Dışişleri Sözcüsü: Patriotların bir amacı da Suriye’deki vahşeti azaltmak

ANKARA - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal, Patriotların, Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’yi tehdit etmesinden dolayı konuşlandırılacağını söyledi. İstikrarsız bir ortamda, Türkiye’nin savunmasını güçlendirmesi kadar doğru bir şey olamayacağını vurgulayan Ünal, “Biz, caydırıcılığımızı kuvvetlendirmek istedik. Bu sistemlerin mütecaviz amaçları yoktur. Ayrıca, diğer bir amacımız da bu sistemlerle Suriye’deki vahşetin azaltılmasına katkıda bulunmaktır. Bu konuda Türk askeri yetkililer, yerlerin belirlenmesi konusunda çalışmalarını sürdürmektedir.” dedi.

Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci’nin Kanal 5’te hazırlayıp sunduğu “Son Gündem” programına katılan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal, Türkiye’nin diplomatik ilişkileri, komşu ülkelerde ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Ünal, Patriotların Türkiye’ye kurulmasının bir amacının da Suriye’de yaşanan vahşeti azaltmak olduğunu kaydederken, yeni kurulacak Suriye’nin, Türkiye’ye de olumlu anlamda katkısı olacağını söyledi.

Ayrıca, Filistin’de El Fetih ve Hamas arasındaki sorunların giderilmesi için Türkiye’nin çalışmalarının sürdüğünü bildiren Ünal, İsrail’in BM’de alınan kararlardan yeterli dersi çıkaramadığına işaret etti. Ortadoğu’da halkların taleplerine Türkiye’nin desteğinin devam edeceğini de açıklayan Ünal, bölgede bir mezhep savaşının çıkma olasılığının düşük olduğunu belirtti.

“SURİYE’DE 10 MİLYON İNSANIN GIDAYA ERİŞİMİNDE SIKINTI VAR”

Suriye’de yaşanan iç çatışmalara da değinen Ünal; Suriye’de, ülkenin içinde öldürüldüğü anlaşılan insan sayısının 40 binin üzerinde, yerlerinden edilen insan sayısının 2 milyon 500 bin, 500 bin komşu insanın komşu ülkelere sığındığını, bunlardan 140 bininin Türkiye’de olduğunu söyledi. Suriye’de ciddi bir açlık sorunu yaşandığını ifade eden Ünal, şöyle devam etti:

“Uluslararası camia farkında değil ama ciddi bir açlık söz konusu. 10 milyon kişinin gıdaya erişiminde ciddi bir sıkıntı var. Maalesef durum bu kadar kötü. Öncelikle biz açık kapı politikasını uygulayarak, mezalimden kaçan kardeşlerimize kapılarımızı açtık. Kapılarımızı açmaya devam da edeceğiz. Suriye’deki halkın taleplerinin kabul görmesi için telkinlerde bulunduk. Kabul göremeyince halk ayaklanması başladı. Bizim burada siyaseten yapacağımız, halkın talepleri yanında yer almaktır. Suriye rejimi hala ayakta, Esed rejimi haklı mücadeleyi bastırmakta başarısız kalmıştır. Bu rejim, öyle de böyle de gidecektir. Keşke kan dökülmeden bir geçiş süreci yaşansaydı.”

“YENİ VE GÜÇLÜ SURİYE’NİN TÜRKİYE’YE DE KATKISI OLACAKTIR”

Genel olarak bakıldığında, uluslararası camianın, Suriye’deki gelişmelere ihtiyatla yaklaştığını ifade eden Ünal, bunun nedeninin rejimin yerine alternatifin geçmişte görülememesi olduğunu kaydetti. Muhalefetin, bir araya geldikten sonra durumun değiştiğine dikkat çeken Ünal, komiteler bir araya geldikten sonra alternatifin oluştuğunu belirtti. Ünal, "Batı da bunun üzerine hemen yeni oluşumu alternatif olarak tanıdı. Bazı ülkelerin farklı değerlendirmeleri olabilir. Suriye halkının güçlenerek çıkmasını istiyoruz. Bundan sonraki süreçte güçlü bir Suriye’nin kurulacağını düşünüyoruz. Bölgeye bunun olumlu etkileri olacaktır. Ülkemiz de bu olumlu etkilerden etkilenecektir.” şeklinde konuştu.


“IRAK MAKAMLARI ARASINDA ÇIKAN ORGANİZASYONSUZLUK ANLAŞILIR DEĞİL”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın uçağının, Irak’a inmesine izin verilmemesi ile ilgili açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal, şu bilgileri verdi: “Biz yazılı başvuruda bulunduk. Bu izni verdiler. Garip olan taraf, enerji bakanımız seyir halindeyken, Kuzey Irak’a özel uçakların inmesinin kapanmasıydı. Bunun üzerine, bakanımız, Kayseri’ye döndü. Bize farklı bir izahat vermediler. Vizyonumuz, Irak halkının refah içinde yaşamasına dayanıyor. Burada bu süreç devam ederken, Irak makamlarının kendi içindeki organizasyonsuzluğun ortaya çıkması, anlaşılır bir durdum değil. Bizim temaslarımız devam edecek.”

Türkiye’nin, Irak’ın toprak bütünlüğünü öteden beri desteklediğini vurgulayan Ünal, merkezi yönetim ve Kuzey Irak arasında yaşanan gerginlikle ilgili, “Bu konu, merkezi yönetimle Kuzey’deki yönetim arasında devam eden bir süreç. Taraflarla görüşmelerimiz devam ediyor. Temennimiz, kısa sürede bu sorunların aşılacağı doğrultusunda.” ifadelerini kullandı.

“İSRAİL GEREKLİ DERSLERİ ÇIKARAMADI”

İsrail’in, BM’de alınan karardan sonra gereken dersleri çıkarması gerektiğini ifade eden Ünal, “Sadece 9 ülke İsrail’e destek verdi. 130 ülke ise Filistin’in yanında yer aldı. İsrail’in söylemlerine baktığımızda, gerekli uyarıları almadığını görüyoruz. Artık çift devletin olması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak yeni yerleşim yerlerinin açılması gibi unsurlar, İsrail’in gerekli dersleri almadığını gösteriyor.” diye konuştu.


“ARTIK İKİ EŞİT DEVLETİN SÖZ KONUSU OLACAĞI ÇALIŞMALARI GÖRECEĞİZ”

Türkiye’nin, Filistinlilerin bağımsızlık arzularını desteklediğini kaydeden Ünal, Türkiye’nin, Güvenlik Konseyi'nin geçici üyesi olduğu dönemde, Filistin ile ilgili başlattığı bir sürecin olduğunu hatırlattı. Güvenlik Konseyi'ndeki mevcut yapılanmanın Filistin’in statüsünün değişmesine sebep olduğunu dile getiren Ünal, “Bu seneki girişimler sonucunda, devletlerin büyük çoğunluğunun desteği ile Filistin’in, Vatikan’ın, BM’de ulaştığı seviyeye gelmesini sağladılar. Bunun getirisi önplandadır. Hukuki getiriler de olacaktır. Bundan böyle artık iki eşit devletin söz konusu olabileceği çalışmaları göreceğiz.” dedi.

“HAMAS VE EL FETİH ARASINDAKİ GERİLİM SON BULMALI”

Hamas ve El Fetih arasındaki gerilimi bitirmek için de Türkiye’nin çalışmalarının olduğunu kaydeden Ünal, “Görüşmeler devam ediyor. Telkinlerimiz devam ediyor. Özellikle, tek muhatap bulunması noktasında haksız bir eleştiri bulunuyordu. Abbas ile bu konu da görüşüldü. Bu çalışmaların olumlu mecrada devam etmesini ve sıkıntıların son bulmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.


“ORTADOĞU'DAKİ SORUNLARIN ANA KAYNAĞI FİLİSTİN SORUNUDUR”

Ortadoğu’daki sorunların ana kaynağını 'Filistin Sorunu' olarak gördüğünün altını çizen Ünal, Türkiye’nin Orta Doğu politikasının ise bölgeye barış ve istikrarın getirilmesi olarak açıkladı. Ünal, Türkiye’nin temel çıkış noktasının bütün Orta Doğu'da yaşayan ülkelerle ilişkileri daha geliştirmek olduğunu ifade etti.

Orta Doğu’da artan mezhep çatışması ile ilgili açıklamalarda da bulunan Ünal, “Arap Baharı'ndaki ilkeli politikalarımızdan taviz vermemeyi düşünüyoruz. Mezhep çatışması iddiaları bence gerçeği yansıtmayan iddialar.” dedi.

“ORTADOĞU’DA HALK TALEPLERİNİN YANINDA YER ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Arap Baharı ile ilgili değerlendirmelerde de bulunan Selçuk Ünal, Türkiye’nin tutumunun, bölgedeki halkların taleplerini desteklemek yönünde olduğunu bildirirken, Türkiye’nin, Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerde halkların meşru taleplerinin yanında yer almaya devam edeceğini sözlerine ekledi. Ünal, yönetim değişikliğinin yaşandığı ülkeleri ziyaretlerdeki görüşmelerinde, insanların, “Türkiye’de yaşayan insanlar gibi yaşamak istiyoruz.” dediklerini de aktardı. Her ülkenin, kendi sistemini, düzenini kurduğunu kaydeden Ünal, “Bu ülkelerin haklarının, Türkiye’den öğrenecekleri şeyler varsa, memnuniyet duyarız. Bu ülke haklarının, bu taleplerinin olumlu olduğunu düşünüyorum. Temaslarda halkın ve siyasi temsilciler, bizim başlattığımız çalışmalardan çok olumlu etkilendiklerini ifade ediyorlar. Bize aktarıldığı kadar, bu toplumlarda Türkiye algısı olumlu manada değişiyor.” diye konuştu.

“MISIR’I ÖNEMSEMESEYDİK MISIR HALKININ YANINDA YER ALMAZDIK”

Arap Baharı'nın en kötü ilerlediği ülkelerden birinin de Mısır olduğuna değinen Ünal, Türkiye’nin Mısır’a verdiği öneme dikkat çekti. “Türkiye, Mısır’a önem atfetmeseydi, tutumunu net bir şekilde belirtmezdi” ifadelerini kullanan Ünal, “Halkın yanında yer almaya devam edeceğiz. Mısır'ın, iç sorunlarını karşılıklı anlayış ve diyalogla çözmesini ümit ediyoruz.” diye ifade etti.

“BM’NİN YAPISINI ULUSLARARASI CAMİA TARTIŞIYOR”

Ünal, programda, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun BM’ye yönelik eleştirileri ile ilgili açıklamalarda bulundu. BM Güvenlik Kurulu’nun mevcut durumunun 1945’te oluşturulduğunu hatırlatan Ünal, artık dünya siyasetinde etkin ülkelerin çıktığını belirterek,
“Türkiye’nin isteği, Güvenlik Konseyi’nin yapısında değişikliktir. Çünkü, bu ülkeleri ilgilendirmeden verilen kararlar, bizi doğrudan etkileyebiliyor. Bu, kabul edilebilir, adil bir durum değil. Zaten uluslararası düzeyde de mevcut durum sorgulanıyor.” dedi.


(CİHAN)


16 Aralık 2012 Haberleri 1 2 3 4 5