İslam, Avrupa’da kurumsallaşma yolunda

STUTTGART - Rottenburg Katolik Akademisi tarafından 10 farklı ülkeden 130 bilim adamı ve birçok Müslüman teşkilatın katılımı ile "İslamı Avrupalılaştırma Yolları" paneli düzenlendi. Rottenburg Katolik Akademisi dinlerarası diyalog sorumlusu Hans-Jörg Schmid, panelin Avrupa’daki İslam’ın, bu kıtada nasıl bir çehreye ve içeriği sahip olması gerektiğine dair bir propaganda maksadı taşımadığına işaret etti.

Akademinin önceliğinin Müslüman teşkilatlara mensup insanlar için karşılıklı bir tartışma ve konuşma ortamı hazırlamak olduğunu belirten Schmid, panelin Avrupa’daki müslümanların geldikleri ülkelerdeki Müslümanlarla kıyaslandığında hangi değişikliklere uğradığı, çoğunluk toplumu ile medyanın üzerlerindeki etkisi ve 'Avrupa İslamı'nın İslam içinde yeri ve bunun Avrupa için ne ifade ettiğini tartışma amacını içerdiğini sözlerine ekledi.

Doktora çalışmasını Gülen Hareketi üzerine yapan Goethe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bekim Agai ise müslümanların yaşadıkları toplumda dışlanma hissi taşıdıklarını ve bunun sonucunda da herkesin kendi cemiyetini kurma gayreti içinde olduğunu dile getirdi.

Gerçekte çok çeşitli bir yapıya sahip olan müslümanları Euro-İslam tartışmaları üzerinden türdeşleştirmenin yanlış olduğuna işaret eden Agai, "İslam’ın çok yönlülüğünü göz önünde tutarsak, 'AB ülkelerinin şöyle veya böyle bir İslam istiyoruz.' beklentileri yanlış ve haksız olur." dedi. Avrupa’nın içinden çıkamadığı önemli sorunlardan birinin de hiç kuşkusuz, siyasetin bu kadar çeşitliliğin üstesinden gelecek çözümler sunamaması olduğunu kaydeden Prof. Dr. Agai, İslam’ın Avrupa’da kurumsallaşma sürecinde bir yola girdiğini ve bunun sonuçlarının ne olacağının ise ancak gelecekte görülebileceğini dile getirdi.

Kopenhag Üniversitesi ögretim görevlisi Prof. Dr. Jörgen Nielson ise Avrupa’nın bazı ülkelerinin hala çok bayatlamış meseleler üzerinde durmasını eleştirerek, Müslümanların artık bu kıtanın bir parçası olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Nielson, bilhassa siyasi tartışmalarda Müslümanlara yön yermek isteyen siyasilerin, söz konusu insanlara daha fazla yer yapması ve kendi kendilerin keşfetmeleri için de serbest alan vermeleri gerektiğine parmak bastı.

Nielson şöyle konuştu: "Avrupa’daki ülkelerin de birbirlerinden öğrenecek çok şeyleri olduğuna inanıyorum. İngiltere’nin diğer ülkelerden 20 yıl daha ileri olduğunu görmek mümkün. Belki de sömürgecilik politikasından bu ülkenin geçmişte çok şey öğrendiğini ve Müslüman cemiyetlerle de nasıl birliktelik sağlanacağını erken öğrendiğini düşünüyorum. Ben bilhassa müslümanlar üzerinden yürütülen tartışmaları tipik Avrupa sendromu olarak görüyorum. Bunun da zamanla çözüleceğine inanıyorum. Ancak burada Müslümanlara da çok iş düşüyor. Zira bu dine mensup insanlar da artık 60 yıl sonra kendi kendilerini analiz ederek, belirli bir yol haritasıyla neye nasıl ulaşmak istediklerini belirlemek zorundalar."

Oxfort Üniversitesi öğretim üyesi Kerem Öktem benzeri değerlendirmeler yaparak daha adil bir tartışma ortamında İslami meselelerin ele alınmasını istedi.

Avrupa’da İslam üzerine son zamanlarda çok yönlü tartışmaların başlatılmasını olumlu bulduğunu söyleyen Öktem, medya ve toplumda İslam’ın hala bir tehlike veya şiddet perdesi altında ele alınması ve tartışılmasını da eleştirdi. Öktem, "Belki de toplumdaki İslam algısı sırf bu yüzden çok fazla değişmiyor." dedi.

Euro-İslam üzerinden çok tartışılan İslam’ın normatifleştirilerek 'Avrupai' bir hale getirilmesinin kesinlikle mümkün olmayacağını da sözlerine ekleyen Öktem, tartışmaların sadece bilimsel olup realiteten uzak olduğunu ve İslam dinin dışardan birilerinin müdahalesiyle belirlenmesinin de sınırı aşmak olacağını kaydetti.

Goethe Üniversitesi öğretim görevlisi Ertuğrul Şahin ise Euro-İslam’ın bilim dünyası tarafından tartışılan, açık bir proje ve içerik olarak ortak bir tanımlama sonrası, hayata geçirilmesi gereken bir kavram olduğunu belirtti. Şahin ayrıca müslümanlar içinde birlik olmayışından da bahsederek, bunun bir takım çözümleri de zorlaştırdığını ifade etti.

Goethe Üniversitesi öğretim görevlisi ve Bosna diasporası araştırmacısı Dr. Armina Omerika ise konuşmasında din tartışmalarını etnik kavgalara indirgeme tehlikesinden bahsederek, çoğulcu bir din yapılanmasının en iyi çözüm olacağını vurguladı. Omerika ayrıca farklı İslam kimliklerinin ortaya çıkışını toplumdaki tartışmlara bir reaksiyon olarak değerlendirdi.

(CİHAN)


18 Kasım 2013 Haberleri 1 2 3 4 5