Antalya’da ikinci Altar Tunçkol dönemi başladı

İSTANBUL - Spor Toto Türkiye Kupası B Grubu maçları için Kocaeli’de bulunan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başantrenör Altar Tunçkol’la iki senenin ardından yeniden göreve getirildi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başantrenörü Altar Tunçkol, Basketbol Federasyonu resmi internet sitesine verdiği röportajda zorlu bir göreve geldiğini ve başarı için kolları sıvadığını söyledi. İki senenin ardından yeniden Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde başantrenörlük görevine gelen Altar Tunçkol, yine zorlu bir görev için kolları sıvamış durumda.

10 yeni oyuncunun transfer edildiği takımda kendisinin söylemiş olduğu gibi sıfırdan başlaması gerekecek olan Tunçkol, yapmış olduğumuz röportajda takım olarak yaşadığı zorluklardan, basketbol anlayışından, oyunculuk günlerinden, ‘keşke’lerinden ve basketbol dışındaki hayatından bahsetti.

Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak özellikle sponsor ve bütçe konusunda sorunları olduğunu dile getiren Tunçkol’a TED Ankara Kolejliler antrenörü Ercüment Sunter’in “Anadolu Efes’in yeni transferi Jordan Farmar’ın maliyeti, bizim bayan ve erkek basketbol takımımızın bütçesine bedel” şeklindeki açıklamasını hatırlattığımızda ise kendisi de “Biz de Farmar’ın maliyetinin yarı fiyatına bir takım kurduk” diyor. İşte Altar Tunçkol’la gerçekleştirmiş olduğumuz röportajın detayları;

Öncelikle yeniden Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin başına geçtiğiniz için hayırlı olsun. Bu şehre olan sevginiz nereden kaynaklanıyor?
Ben aslında Ankara doğumluyum. Basketbol hayatım da Ankara DSİ’de başladı. Daha sonrasında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ikinci ligden birinci lige yükselmesiyle takımda yeni bir oluşuma gidildi ve ben de bu organizasyonun teknik kadrosunda yardımcı antrenör olarak yer aldım. Çok iddialı bir ekip ve uzun vadeli planlar vardı. Aslında birçok insan da Antalya’ya gitmemi eleştirdi çünkü Darüşşafaka’da başantrenördüm ve çok başarılı bir sezon geçirerek takımı Play-Off oynatmıştım. Hatta yılın antrenörü seçilmiştim. Bu nedenle yardımcı antrenörlük görevini kabul etmem garipsenmişti. Fakat planlar doğrultusunda bu görevi kabul ettim ve Antalya maceram başladı.

İki senenin ardından yeniden ve tamamen yenilenen Antalya BŞB’nin başına geçtiniz. Bu kez ne gibi değişiklikler ve elinizde nasıl bir bütçe vardı ve bu bütçeyle nasıl bir transfer politikası izlendi?
Mümkün olduğu kadar doğru transferler yapmaya çalıştık. Şu ana kadarki en önemli sıkıntımız takımımızda üç tane çaylak oyuncu olmasıydı. Bunlardan Greg Mangano ile yollarımızı ayırdık. Warren Carter ise şu anda yüzde 30-40 oranlarında hazır ama ileride takımımıza büyük katkı sağlayacak bir oyuncu. Hazırlık döneminde çok fazla maç yapmamız bizim açımızdan iyi olur diye düşündük.

24 günde 12 hazırlık maçı oynadık ama fark ediyoruz ki son aldığımız mağlubiyetlerle takım biraz düşüş yaşadı. Yeni bir takımız, detaylar üzerine çalışıp eksiklerimiz üzerine yoğunlaşmamız gerekiyordu ama çok fazla maç oynadığımızdan antrenmanlar için yeterli zamanı bulamadık. Avantajı ise son turnuvada Greg Mangano’yla yollarımızı ayırma kararı aldıktan sonra Warren Carter’ın gelişi uzayacaktı. En azından onu takıma erken kazandırabildik. En kısa zamanda antrenman eksiğimizi de kapatacağız.

TED Ankara Kolejliler antrenörü Ercüment Sunter’in ”Anadolu Efes’in yeni transferi Jordan Farmar’ın maliyeti, bizim bayan ve erkek basketbol takımımızın bütçesine bedel” şeklindeki açıklaması için ne diyeceksiniz? Benzer bir durum sizin için de geçerli diyebilir miyiz?
Jordan Farmar’ın maliyetini tam olarak bilemiyoruz tabii ki ama yıllık olarak söylenen 2 milyon Euro rakamı doğruysa, biz de oyuncunun maliyetinin yarı fiyatına bir takım kurduğumuzu söyleyebilirim. Bizim Beko Basketbol Ligi ve İddaa gelirlerinin üzerine bizim sponsorlarımızdan gelen paralarla birlikte üzerine bir şeyler ekleyip bütçemizi oluşturuyoruz.

Takımın ana sponsorunun olmaması ne gibi sorunlar yaratıyor?
Zaten asıl derdimiz; takımın bir ana sponsorunun olmaması. Yıllardan beri aradığımız ve takımımızı uzun vadeli planlar doğrultusunda da çok rahatlatacak bir ana sponsorun bulunması için çalışıyoruz. Antalya, turizmi ile ekonomisini fazlasıyla büyüten bir şehir ama nedense hiçbir büyük hotel bize sponsorluk anlamında bir adım atmıyor. Aslında ana sponsordan çok büyük bir meblağ beklentisi içerisinde de değiliz ama böyle bir desteğin bizi fazlasıyla rahatlatacağını düşünüyoruz. Belki bu problemi çözersek; oyuncularla daha uzun kontratlar yapabilir ve sene sonlarında kemik kadromuzu koruyabiliriz.

Bu durumun sonucu olarak da takıma yeni gelen 10 oyuncuyla birlikte bir kimya oturtmaya çalışıyorsunuz…
Evet, maalesef sürekli sıfırdan başlamak zorunda kalıyoruz. Geçtiğimiz seneden az süre alan genç oyuncularla ve doğru yabancı transferlerimizle birlikte çalışmalara devam ediyoruz. İleride daha da iyi oturmuş bir takım olacağımıza inanıyorum.

Peki “Altar Tunçkol’un takımı” dediğimizde basketbolseverlerin aklına ilk gelmesi gereken özellikler neler?
Öncelikle savunma ağırlıklı bir takımımızın olması lazım. Ben oyuncuyken de sonuna kadar mücadele ederdim, benim takımım da aynısını yapmalı. Zaman zaman değişken savunma yöntemleriyle rakibi bozmamız gerek. Bunun yanında hızlı oynamayı seven bir antrenörüm, rakip potaya da hızlı gitmemiz lazım. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak üzerimize koyarak adım adım gidiyoruz. İleride basketbolseverler, takımımızdan bu şekilde bir oyun görecekler.

Geçmişte oyun kurucu pozisyonunda oynadığınızı da düşünürsek, sizin için takımda oyun kurucunun önemi nedir?
Benimle birlikte tüm antrenörler için oyun kurucu pozisyonu tabii ki çok önemlidir. Artık oyun kurucuların yanı sıra skorer guardların dahi bu anlamda verimli olması gerekiyor. Yeni basketbol düzeni bunu gerektiriyor. Bu sayede her maçta 15-20 asist ortalaması yakalanması lazım. Biz şu anda 9-10 asist civarlarında kalıyoruz. Bunu topu iyi paylaşarak daha da yükseltmemiz gerekiyor.

Sahanın içerisinde takımı yöneten oyun kurucuların basketbolu bıraktıktan sonra kenardan, antrenör olarak da bir takımı daha kolay yöneteceği fikrine katılıyor musunuz?
Oyun kurucular sahanın içerisinde her türlü varyasyonu düşünmek zorunda olan ve antrenörün eli-ayağı konumundaki oyuncular. Bu nedenle bu pozisyondan antrenörlüğe geçiş daha kolay oluyor. Genelde antrenörlüğe geçip başarılı olan kişilerin kısa pozisyonundan geldiğini görüyoruz.

Kendiniz için değerlendirme yaparsanız; nasıl bir antrenör olduğunuzu söylersiniz?
Genel olarak sakin ve sabırlı bir antrenörüm. Oyuncularla aramda bir mesafe yoktur, onların tarafında olan bir antrenörüm diyebilirim. Yıllarca basketbol oynadığım için oyuncu gibi bakıp onları anlayabiliyorum. Benden mutlaka çekindikleri zamanlar da oluyordur ama her düşüncelerini bana söyleyebileceklerini biliyorlar. Fakat nelere karışamayacaklarını ya da müdahale edemeyeceklerinin de farkındalar.

Tüm basketbol hayatınızı ele aldığımızda hiç ‘keşke’leriniz oldu mu?
Oyunculuk zamanlarımda “keşke” dediğim oldu; Fenerbahçe’de oynarken durumlara daha profesyonel yaklaşabilseydim, uzun yıllar daha orada forma giyebilirdim. Fenerbahçe’de sadece 4 yıl oynayıp, ayrıldım. Basketbol hayatımda “keşke” dediğim en önemli olay buydu. Ardından Darüşşafaka, Tuborg ve İTÜ’de oynadıktan sonra 31 yaşımda basketbolu bıraktım ama iyi ki de bırakmışım diyorum. Bu sayede de bir an önce antrenörlüğe başlamış oldum.

Son olarak; basketbol dışındaki Altar Tunçkol nasıl biridir?
Hayatım basketbolla geçiyor ama onun dışında aileme çok düşkün bir insanım. Beş buçuk ve on yaşlarında iki tane kızım var. Akşam antrenmanlarından sonra koşa koşa eve giderim. Onlarla ilgilenirim, gerekiyorsa onlara kitap okuyup kızlarımla zaman geçiririm. Onun dışında Antalya’da yapılabilecek sosyal etkinlikleri yapıyoruz. Bir taraftan son gelişmeleri de takip ediyorum. Bu göreve geldiğimden beri büyük bir yoğunluk içerisinde olduğum için sosyal medyayı eskisi kadar aktif kullanamasam da iyi bir okuyucu ve gözlemciyim.

(CİHAN)

Antalya’da ikinci Altar Tunçkol dönemi başladı

07 Ekim 2012 Haberleri 1 2 3 4 5