TMMOB: Yeni zenginler üretmenin yolu inşaat sektörü

İSTANBUL - Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Cemal Gökçe, 17 Ağustos depremini hatırlatarak, "Kişi ve grup çıkarına dikkate alan ve rant eksenli düzen kentsel dönüşüm kavramı ile ne yazık ki bugün eş değerdedir. Mevcut iktidar ekonomik büyüme ve gelişmeyi sağlamanın yanında yeni zenginler yaratmanın önemli bir yolu olarak inşaat sektörünü görmüştür." dedi.

TMMOB, 17 Ağustos depreminin yıldönümü dolayısıyla Karaköy'deki İstanbul Şubesi'nde konuyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 17 Ağustos depremi ve sonrasındaki gelişmeler hatırlatıldı. 17 Ağustos depreminde çok sayıda insanın hayatını kaybettiğine vurgu yapan Cemal Gökçe, "17 Ağustos 1999 yılında yaşamış olduğumuz Gölcük merkezli depremin 15. yılını geride bıraktık. Binlerce insanımızı toprağa gömdük. Resmi rakamlara göre 20 bin, gayri resmi rakamlara göre 50 bin yurttaşımızı kaybettik. Yaklaşık olarak da 330 bin mertebesinde yapımız 17 Ağustos depreminde küçük ölçekte, orta ölçekte ve büyük ölçekte hasar gördü. Önemli bir kısmı da yaşanamaz noktaya oturdu.“ şeklinde konuştu.

"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, eskisi gibi olmasın dedik." diyen Gökçe, şunları söyledi: "Çünkü ülkemiz bir deprem ülkesiydi. Yaklaşık 100 yıllık zaman içerisinde 6 ve üzeri büyüklükte 150’den fazla deprem yaşamıştır. 700 bin mertebesinde yapımızı yerle bir etmişti. 100 bin mertebesinde de insanımızı toprağa gömmüştük. Oysa biz 17 Ağustos 1999 depremini ülkemizin depremselliği açısından yeni öğrendiğimizi zannetmiştik. Gerçekten çok önemli bir depremdi. 7.04 büyüklüğünde hafızalara yazılmasının en önemli nedenlerinde biri de 17 Ağustos depreminin ülkemizin en kuzeyinden en güneyine kadar, en doğusundan en batısına kadar her aile bu depremden etkilenmiştir.”

Gölcük depreminin bir İstanbul depremi olmadığını söyleyen Gökçe, ”İstanbul, Gölcük merkezli depreme 100 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen Gölcük depreminde İstanbul’da 30 bin mertebesinde yapı hasar gördü İstanbul’da. Oysa bu bir İstanbul depremi değildi. İstanbul’un burnunun dibinden gecen fay hattının patlamasıyla İstanbul daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelecek. Çünkü yapı stokumuz kaçak ve mühendislik hizmeti almadan üretilmişlerdi. Deprem güvenlikleri yoktu, kaçak olarak üretilmeyen yapılarımızın ruhsatları bile, ruhsatın eki olması gereken rapor ve projeleri bile birer formalite ekinden öteye gitmiyordu. Mühendislik hizmeti almayan, projesi olmayan, yeterli ölçüde denetlenmeyen, kalitesiz malzeme kullanılan bu yapıların 6 ve üzeri ölçekteki depremde hasar gömesi kaçınılmazdı.” İfadesini kullandı.

Gökçe, geçmişteki yapıların yıkılmasının bir mühendislik bakışı olmadığını ve sadece müteahhitlik bakışı olduğunu söyleyerek, “Geçmişte yapılmış olan yapılarımızın yıkılması bir mühendis ve bir mimar bakışı değil bir mütteahhit bakışıdır. Yık-yap anlayışında bir bilimsellik yoktur. Bir mühendislik bakışı yoktur bir müteahhitlik bakışı vardır. " dedi.

6306 sayılı kanunun ortak akıl ve estetikden uzak ve rant ekselnli bir yasa olduğunu ifade eden Cemal Gökçe, şöyle devam etti: "2000 yılı ve sonrasında başta İstanbul olmak üzere boş alanların kamuya ait arsa ve arazilerin yapılaşmaya açılması ve buraların AVM, lüks konutlar ve gökdelenler yapılmış olması nedeniyle yeni arsalara ihtiyaç duyulmuştur. Bu kapsamda afet riski altında bulunan alanların dönüştürülmesi yasası çıkarıldı. Bu yasa ortak akıl ve estetikten yaşanabilir ve sürdürülebilir bir yaşamı hedeflemekten oldukça uzaktır. Kişi ve grup çıkarına dikkate alan ve rant eksenli düzen kentsel dönüşüm kavramı ile ne yazıkki bugün eş değerdedir. Mevcut iktidar ekonomik büyüme ve gelişmeyi sağlamanın yanında yeni zenginler yaratmanın önemli bir yolu olarak inşaat sektörünü görmüştür."

Basın mensuplarının sorularını cevaplayan Cemal Gökçe, bir gazetecinin "İstanbul’da 2000’li yılardan sonra yapılan evlerde risk var mı, varsa hangi ilçelerde?" sorusuna ise “Gerekli çalışmaları yapmışsanız o zeminin şartlarına uygun olarak da yapınızı projelendirmişseniz ve o projeye uygun olarak da yapınızı denetlemiş ve yerine uygulamışsanız hiçbir yapının depremde risk oluşturma şansı yoktur. İsterseniz suyun içine yapın, isterseniz bataklığın içine yapın isterse kayaya yapın. Bugün varmış olduğumuz nokta itibarı ile mühendislik bilgi ve birikimi her zeminde güvenli yapı yapmayı kılıyor. Eğer siz gerekli olan mühendislik bilgilerini kulanmışsanız. Bugün bizim iddiamız şu; yeni yapılarımız yeterli ölçüde denetlenmiyor yeni yapılarımızın projeleri bilen insanlarımız tarafından yapılmıyor." şeklinde cevap verdi.

(CİHAN)


15 Ağustos 2014 Haberleri 1 2 3 4 5