Adalet Bakanlığı: Yargı bağımsızlığı güçleniyor, tarafsızlığı geliştiriliyor

Adalet Bakanlığı, 5982 Sayılı Kanun'la anayasada yapılan değişikliklerin hayata geçirilmesi amacıyla hazırlanan tasarıyla, yargı bağımsızlığının güçlendirildiğini, yargının tarafsızlığının geliştirildiğini, kurulun özerk bir yapıya kavuşturulduğunu, yürütmenin kurul üzerindeki etkisinin azaltıldığını, hukuk devletinin güçlendirilmesine yönelik ileri adımlar atıldığını ve kurulun geniş tabanlı temsil esasına göre yeniden yapılandırıldığını bildirdi.

Taslağın genel gerekçe bölümünde, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)'nun kurulduğu günden bu yana hemen her kesim tarafından ciddi şekilde eleştirildiği ifade edildi. Bu bağlamda; "Üye sayısının az olması, üyelerin sadece yüksek yargıdan gelmesi, hakkında kararlar aldığı ilk derece hakim ve savcılarından hiçbir temsilcinin Kurulda yer almaması, Kurul kararlarının yargı denetimine tamamen kapalı olması, Kurul kararlarına karşı etkili iç itiraz sisteminin öngörülmemiş olması, hakim ve savcıların denetlenmesinde ve soruşturulmasında Adalet Bakanının yetkili olması, adalet müfettişlerinin Bakan tarafından atanması, Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı'nın kurulda yer alması, kurulun kendisine ait sekretaryasının, binasının ve bütçesinin bulunmaması" gibi hususların kamuoyunda eleştiri konusu yapıldığını hatırlatan Adalet Bakanlığı, Avrupa Birliği müzakere sürecinde 23 ve 24'üncü fasılların doğrudan HSYK'nın yapısını da ilgilendirdiğini kaydetti.

Gerek Avrupa Birliği (AB) ilerleme raporları ve gerekse istişari ziyaret raporlarında HSYK'nın yapısının değiştirilmesine yönelik eleştiri ve öneriler bulunduğu anımsatılan tasarıda, "Bu eleştiri ve öneriler dikkate alınarak, Ülkemizdeki tüm yargı paydaşlarının katılımı ve mutabakatı ile yargı alanında yapılacak reformların belirlendiği Yargı Reformu Stratejisi hazırlanmıştır. Yargı Reformu Stratejisi'nde, diğer hedeflerin yanında, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısının değiştirilmesi de yer almaktadır. Bu strateji doğrultusunda, söz konusu anayasa değişikliğinde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı da değiştirilmiştir. Kurulun yapısı yeniden düzenlenirken, dile getirilen eleştiri ve öneriler, Avrupa Birliği müzakere süreciyle ilgili yapılması gereken değişiklikler, Yargı Reformu Stratejisi'nde tespit edilen hedefler, uluslararası belgeler, mukayeseli hukuktaki benzer yüksek kurulların yapısı ile ülkemizde değişik kişi, kurum, parti ya da sivil toplum kuruluşları tarafından hazırlanan Anayasa taslakları göz önüne alınmıştır." denildi.

BAKANLIĞIN YETKİLERİ BÜYÜK ÖLÇÜDE DEVREDİLDİ

Değişiklikle öncelikle kurulun üye sayısının artırıldığını, kendisine ait sekreteryaya kavuşturulduğunu, üç daire ve Genel Kurul şeklinde çalışması benimsendiğini, üyelerin geldiği kaynakların çeşitlendirildiğini, ilk derece

Hakimlerinin de Kurulda temsilinin sağlandığını, meslekten çıkarma cezalarına karşı yargı yolunun açıldığını, Teftiş Kurulu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağlandığını, hakimlerle ilgili denetim işlemleri ile soruşturma izni konusundaki Adalet Bakanının yetkilerinin büyük ölçüde Kurula devredildiğinin anlatıldığı gerekçe bölümünde, şöyle devam edildi: "HSYK'nın yapısına ilişkin anayasanın 159'uncu maddesinde yapılan değişikliğin hayata geçirilebilmesi için, halen yürürlükte bulunan 2461 Sayılı Kanun'un kısmen değiştirilmesinin yeterli olmayacağı değerlendirilmiştir. Zira 2461 Sayılı Kanun, yedi asıl ve beş yedek üyeden oluşan, kendisine ait sekreteryası ve teftiş kurulu bulunmayan, üyelerinin eski görevleriyle ilgisinin devam ettiği bir Kurulu düzenlemektedir. Oysaki 5982 Sayılı Kanun'la anayasada yapılan değişikliğinin sonucu olarak, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun bünyesinde Genel Kurul ve daireler ile hizmet birimlerinin oluşturulması ve bunların görev ve yetkilerinin ayrıntılı bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bunun sağlanması için de, 2461 Sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılması ve yerine yeni bir kanunun hazırlanması zorunluluğu ortaya çıkmıştır."

Söz konusu zorunluluğun bir sonucu olarak hazırlanan Kanun Tasarısına göre Kurul, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli bir kamu tüzel kişisi olarak teşkilatlandırıldığının belirtildiği gerekçe bölümünde, yine, idari özerkliğin gereği olarak, sekreterya işlerini yürütmek üzere Kurula bağlı bir Genel Sekreterlik kurulacağı kaydedildi.

GENEL KURUL KARARLARI YENİDEN İNCELENEBİLECEK

Kurulun Başkanlık, Genel Kurul ve dairelerden oluştuğunun anlatıldığı açıklamada, "Hakim ve savcılarla ilgili tüm işlemler yedişer üyeden oluşan daireler tarafından yürütülecek ve bu işlemler sonucunda dairelerce verilen kararlara karşı yapılan itirazlar ise, Genel Kurul tarafından karara bağlanacaktır. Hakim ve savcıların denetimi ve soruşturulmalarıyla görevli Teftiş Kurulu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na bağlanmaktadır. Anayasada açıkça yazılı olan hususlar dışında, Başkanın yetkileri önemli ölçüde sınırlandırılmaktadır. Şöyle ki, anayasa hükmü gereğince, Kurul Başkanı olan Adalet Bakanı, dairelerin çalışmalarına katılamayacak ve oy kullanamayacak; buna karşın, Genel Kurulun tüm toplantılarına katılabilecek ve oy kullanabilecekken, Tasarıyla, Adalet Bakanı olan Başkanın; disiplin işlemleriyle ilgili Genel Kurul toplantıları ile kurul üyelerinin disiplin ve suç soruşturmalarıyla ilgili Genel Kurul toplantılarına katılamaması ve oy kullanamaması öngörülmektedir. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak, Anayasada yapılan değişiklikle zaten yetkileri önemli ölçüde sınırlandırılan Adalet Bakanı'nın, kalan yetkilerinin bir kısmı da Tasarıyla yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi amacıyla sınırlandırılmaktadır. Yine Başkan, yetkilerinden bir kısmını Başkanvekili'ne devredebilecektir. Başkan sadece, Genel Kurul tarafından teklif edilen üç aday arasından Genel Sekreteri atayacaktır. Bu yetki, Anayasada açıkça yazılı olup, aksine bir düzenleme mümkün olmadığından dolayı korunmuştur. Genel Sekreter hariç olmak üzere Kurulda görev alacak hakim ve savcı sınıfının atamalarının tamamı, Genel Kurul tarafından yapılacaktır. Bu bağlamda, Kurul Başkanvekili, daire başkanları, Teftiş Kurulu Başkanı, Teftiş Kurulu Başkan yardımcıları, Genel Sekreter yardımcıları, kurul başmüfettişleri, kurul müfettişleri ve kurulda görev yapacak tetkik hakimleri Genel Kurul tarafından atanacaktır. Bunların yanında, geldikleri kaynaklara göre, üyelerin hangi dairede görev yapacağı da Genel Kurul tarafından karara bağlanacaktır. Söz konusu düzenlemelerin bir sonucu olarak, Genel Kurul, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun en güçlü karar organı haline gelmektedir." görüşlerine yer verildi.

Yedişer üyeden oluşan dairelerin en az beş üyeyle toplanacağı ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alınacağının ifade edildiği gerekçe bölümünde, hakim ve savcılarla ilgili tüm iş ve işlemlerin daireler tarafından yürütüleceği; dairelerin kararlarına karşı yapılacak itirazların ise Genel Kurulca karara bağlanacağı kaydedildi.

Adalet Bakanlığı Müsteşarının sadece dairelerden birisinde üye olarak görev yapacağı, daire başkanı veya Başkanvekili seçilemeyeceğini dile getirilen açıklamalarda, "Müsteşarın toplantıya katılmaması, dairenin toplanmasına ve karar almasına engel olmayacaktır. Yine Müsteşar hakkında, müsteşarlık göreviyle ilgili hususlar hariç olmak üzere, diğer Kurul üyelerinin tabi olduğu suç ve disiplin soruşturma esas ve usulleri uygulanacaktır. Yirmi iki üyeden oluşan Genel Kurul; en az 15 üyeyle toplanacak ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alacaktır. Genel Kurul kararlarının yeniden incelenmesi istenebilecek; daire kararlarına karşı ise yeniden inceleme talebinde bulunulabilecek ve yeniden inceleme üzerine verilen kararlara karşı da itiraz yoluna gidilebilecektir. Genel Kurulun ve dairelerin meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararlarının yanında; başkanın tek başına yaptığı işlemler ve aldığı kararlara karşı da yargı mercilerine başvurulabilecektir." denildi.

(CİHAN)


29 Eylül 2010 Haberleri 1 2 3 4 5