Bekir Bozdağ: Yargıtay ve Danıştay'ın birleşmesiyle içtihat birliği oluşacak

ANKARA - Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yargıtay ve Danıştay’ın temyiz mahkemesi olarak birleştirilmesinden sonra herhangi bir sorun yaşanmayacağını, aksine içtihat birliği oluşacağını söyledi.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısı öncesinde bu değişikliğe ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine Bozdağ, “Dünyanın başka demokratik ülkelerine baktığımızda başkana veye cumhurbaşkanına seçim imkanı veriliyor, meclise seçim imkanı veriliyor. Meclisin seçmesinden niye korkuyorlar? Cumhurbaşkanını halk seçiyor. Halkın oyuyla seçilmiş cumhurbaşkanının veya başkanın atamasından niye çekiniyorlar? Onu da halk seçiyor, onu da halk seçiyor. Bizim yaptığımız düzenlemeler demokratik temsile, demokrasiye, hukuk devletine uygun düzenlemelerdir. Eleştirileri haklı eleştiriler olarak görmüyorum.” dedi.

Bozdağ, "Bugüne kadar Türkiye'de yargı birliğini savunmayan hemen hemen kimse kalmadı. Yargı birliğinin doğru olduğunu söylüyor herkes. İki başlı yargının veya çoklu yargının hukuk devleti ile bağdaşmadığını ifade etmeyen neredeyse hukukçu kalmadı. Bir yandan askeri yargı öte yandan adli yargı. Kendi içinde adli yargıyı ikiye, askeri yargıyı ikiye ayıran bir yapı. Dört tane ayrı temyiz mahkemesi var. Bütün bunların usulleri birbirinden farklı. Hakimleri savcıları birbirinden farklı." diye konuştu.

Bu kadar farklılık içerisinde hukuk devletini güçlü bir şekilde hayata geçirme imkanının başarılamadığını söyleyen Bekir Bozdağ, "O yüzden bunun tek çatı altında birleşmesi, tek temyiz mahkemesi olması bugüne kadar önerilen bir husustu. AK Parti grubunun ortaya koyduğu öneriyle de Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay tek çatı altında toplanıyor, temyiz mahkemesi olarak ifade ediliyor. Ama adli yargı devam ederken daha doğru ifadeyle ilk derece mahkemeleri içerisinde pek çok ihtisas mahkemeleri var. İdari eylem işlemlerle ilgili davalara yine uzman mahkeme olarak ilk derecede idari yargı bakacaktır. Yani bir idare mahkemesi bakacaktır. İhtisas mahkemesi olarak ticaret mahkemesi, iş mahkemesi gibi oluşturulacak onlar bakacak. Temyiz mahkemesine geldiği zaman ceza davasına bakan bir daire veya boşanma davasına bakan bir daire idari konularla ilişkin davaları temyizen incelemesini yapmayacak. Bunlarla ilgili özel ihtisas daireleri temyiz mahkemesi bünyesinde oluşturulacak ve her mahkeme kendi alanında uzman olduğu konulara bakacak. Dolayısıyla işleyişte herhangi bir sorun yaşanmayacaktır. Aksine içtihat birliği oluşacaktır. Yüksek mahkeme, temyiz mahkemesi ve içtihat mahkemesi olarak opsiyonlu icra yapacaktır." bilgisini verdi.

HAKİMLER SEÇİNCE DEMOKRATİK OLAN, MECLİS SEÇİNCE NEDEN OLMASIN

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nda, ilk derece mahkemelerinden hakimlerin seçtikleri, bir de cumhurbaşkanının atadıkları bulunduğunu hatırlatan Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şöyle devam etti: "Şimdi biz buna neyi ilave ettik. TBMM'nin atamasını ilave ettik. Başkanlık sistemi önerisi olduğu için AK Parti'nin cumhurbaşkanı yerine başkanın bir ataması var. Ama öte yandan yeni olan burada Meclis'in seçmesi. Yani hakimlerin seçmesi demokratik oluyor, Meclis'in seçmesi niye demokratik olmasın? Başkanın seçmesi neden demokratik olmasın? Esasında biz demokratik bir yapıyı hayata geçirdik. Hem hakimlerin temsilcileri orada olacak, hem milletin temsilcileri orada olacak, hem de milletin seçtiği başkanın atadıkları orada olacak. Dolayısıyla daha geniş tabanlı, daha demokratik, temsile uygun bir yapı olacak."

Anayasa Mahkemesi'ne başkanın üye seçmesinin, Meclis'in üye seçmesinin yanlış bir şey olmadığının altını çizen Bozdağ, "Daha önce cumhurbaşkanımız seçiyordu ve Meclis de son düzenlemeden sonra bazı üyeleri seçme imkanına kavuşmuştu. Biz şimdi diyoruz ki doğrudan böyle bir seçim imkanı olsun. Dünyanın başka demokratik ülkelerine baktığımızda başkana veya cumhurbaşkanına seçim imkanı veriliyor, Meclis'e seçim imkanı veriliyor. Meclis'in seçmesinden niye korkuyorlar? Cumhurbaşkanını halk seçiyor, halkın oyuyla seçilmiş cumhurbaşkanı veya başkanın atmasından niye çekiniyorlar? Onu da halk seçiyor, onu da halk seçiyor. Bizim yaptığımız düzenlemeler demokratik temsile, demokrasiye hukuk devletine uygun düzenlemelerdir. Eleştirileri haklı eleştiriler olarak görmüyorum." diye konuştu.

Bozdağ, "Anayasa noktasında marta kadar uzlaşma zor görünüyor. Referandum noktasında Sayın Başbakan'ın dünkü açıklamaları vardı. BDP ile uzlaşma aranacağı, ortak adım atılabileceği yönünde iddialar var. Yol haritanız nedir?" sorusuna şu cevabı verdi: "Başbakanımızın söyledikleri açık. Biz uzlaşmayla yeni bir anayasanın hayata geçirilmesini arzu ediyoruz. Uzlaşma Komisyonu 31 Aralık 2012'ye kadar yeni anayasaya önerisini Türkiye toplumunun önüne koyacağını söyledi ama süre doldu ve böyle bir netice çıkmadı. Meclis Başkanı'nın girişimiyle ek süre alındı, bu 3 ay olarak ifade edildi. Bu süre içerisinde uzlaşma komisyonunun mutabakatla bir yeni anayasa önerisi ortaya koyması bizim dileğimiz, arzumuzdur. Böyle bir netice çıkarsa Türkiye'nin yararına olur. Genel Kurul ve Meclis'te görüşülerek halk oyundan geçtikten sonra yürürlüğe girebilir. 3 ay içinde bir netice çıkmazsa Türkiye'nin yeni anayasa ihtiyacı ortadan kalkacak mı? Kalkmayacak. Yeni anayasa talebi yok olacak mı? Olmayacak. Dolayısıyla bu ihtiyacı karşılamak siyaset kurumunun vazifesi. Meclis bir şekilde onu karşılayacaktır. Uzlaşma Komisyonu'ndan yüzde yüz mutabakat çıkmazsa 3'lü mutabakat ararız. Olmadı ikili mutabakatla neticeler alabilirsek adımlarımızı öyle atarız. Türkiye'nin buna ihtiyacı var, bizim söylediğimiz budur. Yeni anayasayı hayata geçirebilecek imkan bulduğumuzda bu adımı atmıyoruz demeyiz; çünkü toplumun böyle bir talebi var. Bu talebi hayata geçirmek zorundayız. Türkiye'de 30 yılı aşkın süredir bir yeni anayasa sorunu var mı? Var. Ama onun yanında da yeni anayasa yapamama sorunu var. Yeni anayasa yapmakla biz hem anayasa sorununu aşmış olacağız hem de yeni anayasa yapamama sorununu aşmış olacağız."

Bunun, 330 oyu bulma konusunda AK Parti'nin bir endişe duymadığı anlamına gelip gelmediğinin sorulması üzerine de Bozdağ, "AK Parti'nin şu anda 330 oyu yok. Bizim oyumuz, Meclis Başkanımızı dışarıda tuttuğumuz zaman 325 oy yok. O yüzden bunu 3'lü uzlaşma ile ikili uzlaşma ile yapabiliriz. Tek başına bizim bunu hayata geçirme imkanımız gözükmüyor ama birlikte yapabiliriz." dedi.

Bozdağ, şöyle devam etti: "Şu anda komisyon çalışıyor başarılı netice almasıdır bizim dileğimiz. Komisyon netice alamazsa ondan sonra neler olabilir üzerinde konuşuluyor. Bütün partilerin bunun üzerinde durması lazım. Başbakanımızın açıklamaları komisyonun netice alması konusunda komisyonu teşvik edici açıklamalar olarak değerlendirilmesi lazım. Eğer ucu açık bir çalışma yaparsanız hiç anayasa bitmez. Yozgat'ta ucu açık işler oldu mu 'ipe un seriyor' derler. Bizim ipe un seriyor görüntüsü vermemizin bir anlamı yok. Yeni anayasa konusunda samimi gayreti göstermeliyiz. Masadan ilk kalkacak kişi ben olmayayım mantığıyla değil de yeni anayasayı her şart altında hayata geçirecek bir iradeyi temsilen biz adımlarımızı atmalıyız. Biz böyle düşünüyoruz. Umarız uzlaşma komisyonu netice alıcı bir adım atar."

Bozdağ'a son olarak "Başbakan Erdoğan İmralı süreciyle ilgili olarak MİT'in İmralı'ya gitmiş olabileceğini söylemişti. MİT gitti mi? Sizde bilgi var mı? Heyetin belirlenmesinden dolayı süreç tıkandı yorumları yapılıyor." diye bir soru yöneltildi. Bozdağ, bu soru üzerine "Süreç tıkanması söz konusu değil, adı üzerinde süreç bu. Zaman zaman yavaş, zaman zaman hızlı gidebilir. Devam eden bir süreçtir. Kimlerin gideceğine Adalet Bakanlığı karar verecektir, şu anda verilmiş ve uygulanmış bir karar yok." şeklinde konuştu.


(CİHAN)


08 Şubat 2013 Haberleri 1 2 3 4 5