TİSK: Devletin borçlanma sınırları da yeni anayasada yer almalı

İSTANBUL - Avrupa’da görülen kamu borç yükü sıkıntısı ders oldu. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), devletin borçlanma sınırlarının yeni anayasada da yer almasını önerdi. Bu anlamda kamu kurumları ile yerel yönetimlerin iç ve dış borçlanmaya kanunla yetkilendirilmelerini talep etti.
TİSK, Ekonomik Anayasa Raporu'nu kamuoyuna açıkladı. Raporu hazırlayan heyetle basının karşısına geçen konfederasyon başkanı Tuğrul Kudatgobilik, dünyayı yeniden şekillendirecek temel unsurun ekonomi olduğuna işaret etti. Türkiye'nin Avrupa'nın 6'ncı dünyanın 16'ncı büyük ekonomisi olduğunu belirten Kudatgobilik, "Önemli bir aktör olarak yeni bir anayasaya gerek duyuyoruz. Bu minvalde 3,5 aydan beri ekonomik bir anayasa felsefesi adına faaliyetler yürütüyoruz." dedi.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in yeni anayasaya siyasi kurumların yanında sivil toplum örgütlerinin de katkıda bulunmaya davet ettiğini aktaran Kudatgobilik, şöyle devam etti:
“Biz, bu davete uyarak Ekonomik Anayasa Raporu ortaya koyduk ve bunu TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile parlamentoda bulunan siyasi partilerin genel başkanlarına gönderdik. Tabii raporu aralarında TOBB, TÜSİAD, TİM, MÜSİAD ve TESK’in bulunduğu 300 sivil toplum örgütüne de yolladık. Raporumuz Türkiye’nin 40 senesini idare edecek yeni anayasanın içinde ekonomiye ve firmalara yönelik yeni bir anlayış getiriyor."
TİSK olarak değişmez maddelerin korunmasından yana olduklarını anlatan Kudatgobilik, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkelerinin anayasanın temel dayanaklarını olşturmasını istedi. Parlamenter sistemin devamını yerinde bulan Kudatgobilik, yeni anayasada çalışma barışı, rekabete odaklı ekonomik bölüm öngördüklerini bildirdi.
Siyasilerin iktidar erkini uygularken şeffaf olması gerektiğini vurgulayan TİSK Başkanı, daha demokratik, daha özgür bir Türkiye yolunda güvenilir adım atmak için Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu'nun anayasa ile aynı zaman diliminde ele alınmasını istedi.
Yeni metinde ekonomik kurallarla ilgili de talepleri olduğunu belirten Tuğrul Kudatgobilik, bu noktada siyasetten umutlu olduklarını kaydetti. Başkan Kudatgobilik, Ekonomik Anayasa Raporu’nda yer alan önerileri ile ilgili olarak da şu açıklamalarda bulundu: "Raporumuzda bulunan kurallar, sanayimizin rekabet gücünü ve dayanıklığını oluşturacaktır. Dünya ticaretinde önemli rol almamıza katık sunup, istihdamımızı artıracaktır.
Türkiye genç bir ülke. Bu bağlamda beşerin eğitimi ve istihdamı önemli. Onları eğitip istihdam edersek Türkiye önemli yerlere gelecektir. Kuşku yok bütün bunlar devletin ekonomik önceliklerinin anayasal taahhüt altına alınması ve özel sektörün rekabetçi yapısının temel alınmasına bağlıdır.
Ekonomik Anayasa Raporu için özel sektörün yolunu açmak, engelleri kaldırmak önemlidir. Dinamizm özel sektörden geçiyor, bunun için onun koşu alanı genişletilmelidir. Devlet piyasalarda mal ve hizmet üreticisi olarak yer almamalıdır. Piyasalarda düzenleyici ve denetleyici olarak bulunmalıdır. Ekonomide dönüşümle karşı karşıya iken firmalar güvene ve rehbere ihtiyaç duyuyor. İki çeyrek önemli oranda büyüdük, G 20 ülkelerinde üçüncüyüz, Çin ve Hindistan'ın ardından geliyoruz. Ümidimiz yeni anayasayı yaptıktan sonra bu gücü, başarıyı devam ettirmek, ülkeye faydalı olmaktır.
Gelinen aşamada kamu kurumları ile yerel yönetimler iç ve dış borçlanmaya kanunla yetkilenmeli. Canı isteyen, canı istediği kadar iç ve dış borç alıp ülkeyi riske sokmamalıdır, burada ölçü bilinmelidir. Devletin borçlanma sınırları anayasada yer almalıdır. Borçla elde edilen finansman yatırım harcamaları dışında kullanılmamalı. Bunlar bir anayasa hükmü olmalı. Borç, anapara ve faiz ödemeleri için anayasaya madde koyulmalı. Mali bütçe ve disiplin içinde hareket edilmeli.
Tabii vergi önemli konular arasında. Bu alanda hukuk güvenliği temeline dayalı, bir değişiklik arzu ediyoruz. Vergi oranlarının günden geceye değişmemesini diliyoruz.
Verginin temeli kanuni olmalıdır. Vergiler, belirli ve öngörülebilir olmalıdır. Yasamaya ait olan kural koymanın yürütmeye bırakılmaması gerekiyor. Getirilecek vergiler mutlaka ve mutlaka sene başında kanunla belirlenmelidir. Yine devletin tekellerin önlenmesinde rol oynaması en önemli beklentilerimizdendir. Kamu, ülke içinde yapılan üretimi, ihracatı, kayıtlı sektörü desteklemelidir.
Ekonomik ve Sosyal Konsey bir kanunla kurulmuştur. Birkaç toplantısına da katıldım. Maalesef 33 aydır toplanmıyor. Konsey, anayasa hükmü haline geldi, fakat ortada toplantı yok. Dünyanın türbülansla karşı karşıya olduğu bir yerde anayasal ve kanuni müessesenin niçin toplanmadığını yabancılar dahil kimseye açıklayamıyorum. Anayasa ve kanunu değiştirmekle olmaz, uygulamak da gerekiyor.
“ESNEK ÇALIŞMA ÖNERİSİ DANIŞMA KURULLARINDA ELE ALINMALIYDI”
Gazetecilerin Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın esnek çalışma ve Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın günün doğuşu ile mesainin başlamasına dair önerilerini aktarmasına karşılık Kudatgobilik, şu cevabı verdi:
"Ekonomik ve Sosyal Konseyimiz var. Bunun yanında Üçlü Danışma Kurulumuz ve Ekonomi Koordinasyon Kurulumuz bulunuyor. Cevdet Yılmaz'ın bu tip tekliflerini kurullarda değerlendirdikten sonra yapması daha sıhhatlidir. Özel sektör üç vardiya çalışyor. Özel sektör üç vardiya çalışıyor, Burada 'kamu daha çok çalışsın, çalışma saatleri daha geniş olsun.' görüşünü kurullarda ele alsak daha iyi, daha verimli olurdu. Enerji Bakanı Yıldız'ın çalışma saatleri ile ilgili görüşleri de aynı sebepten bize uymadı. Keşke bunlar kurullarda masaya yatırılsaydı. İşte karşı çıktığımız noktalar bunlar. "


Ana hatları ile Ekonomik Anayasa Raporu:



Mülkiyet Hakkı:


Anayasa'da yerini alan hükmün karşılaştırmalı hukuk örneklerinden ayrı olmadığı göz önüne alınarak korunması ve kamulaştırma ile mülkiyet hakkının tek madde olarak düzenlenmesi öneriliyor. Mülkiyet hakkına mevcut anayasada olduğu gibi kamu yararı ile sınır getirilmesi teklif ediliyor.

Çalışma ve Sözleşme Özgürlüğü:
Anayasa'da bulunan devletin özel girişimlerin ekonominin gereklerine, sosyal amaçlara uygun faaliyet yürütmesini mümkün kılan tedbirler almasının yanında; rekabetçi yapının güçlendirilemesi konusunda önemli rol oynaması tavsiye ediliyor.

Piyasaların Denetlenmesi ve Dış Ticaretin Düzenlenmesi:
Devletin girişimciliği ve rekabet gücünü artırıcı tedbirleri alma görevinin yanında; ülke içinde yapılan üretimi, ihracatı ve kayıtlı sektörü desteklemesi öneriliyor.



Bağımsız İdari Otoriteler/Düzenleyici Kurullar:
Bağımsız otoritelerin idarenin bütünlüğü ilkesi içinde tanımlarının yapılması ve etkinlikleri göz önünde bulundurularak piyasaların düzenlenmesine dair maddeye ilave yapılması salık veriliyor.

Devletleştirme ve Özelleştirme:
Anayasa'da konuyu ele alan mevcut maddenin ilk iki fıkrasının birleştirilerek tek fırka haline getirilmesi ve kamu hizmetlerinin özel hukuk kişilerine devrine dair esasların kanunla belirlenmesi teklif ediliyor. Metinde özelleştirmenin amacının sadece gelir elde etmek olmaması gerktiği, özelleştirilen kurumların ekonomiye katkılarına vurgu yapılıyor.


Merkez Bankası’nın Statüsü
Merkez Bankası’nın amaç veya araç özgürlüklerine sahip olması öneriliyor. Amaç bağımsızlığı ile kurumun para politikası ile ilgili hedefleri kendisinin bilmesi kastediliyor. Araç bağımsızlığı ile de belirlenen hedefleri yakalamada kullanılan para politikası araçlarının tümünün serbestçe kullanılması ifade ediliyor.


Vergi:
Kanunilik ilkesinin önemi vurgulanıyor. Verginin belirlilik ve öngörülebilrliğine odaklanılarak mükellef, matrah, oran, zaman ve ceza gibi konularda yasama yetkisinin yürütmeye bırakılması talep ediliyor. Verginin sene başından evvel çıkacak kanunlla düzenlenmesi ve değişikliğe gidilmemesi isteniyor.

Borçlanmanın Sınırlandırılması ve Bütçe Denkliği:
Devletin ve yerel yönetimlerin iç ve dış borçlanmaya kanunla yetkilendirilmeleri halinde gidebilmeleri, borçlanma sınırlarının belirlenmesi, dış borçla elde edilen finansmanın yatırım harcamaları dışında kullanılmaması, borç, anapara ve faiz ödemeleri için bütçeye ödenek konulması öneriliyor.



Ekonomik ve Sosyal Konsey:
Ekonomik ve Sosyal Konsey’in oluşumunda sosyal tarafların temsili ağırlıkta olması, konseyin zorunlu ve ihtiyarı olmak kaydıyla iki tür danışma fonksiyonu bulunması, zorunlu danışma niteliğinin örneğin bütçe ve istihdama dair temel kanunlara hasredilebileceği, ihtiyari danışmnın ise yasama veya yürütme organından gelecek taleplere binaen devreye gireceği teklif ediliyor. Konseye özel sektör temsilcileri arasından kamu denetçisi önerme imkanının verilmesi, çalışma konuları ile ilgili senelik raporlar ortaya konulması isteniyor.


AB Üyeliği ve Egemenlik:
Avrupa Birliği (AB)’ne üye olunması halinde egemenlik hakkının birliğin yetkili organları ile kullanımı ve üyeliğe dair anlaşmanın onaylanması konusunda yeni anayasada yer alacak düzenleme isteniyor.


Siyasi Partilerin Seçim Harcamaları:
Seçim kampanyası masraflarında ülkenin durumuna ve seçmen sayısına göre bir tavan belirlenmesi talep ediliyor.

(CİHAN)

TİSK: Devletin borçlanma sınırları da yeni anayasada yer almalı

25 Ekim 2011 Haberleri 1 2 3 4 5