Kıdemli golcü, Cenk İşler

Almanya'da doğup 17 yaşında geldiği Türkiye'de futbol sahalarındaki 18 yılını geride bırakan Cenk İşler, ilk günkü heyecanını yaşadığını ve bu yüzden hep ayakta kaldığını söyledi. Turkcell Süper Lig'de top koşturmayı sürdüren oyuncuların en golcüsü unvanını taşıyor. Golcülüğü ve adamlığıyla Türk futboluna damga vuran ustanın sözleri ve yaşantısı genç oyunculara ibret olacak nitelikte.

Türkiye Futbol Federasyonu basın departmanı tarafından aylık olarak hazırlanan TamSaha dergisinin Şubat sayısına konuşan Cenk İşler, spor basınında oda kıdemli golcü olarak adlandırılıyor. Turkcell Süper Lig'de top koşturmayı sürdüren oyuncuların en golcüsü unvanını taşıyor. Üstelik bu unvanı çok pozisyona giren büyük takımlarda topu kaleye iterek değil, Anadolu'yu arşınlayarak elde etti. Kayseri Erciyesspor'da oynadığı dönemdeki bir Beşiktaş maçında sakatlanan rakibini görünce gole gitmekten vazgeçip topu taca atacak kadar da insan. Golcülüğü ve adamlığıyla Türk futboluna damga vuran ustanın sözleri ve yaşantısı genç oyunculara ibret olacak nitelikte.

''Topla buluştuğunuz anda çerçeveyi görmek önemli bir meziyet. Günümüz futbolunda forvetleri çok gol atan ve az gol atan diye ikiye ayırdığınızda, çok gol atan forvetlerin iyi gol vuruşu yapabilme yeteneğine sahip olduğunu görürsünüz.'' diyen tecrübeli golcü, ''Yeteneğin yanında sürekli tekrar yapıp çalışırsanız, üzerine eğitimle bir şeyler katarsanız başarılı olursunuz, ortaya güzel şeyler çıkar. "Benim yeteneğim var, çok da çalışmama gerek yok" dediğinizde bitersiniz.'' dedi.

BATUHAN GELECEĞİN İBRAHİMOVİC'İ OLABİLİR

''Fatih Tekke 1 numara. Bileklerine hâkim, topu çok iyi saklayabilen, gol vuruşu çok iyi olan, kafa topunda zamanlamayı çok iyi yapabilen bir oyuncu. Ayrıca mükemmel bir takım oyuncusu. Galatasaray'dan Milan Baros'u beğeniyorum bir de.'' diyen Cenk İşler'in ilginç açıklamalarının önemli detayları şöyle;

''Sercan Yıldırım çok genç ve oyununun üzerine katarak büyük bir yıldız olabilir. Onun dışında Batuhan var. Türk futboluna kazandırılması gereken, yetenekli bir futbolcu. Kendine çeki düzen verir, istikrarı yakalarsa geleceğin Ibrahimovic'i neden olmasın?

Genç arkadaşlar bazen daha yolun başında futbola küsebiliyor. Zaman zaman bunu ben de yapmıştım. Ama zamanla öğrendiğim, formadan uzak kalınca daha fazla çalışmak gerektiği oldu. Teknik direktörler kimsenin gözüne kaşına hayran değil.

Genç oyuncular bizim dönemimize göre şanslı. Eskiden çok fazla disiplin vardı. Şimdi insanlar daha geniş, daha toleranslı. Soyunma odasına birlikte giriyor, şakalaşabiliyorlar. Eskiden ağabeylerimizden önce soyunma odasına, duşlara giremiyordunuz.

Brezilya hoşuma gitmiyor bu dönem. Arjantin de eski havasında değil. En favori takım İspanya gibi görünüyor. Fransa'nın geçmişte yaptığı gibi Avrupa Şampiyonası'nın ardından Dünya Kupası'nı da alabilirler.''

İşte TamSaha Dergisine konuşan Cenk İşler'in röportajının detayları da şöyle;

- Turkcell Süper Lig'de futbol hayatını sürdüren oyuncuların en golcüsü unvanını taşıyorsun. Bu konuda ulaşmak istediğin bir hedef var mı?

Profesyonel futbol kariyerimde şimdiye kadar 10 takımda oynadım. Süper Lig'de sezonun ilk yarısının sonuna kadar 136 gol kaydettim. Diğer gollerimle birlikte bu rakam 140'ın üzerinde. Süper Lig'de 150. golümü atmak ve daha üstüne çıkmak istiyorum.

- Derginin yayınlandığı bu ay içinde 36 yaşını geride bırakacaksın. Bugüne kadar büyük takımlarda hiç forma giymemene rağmen bu kadar fazla gol atabilmeni hangi özelliklerine borçlu olduğunu düşünüyorsun?

Ben kendime baktığımda gol vuruşu yapabilme yeteneğim olduğunu görüyorum. Topla buluştuğunuz anda çerçeveyi görmek önemli bir meziyet. Günümüz futbolunda forvetleri çok gol atan ve az gol atan diye ikiye ayırdığınızda, çok gol atan forvetlerin iyi gol vuruşu yapabilme yeteneğine sahip olduğunu görürsünüz.

- Yeteneğin yanında neler yapmak gerek başarıyı sürdürebilmek için?

Yeteneğin yanında sürekli tekrar yapıp çalışırsanız, üzerine eğitimle bir şeyler katarsanız başarılı olursunuz, ortaya güzel şeyler çıkar. Bir golcünün nelere çalışması gerektiği bellidir. Sağdan ve soldan gelen ortalara nasıl yükselip vuracağınızı, sırtınız kaleye dönük olduğunda gelen topu nasıl kontrol edeceğinizi veya nasıl dönüp şut atacağınızı iyi bilmeniz, sürekli çalışarak tekrar etmeniz gerekiyor. Bunların hepsini birleştirip yeteneğinizi kullandığınızda ortaya güzel ve iyi futbol çıkar. "Benim yeteneğim var, çok da çalışmama gerek yok" dediğinizde bitersiniz. Fizik olarak hazır olmalısınız, güçlü olduğunuzda sonuca ulaşırsınız.

- İyi bir forvet olmayı hedefleyerek mi başladın futbola?

Almanya'da futbola orta sahada başladım. Samsunspor'a geldiğimde de orta sahada oynuyordum. Beni bir yıl Ünyespor'a kiralık verdiler. İlk haftalarda forma şansı bulamadım. Hoca değişikliği oldu, sevgili Kadir Özcan Ünyespor'a teknik direktör olarak geldi. Beni ilk maçımda forvet oynattı ve Orduspor'la oynadığımız maç 1-1 sonuçlandı. Tek golü ben kaydettim ve o sezon kendimi forvet olarak gol krallığına oynarken buldum.

İYİ BİR TAKIM OYUNCUSUYUM

- Futbol anlayışından bahseder misin? Forvet olarak olumlu ve olumsuz yanların neler?

Ben iyi bir takım oyuncusuyum. Aynı zamanda orta sahadan gelen oyunculara çok iyi duvar olabilir, boş alan açarım. Pas alışverişinde arkadaşlarıma yardımcı olabilirim. Topla ilişkim iyidir. Gol pozisyonuna girdiğimde sonuçlandırabilme meziyetlerine sahibim. Yakaladığım üç pozisyondan birini değerlendiriyorum bu anlamda. Frikiklerim iyidir. Kafa toplarında da fena değilim.

- En sevdiğin gollerini nasıl attın?

Vole veya röveşatayla gol atarsam büyük keyif alırım.

- Eksik gördüğün yanların neler?

Sol ayakla vuruşa biraz daha çalışmam gerekirdi.

- Bunca uzun bir süre ve önemli bir golcülük kariyerine rağmen Cenk İşler'i neden büyük takımlardan birisinde izleyemedik?

Bu soru bana çok soruldu. Türkiye'deki futbol kariyerime Samsunspor'da başladım ve ilk önemli teklifi Beşiktaş'tan aldım. 1997 yılında Süleyman Seba başkandı ve Serdar Bilgili genel sekreter olarak Celil'le bana teklif getirdi. El sıkıştık ama Samsunspor'la sözleşmemiz devam ediyordu. Samsunspor başkanı, o sezon zirveye oynamak istediğini belirtip bizim gitmemize izin vermedi. O sezon transferimiz askıya alındı. Sonrasında Galatasaray'dan da teklif aldım ama o transfer de son dakikada ertelendi. Kayseri Erciyesspor'da oynadığım dönemde Fenerbahçe'den teklif geldi. Santrfor için üç yerli oyuncu adayları vardı; Ersen Martin, Zafer Biryol ve ben. Ama tercihlerini Zafer'den yana kullandılar. İşte böyle hep son dakika şanssızlıkları ile aksadı transferlerim. En iyi dönemimi yaşadığım 2000 yılında Adanaspor forması giyerken, Süper Lig'den düştük. O sezon ilk defa Milli Takım'da oynadım. Dünya Kupası elemelerinde ilk maçta Şenol Güneş bana şans vermişti. O sezon 24 maçta 19 gol attım. Sakatlık geçirmiş ve 10 maç eksikle gol krallığında ikinci sırada yer almıştım. Buna rağmen tercih edilmedim.

HANNOVER'E GİDİŞİM HATAYDI

- Geriye doğru baktığında futbol hayatında yanlış attığını düşündüğün adımlar var mı? Pişman olduğun şeyler?

Sezonlarım hep istikrarlı geçti. Ortalama 10-15 gol kaydettim. Ama yanlış yaptığım bir nokta, belki Adanaspor'da küme düştüğümüz zaman Almanya'yı tercih etmem oldu. O sezon sözleşmesi biten futbolcu yurtdışına bedelsiz gidebiliyordu. Adanaspor yurtiçinde bonservis bedelimi 1 trilyon 900 milyar lira civarında yani oldukça yüksek bir rakamda tutmuştu. Ben de Hannover'den teklif gelince bonservisimi elime alırım diyerek orayı tercih ettim. Ama Adanaspor 2 milyon dolar para talep etti. Hannover kulübü de "FIFA'lık olur muyuz?" korkusuyla sözleşmemi tek taraflı feshetti. O yıl yarım sezon top oynayamadım. Düşünebiliyor musunuz? Bir sezon önce 19 gol atıyorsunuz, Milli Takım'a gidiyorsunuz. Bir sene sonra Almanya'da Hannover'e transfer oluyorsunuz, kamp yapıyorsunuz ve lig başlarken sözleşmeniz feshediliyor, ortada kalıyorsunuz. Mahkemeye verdim Hannover'i ve kazandım. Ama en iyi dönemimde böyle bir sıkıntı yaşadım ve top oynayamadım. Haliyle Milli Takım'a da çağırılmadım. Devre arasında ise İstanbulspor'a geldim. O sezon benim için oldukça kötü geçti.

- Türk futbolunda çok uzun süre bir Hakan Şükür dönemi yaşandı ve yaklaşık 15 yıl süren o dönemde diğer golcüler hep gölgede kaldı. Bunun sebebi neydi sence?

Ben o zamanki jenerasyonu başarılı buluyorum. Trabzonspor fırtınası, Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı alması, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın yetenekli futbolculardan oluşan takımlarla hep zirvede bulunması… Anadolu kulüpleri pek yanlarına yaklaşamıyorlardı. Şimdi o jenerasyon bitti sanırım. Anadolu takımları yükselişe geçti. Belki de bizim şanssızlığımız oydu o dönem.

- Türk futbolunda beğendiğin golcüler var mı?

Fatih Tekke çok yetenekli, çok sevdiğim bir futbolcu. Santrforların içinde ilk o gelir. Bileklerine hâkim, topu çok iyi saklayabilen, gol vuruşu çok iyi olan, kafa topunda zamanlamayı çok iyi yapabilen bir oyuncu. Ayrıca mükemmel bir takım oyuncusu. Fatih gibi bir oyuncunuz varsa skoru değiştirebilirsiniz. Galatasaray'dan Baros'u beğeniyorum bir de. Hem hareketli, defansın dengesini bozan hem de gol vuruşunu iyi yapabilen bir oyuncu. Şanssız bir sakatlık dönemi geçirdi.

BATUHAN, IBRAHİMOVİC OLABİLİR

- Genç oyunculardan iyi golcüler geliyor mu?

Sercan Yıldırım var. Çok genç bir oyuncu ve oyununun üzerine katarak büyük bir yıldız olabilir. Onun dışında Batuhan var. Ama istikrarı yok. İstikrarı olacak ki, iyi bir futbolcu olsun. Türk futboluna kazandırılması gereken, yetenekli bir futbolcu. Eskişehirspor'daki maçlarını seyrettiğimde keyif aldım. O fiziğine rağmen teknik kapasitesi yüksek. Kendine çeki düzen verir, istikrarı yakalarsa geleceğin bir Ibrahimovic'i neden olmasın. Türk futbolu da böyle bir futbolcu çıkarmış olur ve Milli Takım'a da fayda sağlar. Hakan Şükür gibi bir oyuncu olabilir. Ama Hakan Şükür hem özel hayatı hem de futbol yaşamıyla istikrar abidesiydi.

- Genç golcülere tavsiyelerin var mı?

Oynayabilmek için var gücünle çalışmalısın. Takımın antrenmanı sonrası bir santrfor ekstra olarak idman yapmalı. İki üç arkadaşını, bir de kaleciyi alıp gol vuruşu yapmalı bir forvet. Ama bunun için tesisin, imkânın olması da önemli bir unsur. Özetle her işte olduğu gibi çalışmak, düzgün yaşamak, doğru beslenmek, doğru zamanda doğru şeyleri yapmak önemli.

- Aslında genç oyuncuların performansı biraz da takım içindeki ağabeylerinin onlara yol göstermesi, yardımcı olmasıyla da ilgili.

Genç arkadaşlar bazen daha yolun başında çok çabuk futbola küsebiliyor. Zaman zaman bunu ben de yapmıştım. Ama zamanla öğrendiğim, formadan uzak kalınca daha fazla çalışmak gerektiği oldu. O formayı yakalayıp sahada cevap vermek gerek. O formayı yakalayınca da bir daha bırakmamak lâzım. Futbola küserek bir yere varamazsın. Genç arkadaşlar olaya çok duygusal bakabiliyor. Oysa teknik direktörler kimsenin gözüne kaşına hayran değil. Kim daha çok çalışırsa formayı alır.

- Bu anlamda senin Kasımpaşa'daki genç oyuncularla aran nasıl?

Kasımpaşa'da Barış, Şahin, Yekta gibi genç oyuncular var. Onlarla ilişkilerimiz çok iyi. Gelecek vaat eden, pırıl pırıl oyuncular ve biz de tecrübelerimizi onlara aktarmaya çalışıyoruz. Genç oyuncular bizim dönemimize göre şanslı. Eskiden çok fazla disiplin vardı. Şimdi insanlar daha geniş, daha toleranslı. Soyunma odasına birlikte giriyor, şakalaşabiliyorlar. Bizim zamanımızda ağabeylerimizden önce soyunma odasına, duşlara giremiyordunuz. Onları bekliyordunuz. Daha katıydı kurallar. Şimdi daha hoşgörülü, daha seveceniz. İlişkiler daha sıcak.

- Türk futbolcularına kulüp takımlarında gereken şans veriliyor mu?

İlk başladığında verdiğiniz şanslarla genç futbolcuyu çok çabuk da kaybedebilirsiniz. Takıma yavaş yavaş adapte ettiğinizde kazanabilirsiniz o oyuncuyu. Yeni çıkarmışsınızdır profesyonel takıma, önce 15 dakika, sonra yarım saat, sonra ilk yarı, derken kupa maçında oynatırsınız. Yavaş yavaş takıma katarsınız, yetenek de varsa fayda alırsınız. Yeteneği olan bir şekilde ön plana çıkar zaten.

- Turkcell Süper Lig'de son yıllarda Anadolu takımlarının ilginç çıkışlar yapabildiğini gözlemliyoruz. Sence Türk futbolunda bir şeyler değişiyor mu? Bu değişimi neye bağlıyorsun?

Türk futbolunda değişim var tesisleşme anlamında. Yeni yeni statlar yapılıyor. Ama Türk futboluna kulüpler açısından baktığınızda bir kaos var aslında. Çok ciddi borç batağında olan kulüpler var. Kulüplerin yönetimi bu anlamda çok önemli. Futbolu bilen insanlar kulüplerin başında olmalı.

- Avrupa'nın beş büyük ligiyle kıyasladığında Süper Lig'in kalitesi hakkında neler söylersin?

Avrupa futbolunu izliyorum. Turkcell Süper Lig zor bir lig. Gelen yabancılar da bunu söyler hep. İspanya Ligi daha yumuşak, İngiltere Ligi daha sert, Almanya da öyle. Hollanda Ligi daha yumuşak ve 3-4 takım arasında geçiyor. Ama Turkcell Süper Lig daha zor bir lig. Gol atmak o kadar kolay değil. Defans özellikli takımlar çoğaldı. Fizik kondisyona dayalı, daha çok koşan, daha çok mücadele eden, defansa dayalı takımların arttığını görüyoruz.

- Futbol kalitesinde bu anlamda bir gerileme mi var?

Tek forvet oynatıp, defansı kalabalık tutup, kontratakla ya da uzun boylu oyuncuyu ileride bırakıp, topu şişiren, oradan topu indirip arkadan gelen 2-3 kişiyle sonuca gitmeyi hedefleyen bir anlayış ağırlıkta şu sıralar. Bence bu futbol mantalitesi ile futbol gelişiyor diyemeyiz. Kasımpaşa'ya baktığınızda durum tam tersi. Kaleciden bana kadar ayağa oynayan, arkadan öne paslaşarak giden bir takımız. Ama sahaların elverdiği ölçüde tabii. Kasımpaşa Stadı'nın zemini buna elvermiyor ama yine de çok iyi pas yapan bir takım haline geldik.

- Kasımpaşa'yı bu sezon "Yılmaz Vural'dan önce ve sonra" diye ayırmak mümkün. Sezon başında küme düşer gözüyle bakılan takım şimdi ligin en iyi futbol oynayan takımlarından biri haline geldi. Nedir bu işin sırrı?

Kasımpaşa'da ilk dört hafta ciddi sıkıntılar vardı. 4 maçta 0 puan. Böyle bir durumda 5-6 arkadaş transferle geldik takıma. Murat Erdoğan, Emre Toraman, Ergün Teber, Koray Avcı, ben ligde tecrübe sahibi, yıllarca birlikte oynamış futbolcular. İki gün sonra da Yılmaz Vural gibi yılların tecrübesi bir ismin gelmesi çok şeyi değiştirdi. Biz hazır da gelmedik, sezon başı kamp yapmadık. Ama o dönem Milli Takım maçları nedeniyle verilen ara bize 20 gün kazandırdı. Ankara'da yaptığımız kampta yoğun şekilde çalıştık, forma girdik. Ligin 9. haftasından itibaren Kasımpaşa çok değişik bir takımla bir çıkış yakaladı. Göz dolduran bir futbol koyduk ortaya. Daha önceki döneme saygı duyuyorum, eleştirmiyorum ama istatistiklere bakarsanız çok şey değişti. İyi çalışma ve uyumla takımı buraya kadar taşıdık. Kadroya yapılan takviyelerle çok farklı bir futbol yakalandı ve şu an iyi bir noktadayız.

- Takım ruhu yakalandı mı yeni gelenler ile eski oyuncular arasında?

Takım ruhu yakalandı. Oynadığımız futboldan hem kendimiz keyif alıyoruz hem de izleyen keyif alıyor. Fenerbahçe maçında olduğu gibi topla oynama oranı genellikle bizim lehimizde oluyor.

- Yılmaz Vural'la futbol anlayışınız uyuşuyor mu?

Yılmaz Hoca futbol oynatmayı seven bir teknik direktör. İlk geldiğinde yaptığı toplantıdan itibaren bunu söyledi. Antrenmanlarda da bu yönde pas üzerine çalıştık. Tamamen ayağa toplarla oynuyoruz. Kalecimiz dahi topu şişirmiyor. Geri pas yapıldığında sağa veya sola pas vererek topu oyuna sokuyor. Şu anki takım kadrosu teknik kapasitesi yüksek futbolculardan oluşuyor. Böyle futbol oynatmak istersiniz her zaman başarılı olamayabilirsiniz de. Ama şu an Kasımpaşa'nın kadro yapısı buna uygun. Kasımpaşa takımından keyif alıyorum. Oynadığımız futbol sistemi bana uygun.

- Kasımpaşa Moritz ve Keller dışında yabancı kullanmayan bir takım. Herkesin "Takımlar yabancıların sırtında gidiyor" dediği bir dönemde Kasımpaşa yerli oyuncularla nasıl böyle bir başarı yakalayabildi?

Yabancı futbolcu tabii ki gelecek. Onlara o kadar ilgi gösteriliyor ki, bir an önce adapte olsun, uyum sağlasın diye. Takım arkadaşları, teknik heyet var yardımcı olan. Kimse yabancılık çekmiyor. Zaten Türk insanı olarak öyle bir yapımız var. Takıma katkı sağlayacak, faydalı olacaksa tabii ki başımızın üzerinde yeri var. Ama öyle olmayacaksa yabancı futbolcuya ihtiyaç yok.

- Yabancı kontenjanı hakkında ne düşünüyorsun?

İlla yabancı futbolcu olacak diye de almak anlamsız. Çok iyi araştırırsınız, incelersiniz, faydalı dersiniz ve alırsınız. Moritz örneğinde olduğu gibi. Üç senedir burada, bu sezon iyi çıkış yakaladı. İyi futbolcu, kumaşı iyi. Ama kötü futbolcu alırsınız hem ondan faydalanamaz hem de genç futbolcularınızın önünü kapatırsınız. Futbolun geleceğini karartırsınız. Bu olaya yerli-yabancı diye değil, iyi futbolcu-kötü futbolcu diye bakmak lâzım.

- Ne zamana kadar futbol oynamayı sürdüreceksin?

Futbola oynayabildiğim kadar devam etmek istiyorum. Gücümün yettiği yere kadar gideceğim.

- Süper Lig'de mi veda etmek istiyorsun yoksa nerede olursa olsun bırakana kadar oynarım mı diyorsun?

Şartlar neyi gösterir onu bilemiyorum ama Süper Lig'de veda etmek istiyorum. Bank Asya'dan çok iyi teklif olursa onu da değerlendiririm. Orada da çok güzel anılarım oldu. İki yıl üst üste şampiyonluk yaşadım. Antalyaspor'da oynadım şampiyon olduk, sonra Manisaspor'dan teklif geldi, onlarla da şampiyonluk yaşadım. Her iki takımın şampiyonluğunda büyük katkılarım olmasına rağmen bu sezon başı transferde zorluk yaşadım. Şu ana kadar faal futbol oynayanlar arasında en fazla gol atan futbolcu olmama rağmen, transferin son günü sadece Kasımpaşa'dan teklif geldi. Kasımpaşa'da oynamaktan mutluyum ama başka bir teklif gelir, şartlar değişirse düşünürüm. 12 yıl kadar Süper Lig'de oynayıp iki sene uzak kalmak zor geldi ama dönmeyi başardım.

ANTRENÖR OLARAK DEVAM EDECEĞİM

- Futbolu bıraktıktan sonra ne yapacaksın, geleceğe dönük planların neler?

Oynamayı bırakınca yine futbolun içinde sürdürmek istiyorum hayatımı. UEFA A Antrenörlük kursuna katıldım ve diplomamı aldım. Antrenör olarak çalışmalarımı sürdürmek isterim.

- Milli Takımımızın Dünya Kupası finallerine katılamamasını nasıl yorumluyorsun?

Milli Takım'ın Dünya Kupası'na katılamamasına herkes gibi ben de çok üzüldüm. Oraya gidip maçları izlemek, o havayı solumak istiyordum. İnsanlar Avrupa Şampiyonası'nda üçüncü olunca, Dünya Kupası'na katılmamıza kesin gözüyle bakıyordu. Hayal kırıklığı yaşadık. Ama artık Avrupa Şampiyonası'na hazırlık yapmak gerekir.

- Dünya Kupası'ndaki favorin kim?

Brezilya hoşuma gitmiyor bu dönem. Arjantin de eski havasında değil. En favori takım İspanya gibi görünüyor. Fransa'nın geçmişte yaptığı gibi Avrupa Şampiyonası'nın ardından Dünya Kupası'nı da alabilirler.

- Güney Afrika 2010 Dünya Kupası'nı düzenleyecek. Biz ise Euro 2016'ya adayız? İtalya ve Fransa karşısında bu organizasyonu kazanma şansımızı nasıl görüyorsun? Eğer organizasyonu bize verirlerse Türk futbolu için neler değişir?

Türkiye'nin 2016 Avrupa Şampiyonası düzenleme şansını yüksek görüyorum. Statlar yenileniyor, onlar da bittiğinde çok güzel olacak. Türkiye futbol ülkesi zaten. Çok harika bir organizasyon olur.

- Futbolun dışındaki hayatında neler var?

Fırsat bulunca Samsun'a gidiyorum. Ailem, annem, babam orada. İki kızım var, onlarla zaman geçiriyorum genelde. Sinemaya gitmeyi, müzik dinlemeyi, tenis oynamayı ve yüzmeyi seviyorum.

- Unutamadığın anıların var mı?

2006 yılında Beşiktaş-Kayseri Erciyesspor maçında yaşadığım o anı unutamam. Yüzde yüz gol pozisyonuna girdiğimde, Ali Tandoğan'ı yerde gördüm. Topu taca attım. Futbolcu sağlığını her şeyden önemli gördüğümden yaptım. Ve yapmam gerekeni yaptım. O maç sırasında büyük alkış aldım, sonrasında o yıl Fair Play ödülünü kazandım. Yüzlerce gol attım ama insanlar beni hep o maçla hatırladı.


01 Şubat 2010 Haberleri 1 2 3 4 5