Hakim, çek yasasının iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu

İzmir'de bir avukat, karşılıksız çek davasından tutuksuz yargılanan müvekilinin, çek bedelinin ibraz tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile verilecek ödeme planına göre ödemeyi taahhüt ettiklerini, aynı yasa maddesi gereğince yargılamanın durdurularak, taahhüt tarihlerinin beklenmesine karar verilmesini talep etti. Talebi inceleyen 26.Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Yahya Kesim, avukatın talebinin anayasaya aykırı olduğunu, Çek Kanunu'nun geçici 2/1-b maddesindeki hükmünün yasa gereğince iptali için Anayasa Mahkkemesi'ne başvurdu.

Geçtiğimiz gün görülen davada avukat müvekilinin Denizli 5. Noterliği'nin 3 Haziran 2009 tarihi ve 9279 yevmiye nolu vekaletname ile 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun geçici 2/b fıkrası gereğince çek bedelinin ibraz tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte toplam bedelinin 1/3'ünü 20-12-2010 tarihinde, kalan 2/3'ünü ise bir yıl sonra ödemeyi taahhüt ettiklerini, aynı yasa maddesi gereğince yargılamanın durdurularak, taahhüt tarihlerinin beklenmesine karar verilmesini talep etti. Hakim Yahya Kesim, avukatın talebinin anayasanın 141/son maddesindeki "Davalar en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir" hükmüne aykırı olduğunu bildirip bu maddenin iptalinin gerektiğini belirtti.

26. Asliye Ceza Mahkemesi Hakim Yahya Kesim, Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiği iptal gerekçesinde şunlara yer verdi: "5941 sayılı Çek Kanunu 20 Aralık 2009'da Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yasanın geçici 2. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde; şikayetçi ile sanığın anlaşması halinde herhangi bir süre öngörülmeksizin, bu anlaşmanın sonuna kadar davaların durdurulmasına karar verilmesi, b bendinde ise sanığın tek taraflı olarak 2 yıl süre ile taahhütte bulunarak taahhüdün sonuna kadar davanın durdurulmasına karar verilmesi hükmü, yasalar ile ilgili kurumların normal şekilde çalışıp görevlerini yapmalarının sağlanması yerine, bu kurumların görevlerini yapmamaları yargıya iş yükü olarak fatura edilmektedir. Ülkemizdeki karşılıksız çek davalarının yargıyı kilitleyecek sayıya ulaşması, bankaların tamamen özensiz ve suç işlemeyi teşvik niteliğindeki ihmallerinin sonucudur. Bankalara hiçbir şekilde bu konuda denetim getirilmemektedir. Bu yasa da göstermelik önlemler alındığı gibi özellikle tamamen suçsuz kişilerin suçlu duruma düşürüldüğü sahte çek hesabı açılmasının önlenmesiyle ilgili hiçbir önlem yine alınmamıştır. Tasarıda her bir çek yaprağı için bankaların sorumlu olduğu miktar bin lira iken 600 liraya indirilerek yasalaşmıştır. Bu şekilde bankaların mevcut uygulamalarına devam etmesine yasal olanak hazırlanmıştır."

Hakim Kesim, dilekçesinde bazı örneklemeler de gösterdi. Kesim, "Belediyelerin 3194 Sayılı İmar Yasasının 42. ve devam maddelerine göre kaçak yapıları yıkmalarının yasanın amir hükmü olduğu halde bunun sağlanması yerine, belediyelerin açık ihmallerine göz yumularak bu konuda hiçbir yasal düzenleme yapılmadan 5237 Sayılı TCK'nın 184. maddesi getirilmiş, yine mahkemelere binlerce dava açılması yoluna gidilmiştir. İlgili kurumların normal işlevlerini yerine getirilmesini sağlamak yerine, yargı bağımsızlığına müdahale boyutunda yasal düzenlemeler ile yargı işlemez hale getirilmiştir. Bahse konu yasanın geçici 2/1-a maddesinde tarafların anlaşması halinde hiçbir süre dahi yoktur. Yani taraflar 10 yıllık bir anlaşma yapmaları halinde bu süre dahi beklenecektir. Özellikle bu hususun mahkemelerin işleyişinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığının açık bir göstergesidir. Yasanın düzenlenmesindeki temel gerekçe dünyada da etkisini gösteren küresel ekonomik kriz nedeniyle cezaevine düşen sanıklardır. Dünyadaki küresel kriz 2008 yılında ortaya çıkmasına rağmen şu anda cezaevinde bulunan sanıkların suç tarihi en yakın olarak 2006 yılıdır. Zira, bir çek dosyasının temyizi dahi 2 -3 yılı bulmaktadır. Sanıkların taahhütünü yerine getirmemesi halinde yasada hiçbir yaptırım öngörülmemiştir. İcra dairelerinde dahi taahhütte bulunmasından sonra taahhütün yerine getirilmememsi durumunda 'Taahhütü ihlal suçu' öngörülmüş, sanıklara 3 -6 ay arasında hapis cezası verilmektedir. Taahhüt için hiçbir peşin ödeme ya da teminat koşulu da getirilmemiş, tamamen sanıkların keyfi davranışlarına zemin hazırlayacak düzenleme yapılmıştır. Yasal düzenleme ile çeke olan güven ortadan kaldırılarak ülke ekonomisine de ciddi bir darbe indirilecektir. Düzenleme ile ödenmeyen çeklere odaklandığı halde ödenen çek miktarları ödenmeyenlere göre oldukça fazladır. Ödenmeyen çek oranı toplamı tedavüldeki çeklerin yüzde 5'idir. Söz konusu yasal düzenlemenin tamamen mahkemelerin işini geciktirme ve aksatma sonucunu doğuracağı açıktır. Anayasamızın 141/son maddesi davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargıya görev olarak vermiştir. Bu yasa ile çek davalarının sonuçlanması engellenmiş, Anayasa hükmü açıkça ihlal edilmiştir. 2 yıllık bir süre ile davaların sonuçlanması engelleneceği gibi ayrıca yeni tebligatlar yapılacak, bunlarla ilgili tüm mahkemeler emek ve mesai sarf edecek, ilave masraflar da çıkacaktır. Ayrıca, bu şekilde davalar gecikrilecek hukuk devletine olan güven duygusu zedeleneceği gibi mahkemelerin bu dosyalarla uğraşarak asıl çözmesi gereken diğer dosyalara da zaman ayıramıyacağından, asıl fonksiyonlarını yerine getiremeyeceği ve bu şekilde hukuk devleti ilkesinin de ihlal edildiği açıktır. Belirtilen yasa maddesinin anayasamıza aykırı olduğu kanaatine varıldığından, yasanın iptalini talep ediyorum." dedi.


15 Ocak 2010 Haberleri 1 2 3 4 5