Bülent Arınç: 12 Eylül'de Türkiye daha demokrat ve özgür bir ülke olacak

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 12 Eylül'de yapılacak referandumla Türkiye'nin daha demokrat ve daha özgür bir ülke haline geleceğini söyledi.

Türkiye'de 1960'dan beri darbe anayasalarının yapıldığını belirten Arınç, "Şimdiye kadar iki darbe, iki de sivil anayasa yapıldı. Birisi hala elimizde. Tamamını değiştiremiyoruz. Hiç olmazsa parça parça değiştirmeye çalışıyoruz. Bakalım 12 Eylül'de halk ne karar verecek." dedi. Arınç, 1961 ve 1982 anayasalarının askeri darbelerin ürünü olarak atanmış, kurucu veya danışma Meclis'in eliyle ve sonra referandum ile gerçekleştirildiğine işaret ederek, "Aradan 50 yıl geçtikten sonra bugün darbe ürünü olan anayasalarla değil, sivil, demokrat, çağdaş bir anayasaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Bunların hepsi bir dönüşümdür. Türkiye bu gün koşar adımlarla demokrasiye ve özgürlüğe gidiyor." diye konuştu.

Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Konferans Salonu'nda düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni'ne katıldı. Arıç, burada yaptığı konuşmada, anayasa değişikliğine gitme nedenlerini anlattı. Ak Parti olarak 335 milletvekiliyle 15 gün boyunca oylamadan hiç ayrılmadıklarını ifade eden Arınç, anayasa değişikliğiyle memurlara yeni haklar getirildiğini, Yüksek Askeri Şura kararlarının denetime açıldığını kaydetti. Yeni anayasa ile hakimler ve savcıların sorgusuz sualsiz meslekten atılamayacağını vurgulayan Arınç, şöyle devam etti: "Bu anayasada çocuklar, bayanlar, özürlüler için pozitif ayrımcılıklar getiriyoruz. Bu anayasada askeri yargıyı yerli yerine koyuyoruz. Bu anayasanın 28 maddesinde demokrasinin geldiği en üst noktada gelişmeler ve ilerlemeler yapıyoruz. Anayasa değişikliğinin şerefi sadece AK Parti'ye aittir. Sadece müspet oyu biz kullandık. MHP katıldı her zaman ret verdi. CHP katılmadı. BDP bazen katıldı. Onda da ret verdi."

Arınç, anayasa değişikliğinin millet için yapıldığını, Türkiye'nin önünü açacak bu değişiklikten Türk halkının büyük yarar göreceğini dile getirdi. "Bu hayırlı işe evet dediğimiz için kendimizi bahtiyar sayıyoruz." diyerek anayasa değişikliğinin Türk milletinin aleyhine sonuçlar doğurması halinde bütün sorumluluğun da kendilerinde olacağını söyledi. Referandumda milletin vereceği karara razı olacaklarını kaydeden Başbakan Yardımcısı, "Ölçtük biçtik. 2002'den bu yana yeni bir anayasa yapmak için uğraştık. Olmadı. Anayasayı değiştirmek ve doğru bildiklerimizi yapmak için uğraştık. Şimdi yarısı oldu yarısı da sizin önünüzde. Biz 'millete gidelim millet evet derse görürüz. Hayır derse de sonuca razı oluruz.' diyoruz. Bundan daha tabi bir şey olamaz CHP ve onunla hareket eden 8-10 milletvekili 'aman millete gitmesin' diyor. Demokrasilerde millete gitmesin olur mu? Milletten kaçmak olur mu? Bunu savunan siyasetçi ayakta kalabilir mi?" diye konuştu.

Siyasetin çıkar için değil, hizmet eksenli, halkın daha mutlu yaşaması için yapılması gerektiğini vurgulayan Arınç, şöyle devam etti: "Biz iktidara gelinceye kadar siyasi partiler yıpranmıştı. Asılında siyaset kurumu yıprandı. İnsanlar siyasete ilgisiz kaldı. Her seçimde sandığa gitme oranı düştü. Halka 'ben seçtim ne yaptılar. Yenisini seçsem ne yapacaklar' diye düşünüyor. Vatandaşlar siyasetten o kadar soğudu ki, artık seçim parti, iktidar, başbakan hiç ilgi çekmez oldu. Ve yıpranan siyaset kurumu oldu." Arınç, ayrıca şu eklemeleri yaptı: "Her ay düzenli anketler yapılır en güvenilir kurumlar sıralamasında birinci hiç değişmez. Her zaman Silahlı Kuvvetler ilk sırada yer alır. Bunda tabi olmayan bir şey yok. Her Türk vatandaşı ordusuna güvenir. Ordu bizim bağımsızlığımızın sembolüdür. Sivil kurumlar içinde siyasi partiler ve TBMM son sırada yer alır. Yani siyaset kurumu yerlerde sürünüyor."

SİYASETTE EN NEFRET ETTİĞİM İLKESİZLİK VE KORKAKLIKTIR

Başarılarla dolu bir 8 yıl geçirerek ülkenin yönetiminde söz sahibi olduklarını ifade eden Başbakan Yardımcısı, bu dönemde Türkiye'de nelerin yaşandığı konusunda herkesin bilgi sahibi olduğuna işaret etti. Bir kısmının yargıda, bir kısmının da deşifre olduğunu kaydeden Arınç, "Halk iktidarına dayalı, halk desteğine dayalı, meşru hükümetin devrilmesi için, önüne geçilmesi, adım attırılmaması için kimler nerede hangi konuşmayı yapmış az çok hepimiz biliyoruz. Ama biz yolumuza devam etmişsiz. Benim siyasette en nefret ettiğim şey. İlkesizlik ve korkaklıktır. Geçmişte bulunduğum partilerde de parlamento da birilerinden korkanlar vardı. AK Parti'yi ayakta tutan cesareti, izzeti ve millete dayanmasıdır. 8 sene ayakta kalmamızın tek iksiri cesaretli oluşumuzdur. 'Geçmişte şuna karşı direnelim. Bunun cevabını verelim' dediğimizde 2 satırlık yazıyı okumak için elleri titreyenlerle siyaset yaptığımızı gördüğümüzde üzülmüşüzdür. Milletin emanetini yere düşürmemek gerekir. Bu güne kadar üzerimizdeki emaneti yere düşürmedik." şeklinde konuştu.

'RECEP BEY EKONOMİDEN ANLAMIYOR' DİYENİN DÜNYADAN HABERİ YOK

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dünyanın AK Parti'nin başarısını takip ettiğini söyledi. Arınç, CHP'nin yeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu da üstü kapalı eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun Kurultay'da 'Recep Bey ekonomiden anlamıyor' iddiasına cevap verdi: "Birisi geçenlerde Recep Bey ekonomiden anlamıyor' diyor. Bu dünyadan habersiz bir konuşma. Recep Bey ekonomiyi bilmiyor sözünü Yunanistan'da söylerseniz başınıza taş yağdırırlar. İspanya'da bunu konuşursanız suratınıza tokat vururlar. Bir trilyon borçla Avrupa'dan para dilenen maaş ödeyemeyen noktaya gelen eksi 10'lara imzaya atan, hatta 3-5 ay sonrasını göremeyen bir ülke yanı başımızda dururken bu gün tıkıt tıkır maaş ödeyen reel sektöre 4 yılda 40 milyar destek sağlayan KOBİ'leri esnaflarıyla, tarım sektörüyle Türkiye'yi çok güzel destekleyen bir yönetime ekonomi bilmiyor demek cehaletin ifadesidir."

FELAKET TELLALLARI VEDA ETMEK ZORUNDA KALDI

Arınç, şimdiye kadar çok büyük sıkıntıların çekildiğini ancak Türkiye'de hiç bir şeyin aksaklığa uğramadığını vurguladı. Hükümetin çok büyük sıkıntılar çektiğini ama bunu vatandaşına yansıtmadığını ifade eden Başbakan Yardımcısı, "Liderlikte zaten böyle bir şeydir. Lider öldüm bittim mahvoldum demez. Çünkü toplum ona bakarak istikametini çizer. Kan kusarken bile kızılcık şerbeti içtim der. Ama Türkiye'de felaket tellalı olan siyasetçiler vardı. Bir tanesi nihayet veda etmek zorunda kaldı. Her konuşması felaket tellallığıydı. Öldük bittik. Rejim tehlikede. Bitiyoruz. Mahvolduk. Yerin dibine battık. Siyasetçi ümit verir. Acısını paylaşır. İleriye yönelik iyimserlik verir." Arınç, Alanyalılardan 12 Eylül'deki referanduma evet demelerini ve çevrelerine de evet oyu kullandırmalarını istedi.

(CİHAN)


29 Mayıs 2010 Haberleri 1 2 3 4 5