Galatasaray Teknik Direktörü Hagi: Taraftarımızın da desteğiyle Beşiktaş derbisini kazanmalıyız

Galatasaray Teknik Direktörü Gheorghe Hagi, Galatasaray Televizyonu'nda Yayınlanan 10 Numara Yorum Programına konuk oldu. Sarı - kırmızılı ekibin içinde bulunduğu durum, oyuncularla ilgili ilginç sorular ve Beşiktaş derbisiyle ilgili iddialı açıklamalar yapan Hagi, 28 Kasım Pazar günü oynayacakları Beşiktaş derbisini kazanacaklarını iddia etti.

Sarı - kırmızılı takımın Romen teknik direktörü Hagi'nin GSTV'ye verdiği röportajın ayrıntıları şöyle;

Tarihin derinliklerine kök salmış rekabetler söz konusu. Önemli bir hafta. Heyecanlı mısınız?

Çok iyi tanıdığım bir kulübün başına geçtim dolayısıyla bu kulüple ilgili olan her şey çok önemli benim için. Şu an hangi durumda olduğumuzu herkes biliyor. Dolayısıyla bizim için her hafta çok önemlidir. Ama bu hafta sonu geleneksel bir derbi maçına çıkacağız ve herkes bunu düşünüyor.

Ali Sami Yen'deki son derbi aynı zamanda. Biliyorsunuz Ali Sami Yen artık tarih oluyor. Gerçekten de tarihi bir yer. Bu açıdan çok önemli bir karşılaşma. Ben de şunu sormak istiyorum; Ali Sami Yen hatıralarından yola çıkarak Hagi'nin zihninde hangi anılar hangi duygular canlanıyor?

Hem futbolculuk dönemimde hem de teknik direktörlük dönemimde Ali Sami Yen'de Beşiktaş'la oynadığımız bütün derbileri kazandık. Güzel maçlar oynanmıştı ve umut ediyorum ki hafta sonu yine güzel bir maç oynanır ve sahadan güzel bir sonuçla ayrılırız.

Futbolcu olarak bir çok Beşiktaş maçına çıktınız. Hoca olarak da çıkacaksınız. İkisi arasındaki fark nedir? Hangisi daha zor? Futbolcu olarak hazırlanmak mı yoksa teknik direktör olarak mı?

Futbolcu olarak sadece kendini düşünüyorsun, kendini hazırlıyorsun. Teknik direktör olaraksa bütün konulara, bütün detaylara inmen gerekiyor. Herkesi çok iyi hazırlamak gerekiyor dolayısıyla her konuda bilinçli olarak adım atmak gerekiyor. Zaten sahaya çıkacak ve sonucu elde edecek olan futbolcular; dolayısıyla onları en iyi şekilde hazırlamak gerek. Maça kadar onları en iyi duruma getirmek zorundayım. Bu yüzden seçimlerimi de çok iyi yapmam gerekiyor. Görüyorsunuz ki gün geçtikçe her şey daha iyiye gidiyor ama maalesef her maçtan sonra sakatlıklar yaşanıyor ve sakatların sayısı her maç hemen hemen aynı kalıyor. Galatasaray'ın başına geçtiğimden beridir 1 aydan fazla oldu ve her hafta 6-7 oyuncu eksik oynadık. Geldiğimde 7-8 tane sakat oyuncu vardı. Sakat olan oyuncu fiziksel olarak formunu da kaybediyor. Ama bunlara çözüm bulmaya çalışıyoruz ve en iyi takımı sahaya çıkarmaya çalışacağız.

Bununla ilgili bugün sevindirici bir gelişme oldu. Milan Baros antrenmanlara çıktı takımla beraber ancak maçta oynayıp oynamayacağı hocanın dediği gibi fiziksel durumuna bağlı sanıyorum.

Milan Baros, takımla beraber ilk antrenmanına çıktı ama unutmayalım ki uzun süreli bir sakatlık dönemi geçirdi ve oynamadı. Kendisi bizim için önemli ve takıma çok fayda sağlayabilecek bir oyuncu.

Sonuçta bir derbi maçı acaba hoca nasıl bir gözle bakıyor? Heyecan duyulan bir derbi maçı mı yoksa bizim için sadece 3 puanı olan bir karşılaşma mı?

Futbolda her zaman 3 puanı düşünmelisin. Bizim de o 3 puana ihtiyacımız var ama o puanları kazanmak için iyi bir maç çıkarmak zorundayız. Hem defansif anlamda hem ofansif anlamda iyi bir maç oynamamız gerekiyor. Bunları iyi yapıp sahaya iyi yansıttığımızda, o zaman güzel bir maç olur. Kollektif oyunu ortaya koyduğunuz zaman mutlaka o farkı yaratacak duruma geliriz. Takım olarak iyi bir oyun sergileyerek güzel bir sonuç alacağımızı düşünüyorum.

Bill Shankley'nin bir sözü var. "Futbol ölüm kalım meselesi değildir, daha önemlidir." Derbi maçı olduğu için de biraz bu alıntıyı yaptım. Acaba biz biraz fazla mı heyecan veriyoruz kendimize?

Derbilerde herkes bu heyecanı yaşar. Taraftar olsun, futbolcu olsun, yöneticisi olsun, teknik direktörler olsun... Herkes kendi kendini motive eder. Bana göre bu maçı oynamak isteyen her oyuncu kendi kendini motive eder ve kendisini aşarak yüzde yüzle oynamaya çalışır. Taktiksel olarak da bu maça iyi hazırlanmalıyız ve kazanmalıyız.

O zaman psikolojisini de soralım. Derbilerde bir de otomotivasyon var. Futbolcular rakipleriyle oynayacakları maçlara öyle motive oluyorlarki sakinleştirmek zorunda kalıyorsunuz. Burada teknik adamlara büyük iş düşüyor tabi. Hem efsane bir futbolcu hem de teknik direktör olunca bunların avantajları da oluyor hiç kuşkusuz. İşin bir de bu boyutunu sormak istiyorum...

Bir maç sadece heyecanla ve otomotivasyonla kazanılmaz. Sahaya bir takım oyunu yansıtmanız gerekiyor ve her bir oyuncunun çok zeki bir şekilde akıllı bir şekilde oynaması gerektiğini düşünüyorum. Yani bu konuda heyecan diye tek bir konuya sığınmamak lazım. Çünkü bunun birçok detayı var.

Taktiklerle ilgili fazla soru sormak istemiyorum çünkü onlar sizin mesleki sırlarınız.

Sorsanız bile söylemem .

O zaman şöyle soralım. Galatasaray hangi anlayışla sahada olacak?

Benim sahada görmek istediğim takım oyunu kontrol altında tutacak. Her zaman bunu başaracak. Dolayısıyla bunun için takım oyunu sergileyecek. Tempoyu ayarlayacak. Oyuna komuta edecek ve her zaman golü düşünecek. Ancak bunun için de çok dengeli olması gerekiyor. Hücumdan savunmaya geçmesinde ve savunmadan hücuma geçmesinde o noktaları çok iyi ayarlaması gerekiyor. Bildiğiniz gibi ben oyuncu olarak sahaya daima hakim olmak istedim. Oynattığım takımın da aynı şekilde sahaya hakim olmasını isterim. Kişilik olarak ve oyun olarak bunu sahaya yansıtmasını isterim.

Bir izleyicinin sorusu var twitter üzerinden. Hagi takımın başına geçtiği ilk günden itibaren disiplinden söz etti. Sistem dedi. Ve değişim için takımın zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Galatasaray'da Kayseri maçının özellikle ilk 60 dakikasında diğer haftalara göre, daha iyi bir oyun sergiledi. Oyuncular Hagi'nin sistemini daha iyi uyguluyorlar diyebilir miyiz?

Ben takımı sezon başında devralmadım. Giderken yani yolda aldım takımı. Bir çok şeye kendimi adapte etmek zorunda kaldım. Bunların hazırlıklarını, programını yapmadığım için adapte olmak zorunda kaldım. Çok yoğun bir program içerisinde çalıştık. Şu zamana kadar olan değerlendirmelerde yani Manisa maçının ikinci devresini bir kenara bırakın, diğer oynadığı maçlardaki durum iyiydi. Topsuz oynadığı zaman agresif olmaya çalışan bir takımdı. Topla birlikte iyi çalıştığını iyi oynadığını söyleyebilirim. Fakat kadroda eksik olduğu için ofansif olarak öyle bir oyun sergileyemedik tam olarak son 30 dakikada. Yapabileceğim bir şey yok. Kadrodaki en iyi oyuncular şuan sakatlar. Ama bu benim şanssızlığımdı herhalde. Ama takım iyi çalışıyor. İstekli, arzulu. Maalesef şanssızlık dedim ya, birçok gol de kaçırdık. Trabzon olsun, Kayseri tabi ki aynı şekilde. Fenerbahçe maçı da aynı şekilde yani oradan 3 puan ile ayrılabilirdik. Trabzon maçını kaybettik ama o maçı da alabilirdik. Fenerbahçe maçını da kazanabilirdik. Dolayısıyla bence şu zamana kadar iyi şeyler yapıldığını söyleyebilirim. Fiziksel olarak daha iyi bir durumda olduğumuzu söyleyebilirim. Çalışıyoruz. Gönül ister ki her gün yeni bir gelişme gözlemleyelim. Ama ben tabii ki bir maç ya da iki, üç maç için gelmedim. Hedefim, iyi ve rekabetçi bir takım kurmak. Hem ligde hem de Avrupa da istikrarlı bir süreç kurmaya geldiğimi söylemiştim. Bu benim hedefim zaten. Ben bunu yapacağımıza çok inançlıyım. Kendime güveniyorum. Kolay bir şey değil, ama bunu yapacağımıza inanıyorum.

Şanssızlık demişken, hocanın şöyle bir şanssızlığı daha oldu; 6 haftada 4 büyük maç oynadı. Deplasmanda Fenerbahçe, Trabzon, Kayseri ve içeride Antalyaspor , Manisaspor ve şimdi Beşiktaş. Bu anlamda tabii belki sahaya koymak istediği küçük noktalardan büyük sonuçlar çıkarabilirdi, 3 puan gibi ama çok zorlu maçlar oynaması da hocanın dezavantajı mı?

Tabii ki bu da detay. Ben şuan da hep geleceği düşünerek yola devam ediyorum. Geçmişte olan her şeyi iyice analiz ederek, gelecekte neler yapacağımızı düşünerek. Çünkü geçmişte işler gerçekten çok kötü gitmiş. Bu duruma gelince, dolayısıyla Galatasaray'ın gelecekte neler yapması gerektiği çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ve bunu değiştirmek zorundayız. Hemen hemen her şeyi değiştirmek zorundayız. Çünkü, Galatasaray bu Galatasaray değil, hak ettiği yerde değil.

Galatasaray savunması Kayserispor karşısında daha derli toplu bir görüntü çizdi demiş bir taraftar. Sadece bir kez adam kaçırdı tespitini yapmış. Bu sadece defans olarak değil, takım olarak daha iyi bir savunma yaptıkları anlamına gelir mi?

Ben sadece defans oyuncularından bahsetmiyorum. Takım oyunundan bahsediyorum. Takım savunması olarak yani topsuz olarak oynadığı zaman, yani futbolda zaten iki tane konu var. Takım ile beraber neler yapıyorsun? Topsuz olarak neler yapıyorsun? 3. Konu ise bireysel olarak her futbolcunun sahada neler yaptığı. Bence şuanda topsuz olarak çok iyi çalışmaya başladık. Yani bu yoldayız. Topla beraber yine de iyi çalışıyoruz. Ama son 30 metrede biraz iyi olmuyor. Çünkü orada sıkıntı çekiyoruz. Yani takım üretiyor, üretiyor oraya kadar topu getiriyor, son 30 metrede ama bireysel yetenekler ortaya çıkması gerekiyor. Maalesef şuan da takımın 9 numara eksiği var. Pino 9 numara bir oyuncu değil. Golcümüz yok. Çünkü, biliyorsunuz her büyük takımın bir 9 numarası vardır. Dolayısıyla biz onun eksikliğini hissediyoruz. Baros sakat olunca...

Tam bu noktada bir dedikodu var. Devre arası gidip gelecekler ile ilgili basında çeşitli haberler polemik konusu yapılıyor. Bu konu ile ilgili bir cevap vermek ister misiniz?

Bunu birinci devre bitiminde konuşacağım. Şu anda herhangi bir düşüncemiz yok. Yani şu anda Romanya'daki bir çok gazetelerde çeşitli isimler çıkıyor. Bunu ben anlayışla karşılıyorum. Gazetelerin de satması gerekiyor. Hepsi gerçek dışıdır. Birinci devrenin sonunda, bitiminde yani her bir oyuncunun analizi yapılacak, değerlendirmesi yapılacak. Sonra hep birlikte karar vereceğiz. Ben bu süre içerisinde yani devre arasına kadar sadece takım üzerine yoğunlaşıyorum. Kadroda bulunan oyuncularla ilgileniyorum. Her birisini, verebileceği kadar vermesini sağlamak için hazırlıyorum. Tabii ki gelecek olan oyuncuları da yavaş yavaş düşünmeye başlıyoruz. Ama şuan konuşulacak nokta değil.

Tekrar derbiye dönecek olursak, derbilerin bir de birleştirici özelliği var. Neticede bu tip maçlar kazanıldığında takım üzerinde farklı bir hava yaratabiliyor. Size göre bu karşılaşma takım üzerinde nasıl bir yan etki bırakır?

Kendi sahamızda oynuyoruz, dolayısıyla büyük avantajımız var. Bunu akıllı şekilde kullanarak taraftarlarımızın da desteğiyle bu derbiyi kazanmalıyız. Ortada Beşiktaş'a karşı önemli bir maç ve bir 3 puan var. Bunlar tabi ki her zaman oyuncuyu kazanması için motive eder. Dolayısıyla güzel bir hava yaratır ama bundan sonraki maçları da kazanmak zorunda olduğumuz için bunu da düşünmeliyiz. Çünkü her zaman galibiyet özgüveni sağlar, bu son dönemde oyuncuların özgüveninin kaybolduğunu tespit ediyorum. Özgüveni takıma tekrar kazandırmak zorundayım, dolayısıyla alınacak galibiyetlerle özgüven sağlanacaktır.

Taraftar bir futbol takımının en hassas noktasıdır. Her coşkudan ya da hayal kırıklığından etkilenen ilk mekanizmadan söz ediyoruz. Bu nedenle taraftara biçtiğiniz rol de önemli. İç sahada oynanacak bu karşılaşmayla ilgili görüşlerinizi merak ediyoruz.

Her zaman söylemişimdir, taraftar takımın 12. oyuncusudur. Hep yanımızda olsunlar ve biz de onları memnun edelim. Düşüncem bu yönde. Mücadele ederek, iyi bir maç çıkararak taraftarları memnun etmek, evlerine mutlu bir şekilde dönmelerini sağlamak istiyoruz. Takımın 12. oyuncusuna her daim ihtiyaç duyuyoruz.

Hagi'nin geçmişine baksak, unutamadığı bir Beşiktaş derbisi, bu derbilerde attığı bir gol var mıdır?

Toschak zamanında elde ettiğimiz 2-0'lık galibiyetimiz ve sağ taraftan attığım bir serbest vuruş golü var, onu unutmuyorum. Beşiktaş'a karşı Ali Sami Yen'de oynadığımız maçların hemen hemen hepsini kazandığımızı hatırlıyorum. İnönü de oynadığımız maçlar da, güzel ve dengeliydi. Teknik direktör olarak da bir galibiyetim vardı. 90 dakika boyunca sahanın hakimiyeti bizim elimizdeydi, umarım bu maçta da aynı şekilde olur.

BARCELONA-REAL MADRİD İZLENMESİ GEREKEN BİR DERBİ

Hafta sonu İspanya'da da bir derbi mücadelesi oynanacak. Hem Real Madrid, hem de Barcelona forması giymiş efsane bir ismi bulmuşken de bunu sormadan geçemeyeceğiz. Bu derbiye nasıl bakıyorsunuz, nasıl sonuçlanır?

Bana göre şu anda dünyanın en iyi iki takımı arasında oynanacak bir mücadele. Barcelona inanılmaz güzel bir futbol oynuyor, sürekli topu tutuyor, koşturuyor. Takımda bütün oyuncuların kişiliği çok iyi, her zaman sahada sorumluluk alan isimler var. Ama Real Madrid takımı da gün geçtikçe daha iyiye gidiyor. Çok güçlü ve yetenekli oyuncuları var, belli ki teknik direktörleri çok iyi çalışıyor. Real Madrid için iyi ve kulübün ihtiyacı olan bir yolda devam ediyor. Çok güzel bir maç olacağını düşünüyorum. Tabi bu derbi maçlarında herhangi bir skor vermek hep zor olmuştur, ama görmeye değer bir maç olacak.

Real Madrid'de de, Barcelona'da da oynamışsınız, Avrupa'da kupa kazanmışsınız. 1994 Dünya Kupası'nın efsanevi isimlerinden biri olmuşsunuz. Bu kadar çok anı, bu kadar çok birikim ilerleyen yıllarda bir kitaba dönüşmez mi? Hagi'nin ismine hep Cruyff'un kitabında rastlıyoruz. Kendi isminizi, kendinizin anlattığı bir kitap olmaz mı?

Romanya'da iki tane DVD çıkarttım. Birinci bölümü oynadığım milli takım maçlarından, ikincisiyse oynadığım kulüplerde olan karşılaşmalarımdan, gollerimden oluşuyor. Özgeçmişimin hemen hemen özetini gösteriyor. Ama daha zaman var. Teknik direktör olarak çok fazla işim var. Her şey rayına oturduktan sonra bir şeyler düşünebiliriz. Fotoğrafları, kitapları, DVD'leri her zaman arkanızda bırakabiliyorsunuz.

(CİHAN)


25 Kasım 2010 Haberleri 1 2 3 4 5