İzmir hukuk zirvesine evsahipliği yaptı

İZMİR - İzmir Gediz Üniversitesi, Hukuk Bilimleri Araştırma Merkezi ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) işbirliğiyle 4. Hukuk Kongresi'ne evsahipliği yaptı. Birbirinden önemli hukukçular kongrede, "Anlaşmazlıkların Barışçıl Yöntemlerle Çözümü"nü konuşup tartıştı. Kongreyi Hakimler ve Savcılık Yüksek Kurulu (HSYK) 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Hüseyin Yıldırım, Yargıtay Onursal Başkanı Nazım Kaynak, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak, İzmir Adalet Komisyonu Başkanı Akar Karasu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Celal Kocabaş, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün, Gediz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyfullah Çevik, hukukçular ve üniversite öğrencileri takip etti. Hukuk Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Metin Özyurt, açılış konuşmasında, "Sevgi ve hoşgörünün kitabını yaşamları ile yazan Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş gibi değerleri yetiştiren toprakların insanları olarak, anlaşmazlıklarımızı barışçı yöntemlerle çözmek için yeni bir eğitim süreci başlatmamızın zamanı geldi." dedi. Özyurt, dünyada özellikle ABD'de 20. yüzyılın son çeyreğinde başlayan, Avrupa'da da yaygınlaşan alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının, Türkiye'de siyasi kaygılardan uzak ve bilimsel yöntemlerle ele alınmasının zorunlu olduğunu söyledi. Kongrenin evsahiplerinden Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammed Özekes ise sabah hukukla kalkıp akşam hukukla yatan bir ülkenin vatandaşları olarak, hukuka başka bir gözle bakabilme düşüncesiyle kongrenin düzenlendiğini belirtti. Hukuk fakültelerinde öğrencileri, ameliyat yapan doktorlar gibi yetiştirdiklerini ancak koruyucu hekimlik veya toplumun barışçıl yöntemlerle uyuşmazlıklarını çözme anlayışını ayakta tutabilmeyi istedikleri gibi veremediklerini anlatan Dekan Özekes, "İnsanlar var oldukça, sorunlarını kendi başına çözemedikçe birilerinin karar verip nihayetlendirmesi lazım." dedi. Uyuşmazlıkların barışçıl yöntemlerle çözülmesi tartışmasının, son 20 yıldır özellikle hukukun gündemine oturmuş konulardan biri olduğunu belirten Özekes, iktidarların barışçıl yöntemlerle çözümü yargının iş yükünün azaltılması için çare olarak gördüklerini, oysa yöntemin toplumda uyuşmazlıkların kalıcı olarak çözülmesi için desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Prof. Dr. Özekes, "Yürütmenin yargıya saygı duyduğu, akademinin destek olduğu, uzlaşmacı, barışçıl, öfkeden uzak bir hukuk ortamına kavuşmalıyız." diyerek konuşmasını bitirdi.

'YARGI SON ÇAREDİR'

DEÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Yusuf Karakoç ise yargının sosyal düzenin sağlanmasında en etkili araç olduğunu ancak son çare olması gerektiğini vurgulayarak, hukuka olabildiğince az iş düşürülmesi gerektiğini belirtti. Yargılama sürecinin uzun sürmesinin dava dosya sayısının çokluğuna, dava sayısının çokluğunun da yargılama süresinin uzamasına sebep olduğunu kaydeden Dekan Karakoç, bunun için paketler hazırlandığını belirtti. Mahkemelerin sürüm sürüm süründürme yerleri olarak görüldüğünü dile getiren Karakoç, "Avrupa'nın ve dünyanın en büyük adliye sarayları, İstanbul'da hizmet vermektedir. Son çare olması gereken yargıya ilk çare olarak başvurulmakta, yargı çare olmaktan uzaklaşmaktadır. Öncelikle dava dosya sayısının azaltılmalıdır. Anlaşmazlıkları önce barışçı yöntemlerle çözmemiz şarttır." dedi. Hukukun sadece hukuktan mezun olanlara bırakılamayacak kadar ciddi bir iş olduğuna dikkat çeken Karakoç, "Hekim hastalıkla, hakim hastalıklı sosyal ilişkilerle uğraşmaktadır. Hastalığın oluşmaması, kişilerin ve toplumun görevidir." diye konuştu. Açılış konuşmasının ardından kongrenin ilk oturumuna geçildi. Adalet Akademisi Başkanı Hüseyin Yıldırım'ın yönettiği oturumda DEÜ Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abbas Türnüklü, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez ve Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Atalı konuştu. Okullarda yürüttükleri arabuluculuk sistemi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Türnüklü uzlaşının, barışın ve diyaloğun gençlerden başlaması gerektiğini vurguladı. Gençlerin uzlaşma, diyalog ve barış kültürüyle yetişmesi halinde yetişkin olduklarında mahkeme yolunu değil, uzlaşıyı seçeceklerini anlatan Türnüklü, "İzmir'de 4 bin arabulucu yetiştiriyoruz. Arabuluculuk, hayatın her yerinde kullanılabilir. Önce lisede ve ortaokulda arabuluculuğu, barışı inşa etmeyi öğrenecekler ki yetişkin olduklarında da arabuluculuğu tercih etsinler." dedi. Akran arabuluculuk yönteminin okullarda disiplin dosyalarını azaltmada, çatışan öğrencileri uzlaştırmada bir seçenek olabileceğini kaydeden Türnüklü, "Anlaşmazlık mahremdir. Kişi, güvendiği kişiye mahremini açar. Gelecekte gerçekten daha az dava ve dosya istiyorsak, 100 bin arabulucu yetiştirmemiz lazım." diyerek proje hakkında bilgi verdi.

(CİHAN)

İzmir hukuk zirvesine evsahipliği yaptı İzmir hukuk zirvesine evsahipliği yaptı

11 Nisan 2013 Haberleri 1 2 3 4 5