Başbakan Yardımcısı Çiçek: İsrail birkaç gün içinde üye vermezse ne olacaksa birkaç gün içinde ortaya çıkacaktır

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin kurduğu komisyona, İsrail'in bir kaç gün içinde üye vermemesi halinde tavırlarının ortaya çıkacağını söyledi. Çiçek, İsrail'in üye vermesi durumunda alınacak tedbirleri ele aldıklarını söyledi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulu'nda görüşülen konularla ilgili bilgi verdi ve basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Çiçek, Gazze'ye yardım götüren gemide, Türkiye ile birlikte 32 ülkenin vatandaşının bulunduğunu belirterek, yaşananları devlet terörü ve devlet korsanlığı olarak niteledi. Çiçek, bu konunun bütün yönleriyle araştırılması için öncelikle tarafsız ve hukuk çerçevesinde bir komisyonun kurulmasını arzu ettiklerini ve BM'nin ortaya koyduğu teklifi kabul ettiklerini, İsrail'in ise buna cevap vermediğini söyledi.

İsrail'in, teklifi kabul etmesi durumunda konunun komisyonda bütün yönleriyle ele alınacağını ifade eden Çiçek, "İsrail bu teklifi kabul ederse komisyonda incelenir. Herkesin elinde ne bilgi belge varsa, bu vahşeti nasıl savunacaklarsa, bu komisyonda gelir savunur. Şayet İsrail BM Genel Sekreterinin bu teklifini kabul etmezse o zaman, bunu kabul etmemesi durumunda alınacak tedbirleri görüştük biz. Hayatını kaybeden insanlar vatandaşlarımızdır. Tek yanlı İsrail'in kurduğu komisyon bizi tatmin etmez. Komisyonu tarafsız olması lazım. Bunun kabul edilmemesi durumunda alınacak tedbirleri görüştük. Bu tedbirlerin neler olduğu gelişmelere bağlı olarak size ifade edilir. Bu safhada sadece bu kadarını söylüyorum. " dedi.

Çiçek, başta bir vatandaşını kaybeden ABD olmak üzere, diğer ülkelerin dayanışma içinde olmalarını, bu haksızlığı, hukuksuzluğa karşı birlikte hareket etmeleri gerektiğini ifade etti. Olayın, bir İsrail-Türkiye meselesi olmadığına işaret eden Çiçek, "Bu, İsrail ile uluslararası hukuk arasındaki sorundur. Terörün cereyan ettiği alan uluslararası sulardır. Konvoyda bulunanlar sadece Türk vatandaşları değil, 32 ülkeden çeşitli vatandaşlar, bir sivil insiyatif başlatmışlardır. Bu, bir sivil inisiyatiftir. Kimsenin iznine ve onayına tabi değildir. İnsani mülahazalarla yapılan çabaya karşın bunun mukabili, silah, vahşet, terör olmamalıydı. Esas sorun da buradadır. Olay olur olmaz hem uluslararası hukuk açısından önemli bir olay olması, öbür taraftan rahmetle andığımız insanların bizim vatandaşlarımız olması sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümeti olarak vatandaşlarımızın hukukunu korumak, bu kanunsuzluğu, terör eylemini uluslar arası hukuk gündemine taşımak bizim görevimizdi. Dolayısıyla Türkiye bunu yapmıştır." diye konuştu.

Bakanlar Kurulu toplantısında, İran ile ilgili gelişmeleri de ele aldıklarını anlatan Çiçek, bölgede var olan sorunların barışçıl yollardan ve diplomatik yolla çözülmesini arzu ettiklerini ifade etti. Çiçek, şöyle dedi:

"Cumhuriyetimizin politikasıdır; yurta sulh, cihanda sulh. Bizim geleneksel politikamızdır. Bunun dışındaki politikaların ülkemize, bölgemize ne büyük sıkıntılar çıkardığını biliyoruz ve yaşıyoruz. İran'nın nükleer çalışmalarıyla ilgili konuşulması gereken ülkelerle konuşarak ve istişareleri yaparak başta ABD olmak üzere her safhada gerekli istişareleri; bilgilendirmeleri yaparak götürdük. Ortaya çıkan Tahran mutabakatı böyle bir isteğin ve arzunun sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Herkesin bu olayları değerlendirirken son kareyi değerlendirmek yapmak yerine Türkiye'nin oraya gelinceye kadar iyi niyetle yaptığı çabaları göz ardı etmemesi gerekir. Türkiye güvenilir ülkedir, politikalarında dürüst bir ülkedir. Akşam farklı sabah farklı değil kiminle ne konuştuysa, ne söylediyse onun arkasında durarak politikaları sürdürüyor."

"EVET OYU VERENLERİN 'BU SÜRECİ DEVAM ETTİRİN' TARZINDA TELKİNLERİ VAR"

Türkiye'nin, Tahran'da imzalanan mutabakata sadık kalarak, BM'de hayır oyu kullandıklarını ifade eden Çiçek, "Bunu vermekle Türkiye'nin varmak istediği nokta nedir ? Tahran anlaşmasının altında Türkiye'nin imzası vardır. Türkiye'nin imzası, bir hafta on günde kuruyan, 3 gün sonra yırtılıp atılacak bir imza değildir. Türkiye, işi bu noktaya getirinceye kadar önemli çaba sarf etmiştir ve müzakere kapısını açık tutmuştur. Bu, son derece önemlidir. Evet oyu verenler, aman bu süreci devam ettirin tarzında telkinleri vardır. Bir taraftan evet deyin, ondan sonra da bu süreci devam ettirin talepleri, beklentileri, bizim yaptığımız işin doğruluğunu ortaya koymaktadır. Öbür taraftan, bölgesel gelişmeler üzerindeki etkisini kontrol etmek lazım. Daha yanı başımızdaki bazı ihtilaflar çözüm kaşvuşmazken, bu noktada Türkiye barışa gidecek yolu aralayan kapıyı açık tutma konusunda hakikaten olağanüstü çaba sarfetmiştir. Tahran anlaşması çerçevesinde iyi niyetli müzakereleri hemen başlatması gerekir. Tahran mutabakatı her ülkeye bu manada önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Müzakerelerin süratle başlaması icap etmektedir. Türkiye'nin çabaları sürecektir. Türkiye, diğer ülkelerden farklı olarak İran'la komşu olan ülkedir. Olumsuzluktan en başta etkilenecek ülke de Türkiye olacaktır. Irak'ın bu noktaya gelmesinde hiç sorumluğu olmayan ülke biziz. En çok sıkıntı yaşayan da biziz." diye ifade etti.

Bakanlar Kurulu toplantısına, Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar'ın da katıldığının hatırlatılması üzerine Çiçek, "Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın kendi faaliyetleriyle ilgili sunumu olacaktı. Vakit yetmedi." diye cevap verdi.

"BAKIRKÖY BAŞSAVCLIĞI İÇ HUKUK AÇISINDAN BİR SORUŞTURMA BAŞLATMIŞ DURUMDA"

Gazze'ya yardım götüren gemiye yönelik saldırıyla ilgili bir başka soru üzerine Çiçek, "İç hukukumuz açısından İstanbul'da Bakırköy Başsavclığı iç hukukumuz açısından bir soruşturma başlatmış durumda. Hayatlarını kaybetmiş vatandaşlarımız ve yaralıların üzerindeki yaralar izler, otopsi yapıldı. Teknik bulgular toplandı. Türkiye iç hukuk açısından ileride soruşturmaya esas olacak delillerin toplanması açısından Türkiye belli bir çabayı sürdürmekte." diye karşılık verdi.

'İsrail'in komisyona üye vermesi durumunda bir kaç gün içinde tavırlarının belli olacağı" yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Çiçek, şunları ifade etti:

"Neyin, nereye gideceğinin tayini, hukuk ölçüsünde biliyoruz. Öbür taraftan işin siyasi, askeri, ekonomik başlıca boyutları İsrail'in tutumuna bağlıdır. Türkiye'nin beklentileri bellidir. İsrail'in olumlu bir tavır içirisine girdiğinde bu tedbirleri de ona göre değerlendirmemiz söz konusu olabilecektir. Biz, İsrail'in BM Genel Serkereteri'nin kurduğu komisyona üye vermesini bekliyoruz. Biz bunu kabul etti ve bildirdik. Vermediği takdirde ne olacaksa bu, birkaç gün içerisinde ortaya çıkacaktır. Ona göre de bu tedbirleri merhale merhale gündeme getirmiş olacağız."

İHH'nin, gemide ölenlerin şehit sayılması ile ilgili Başbakanlığa başvurusunun olduğunun hatırlatılması üzerine Çiçek, "Şehit sayılıp sayılmaması Allah'ın bileceği bir iştir. Biz öyle olduklarına inanıyoruz, öyle ifade ettik. İşin dini boyutu ayrıdır, düşüncemiz ayrıdır. Bu konu gündeme gelmedi." diye cevap verdi.

"ANAYASA MAHKEMESİ, REFERANDUM SÜRECİNİ DİKKATE ALARAK KARARINI VERECEKTİR"

Diğer yandan, Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can'ın, Anayasa Mahkemesi'nin anayasa değişikliği ile ilgili vereceği muhtemel bir iptal kararına yönelik alınması gereken tedbirlerle ilgili açıklamasının hatırlatılması üzerine Çiçek, şunları söyledi:

"Ben, devam eden davalarla ilgili bugüne kadar hiç konuşmadım. İster adli yargıda, ister idari yargıda, ister Anayasa yargısında. Konuşmayı da çok doğru bulmuyorum. Bu benim kişisel kanaatim. Bu ilkemi değiştirmek gibi kararım yok. Yaptığım işin doğru olduğu kanaatindeyim. Bırakalım Anayasa Mahkemesi kararını sağlıklı bir şekilde versin. Anayasa Mahkemesi ümit ediyorum, işleyen bir süreç var, referandum sürecini dikkate alarak kararını yakın bir gelecekte verecektir."

"Gazze'ye yönelik çabalar devam ederken, Filistin'in yönetiminin Obama'ya, ablukanın kaldırılmasında yavaş hareket edilmesi yönünde değerlendirmelerin yapıldığı söyleniyor. Filistin'deki gruplarla ilgili Türkiye'nin konuşması konusunda her hangi bir çalışma var mı ?" sorusuna ise Çiçek, "Ablukanın kaldırılması konusunda kimsenin hızlı hareket ettiği söylenemez. Orada insanlar hayatlarını kaybediyor. Birçok insan, belli hayati riski taşıyor. Gıda, ilaç yok, sağlık içme suyu yok. Ne kadar zor şartlar altında devam ettiğini biliyoruz. Yeteri kadar ağır, yavaş davranıldı. Bu sıkıntılarda yaşanmazdı. Bu olup bitende de hayır vardır. İnsanların vicdanı kanamalıdır, sızlamalıdır. Bu insanlık dramına son vermek için herkes üzerine düşeni yapmalıdır." diye cevap verdi.

(CİHAN)


14 Haziran 2010 Haberleri 1 2 3 4 5