MMG, ‘Afet Yasası’ için teklif hazırladı

İSTANBUL - Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) yeni Anayasa’da ‘Afet Yasası’na bazı tekliflerde bulundu. MMG tekliflerinde, Türkiye’nin ciddi bir dönüm noktasına geldiğini, konunun depreme dayanıklı binalar yapmak değil önümüzdeki 100 yılın konut politikalarının ve 3 neslin yaşayacağı yaşam alanlarının imarını sağlayacak şehirleri dönüştürmek eksenine oturduğuna dikkat çekti.

‘Kentsel dönüşüm, anayasa yapmak kadar önemlidir’ denilen çalışmada “Şehirlerimizi ‘herkes için şehir anlayışı’ ile 7 den 70’e bütün kuşakların bir biri ile buluştuğu, anlaştığı, kaynaştı, sevgi ve bilgilerini paylaştığı mekanlar olarak, insan ölçekli ve insan yüzlü olarak tasarlamalıyız.” denildi.

“Afet riski altındaki alanları dönüştürülmesi” hakkındaki kanunun bu kapsamda aceleye getirilmiş ve yeterince toplumda tartışılmamış bir yasa olarak değerlendiren MMG, şu değerlendirmede bulundu: “Yasa meclise sunulan haliyle bir arsa üretim yasası şeklinde görülmekte, kentsel dönüşümün nasıl yapılacağı ve nasıl şehirler inşa edileceği ile ilgili hiçbir madde içermemektedir. Nasıl bir şehirleşme sorusuna cevap aramadan oluşturulacak her türlü afet merkezli kanun yaklaşımı bizi çıkmaz bir sokağa getirecektir. En az anayasa çalışmaları üzerinde çalıştığımız kadar şehirleşme ve sorunları ve çözümleri üzerine konuşmalıyız. Bu konu oldu-bittiye getirilemeyecek ve bir bakanlığın sorumluluğuna bırakılamayacak kadar yaşamsaldır. Evet deprem yakın bir gerçek ancak üzerinde fazla çalışma yapılmadan ve tarafların katılımı sağlanmadan yapılacak şehirleşme, sorunları daha büyük sosyal deprem ve krizler davetiye çıkarabilir. Yarın geç olmadan bilimsel bir yöntemlerle bütün sosyal tarafların katılımıyla konuyu tartışmalıyız.”

Halkın daha sağlıklı, güvenli ve huzurlu şehirlere yerleştirmek için gerekli çalışmaların yapılması gerektiği belirtilen çalışmada, büyük küçük birçok şehrin benzer sorunlarla karşı karşıya olduğu ve yaşam kalitesinin her geçen gün düştüğü, insanlar için şehirde hayatın çekilemez hale geldiği vurgulandı. İnsanların yaşam alanlarıyla ilgili yapılacak değişimlere katılma hakkı sağlanması istenen çalışmada daha sonra şu tekliflerde bulunuldu: “Bunu yaparken kendi şehircilik mirasımız ve dünyanın geldiği şehircilik anlayışından yararlanmalıyız. Sosyolog, psikolog, şehir tarihçisi, kamu idarecisi, iktisatçı, mimar, mühendis ve şehir plancılarının katkılarıyla demokrasimizi yükseltecek, toplumsal uzlaşıyı sağlayacak şekilde şehirlerimiz tasarlamalıyız. Çevre, insan ve ekonominin iyi harmanlandığı bizi bugünden geleceğe taşıyacak daha sürdürülebilir ve yaşanabilir şehirler için birlikte çalışmalıyız. TOKİ nin birbirini tekrar eden, mimari ve estetikten yoksun aynılaştırılmış binaları şehirlerimiz için hiç de uygun değildir. Bütün şehirlerimiz kimliksiz, birbirinin kopyası ve birbirini tekrar eden mekanlar oluşmaya başlamıştır. Toplum olarak adeta akıl tutulması yaşadığımız şehirlerimizi tekrar inşa ederken mimarimizi ve şehirciliğimizi tekrar ihya etmeliyiz. Şehirlerimizi gelecek nesillere daha nezih, daha estetik, daha az katlı, sosyal donatı alanları daha büyük ve erişilebilir, geniş yeşil alanların kent dokusu içinde yer aldığı, bulunduğu coğrafyanın sunduğu imkanların iyi kullanıldığı, fiziksel topografyaya saygılı mekanlara çevirmeliyiz. Belediyeler bugün geldiği noktadan daha geriye getirilmemelidir. Yıkıp daha iyi ve sağlamını yapacağız anlayışla insanların yaşadığı kültürel çevrenin inşasında merkezci ben bilirim anlayışından uzak durulmalıdır. Odalar, üniversiteler ve STK’lardan daha fazla yararlanarak toplumu ve demokrasimizi oluşturan bütün kurumların süreçte daha işlevsel rol almasına imkan sağlanmalıdır. ‘Önce insanlar şehirleri inşa eder, sonra şehirler de insanı inşa eder’ gerçeğini aklımızdan çıkarmayarak hırsa ve tamaha şehirlerimizi teslim etmemeliyiz. Bilimsel, kültürel ve insani değerler üzerine medeniyet taşıyıcısı şehirleri inşa etmede bu yasal düzenlemeyi bütün kesimler olarak fırsata çevirmeliyiz.”

‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı’ için Mimar ve Mühendisler Grubu, mevcut kanun maddelerine hazırladıkları teklifleri ekleyerek ve gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra ‘Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na gönderdi. Teklifin sonunda şu görüşlere de yer verildi: “Ülkemizin şehirleşme problemlerini çözmede yeni kanun çalışmalarını bir fırsata çevirmeliyiz. Halka ilave ciddi bir yük getirmeden şu anda bir adreste mukim olan herkes için sürdürülebilir bir yaşam anlayışı ile işi yürütmeliyiz. Evi olsun olmasın, kiracı veya gece kondu sahibi bütün vatandaşlarımız mağdur etmeden ve onları potansiyel bir suçlu durumuna getirmeden şehirlerimizi dönüştürmeliyiz. Kamuoyunun desteğini almadan bir oldubittiye getirilecek her türlü faaliyet akamete uğramaya mahkumdur. Bu işlerin yürütülmesinde belediyelerimizin ve diğer ilgili kurumların işin içinde sahibi gibi çalışması sağlanmalı ve toplumsal barışımızı sağlayacak bir kentsel dönüşüm oluşturulmalıdır. Dönüşüm gönüllü olarak insanların bulunduğu mekanda sağlanmalıdır. Kamuoyunun desteği ve güveni alınmadan sağlıklı yürütülecek bir çalışma yoktur. Dolayısıyla yürütülen çalışmaların tekrar gözden geçirilmesi uygun olacaktır.”

(CİHAN)


23 Mart 2012 Haberleri 1 2 3 4 5