AİHM Türk yargıcı: İfade özgürlüğünde Türkiye ile diğerleri arasında uçurum var

STRASBOURG - Fransa Türk Öğrenci Kongresi'nin bu ay konuğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türk Yargıcı Prof. Dr. Işıl Karakaş oldu. Karakaş, Kongre'nin Strasbourg şehir merkezindeki bürosunda düzenlenen “AİHM'nin Türk yargısı üzerindeki etkisi” başlıklı toplantıda çoğunluğu hukuk fakültesinden Türk öğrencilerin merak ettiği soruları yanıtladı.
Türkiye, AİHM'de Rusya'nın ardından hakkında en çok dava açılan ülke konumunda bulunmaya devam ediyor. Prof. Dr. Işıl Karakaş, Türkiye'ye karşı açılan dava sayısındaki artışın devam ettiğini ancak dava içeriklerinde değişim yaşandığını ifade etti. Karakaş, “1990'larda AİHM'ye gelen başvuruların yüzde 90'ı, 2. madde yaşam hakkı ihlalleri ve 3. madde işkence suçlarını içeriyordu. Bugün ise en çok sayıda açılan dava tutukluluk ve yargılama sürelerinin uzunluğu ile ilgili.” şeklinde konuştu.
Tutukluluk ve yargılama sürelerinin uzunluğuna dikkat çeken Karakaş, bu konuda AİHM içtihatlarının uygulanmasını tavsiye etti. AİHM'de her hafta mutlaka bu konuda bir karar çıktığını ifade eden Karakaş, 3 bin tane davanın sonuçlanmayı beklediğini söyledi. Bu davaların hepsinde büyük ihtimalle ihlal kararı çıkacağını ve Türkiye'nin her biri için en az 5 bin Euro tazminat ödemeye mahkum olacağını belirtti.
Bu ihlallerin ve AİHM'de mahkum olmanın önüne geçilebilmesi için Türk yargısı içinde yeni şikayet yolları meydana getirilmesini teklif eden İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı, “Yargılamanın uzunluğu ile ilgili şikayette bulunabileceğiniz, tazminat talep edebileceğiniz iç hukukta yeni bir yol yaratırsanız, AİHM önündeki davalar düşmüş olacaktır. Türkiye'de Ceza Usulü Kanunu bunu öngörmüş ama isteyebilmek için yargılamanın bitmesi gerekiyor. 15 yıl davanın yargılanması bittikten sonra teminat talep etmenin bir manası yok. AİHM henüz dava devam ederken tazminata karar veriyor.” dedi.
Türkiye'de yargıçların AİHM'deki yerleşik içtihat aksine hiç soruşturmadan, dosyayı incelemeden kişinin tutukluluğuna devam etme kararı verdiğini söyleyen Işıl Karakaş “Halbuki tutukluluk ciddi bir kaçma tehlikesi varsa ve delilleri karartma tehlikesi varsa tutukluluğun devamına karar verilir. Türkiye'de ise gördüğümüz kadarıyla herkes tutuklu. Dışarda olup da davası devam etmiyor. Asıl olan tutukluluk değildir, davanın bir an önce bitirilmesidir. Dava bitirilemiyorsa şartlı tahliyeyle kişiyi salıvereceksiniz.” açıklamasında bulundu.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KONUSUNDA TÜRKİYE İLE DİĞER ÜLKELER ARASINDA BÜYÜK BİR UÇURUM VAR
Yargılama uzunluğu hakkında her ülkenin AİHM önünde davası olduğunu hatırlatan Işıl Karakaş, Türkiye'nin özellikle ifade özgürlüğü konusunda geri kaldığının altını çizdi : “İtalya ve Fransa gibi ülkeler hakkında da yargılama uzunluğu ilgili çok sayıda dava açılıyor. Ancak ifade özgürlüğü konusunda Türkiye ile diğer ülkeler arasında büyük bir uçurum var. Şu anda AİHM önünde 270 dava var. Bu sayı Fransa için sadece 10. Bu davaların da hepsinde büyük ihtimalle ihlal çıkacak. Çünkü mahkeme 10. madde etrafında artık içtihadını oluşturmuş. Nedir ne değildir belli.”
“Bir düşünce toplumun bir bölümünü rahatsız da etse veya resmi görüşün dışında da olsa serbestçe ifade edilmelidir. Ama tabi şiddete veya ırkçılığa teşvik eder şekilde olmayacak.” diye konuşan Karakaş, Türkiye'nin bu konuda alması gereken çok yol olduğunu ifade etti. Önceki gün AİHM'yi ziyaret eden Adalet Bakanı'nın özel bir ifade özgürlüğü paketi hazırlandığını ifade ettiğini söyledi.

YARGIDA REFORM
Yapılan reformlara rağmen Türkiye'den gelen başvuruların sayısındaki artışın neden değişmediği sorusuna Karakaş “Türkiye'de temel sorun hakimlerin uluslararası metinlere yabancı olması ve bunları uygulamaması. 2004'te 90. madde değişikliği yapıldı ve hakimlere açık açık hukuki temel verildi. Kanunlarla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı hallerde Sözleşme uygulansın denildi. Ama hakimler bunu uygulamıyor. Hakimler her konuda her şeyi yasama organı yapsın, her şeyi değiştirsin diye bekliyor. Halbuki yargı uygulamaya dönük bir şey ve biraz esnek olması lazım.” şeklinde konuştu.
Çözüm olarak Türk yargıçların AİHM içtihatlarını takip etmesini öneren Işıl Karakaş son dönemde Türkiye'den çok sayıda heyetin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini ziyarete geldiğini ve bunun ilerleyen dönemlerde etkili olabileceğini söyledi. Ayrıca uluslararası içtihat ve metinlerin Türkçe'ye çevrilmesinin önemini vurguladı. İnsan hakları yargıcı “Artık Türk yargı mensupları AİHM'ye ziyaretlerde bulunuyor. Hakimler, savcılardan oluşan çok sayıda heyet uluslararası bir mahkemede işlerin nasıl yürüdüğünü görmek için buraya geliyor. Umarım Türkiye'ye döndüklerinde uygulamalarına da yansır. Tabi içtihadın Türkçe'ye çevrilmesi de önemli. Türkiye'de hakimlerimiz yabancı dil pek bilmezler. Türkçeye çevrildiği ölçüde faydalanacaklardır.” şeklinde konuştu.

(CİHAN)

AİHM Türk yargıcı: İfade özgürlüğünde Türkiye ile diğerleri arasında uçurum var AİHM Türk yargıcı: İfade özgürlüğünde Türkiye ile diğerleri arasında uçurum var

04 Aralık 2011 Haberleri 1 2 3 4 5