Ergenekon davasında Özoğlu, birçok faili meçhul olaydan Mehmet Eymür'ü sorumlu tuttu

Önceki aylarda görülen Ergenekon davasında, soruşturma savcıları ile davayı yürüten hakimlerin suikaste kurban gideceklerini iddia eden tutuksuz sanık Durmuş Ali Özoğlu, bugünkü duruşmada da Mehmet Eymür'ün başında bulunduğu, MİT içerisinden özel olarak seçilip İsrail ve Amerika'da yetiştirilen 100 kişilik timin, CIA ve MOSSAD ile birlikte birçok faili meçhul olayların sorumlusu olduğunu öne sürdü.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tutuklu sanıkların taleplerinin alınmasına devam edildi. Tutuklu sanık Hasan Atilla Uğur, tutuklu sanıklardan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mustafa Balbay'ın geçtiğimiz pazartesi günü yapılan duruşmada "Küresel ısınmayı ne zaman Ergenekon'a yıkacaklar merak ediyorum" demesinin ardından Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün'ün de, "Mümkündür" şeklinde konuşmasının, "Başkan Şengün Balbay'a destek verdi" başlığında bir gazetede manşet olduğunu dile getirerek, "Allah korusun ben ve Levent Göktaş hakkında da tahliye isteseniz, hergün manşet olurdunuz" diye konuştu.

Türkiye'nin bölünmek üzere olduğunu iddia eden sanık Uğur, hükümet yetkililerinin Abdullah Öcalan ve PKK ile görüştüklerini ve bunun da ihanet olduğunu söyledi. Bu işin içinden geldiğini ve Öcalan'ın, yakalandığındaki sorgusunda 'Ne olur beni asmayın' diye yalvardığını belirten Uğur, "Can korkusundan herşeyi söyledi. Biz Güneydoğu ve Doğu Anadolu'yu istemiyoruz, biz bütün Türkiye'ye talibiz demişti. Şu anda onu görüyorum. Bütün Türkiye'ye talipler." diye konuştu.

Daha önceden mahkeme üyelerinden Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami Haşıloğlu'nın davadan çekilmelerini isteyen Uğur, 27 aydır kendisiyle ilgili verilen kararlarda tahliye edilmesi yönünde karşı oy kullandığını iddia ettiği Başkan Köksal Şengün'ün de davadan çekilmesini talep etti.

Dün yapılan duruşmada, bazı faili meçhul suikastlerle ilgili olarak açıklamada bulunacağını söyleyen tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu, Behçet Oktay'ın bir cinayete kurban gittiğini ve bu cinayetin milletvekili Recai Birgün tarafından bilindiğini ileri sürdü. Sanık Özoğlu, Birgün'ün telefon kayıtlarının getirtilmesini ve duruşmada dinlenmesini talep etti.

Behçet Oktay'ın öldürülme nedeninin, Egenekon davalarının açılmasıyla sonuçlanan soruşturma kapsamında gömülü olarak çıkarılan mühimmatlar olduğunu savunan Özoğlu, bu mühimmatları gömmenin 3-5 polisin işi olmadığını savundu. Bu işte NATO'nun da rol aldığını iddia eden Özoğhlu, belgesinin de kendisinde olduğunu ileri sürdü. Özoğlu, Ala limited şirketine baskın düzenlenmesi durumunda Nato tarafından Jandarma Genel Komutanlığı adına alınan ancak Jandarmaya asla verilmeyen silah alımlarına ilişkin kayıtların bulunabileceğini söyledi.

Mehmet Eymür'ün başında olduğu MİT Kontrterör Dairesi'nin içinde askerler, polisler ve MİT'in kendi personelinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 100 kişilik özel bir birliğin ABD ve İsrail'de eğitim gördüklerini iddia eden Özoğlu, bu timin Irak, Suriye ve Türk Cumhuriyetlerine CIA ve MOSSAD ile birlikte operasyonlar düzenlediklerini öne sürdü.

Eşref Bitlis'in Türkiye tarihinde Kuzey Irak'a yapılacak olan büyük bir operasyonu yönettiğini, sınırın Musul'a doğru kaydıracağını, terör çatışmalarını bitireceğini ifade eden Özoğlu, Bitlis'in uçağının durduğu yer ile Amerikalıların uçaklarının durduğu ambarın, birbirine çok yakın olduğunu ve uçağın düşürüldüğünü savundu. Özoğlu, uçağa ait alkol tüpünün içerisine su katılması durumunda havalandıktan 10-15 dakika sonra uçağın kanatlarının donacağını ve taş kütlesi gibi yere çakılabileceğini belirterek Eşref Bitlis'in uçağının da bu şekilde düşürülmüş olabileceğini savundu.

Merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın da bu operasyondan bilgisi olduğunu, Musul ve Kerkük olayını halledeceğini ifade eden Özoğlu, "Yapamadan o da gitti" dedi. Özoğlu, "Ergenekon" örgütü tarafından yapıldığı ileri sürülen olayların da kontrterör daire başkanlığında yetişen ekip tarafından yapıldığını ileri sürdü. Eymür'ün canciğer arkadaşı olduğunu ileri sürdüğü Hanefi Avcı'yı içeri aldırdığını iddia eden Özoğlu, Avcı ile Bülent Orakoğlu'nun önceden askeri casusluktan cezaevinde yattığını öne sürdü. Turgut Özal'a yapılan suikastin de sahte bir hikaye olduğunu iddia eden Özoğlu, Rıdvan Özden'in ise kanas silahıyla terör örgütü ile çatışmadayken öldüğünü anlattı.

Yargılanan sanıklardan bir terör örgütü çıkamayacağını belirten tutuklu sanık Mustafa Balbay, "Savcılar, Teğmenlerden, gazetecilerden, sendikacılardan örgüte üye yaratmaya çalışılıyor. Amcası ölen 'Ergenekon' diyor, yakını ölen 'Ergenekon' diyor. Kendinize gelin, böyle mahkeme olur mu? Bizi çarmıha gerip herkese taşlatıyorsunuz" ifadesini kullandı.

Yaklaşık bir ay önce emniyet müdürü Hanefi Avcı'nın Silivri Cezaevi'ne ne zaman geleceğini kendi aralarında konuştuklarını dile getiren Balbay, "Biz artık Silivri'li olduğumuz için buraya nasıl gelineceğini biliyoruz. Hanefi Avcı, buraya tahminimizden geç geldi" şeklide konuştu.

Sanıklar ile avukatlarının taleplerinin alınmasının ardından Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, yapılan taleplere ilişkin mütalaasını mahkemeye sundu. Savcı Pekgüzel, tutuklu sanık İbrahim Şahin hakkında 15 Eylül 2010 tarihinde hazırladıkları raporu mahkemeye gönderen Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesine yazı yazılarak Şahin hakkında cezai ehliyeti ile ilgili olarak iddia edilen suçlar açısından açıklayıcı bilgi sorulmasını istedi. Pekgüzel, verilecek bu cevaba göre cezai ehliyet konusunda Adli Tıp Genel Kurulu'na yazı yazılarak rapor alınması yönünde görüş bildirdi.

Savcı Pekgüzel, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Eşref Bitlis, Cem Ersever ve Rıdvan Özden'in şüpheli tabir edilen ölümleri ya da cinayetler, bir kısım faili meçhul cinayetlerin geçmişte MİT bünyesi içerisinde bulunan Kontr Terör Dairesi ile irtibatlı kişilerce gerçekleştiği iddialarının, dava dosyası ile doğrudan bir ilgisinin bulunmadığını söyledi. Pekgüzel, dava sanıklarından Veli Küçük'ün mutemeti olduğunu ileri süren Tuncay Güney'in de daha önceden bu konular hakkında benzer ifadeleri olduğunu belirterek Durmuş Ali Özoğlu'nun da iddiaları nedeniyle bahsedilen olaylarla ilgili olarak suç mahali olan İstanbul ve Ankara CMK 250 maddesi ile yetkili Cumhuriyet Başsavcılıklarından bilgi sorulmasını istedi.

Savcı Pekgüzel, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamalarından sonra Beşiktaş'ta İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nda ifadesi alınan tutuksuz sanık emekli Albay Arif Doğan'ın, ifade örneğinin istenmesine karar verilmesini talep etti. Ara karar için duruşmaya ara verildi.

Verilen kısa bir aradan sonra mahkeme heyeti sanıklar ile avukatların talepleri ve savcı mütealasının celse arasında değerelendirmesine karar verdi. Tutulu sanıkların tahliye talaplerinin reddine oy çokluğu ile karar verilirken mahkeme başkanı Köksal Şengün aralarında Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın da bulunduğu bazı sanıklar hakkında çeşitli gerekçeler ile tahliye kararı verilmesi gerektiğini belirterek karara muhalefet etti. Duruşma 4 Ekim 2010 tarihine ertelendi.

(CİHAN)


01 Ekim 2010 Haberleri 1 2 3 4 5