Akpınar: Koşaner, askerin ilk fırsatta siyasete döneceğini gözler önüne serdi

ANKARA - Turgut Özal Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Güvenlik Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahmut Akpınar, Eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in internete düşen konuşmalarında çok ciddi itirafların bulunduğunu söyledi. Akpınar, Koşaner’in söylemlerinin, TSK’nin zihniyetinin değişmediğini, sindirilmediğini, ordunun demokrasiye ve sivil iradeye bağlı kalmayarak ilk fırsatta siyasi arenaya geri döneceğini göstermesi bakımından çok önemli olduğunu dile getirdi. Hükümete de tavsiyede bulunan Akpınar, hükümetin askerin artık uslandığına, cici çocuk olduğuna aldanmayarak, reformları biran önce yapması gerektiğinin altını çizdi.
Son günlerde gündemi sarsan ve eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'e ait olduğu iddia edilenses kayıtlarını ve terörle mücadelede alınması gereken tedbirleri Turgut Özal Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Terör Güvenlik Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahmut Akpınar, Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) değerlendirdi. Koşaner’in konuşmalarını 'ciddi itiraflar' olarak gördüğünü ve bunlara katılmamanın mümkün olmadığını belirten Akpınar, “Işık Koşaner, ‘kendi içinde kol kırılır yen içinde kalır’, tarzı bir eleştirel yaklaşım sergilemiş. Ama bu eleştirilerin dış dünyada da gündeme getirilmesi ve ordunun üzerine gidilmesi gerekir. TSK’nin biran önce yeniden yapılandırılmasının gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmıştır.” dedi.

“TERÖRLE MÜCADELE EDEN AST- ÜST ARASINDA BİLE İRTİBAT KOPUKLUĞU VAR”
Terörle mücadele eden ast-üstler arasında bile koordinasyon ve irtibat kopukluğu olduğunu savunan Akpınar, karakolda bulunan jandarmanın, karakolun önünden geçen teröristlere müdahale edebilmesi için karakol komutanının bir üstüne, onun da bir üstüne, o bir üstün de kendi üstüne bildirerek müdahale edebildiğine dikkat çekti. Akpınar, bu şekilde anlık müdahalenin olması gereken terörle mücadelede ciddi zamanların kaybedildiğini vurgulayarak, “Bakanlıklar arası, terörle mücadele eden birimler arası ve ast-üst arasındaki koordinasyonsuzluk teröre ciddi bir prim vermektedir. Bunun ivedi şekilde çözülmesi lazım.”

“TERÖRLE MÜCADELEDE NİYET SORGULANMALI: İHMAL Mİ, İHANET Mİ?”
Koşaner’in Hantepe saldırısı hakkındaki sözlerinin hatırlatılması üzerine Akpınar, aslında Hantepe’de heronların kullanıldığını, bunun medyada da yer aldığını belirterek, burada da yine koordinasyon eksikliğinin olduğunu bildirdi. Akpınar, sözlerine şöyle devam etti: “Teröristler dağlara tırmanıyor, katırlarla cephane taşıyor, karakolların etrafına konuşlandırılıyor. Bütün bu süreçleri İHA’lar çekiyor. Ankara’da bir merkeze de gidiyor ama maalesef bu koordinasyonsuzluk olduğu için veya bir kısım güvenlik birimleri içinde yerleşmiş kesimlerin, terörün bitmesini istememesinden dolayı o İHA’ların saatlerce çektiği kayda alınmış görüntüler, operasyon yapacak birimlere gitmiyor. Keza yine orada yakınlarda bir köy muhtarının ateş başlamadan önce ilgili birimlere haber verdiği ama bütün bunlara rağmen aradan 5-6 saat geçmesine rağmen müdahalenin olmadığını görüyoruz. Bu bize “ihanet mi, ihmal mi?” sorusunu sorduruyor.
Kamuoyunda dillendirilen “30 yıldır terörle mücadele ettik de ne oldu?” sorusunu da eleştiren Akpınar, asıl şu soruların sorulması gerektiğini ifade etti: “30 yıldır acaba bu ülkede gerçekten terörle mücadele ediliyor mu, yoksa terör dediğimiz şey, iç politikayı dizayn etmek, hükümetleri sıkıştırarak toplumu germek, maniple etmek için mi kullanılıyor?”

“KIRSALDA TERÖRİST ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK DOLAŞIRKEN, SİVİL İRADEYE BAĞLI EMNİYET BİRİMLERİ ŞEHİRDE TERÖRİSTE GÖZ AÇTIRMIYOR”
Sivil iradeye bağlı emniyet birimlerinin şehirlerde ki başarısından bahseden Akpınar, “Emniyet kuvvetlerinin terörle mücadelede daha etkili olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz zamanlarda tonlarca patlayıcı yakalandı. Şehirlerde ki terörle mücadelede ciddi bir başarı var, çok ince işçilik yapılıyor, terörist gruplar, olaylar daha önce tespit ediliyor ve yakalanıyor. Ama kırsalımızda mayınlar patlıyor, birçok askerimiz şehit oluyor. Dağlarda terörist gruplar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Işık Koşaner’in dediği gibi, itiraf ettiği gibi maalesef Türkiye’de kırsalda özellikle ciddi problemler var. Bu da oraların tamamen askere ihale etmesinden kaynaklanıyor. Hükümet son YAŞ’tan sonra sivil iradenin güçlenmesini kullanarak, sivil inisiyatifi ele almalı, 30 yıldan sonra ilk defa sivil irade terörle mücadele de etkin olmalı.” dedi.

“SİLVAN’DA OLDUĞU GİBİ TUGAYLARI, TÜMENLERİ SÜRMENİN ANLAMI YOK, NOKTA OPERASYONLAR YAPILMALI”
Silahını bırakarak kaçan komutanın istisnai olduğuna inandığını dile getiren Akpınar, “Yine de terörle mücadele çok incelik isteyen, hassasiyet isteyen, profesyonellik isteyen bir şey. Donanımlı insanları teröristin önüne koyabilirsiniz. Düzenli birliklerle terörle mücadele yapılmaz. Silvan’da olduğu gibi Tugayları, Tümenleri sürüler halinde kırsala sürüp de teröristlere hedef yapmanın anlamı yok. Şu ana kadar yapılan buydu. Nokta operasyonlar yapılmalı." görüşünü dile getirdi.

“HÜKÜMET, ARTIK ASKER USLANDI, CİCİ ÇOCUK OLDU DEMEDEN, KARARLI BİR ŞEKİLDE REFORMLARI YAPMASI GEREKİYOR”
Akpınar, Koşaner’in, “Hukuka ben mi uyacağım, neden uyacağım. 35. Madde bizim asli görevimiz.” sözlerini de eleştirdi. Akpınar, bu sözlerin, kendisini devletin tek sahibi olarak görmenin bir sonucu olduğunu, burada da hükümetin kararlı davranıp bu kurumsal refleksi bitirmesi gerektiğini vurguladı.
TSK’de ki bu anlayışın, bu zihniyetin mevzuattan kaynaklanmadığını bildiren Akpınar sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu aynı zamanda TSK’nin eğitim sisteminden de kaynaklanıyor. Bunun da ivedi şekilde değişmesi lazım. Ta ortaokuldan itibaren, askeri liselerden itibaren TSK’de 'siz bu memleketin biricik sahibisiniz, bu sivillerin aklı bir şeye ermez, memleket bizim' diye eğitimler veriliyor. Bu subay eğitiminin değiştirilmesi gerekiyor. Bakın Koşaner’in itirafları şunu ortaya çıkarttı ki, TSK’nin zihniyetinde temelde bir değişiklik yok. Aynı niyetlerini sadece gizlemişler. Hükümet burada artık askerler uslandı, cici çocuk oldu demeden, kararlı bir şekilde reformları yapması lazım.”

“HÜKÜMET GÜÇ ZEHİRLENMESİ YAŞIYOR: 3 ASIRLIK ASKERİ TARİHİMİZİ OKUMALARINI TAVSİYE EDİYORUM!”
Hükümette bir güç zehirlenmesinin yaşandığını savunan Akpınar, “Çok güçlü olduğunu yüzde 50 oyla geldiğini, devletin bütün kurumlarına hakim olduğunu, dolayısıyla kendi gücünün karşısında askerin de bir şey yapamayacağını zannediyor. Ama kazın ayağı öyle değil. TSK dediğimiz 700 bin mevcudu olan çok kalabalık bir nüfusa sahip kurum. Siz bu kurumun sadece komuta kademesini değiştirerek, komuta kademesinin de ne kadarını istediğin şekilde değiştirebildiğin ortada. Hükümete tavsiyem son 3 asırlık askeri tarihimizi okusunlar.”

“KCK, DAĞDAKİ PKK’DAN DAHA TEHLİKELİ”
Kürt sorunuyla, terör sorununun birbirinden ayrı düşünülmesi ve ele alınması gerektiğinin altını çizen Akpınar bu konuda da şu görüşlieri dile getirdi:
“Kürt sorunu uzun vadeli bir problem., Kürt vatandaşlarımızın sorunları problemleri var. Dillerini kullanamıyorlar, kültürel haklarını kullanamıyorlar. Hükümet, hukuk içinde, demokratik normlara uygun, yapılanmaya girerek Kürt sorununu bu çerçevede çözmesi lazım. Kürt sorunun çözümü için adımlar atarken, hukuki düzenlemeler yaparken, elinde silahla dolaşan, Kürt vatandaşların iradesini teslim alan terörist güçlere de demokratikleşme müsamahasıyla yaklaşırsan yanlış yaparsın. Geçtiğimiz süreçte açılım sürecinde bu hatalar yapıldı. Demokratikleşme teröristlerin de hakkıymış gibi anlaşıldı. Dağda ki PKK’dan daha tehlikeli, hak arz eden, sandıkları teslim alan, dağa militan üreten KCK dediğimiz yapılara dokunulmadı. Bunlara dokunulması demokrasiye dokunuluyormuş gibi hava verildi.”
Sınırlarda çok ciddi güvenlik açıklarının olduğuna dikkat çeken Akpınar, herkesin elini kolunu sallayarak rahat bir şekilde geçebildiğini, özellikle Hakkari, Şırnak sınırının öbür ucunda örgütün işlettiği gümrük kapıları olduğuna dikkat çekti. Akpınar, sınırların uydu teknolojileriyle, ileri teknolojilerle kontrol altına alınmasının önemine vurgu yaptı.
Kandil’deki kamplara operasyon yapılmasını bunun da öncelikli olarak hava hareketiyle yapılmasının doğru olacağını dile getiren Akpınar, düzenli ordu ile değil de nokta operasyonlar yapılarak daha iyi sonuç alınabileceğini söyledi.
Kandil’e yapılabilecek en önemli operasyonun diplomatik operasyonla olacağına inandığını ifade eden Akpınar, burada uluslararası ilişkilerin devreye sokularak, etkin bir dış politikayla ABD, Irak ve Avrupa’nın kendisine gelmeye zorlanması gerektiğini vurguladı.

“SURİYE İLE İRAN, TÜRKİYE’YE KARŞI PKK KOZUNU KULLANIYOR”
Suriye’de yüzde 10’a dayalı otoriter, baskıcı Baas yönetiminin olduğunu hatırlatan Akpınar, “Geniş halk kitleleri Türkiye’yi çok sever ama baskıcı bu rejim olması ve bu rejiminde İran ile müttefik olmasından dolayı, Suriye ile İran’ın Türkiye’ye karşı PKK kozunu kullandıkları muhtemeldir. Çünkü PKK önemli bir kozdur. Türkiye, Suriye’nin demokratikleşmesi için baskı yapıyor. Suriye’nin demokratikleşmesi demek, İran’ın Ortadoğu'daki en önemli müttefikini kaybetmesi demektir.”

(CİHAN)

Akpınar: Koşaner, askerin ilk fırsatta siyasete döneceğini gözler önüne serdi Akpınar: Koşaner, askerin ilk fırsatta siyasete döneceğini gözler önüne serdi

27 Ağustos 2011 Haberleri 1 2 3 4 5