Ulusal Genetik ve Biyoteknoloji Çalıştayı sonucu: Biyogüvenlik Kanun Tasarısı, AB mevzuatı ve kurumları ile paralellik göstermelidir

Türkiye'de ilk defa Tıbbi Genetik Derneği organizasyonu ile Erciyes Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen 'I. Ulusal Genetik ve Biyoteknoloji Çalıştayı', 12-13 Şubat 2010 tarihleri arasında Sabancı Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Çalıştayın tamamlanmasının ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde, Biyogüvenlik Kanun Tasarısı'nın Avrupa Birliği mevzuatı ve kurumları ile paralellik göstermesi istendi.

Tıbbi Genetik Derneği Başkanı Prof. Dr. Münis Dündar, yapılan I. Ulusal Genetik ve Biyoteknoloji Çalıştayı ile ilgili sonuç bildirgesini yazılı olarak açıkladı. Bildirgeye göre, çalıştayda Türkiye'de ve dünyada biyoteknolojinin dünü bugünü ve yarını, genetiği değiştirilmiş organizmalar ve ulusal strateji, farklı sektörlerde biyoteknolojik gelecek, biyoteknoloji enstitüleri ve üniversiteler arasındaki işbirlikleri, biyogüvenilirlilik ve etik, biyoteknolojide ürüne giden yol, ulusal genetik ve stratejileri, üreme genetiğinde ulusal politikalar ne olmalı gibi güncel konular tartışıldı.

Çalıştayda elde edilen veriler ise maddeler halinde şu şekilde belirtildi: "Biyoteknoloji alanında sürdürülebilir ürünlerin oluşturulması, düşük maliyetli yüksek katma değerli ürünlerin elde edilmesi birçok alanda önem taşımaktadır. Bu nedenle yetişmiş insan gücü, bilgilendirme toplantıları, yeni ürünler, geliştirilmiş prosesler, AR-GE/ÜR-GE çalışmalarına ağarlık verilmesi gibi ulusal stratejilere şiddetle ihtiyaç vardır. Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Avrupa Birliği mevzuatı ve kurumları ile paralellik göstermelidir. GDO ile ilgili üniversitelerde ve enstitülerde yapılmakta olan bilimsel çalışmalar yeni oluşturulan Biyogüvenlik Kanun Tasarısı'nın dışında tutulmalı veya kanun tasarısında yapılacak değişiklikler ile bilimsel çalışmalara engel olmayacak bir düzenleme yapılmalıdır. Bu düzenlemeler yapılmadığı takdirde konuyla ilgili AR-GE faaliyetleri tüm akademik birimlerin çalışmalarına engel olacaktır. Alınacak izin üniversite ve enstitü bünyesinde sınırlı kalmalıdır. Aksi takdirde bilimsel çalışmalara başlama süreci uzatılmış olacaktır. Sağlıkta araştırmaya daha fazla kamu ve özel yatırım yapılması, yeni araştırma merkezlerinin kurulması, yaşam bilimlerinde daha fazla araştırmacı yetiştirilmesi, yeni-yüksek lisans programlarının açılması gibi konular öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Teknoparkların kurulması ile üniversitelerde çalışan akademisyenlerin endüstri ile iletişimleri kuvvetlendirilebilir. Türkiye bilgi ve insan altyapısı ile biyoteknoloji için çok önemli bir potansiyele sahiptir. Sahip olunan bilgi, insan, ve teknik altyapı ile uzun vadeli bir devlet strateji ve politikası geliştirilebilirse ülkemiz biyoteknoloji sahasında hem bilgi hem de sanayisi olan ülkeler arasında yerini alabilecektir."


17 Şubat 2010 Haberleri 1 2 3 4 5