Babacan: Güven faktörünün sadece ekonomik politikalarla değil sağlam bir demokrasi ile pekiştirilmeli

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, temel hak ve özgürlükler noktasında Türkiye'nin evrensel standartlara ihtiyacının bulunduğunu söyledi.

Adana Ticaret Borsa'nın Seyhan Oteli'nde düzenlediği iftar programına katılan Babacan, "Aksi halde Türkiye patinaj yapmaya başlayacaktır. Çünkü mevcut hukuk sistemimiz ve Anayasa çerçevemiz bize dar geliyor." dedi.

2003'den sonra Türk ekonomisin yüzde 8, 9'luk rakamlarla çok hızlı bir şekilde büyüdüğünü ifade eden Babacan, 2007'de rakamların yüzde 9,5'da kaldığını söyledi. Ekonomi politikalarında çok köklü değişiklikler olmamasına rağmen 2007'den sonra ülkede güven ortamını zedeleyici gelişmelerin olduğunu açıklayan Babacan, "27 Nisan e–muhtırasını gördük. Birden bire bütün hafızalarda 1960, 1970, 1980, 28 Şubat darbeleri canlandı. Hem içeride hem dışarıda herkeste bir tereddüt oluştu. 27 Nisan akşamı e–muhtıra belgesi internete konuldu, 28 Nisan sabahı saat 11.00'de bize e–mail geldi. Ülkeye en az 5 milyar dolar doğrudan yatırama hazırlanan büyük bir firma e–muhtıranın doğru olup olmadığını soruyor. Firma, 'eğer doğruysa 10–15 yıl Türkiye'ye arkamı dönüp, arkama bakmam.' diyor. Çünkü ülkenin başına ne geleceğini bilmiyor; kestirmek çok zor. Bütün güven, öngörü ne varsa alıp götürüyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı seçiminde 367 vakasının meydana geldiğine dikkat çeken Babacan, bir hukuk devletinde bu tür gelişmelerin yaşanmaması gerektiğini kaydetti. 2008'de AK Parti'yi kapatma davasının gündeme geldiğini dile getiren Babacan, birinci sınıf demokrasi sisteminin yaşandığı hiçbir ülkede benzeri bir durumla karşılaşılmayacağını bildirdi. Babacan, şöyle devam etti: "Bunlar bir ülkede olabiliyorsa, 'evet akşamdan sabaha ne olacağı beli olmaz' gibi bir kanat oluşuyor. Bu güven ortamını yaralayan bir gelişmedir. İnsanların ufkuna set çeken bir durumdur. Sağlam bir hukuk düzeni olmazsa olmazdır. Bir binanın bütün statik hesapları sağlam olacak ki çökmezsin. Binanın oturduğu zemin de hukuk sistemi, demokrasi, temel hak ve özgürlüklerdir. Bunlar doğru yerde olmazsa binayı istediğiniz kadar sağlam yapın, depremde yine yıkılır. Çünkü zemin çürüktür. Ekonomide ciddi adımlar attık. Bütün ülkelerde bankalar batarken bir tek Türkiye'de batmadı. Bu yaptığımız reformların sonucudur. Aksi halde bunu nasıl izah edersiniz ki…"

Güven faktörünün sadece ekonomik politikalarla değil sağlam bir hukuk düzeni ve demokrasi ile pekiştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Ali Babacan, 12 Eylül'ün Anayasa referandumunun çok önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizdi. Değişikliğin, Türkiye'de açık olan darbeler kapısının kalıcı olarak kapatılması, sivil bir demokrasi için vazgeçilmez bir girişim olduğunu hatırlatan Babacan, yargıdaki kast sisteminin sona ermesinde düzenlemenin büyük bir fırsat olarak görülmesini istedi. Babacan, şunları kaydetti: "Değişiklik paketindeki bütün maddeler bizi AB standartlarına biraz daha yaklaştırıyor. Anayasa değişikliğinin özüne bakmak lazım. Siyasi tercihlerimiz ikinci planda kalmalı. Böyle yaklaşırsak Türk demokrasisi adına kötü bir sınav vermiş oluruz. Bu bir siyasi parti meselesi değil, Türkiye'nin konusudur. Kadınlarımız, çocuklarımız için fırsat; temel hak ve özgürlükler için bir basamaktır. Meseleye objektif bakmamız, halkımıza daha fazla yetki vermemiz gerekir. Biz halkımızın sağduyusunun galip geleceğine inanıyoruz. Yeter ki Anayasa değişikliğini oylayalım. Eğer bir siyasi mesaj vermek istiyorsak 2011 seçimleri çok yakın. Hangi partiye istiyorsak oyumuzu veririz. Ama referandum bir siyasi parti meselesi değildir."

BÜYÜME DEDİĞİMİZ YOĞUN BAKIMDAKİ HASTANIN BİR MİKTAR DAHA TOPARLANMIŞ DURUMUDUR

Bakan Babacan, 2009 yılının 2. Dünya Savaşı'ndan sonra küresel ekonominin toplamında bir küçülmenin meydana geldiğin söyledi. Yine geçtiğimiz senenin 1929'daki ekonomik buhrandan sonra dünyanın en büyük finansal kriz ile karşı karşıya kaldığını hatırlatan Babacan, "Bu krizin dünyaya maliyeti 2. Dünya Savaşı'nın kinden daha büyüktür." dedi.

2010 yılından itibaren yavaş yavaş krizden çıkılmaya başlandığına işaret eden Babacan, ekonomik büyümenin tekrar pozitif yönden geliştiğini kaydetti. Babacan, "Ancak şunu unutmamak gerekir ki bu büyüme geçen yıl dibe vurmuş bir ekonominin dipten yukarıya çıkıştır. Büyüm olağanüstü tedbirlerle sürdürülebiliyor. Yoğun bakım odasına alınmış, adeta ölüm döşeğine alınmış bir hasta gibidir. Büyüme dediğimiz yoğun bakımdaki hastanın bir miktar daha toparlanmış durumudur. Pek çok açıdan bakıldığından henüz normale dönmüş değiliz." şeklinde konuştu.

Bundan sonraki dönemlerde ülkelerin vereceği kararların 'krizde' çok önemli olacağını vurgulayan Babacan, korkmadan cesaretle doğru adımların atılması halinde güven ortamının tekrar yakalanabileceğini belirtti. Babacan, şunları söyledi: "Ama popülizmin esiri olurlarsa ve yanlış politikalara devam ederlerse o zaman sıkıntılar büyüyebilir. Bu dönemler gerçekten çok kritiktir. Eğer bir ülkenin kamu borcu düşükse, piyasalar için bir endişe oluşturmuyorsa o devletin geçi olarak kamu harcamalarını artırıp biraz borçlanarak, ekonomiye canlılık verebilir. Ama bunu yapacak ülkenin kamu borcu zaten yüksekse, bu ilave harcamayı gidip borçlanarak yapıyorsa işte o ülkeler 2010 yılında çok kötü etkilenmeye başlarlar. Geçen yıl açığını artırıp borçlanan ülkeler bu sene çok sert tedbirler almaya başladılar."

Türkiye olarak krizden nasıl çıkabileceklerinin çalışmalarını yaptıklarını ifade eden Ali Babacan, önümüzdeki üç yıl için kamu borçlarını azaltmanın planını ortaya koyduklarını dile getirdi. Atılan bu adım sonrası kredilendirme kuruluşlarının Türkiye'nin not kırma ihtimalini kaldırdıklarını anlatan Babacan, programla ülkenin kredi notunun artmaya başladığını aktardı. Krize rağmen kredi notu iki kat artan tek ülkenin Türkiye olduğunun altını çizen Babacan, faizlerin düştüğünü ve enflasyonun kontrol altında tutulduğunu hatırlattı.

TOPARLANMANIN NEDENİ GÜVEN UNSURU

Türkiye ekonomisinin bu şekilde toparlanmasının arkasındaki en önemli unsurun "güven" unsuru olduğunu kaydeden Babacan, "Güven oluşunca her şey kolaylaşıyor. Güveni kaybedince hazırda ne kadar paranız olursa olsun işiniz çok zorlaşıyor. Bu her alanda böyledir. Bugün piyasada itibarınız, güveniniz varsa bütün kaynaklar size gelir. Bankalar size gelir. Güven kaybolunca cebinizdeki paraya göre iş çevirirsiniz. Bu da çok zor bir şeydir. Türkiye'nin krizden çıkmasının arkasındaki en temel faktör 'güvendir.' Güven olunca halkımız daha rahat alış–veriş yapıyor. Güven olmayınca vatandaşımız içine kapanıyor. 2002'de bunu yaşadık. Alış–veriş, sanayi durunca da ekonomi duruyor. Türkiye'deki bu güven ortamını daha da güçlendirmemiz lazım. Amerika ve Avurapa'da işsizlik rakamları büyürken, bizde geçen senenin aynı dönemine göre 1 milyon 600 ilave istihdam oluşmuştur. İşsizlikte iki puanın üstünde bir düşüş söz konusudur. Türkiye krizde bir istikrar adası olarak yükseliyor. Bu kaosun, türbülansın ortasında emniyetli bir ülke olduk. Avrupa'nın 6. büyük ekonomisi haline geldik. Hedefimiz beşinci sıraya çıkmaktır." şeklinde konuştu.

Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan'ın da kısa bir "hoş geldin" konuşması yaptığı programa Vali İlhan Atış, AK Parti Adana Milletvekilleri Fatoş Gürkan, Vahit Kirişçi, Necdet Ünüvar, Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş, Ticaret Odası Başkanı Şaban Baş ile çok sayıda sanayici ve işadamı katıldı.

(CİHAN)

Babacan: Güven faktörünün sadece ekonomik politikalarla değil sağlam bir demokrasi ile pekiştirilmeli Babacan: Güven faktörünün sadece ekonomik politikalarla değil sağlam bir demokrasi ile pekiştirilmeli

03 Eylül 2010 Haberleri 1 2 3 4 5