Bankalar, tüketici kredilerinde KKDF freni yapılmasından rahatsız

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) yönetimi, Bakanlar Kurulu kararıyla bireysel kredilerdeki Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) kesintisinin yüzde 10?dan yüzde 15 yükseltilmesi kararına tepkili. Yeni oranı müşterilerinin kredi taksitlerine yansıtmaya başlayan bankacılara göre ekonomide ısınmaya karşı alınacak tedbirler belli ve kimse buna karşı çıkmıyor. Ancak zamanlama da çok önemli. Türk bankacılığı tam büyüme fırsatı yakalamışken, frene basılması sektörün güdük kalmasına yol açacak.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu, sektördeki son durumu değerlendirmek üzere medyanın ekonomi temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda, bankacılık sektörünün yerel ve küresel durumu tablolar ile anlatılarak, Türk bankacılığının büyüme potansiyeli üzerinde duruldu. Birlik başkanı Ersin Özince de konuşmasında bu noktaya dikkat çekerek, 'ekonomi ısındı' denilerek kredilerde mecburi frene basmaya zorlanmalarına tepki gösterdi. Türk bankacılık sektörünün bugün tam büyüme, genişleme aşamasına geldiğini ifade eden Özince, "Aman içeride ısıtıyorsun büyüme. Kim büyüsün o zaman? O zaman bizim bütün bankalarımızı başkaları gelsin alsın. Ülke sermayedarı bankacılık sektöründen tamamen çekilsin, diyorsak onu da başarmak üzereyiz. Commerzbank gelip Türkiye'de banka alsa herhalde alkış tutacağız." siteminde bulundu. Birliğin yönetim kurulu üyelerinden Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen de TBB Başkanı'na destek çıktı:

"Türkiye ekonomi şu anda iç talep kaynaklı bir büyüme içinde. Bu büyümenin de kaynağı banka kredileri. Bu nedenle munzam karşılıklarda ve KKDF'de artışlar göreceğiz. Bu konuda biz, KKDF'nin ve munzam karşılık oranlarının daha da artacağını bekliyoruz. Munzam karşılıklarda kriz öncesi dönemin oranı olan yüzde 6- 6,5'lara geri dönülecek. Daha üstü olur mu göreceğiz? Biz Merkez Bankası'nın bu araçları kullanmasını anlayışla karşılıyoruz. Ancak zamanlama çok önemli. Türkiye'nin büyümeye, bankaların da kredilerini büyütmeye ihtiyacı var. Ayağınızı gazdan çekmenin de frene basmanın da zamanlaması önemli. Eğer tedbirleri erken alırsanız büyüme trendi aşağı doğru gider. Biz tüketici kredilerindeki büyümenin tehdit oluşturduğunu düşünmüyoruz. Isınma başka yerde, 35 milyar TL ile tüketici kredilerinin büyüklüğü ortada, tümünü iptal etseniz bile hiçbir etkisi olmaz."

KONUT KREDİLERİ ARTSIN, İNSANLAR SAĞLAM EVDE OTURSUN

Harcamaların kısılması konusunda özel sektöre yüklenildiği kadar, kamunun da kendisine dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Özince, kamu borçlanmasında Türkiye'nin kötü olmadığını, ancak rakipleri olan gelişmekte olan ülkelerden de iyi olmadığını belirtti. Birlik başkanı, şöyle konuştu:

"Şimdi bizler harcamayacakmışız. Ama kamu harcayacak. Burada belki Merkez Bankası, 'kızım sana söylüyorum gelinim sen anla' diyor. Yani şimdi bizde konut kredisi artsa ne olur? Ekonomi mi ısınır? Başka yerden soğur. Konut kredisi 4 iken 8 olsun. İstanbul'daki evlerden bir miktarı daha sağlam olsun. İstikrar deyince en önemli unsurlardan biri sürdürülebilirlik ve dolayısıyla dış ticaret. Türkiye rekabet endekslerinde ileri gitmiyor. Özel sektöre ekstra müdahalelerle rekabet endeksinde daha da aşağıya düşecek. Peki kamu ile ilgili ne yapılabilir? Biz bankacılıkla ilgili boyuna reform istiyoruz. Biz Basel 3'e karşı değiliz. Hiçbir şeye karşı olmadık. Çünkü bizim rakibimiz Avrupa bankacılığı, Türk reel sektörünü, Türk varlıklı müşterisini burada gözümüzün önünde alıp götürüyor. Dolayısıyla sonuna kadar şeffafız. Bankaların birçoğu borsaya açık. Finansal istikrar konusunda bizim bana göre minnacık tüketici kredimizin tembih edilmesiyle netice alınacaksa, iş bitti. Vermiyoruz hadi. Hiç birşey farketmez Türkiye Cumhuriyeti'nde. Isınacağı varsa yine ısınır. Çünkü konu orada değil."

MÜŞTERİNİN YÜZDE 80'İNDEN ÜCRET VE KOMİSYON ALINMIYOR

Toplantıda üzerinde en fazla durulan konulardan bir diğerini de bankaların kestiği ücret ve komisyonlar oluşturdu. Bu konuda duydukları rahatsızlığı dile getiren bankacılar, konunun, 'tüketici, vatandaş mağduriyeti' olarak ifade edilmesinden hoşnut değil. Bankaların serbest piyasa ekonomisi içinde aralarında çok etkin bir rekabet içinde olduklarına işaret eden Ersin Özince, faizde ve komisyonda bankalar arasında güzel bir rekabet olduğunu belirterek, "Bu kadar rekabetin yüksek olduğuna şahit olduğumuz, şikayet edilen masraflarda dahi bedavadan tutun, fahiş diye niteleyebildiğiniz, çok yüksek oranlara denk geldiğini söylediğiniz ücretler uygulandığına göre aslında önemli bir rekabet var." dedi.

Bankaların 'sadakat programları' kapsamında bir gelir beklentisiyle müşterisine üstüne para bile verdiğinin altını çizen Özince, şunları söyledi:

"Gelir seviyesiyle kıyaslandığında aslında Türkiye'de her şey pahalı. Enerjinin fiyatı da, et de, süt de, benzin de emlak da, kiralar da pahalı. Biz her sektörde bizim gibi rekabet olsun istiyoruz. Muhtelif azınlıkların sorunları genelin sorunlarıymış gibi gösteriliyor. Ki ben bunlara son derece karşıyım. Tüketicinin lehine olmayan bu ezberi bozalım lütfen. Bankalar, ücret ve komisyonları serbestçe belirlenmesinden yana. Rekabet Kurulu, bankaların bu konuda tavsiye kararı bile alamayacağını belirterek, açıkça cezai müeyyide uygulayacağını söyledi. Bu konuda kendi aranızda bile tartışamazsınız, dedi. Bankacılıkta çok yüksek bir rekabet ortamı var, çoğu halka açık. İMKB'nin yüzde 40'ını finansal kurumlar oluşturuyor. Banka karlarının yıllardır dağıtılmadığı bir realite. Milyonlarca küçük yatırımcı ise bir gelir beklentisiyle banka hisse senetlerine yatırım yapıyor. Bundan rahatsız olunmaması gerekir. Biz bu ezberi bozamazsak o zaman samimi davranalım. Serbest piyasa uygulaması, İstanbul finans merkezi olacak gibi şeylere girmeyelim. Ayrıca bankaları hepsi kar ediyor diye bir durum yok. Büyük çoğunluk ya kar etmiyor ya da düşük kar düzeylerinde bulunuyor."

2011'DE FAİZ DIŞI GELİRLERE ODAKLANMA ARTACAK

Birliğin yönetim kurulu üyelerinden Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Faik Açıkalın da ücret ve komisyonlar konusunda kısa bir değerlendirme yaptı. Bankaların karlılığında faiz gelirlerinin önemli olduğunu, ancak marjların düştüğü bir süreçte faiz dışı gelirlere de odaklanılması gerektiğini anlatan Açıkalın, şu görüşleri dile getirdi:

"Faiz dışı gelirlerin artmasında daha gidilecek çok yol var. Faiz dışı gelirleri daha geniş bir tabana yayamadık henüz. Bankacılık hizmetlerinin kaçından gerçek masraflarımızı alabiliyoruz. Bankaların hizmet sunarken daha az adam çalıştıralım gibi bir şansı yok. 7/24 hizmet vermenin, internet bankacılığının olanaklarını müşterilerimize sunmanın büyük bir maliyeti var. Kanalları genişleterek yeni alternatifler sunarak bu gerçek maliyetleri masraflandırmak durumundayız. 2011'de faiz dışı gelirler daha fazla önem kazanacak. Bankaların bugünkü derinlikte kalması bankalar için de ekonomi için de tüketici için de iyi değil. Biz şimdi bankacılar olarak rekabetin yolunu açmaya bunu yaparken de üç kristal topu elimizde tutmaya çalışıyoruz."

(CİHAN)


12 Kasım 2010 Haberleri 1 2 3 4 5