Davutoğlu: Esed’in şimdi söylediklerinde hiçbir yeni şey yok

İZMİR - Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Esed’in açıklamalarını takip ettiğini ancak yeni bir şey söylemediği için ikna edici bulmadığını belirtti. Davutoğlu, “Maalesef Esed ne Orta Doğu’da olanları ne de Orta Doğu halklarının haklı taleplerini anlamış gözüküyor. Ne de kendi ülkesinde son 2 seneye yakın süren büyük yıkımın sorumluları konusunu anlamış gözüküyor." dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İzmir’de katıldığı 5. Büyükelçiler Konferansı’nın ikinci gününde düzenlediği basın toplantısında, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in son yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

Bakan Davutoğlu, Esed’in açıklamalarını dinlediğini, ancak yeni bir şey söylemediğini kaydetti. Davutoğlu, "Esed, ne Suriye halkının diline, gönlüne, zihnine hitap ediyor, ne de Orta Doğu’daki Arap halklarının bugün ne talep ettikleri konusunda anlamlı bir çerçeve sunabiliyor. Dolayısi ile sorumluluğu dışarıdan gelen bazı güçlerde aramak, bir yıkıma, şehirleri 2. Dünya Savaşı’ndaki görüntülerden daha ağır hava bombardımanını dışarıdan gelenler mi yaptı. Tank ve top atışları olmamış olsa Hama’nın, Halep’in, Humus’un o görüntüsü çıkabilir mi? Hangi meşru yönetim kendi halkını, şehirlerini havadan bombalamak suretiyle böyle bir yıkımı gerçekleştirebilir. Hangi gerekçe bunu mazur gösterebilir.” diye konuştu.

Esed’in tespitinin yanlış olduğunu vurgulayan Bakan Davutoğlu, şunları ifade etti: “Yaşanan tarihi süreçle ilgili tespiti yanlış, Suriye’de yaşananlarla ilgili tespiti yanlış. Demek ki bir odaya kapanmış ve uzun aylardır sadece kendisine gelen ve kendisine yaranmak için sunulan istihbarat raporlarını okumuş. Eğer gerçekten Suriye halkına vaat edeceği bir şey varsa, bu şehirleri dolaşması beklenirdi şimdiye kadar. Bu açıklamaları kapalı bir salonda değil, güvenlik şartlarında değil halkın içinde yapması beklenirdi. Bunu yapmayıp komşu ülkelere ve Suriye halkına çok haklı taleplerle barışçıl bir şekilde önce ayağa kalkmış olan sonra kendisine baskı yöneltilmesi durumunda dahi hep bu barışçıl şeyini sürdüren ama özellikle askerlerini kendi halklarına karşı silah yöneltmesini reddetmesi sonrasında ortaya çıkan bizim de arzu etmediğimiz ama ortaya çıkan gerilimli ve çatışmacı tablonun sorumluluğunu yanlış yerde arıyor. Teklif ettiği yola yönteme gelince, son olarak 2011 yılının Ağustos ayında görüştüğümüzde 14 maddelik hususların içinde hepsi vardı. O zaman daha bu kadar büyük bir yıkım yaşanmamışken, bu unsurlara dayalı bir çözümü teklif etmiş, hayata geçirmiş olsaydı o zaman da referandum diyordu, o zaman da seçime gidilsin diyordu. Fakat alanda artık yaşananlar dolayısı ile inandırıcılığını kaybetti. Şimdi söylediklerinde hiçbir yeni bir şey yok. Haziran ayında söylediklerinin aynısı, aylar önce söylediğinin aynısı, 2011’de bize verdiği sözlerin aynısı. O günden bugüne yaşananlar, 3-5 bin civarında ölüm vardı, şimdi 60 bin kişinin öldüğü bu büyük yıkımdan sonra sadece boş vaatlerle, tüm dünyanın tanıdığı Suriye muhalefetini tanımamakla yol almak mümkün değil. Sabah İsveç Dışişleri Bakanlığı ile görüştük. Düşük ihtimal vermek suretiyle yeni bir şey söyleyecek diye umutla bekledik. Fakat maalesef şu anda söylenenler Beşşar Esed’in ne yaşananları anlayabildiğini gösteriyor ne de geleceğe yönelik ikna edici bir perspektif sahibi olduğunu ortaya kokuyor.”

Bir gazetecinin, Suriye’de yaşananlarla ilgili NATO’nun tutumunun ne olacağına yönelik sorusuna Bakan Davutoğlu, şu cevabı verdi: “Türkiye’nin, eskiden beri bu konuda tutumu ilkeseldir, açıktır. Suriye halkı ne diyorsa onun gerçekleşmesi lazım. Beşşar Esed’in şu anda temsil kabiliyeti olmadığı için aynı şeyleri aylar önce söyledi, bir şey değişmedi. Bizim uluslararası toplumdan beklentimiz, Esed’in yeni bir şey yapmayacağı ortaya çıkmışsa BM Güvenlik Konseyi’nin süratle Suriye’deki sorunla ilgili bir tutum belirlemesi lazım. Bu konuda ilk belirlenecek tutum, insani yardımın ulaştırılması için alınacak karardır. Halep’te, Hama’da, İdlip'te insanlar yiyecek ekmek, ısınacak odun bulamıyorlar. Bu şartlarda uluslararası toplumun Esed’i ikna etme turları yerine net ve kararlı bir tavırla bu insanlara nasıl yardım götürürüz hususunu ele almalı. Türkiye, bu konuda zaten elinden geleni yapıyor. Sonra da Suriye’ye net mesajla yardımları uluslararası kanallarla götüreceğim, bana da engel olmayacaksın mesajını verecek bir karar çıkarması lazım.” şeklinde konuştu.

"ÇÖZÜM İÇİN TÜM ÇEVRE AKTÖRLERLE GÖRÜŞMELERİMİZ SÜRÜYOR"

Kürt sorununun çözümü için İmralı ekseninde yapılan görüşmelerle ilgili bir soruya karşılık olarak ise Dışisleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, şöyle dedi: “Son dönemde belirli bir hareketlilik var. Türkiye, demokratik bir ülke olarak bütün meselelerini kendi içinde tartışır çözer, bu konuda da etkili olabilecek her muhatabı, muhatap olarak görür ve ciddiye alır tezinden hareketle her düzeyle hep bu çizgide hareket ettik. Son günlerde, haftalarda bu konuda yürütülen çalışmalar tam bir koordinasyon içinde Sayın Başbakanımızın talimatıyla bütün kurumların üzerine düşeni yaptığı ve bu çerçevede Dışisleri Bakanlığımızın üzerine düşeni yaptığı süreçtir. Maalesef geçen sene içerisinde Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler terör örgütünde bazı vehimlere yol açmıştı. Halbuki 2011 seçimleri sonrasında o kadar olumlu bir atmosfer vardı ki bu, Silvan saldırısıyla sabote edilmemiş olsaydı belki hem bu kadar kayıp yaşanmayacaktı hem odaklanacağımız konu anayasa reformu olacaktı. Ancak şu anda önemli olan bu sürecin başarıya götürülmesi. Sayın Barzani değil tüm etkisi olacak çevre aktörlerle bizim bu konularda temasımız sürüyor. Bizim için ülke içinde demokratikleşme ne kadar sağlanır, insanlarımız Türkiye Cumhuriyeti’ne aidiyetleri ne kadar sağlamlaştırılırsa dışarıda da biz o kadar etkin olabiliriz. Aynı şekilde özellikle Orta Doğu’da yaşanan süreçte kendi içimizdeki sorunları ne kadar aşabilirsek Orta Doğu’daki sözümüzde, teklif edeceğimiz çözümler de o kadar büyük anlam taşır. İnşaallah ülkemizdeki bu olumlu seyir çok daha güzel bir örnek oluşturur ve ileriye dönük çok daha sağlam zeminde hareket ederiz.”


(CİHAN)


06 Ocak 2013 Haberleri 1 2 3 4 5