BDP Genel Başkanı Demirtaş: Darbeyle hesaplaşma yok, hegemonya çatışması var

ANKARA - Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Balyoz davasını değerlendirerek darbeyle hesaplaşmanın yargının görevi olduğunu söyledi. Siyasilerin de darbelerle yüzleşmesi gerektiğini dile getiren Demirtaş, "Darbeyle hesaplaşma yok, ortada bir hegemonya çatışması var. Dava Dolmahçe'de görülüyor." dedi. Teröristbaşının yakalanmasının ise Türkiye'de bir iç karışıklık çıkarmak amacıyla olduğunu ileri süren Demirtaş, halkın sağduyusu ile bunun başarısız hale getirildiğini belirterek Öcalan'a sıradan tutuklu gibi değil isyan liderleri gibi yaklaşım sergilenmesini istedi. Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan Demirtaş, sözlerine Mevlid Kandili'ni kutlayarak ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen göçükte hayatını kaybeden işçilere rahmet dileyerek başladı. Teröristbaşı Abdullah Öcalan'a "sayın" diyen Demirtaş, Öcalan'ın yakalanmasının uluslararası bir komplo olduğunu savundu. Türkiye'den "15 Şubat'ın hedefi ve amacı neydi? 15 Şubat'tan bu yana Türkiye'de Kürt sorunuyla ilgili neler yaşandı? 15 Şubat'la PKK'nın sona erdiği, Kürt sorunun bittiğini düşünen başbakanlar halkı nasıl yanılttı? Türkiye'nin kaynakları uluslararası güçlere nasıl peşkeş çekildi?" sorularını sormasını isteyen Demirtaş, bu sorulara herkesin açıkça yanıt araması gerektiğini ileri sürdü. "Türkiye'nin köklü sorunu Kürt sorununun çözümünden bahsetmek bu soruların yanıtı verilmeden mümkün değildir." diyen Demirtaş, Öcalan'ın yakalanışının ardından gazetelere atılan manşetleri hatırlattı ve "Türkiye'nin önünün aydınlık olduğu" yalanının topluma yutturulduğunu iddia etti. Yıllarca Kenya'da Türkiye'nin başarılı bir operasyon yaptığının anlatıldığını dile getiren Demirtaş, eski Başbakanlardan rahmetli Bülent Ecevit'in "Hayır bu operasyonu biz yapmadık, CIA yaptı." sözlerini hatırlattı. İşin içinde İsrail'in olduğunun söylenmediğini savunan Demirtaş, bunun üzerinden seçim zaferi elde edilmek istendiğini ama Türkiye toplumunun uzun yıllar bu hikayelerle uyutulduğunu ileri sürdü. Demirtaş, "O gün bu gerçekler açıklanmış olsaydı bugün Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı bir başbakanımız olmazdı. Bugün AKP iktidarda olmazdı, AKP bugün var olmazdı." diye konuştu. "TÜRKİYE'NİN OLANAKLARI PEŞKEŞ ÇEKİLDİ" Türkiye'de bir iç savaşın çıkacağı öngörüsüyle Öcalan'ın teslim edildiğini iddia eden Demirtaş, "Rusya'dan İsrail'e kadar Türkiye'nin birçok ekonomik kaynağı bu ülkelere peşkeş çekildi. Bazıları Meclis gizli oturum tutanaklarında kayıtlıdır. ABD ile kaç silah anlaşması sözleşmesi yapılmış? Bunlar ortaya çıkacak. Türkiye'nin hangi olanaklarının peşkeş çekildiği ortaya çıkacak. Eğer bu operasyon gerçekleşmemiş olsaydı belki de Kürt sorunu daha kolay çözülecekti. Eğer bugün Başbakan çıkıp o günlerde yaşananları açıklarsa sorunların çözümü için büyük bir adım atılmış olur. Ama ne böyle bir cesaret ne de istek var iktidarda. 2002'de AKP de 15 Şubat nimetlerinden faydalandı. Bu sorundan yararlanma yolunu tercih etti. Ecevit yıllar sonra 'Öcalan'ı bize neden teslim etti anlayamadım' demişti Büyük bir halk çatışması çıkarmak istediler ama halkın sağduyusu bunu başarısız hale getirdi. Türkiye'nin zaferi olarak gösterilen bu komplo Türkiye'yi aslında esir almaktır. İmralı'da 12 yıldır tutulan şey Türkiye'nin geleceği olduğu anlaşılacaktır." şeklinde konuştu. 12 yıllık dönemin 9 yılını kullanan AKP'nin çözüm için irade ortaya koymadığını savunan Demirtaş, şöyle devam etti: "Her seçim öncesi 'bir takım örgütler provokasyon yapıyorlar' diyor. El insaf! Bir dönüp bak her seçimden önce ateşkes ilan edilmiş. Halkın huzuruna çıkıp siyasi rant elde edecektir. Türklerle Kürtler de cefa çekecek. Bu sorun 3 günde çözülür. Bu sorun çözülmüyorsa uluslararası güçlerle Türkiye'nin kirli ittifakları nedeniyle çözülmüyordur." Başbakan'ın başından beri Mısır halkının yanında yer aldıklarına ilişkin sözlerini de eleştiren Demirtaş, Obama telefon açınca Başbakan'ın açıklama yaptığını ileri sürdü. "ÖCALAN'A İSYAN LİDERİ YAKLAŞIMI OLMALI"Teröristbaşının iç barış için önemli bir rolde olduğunun kabul edilmesini isteyen Demirtaş, "İmralı sistemine, İmralı'da hücre sistemi kapatılmalıdır. İmralı kapatılmalıdır. Sıradan tutuklu değil maden, çözüm de buna uygun olmalıdır. İsyan liderlerine yaklaşım tüm dünyada bellidir. Son Kürt isyanının barışla sonlandırmak istiyorsanız. O isyanın liderine uygun şekilde yaklaşmak zorundadır. Kürt sorunu etnik bir çatışmaya varmadan diyalogla çözülebilir. 40 bin canımızdan, 17 bin kayıptan bahsediyoruz. Bu sorunu bastırmak için darbeler yapılmış. Hiç kimse kendini kandırmasın. Hepsi mi ilgilendiren bir sorundur. Eğer bu sorun çözülürse askere harcanan bu kaynakların tamamı emekçilerin ve halkın hizmetine sunulabilir. Bütün bu acılara değer miydi? Sırt bir halk kendi diliyle yaşamasın, bir halk yok olsun diye bunları yapmaya değer miydi? Devlet yanlışlarından vazgeçebilmelidir." dedi. "KEMALİSTLER YARGIDAN TASFİYE OLUYOR" Yargı'daki durumu "Kemalist elitler yargıdan tasfiye olurken dinci elitistler yargıya hakim olmaktadır." diye özetleyen Demirtaş, demokrasi, yargı bağımsızlığının ise tamamen yalan olduğunu iddia etti. Yargının bir siyasi elitinden başka bir siyasi elitin hükmüne girdiğini savunan Demirtaş, kendilerine taraf olmaları konusunda bir dayatma olduğunu ileri sürdü. Demirtaş, şöyle devam etti: "Deniz Gezmiş'i asanda Uğur Kaymaz'a beraat veren de bu zihniyet. Bu tutuklamalarda darbe iddialarını bir kenara bıraktırıp, konuyu 'yargı siyasallaşmasına' tıkıyor. Gerçekten darbe girişimi varsa, bunun gereğini yapmak bağımsız yargının sorumluluğudur. Darbe iddiasıyla yargılananlar, tutuklananlar suçlu mu değil mi? bilemiyoruz. Eğer darbeyle yüzleşmek gerçek olsaydı e- muhtıracılara zırhlı araç verir miydi? Başbakan herkesin yargı sürecine saygı duyması lazım diyor. Ama aynı Başbakan 'Anayasayı ihlal etmişse tabi tutuklanacaktır' diyordu. Hani masumiyet karinesi?" Cezaevlerinin bir ülkenin aynası olduğunu savunan Demirtaş, her hafta yüzlerce şikayet mektubu geldiğini söyledi. Cezaevlerinin birer işkencehaneye dönüştüğünü iddia eden Demirtaş, "Bazı yerlerde fiziki işkence bazıları ise psikolojik işkence görüyor. Bu durumdan en çok mağdur olanlar ise hasta tutuklular. Abdullah Akçay zorla gasp ve hırsızlık suçuna karıştırılmış. 16 yaşında cezaevinde kansere yakalanmış. Defalarca Adli Tıp'tan alınan raporlara karşın tahliyesi gerçekleşmedi. En son tedavisinin dışarıda yapılmasına karar verdi ama çıkamadan yaşamını yitirdi. Tek isteği 'son günlerimi kardeşlerimle geçirmek istiyorum' diyordu. Annesi bize mektup yazdı. Oğlum son günlerde yanımızda olsun istiyorduk. Maalesef başaramadık, cezaevinden cenazesini aldık. Devlet Abdullah Akçay'ın annesine verecek bir yanıtı olmalıdır. 16 yaşında bir çocuğu ölüme terk ederken, yüzlerce kişiyi domuz bağıyla öldüren Hizbullahçıları salmanın hesabını nasıl verecek? 4 ay sonra sandıktan ne çıkacak? Tek başına iktidar olmak tek başına muktedir olamaz. Bir halk sana direniyorsa tek başına iktidar olamamışsın demektir.KOMİSYONA GİRMEK İÇİN UĞRAŞIYORUZ Galatasaray Lisesi önünde coplanan anaların görülmediğini ileri süren Demirtaş, "Bir komisyon kurulmuş, benim dönemimde kaybolan kişi hakkında soruşturma yapsın dediler. Diğerleri önemli değil. Israrla BDP'li üye komisyona girmesin diye uğraşıyor. MHP'li üyeyi ise habersiz üye yaptı. Bu komisyonun kendisi kayıp, zihniyeti kayıp." diye konuştu.

(CİHAN)


15 Şubat 2011 Haberleri 1 2 3 4 5