Prof. Şen: Yeni anayasa dayatmacı olmamalı

NEVŞEHİR - İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Ersan Şen, yeni anayasanın dayatmacı bir anlayışla hazırlanmasına ve millete sunulmasına karşı çıkılması gerektiğini söyledi. Şen, dokunulmazlarla ilgili yargılama yapılacaksa sadece 12 Eylül 1980'in sabahını değil, onun öncesini de yargılamak gerektiğini ifade etti.

İstanbul Nevşehirliler Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından 'Yedi İklim Yedi Kültür' projesi kapsamında gerçekleştirilecek 'Yeni Demokratik Anayasa İçin Nevşehir Buluşması' kapsamında organize edilen 'Yeni Demokratik Anayasa' paneli; Adıyamanlılar Vakfı, Maraşder, Engelliler Birliği, Konya İli Ilgınlılar Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Rize Güneysu ve Ahlat Kültür, Turizm, Tanıtım derneklerinin desteği ve 81 ilden temsilcilerin katılımıyla Kapadokya Dedeman Otel’de gerçekleştirildi.

Türkiye’nin 81 ilinden sivil toplum kuruluş temsilcilerinin de katıldığı konferansa ilgi yoğun olurken, Nevşehir vali yardımcıları Mustafa Kemal Keskin ve Ali Murat Kayhan, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve çok sayıda vatandaş da panele katıldı.

Nevşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç’ın başkanlığını yaptığı panele konuşmacı olarak AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, AK Parti kurucularından, eski İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş ve Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Şen, Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve TBMM Anayasa Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Koçak katıldı.

Panelden önce söz alan Nevşehir Vali Yardımcısı Ali Murat Kayhan, Türk demokrasi tarihinde önceki dönemlerde çok sayıda anayasa yapıldığını belirterek, yeni anayasanın demokratik, çağdaş, bireyin hak ve hürriyetlerini sağlayacak biçimde olmasının yararlı olacağını kaydetti. Nevşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç ise yeni anayasa panelinin Nevşehir’de yapılmasından büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Kılıç, yeni sivil anayasanın insanların günün ihtiyaçlarına uygun olması gerektiğini de vurguladı.

İstanbul Nevşehirliler Derneği Başkanı Aşiret Dalcı ise dostluk, barış ve kardeşlik değerlerinin insanlığa iletildiği Nevşehir'de, ülkenin en önemli konularından olan yeni anayasa oluşumunu ele alan bir panel düzenlemekten çok mutlu olduklarını söyledi. Barış, kardeşlik ve paylaşım düşüncesi ile ortaya çıkan bu projenin önemli olduğuna inandıklarını kaydeden Dalcı, "Anayasa, özü itibariyle Hacıbektaş Veli'nin misyonu ve Mevlana'nın felsefesine uygun olarak ortaya çıkarsa, milletimiz adına hayırlı sonuçlara ulaşır inancındayız." dedi.

YENİ ANAYASAYA BEŞ PRENSİP

Daha sonra Nevşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç’ın başkanlığını yaptığı panele geçildi. AK Parti kurucularından, eski İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş, Türkiye’nin devamlı gelişmesi için ülkenin istikrar içinde bulunması, siyasi ve sosyo-ekonomik yapının milletçe üzerinde mutabık kalınan bazı sağlam esaslara dayanmış olmasına bağlı olduğunu kaydetti. Yalçıntaş, şunları söyledi:

"Bu milli mutabakatın hukuki belgesi ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'dır. Türkiyemizin tarihi ve milli yapısı itibariyle, derin, sağlam, bütünleştirici, ayrımcılığı ve istikrarsızlığı önleyici bir mutabakat, beş esasa dayanma zaruretini ortaya çıkarmaktadır. Bu temellere dayanan bir anayasa çok daha uzun ömürlü olacaktır. Bu beş esasın birincisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin istiklali, istiklal prensibidir. Yani bir milletin varlığını sürdürebilmesinin tek ve en önemli şartı bağımsız bir devlete sahip olmasıdır. İkincisi; vatan toprakları ve milletin bölünmezliği, bütünlük prensibidir. Millet varlığının bölünmesi, oradan hareketle vatan topraklarının ayrılması şüphesiz ki kabul edilemez. Bütünlük prensibini milletçe korumamız, bütün problemlerimizi buna sadakat göstererek çözmemiz gerekir. Üçüncüsü; demokrasi ve insan haklarına dayalı cumhuriyet, cumhuriyet prensibidir. Yeni anayasada cumhuriyetimizin şekli 'demokratik cumhuriyet' olmalıdır. Dördüncü prensip, ortak milli ve manevi değerlerimiz, kimliktir. Etnik özellikleri tahrip etmeden bu 'bir millet' olmanın müşterek değerlerini koruyup devam ettirmeliyiz. Bunlar; din, dil, müşterek tarih, kültür, adet ve geleneklerdir. Bu müşterekler, asla 'asimilasyon' açısından değerlendirilmemelidir. Milli ve manevi değerlerimizi yıpratan her girişim, anlayış ve uygulama millet bütünlüğümüzü sarsan bir darbe niteliğindedir. Beşincisi ise gelişmiş Türkiye ve güçlü ordudur. Dünyamızın, bir milletler yarışı dünyası olduğunu asla unutmamalıyız. Bu yarışta geride kalmak ve zayıf düşmek varlığımızın tehlikeye girmesi sonucunu doğurur. Bu tehlikeye karşı en geçerli teminatımız, gelişmiş bir ülke ve ekonomi ile kesin caydırıcı teknolojiye sahip milli bir ordudur.”

"KONULAR KISA VE NET YAZILMALI"

Nevşehir eski milletvekili Mehmet Elkatmış ise yaptığı konuşmada, 1982 Anayasası'nın, 17 defada 110 maddesinin değiştirildiğini belirterek, yamalı bohça haline gelen anayasanın artık yenisinin yapılmasının şart olduğunu söyledi.

Yeni anayasa konusunda iyimser olduğunu belirten Elkatmış, “Ancak yeni anayasa ile insanların bütün sorunlarının çözüleceğini belirtmek doğru değildir. Yeni anayasa ile insanlar birden zenginleşmeyecek, insan hakları sorunu ortadan kalkmayacak. Burada asıl konu uygulamadadır. Değiştirilecek konuları uygulamaya koyacak kafaları da değiştirmek gerekecektir. Kafalar değişmedikçe ne kadar kanunda iyileştirme olursa olsun, bir yanından dolanmaya çalışacaklardır. O nedenle yeni anayasa ile birlikte kafalarda da değişim şarttır.” dedi.

Yeni anayasada her konunun net olarak belirtilmesi gerektiğini vurgulayan Elkatmış, “Yoksa durumdan vazife çıkaranlar oluyor. Bu ülkede 5 yıl öncesinde Danıştay, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin otobüs bilet fiyatlarına yaptığı zammı bile iptal ediyordu. Sadece 'hukuka uygunluk' denetimi yapması gereken yargı, durumdan vazife çıkarıyor ve 'yerindelik' denetimine çıkıyordu. Bunların aşılması için konuların net olarak belirtilmesi ve uygulayacak kafaların da buna uygun olması gerekir.” diye konuştu.

"DAYATMA KABUL EDİLEMEZ"

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Şen ise yeni anayasanın dayatmacı değil, bireyi öne alan, yol gösterdiği kanun ve diğer alt hukuk normları uygulamaları ile sorunları çözücü, toplum ve bireyleri kapsayıcı olma özelliğinin bulunmasının gerekli olduğunu kaydetti.

Anayasa önerisini, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e sunduğunu belirten Şen, “Sunduğum anayasa örneği; 'başlangıç, genel esaslar, kişi hak ve hürriyetleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temel organları' başlıkları ile dört kısım altında ve toplam 20 maddeden oluşuyor. Anayasa, yol gösterdiği kanun ve diğer alt hukuk normları uygulamaları ile sorunları çözücü, toplum ve bireyleri kapsayıcı olma özelliğini elde edecektir.” diye ifade etti.

Yeni anayasanın kısa ve öz olması, bireyin hak ve özgürlüklerini esas almasını ve parlamenter sistemden vazgeçilmemesini sağlayacak hükümler içermesi gerektiğine vurgu yapan Prof. Şen, başkanlık sisteminin son derece tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Yeni anayasanın yapımının iktidarın hakimiyetine bırakılamayacağını kaydeden Şen, şöyle dedi: "Anayasada bütün mesele, anayasaya konulacak hükümlerin ne kadar eşit, hukukun evrensel ilke ve esaslarını gözeten bir metin olarak kaleme alınabileceği ve hepimize hitap edebileceğini bilmek gerekir. Bunu sadece iktidarın hakimiyetine bırakmak, oradan çıkacak bir takım metinlerin bütün toplum tarafından kabulünü beklemek asla tarafımızdan benimsenemez. Burada yapılması gereken anlayış, 1982 Anayasası'na karşı yöneltilen dayatmacı anlayışa tepki var ise aynı şekilde o tepkinin 2012 yılında Türkiye'de yapılması gereken anayasada da dayatmacı anlayıştan uzak, sivil toplum örgütü, vatandaşın her bireyin gerçekten sesini çıkartıp, oraya cümlelerini kaydedebileceği, ortak sesinin ifadesi olan bir anayasa metnine kavuşmamız gerekiyor. Bütün mesele budur."

Türkiye’nin en iyi anayasayı hak ettiğini kaydeden Şen, “Ülke olarak; İngiltere, Fransa gibi kişi hak ve hürriyetlerini kazanırken büyük mücadeleler vermedik. Ama geldiğimiz noktada yavaş yavaş sivil demokrasinin ne kadar iyi olduğunu anlıyoruz.” dedi.

Dokunulmazlarla ilgili yargılama yapılacaksa sadece 12 Eylül 1980'in sabahını değil, onun öncesini de yargılamak gerektiğini ifade eden Şen, “O sivil demokrasiye sahip çıkamayan ve 12 Eylül 1980 sonrasında 13 Eylül tarihinde, tekrar karşı duruş sergileyemeyen, korkakça teslim olanları getirin, neden mücadele etmediklerini ve neden teslim olduklarını sorgulayın. Neden yüzde 92 ile kabul oyu verdiklerini sorgulayın. Bunları ortaya koyun. Sayın milletvekillerinden, Meclis'te komisyon kurarak bütün sorumluları ortaya koymalarını istiyorum." diye konuştu.

Bir metin ortaya konurken, hesaplaşmacı yaklaşımda bulunulmaması gerektiğini kaydeden Şen, “Bugün bu anlayışla bir metin yapılırsa, 15 yıl sonra yapanlarla da hesaplaşmaya gidilebilir. Dolayısıyla hukukun evrensel normları esas alınarak sorun çözülebilir. Anayasada baraj sistemi yüzde 10’dan yüzde 5’e çekilmelidir. Milletvekilleri belirlenirken ön seçim sistemi kabul edilmelidir. Merkezden dayatma olmayacak. Ben böyle anayasa görmek istiyorum.” şeklinde konuştu.





(CİHAN)


08 Nisan 2012 Haberleri 1 2 3 4 5