"Yorgun ve uykusuz araç kullanarak kendinizi riske atmayın"

BURSA - Uykusuzluğun, alkol ve uyuşturucunun etkisi altındayken araç kullanmak gibi sürücüyü olumsuz etkilediğini ve ciddi trafik kazalarına neden olduğuna işaret eden uzmanlar, trafiğe uykusuz ve yorgun çıkılmaması gerektiğini ifade ediyor.
ABD Ulusal Karayolları Trafik Güvenliği Dairesi (NHTSA) verilerine göre, yorgun ve uykusuz araç kullanmaya bağlı her yıl yaklaşık 100 bin kaza (kazaların yüzde 1.5'i) ve yılda yaklaşık bin 500 ölüm (ölümlü kazaların yüzde 4'ü) meydana geliyor.
Türkiye'de yapılan bir araştırmaya göre, kendileriyle mülakat yapılan ağır vasıta sürücüleri en önemli kaza nedenleri olarak, alkollü iken araç kullanmak (yüzde 23.5), hatalı sollama yapmak (yüzde 22), yorgun ve uykusuz araç kullanmak (yüzde 17.1), yeterli sürücülük deneyimi olmamak (yüzde 16.2) ve trafiğin akışına göre hızı ayarlayamamak gibi sürücü hatalarını sıraladı.

UYKUSUZLUK PERFORMANSI DÜŞÜRÜYOR
Bursa İl Emniyet Müdürü Halil Yılmaz, yaptığı açıklamada, direksiyon başındayken yorgunluk ve uykusuzluğun basit işaretleri olduğunu söyledi. Yılmaz, direksiyon başında gözlerin karıncalanması, ensede gerginlik, sırt ağrıları, esneme, başı dik tutmakta güçlük çekilmesi, gözleri belirli bir noktaya odaklamada güçlük çekilmesi gibi durumlarla karşı karşıya kalınabileceğini kaydetti. Günün hangi saatlerinde ve ne kadar süreyle araç kullanıldığı, yorgunluğu ve uykusuzluğu belirleyen en temel faktör olarak görüldüğüne işaret eden Bursa Emniyet Müdürü Halil Yılmaz, şöyle dedi: "8-9 saatten fazla araç kullanıldığında, yorgunluk ve dikkat dağılmasına bağlı ciddi sorunlar başlamakta, sürücülük performansı olumsuz etkilenmekte ve kaza riski önemli ölçüde artmaktadır. Özellikle kamyon sürücülerinin yorgunluğa ve uykusuzluğa bağlı kazalara daha yatkın oldukları görülmektedir. Her yıl katedilen mesafeye ek olarak, birçok kamyon sürücüsü vücudun en uykulu ve yorgun olduğu zamanda, gece araç kullanmaktadır.
Araştırmalar göstermektedir ki genelde ortalama 16 saatten fazla uykusuz kalma sonucunda sürüş performansında önemli derecede bozulmalar başlamakta ve trafik güvenliği açısından da ciddi tehlikeler başlamaktadır. Bir araştırmada, kazaya sebebiyet veren sürücülerin aynı kazaya karışan diğer sürücülere göre kaza öncesi uyku sürelerinin daha kısa olduğu bulunmuştur. Ağır vasıta sürücülerinde görülme sıklığı daha fazla olan çeşitli sağlık sorunlarına bağlı (uyku, apne sendromu ve narkolepsi gibi) uyku bozuklukları, sürücülerin direksiyon başında uyuya kalmasına neden olmakta ve trafik güvenliği açısından ciddi tehlikeler oluşturmaktadır."
Sürücülerin, yaşları ve fiziksel durumları ne olursa olsun, her 90-120 dakikada bir dikkat azalmasına maruz kaldıklarını belirten Yılmaz, "Uykusuzluk ise dikkat azalmasını artıran en önemli etkenlerden biridir. Bununla birlikte, sürücülük gibi dikkate dayalı işlemlerdeki performans uykusuzluğa bağlı olarak düşmekte, tepkisizlik süreleri veya gecikmiş tepkilerin oranı artmaktadır. Uyku ihtiyacı olan kişi direksiyonda daha çabuk yorulmakta, zamanla dikkati azalmakta ve direksiyon başında uyuya kalarak kazaya neden olabilmektedir. Özetle uykusuzluk, tıpkı alkol ve uyuşturucunun etkisi altındayken olduğu gibi tepki zamanı, dikkat, algılama, muhakeme ve koordinasyon gibi zihinsel ve psikomotor becerileri olumsuz yönde etkilemekte ve kazaya neden olmaktadır. Diğer bir ifadeyle, uykulu ve yorgun bir sürücü, çevreden gelen bilgileri uyanık bir sürücüyle aynı hızda ve aynı doğrulukta algılayamamakta, değerlendirememekte ve tehlike anında kazayı önleyebilmek için yeterince hızlı tepki verememektedir. Uykusuzluk ve yorgunluğun sürüş performansı üzerine etkilerinin alkolün etkileriyle karşılaştırıldığı bir araştırmada, deneklerin bir bölümü 28 saat uyanık tutulmuşlar, diğerlerine ise kanlarındaki alkol oranı 0.1 promile ulaşıncaya dek her yarım saatte bir alkol verilmiş ve her yarım saate bir el-göz koordinasyon testi uygulanmıştır. 28 saat uykusuz kalan deneklerin koordinasyon düzeyleri, 0.1 promil oranında alkol alan deneklerinkine, 17 saat uykusuz kalanların ise 0.5 promil oranında alkol alanlara eşdeğer düzeyde bozuk çıkmıştır." dedi.

UYKUSUZLUĞU ÖLÇECEK CİHAZ HENÜZ YOK
Yılmaz, uykusuzluğu, alkole bağlı kazaların aksine, kaza mahallinde ölçebilecek kan, nefes testi gibi objektif ölçme yöntemlerinin henüz mevcut olmadığına dikkat çekti. Yılmaz, bu nedenle, uykusuz araç kullanmaya bağlı kazalarla ilgili değerlendirmelerin sübjektif bulgulara, polis kaza tespit raporlarına ya da sürücülerin kendi beyanlarına dayandığını vurguladı.
Kaza araştırmalarına göre, uykusuz araç kullanmaya bağlı kazaların yaklaşık yüzde 80'inde sürücünün araçta yalnız olduğunun belirlendiğini dile getiren Yılmaz, "Uykusuz ve yorgun araç kullanmaya karşı alınacak önlemler ya doğrudan uykusuz araç kullanmamayı amaçlayan ya da uykusuzluk meydana geldikten sonraki durumu düzeltmeye yöneliktir. Uykusuzluğu önlemek herhangi bir telafi edici önlemden hem daha kolaydır hem de daha etkilidir. Uyku geldikten sonra alınan önlemlerin etkisi çok fazla sürmemektedir. En fazla sürücülerin uyuyabilecek bir yer bulmalarına yetecek kadar bir süre için etkili olabilmektedir." diye konuştu.

(CİHAN)


16 Ekim 2011 Haberleri 1 2 3 4 5