kesinlikle görüyorum. Çünkü Türkiye'de hiç unutamayacağım anılar yaşadım ve insanlar bana çok iyi davrandı. Geldiğim ilk günden bu yana hiçbir yabancılık hissetmedim. Bu nedenle Türk halkının ilgisini hiç unutmayacağım."

(CİHAN)


01 Eylül 2014 Haberleri 1 2 3 4 5