Başbakan Erdoğan: Meydanı teröre, terörden beslenen istismarcılara bırakmayacağız

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, demokratik açılım sürecinde iş dünyasının destek vermesini istedi. Erdoğan, "Bu meydanı teröre, terörden beslenen istismarcılara bırakmayacağız." dedi.

Medya ve muhalefetin bilerek ya da bilmeyerek demokratik açılım sürecini baltaladığına dikkat çeken Erdoğan, kurumlar arası kaos iddialarını yalanlayarak; "Beşeri insani ilişkilerden kaynaklanan yaklaşımlar olur. Bu devletin bir tanımı var. Bu tanım içersinde her kurum, anayasa ne tanım yapmışsa, nereye oturtmuşsa herkes onu yapacaktır. Güvenlik güçlerimiz ve yargımız da tanım ne ise görevini yapacaktır. Hatalar eksikler yok mudur? Vardır. Ama bir yerden yakalayıp, kurumlar arasında sorun varmış gibi göstermenin yararı olmaz." diye konuştu.

Ceylan Otel'de gerçekleşen toplantının açılışında konuşan Başbakan, cuma günü yasalaşan Mali Bütçe Tasarısı'nın bütçeye, millete ve ekonominin tüm taraflarına hayırlı olmasını diledi. 2010 bütçesinin önceki 7 bütçe gibi sosyal yönü güçlü, fırsatların potansiyelin azami derecede milletimizin istifadesine sunan bir bütçe olduğunu belirten Erdoğan, 2010 bütçesinin en önemli yönünün küresel krizden çıkış bütçesi olarak hazırlanması olduğunu ifade etti.

MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİ

Türkiye'nin terör başta olmak üzere dini gruplar ve azınlıklar sorunu olduğunu, tüm bunları ele almak üzere Milli Birlik Ve Kardeşlik Projesi'ni başlattıklarını belirten Recep Tayyip Erdoğan, atılan adımların devlet politikası olduğunun altını çizdi. Bu politikanın muhatabının millet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Sorun alanları çok, hepsine eğileceğiz. Ama hep birlikte çözeceğiz." dedi.

Başbakan Erdoğan şöyle devam etti: "Güneydoğu ve doğuda yavrularımız bilgisayar ile tanıştı. Artık sizden para değil bilgisayar istiyorlar. Buralara kolay gelmedik. Bu sadece bir bakıştı. Güneydoğu gibi Doğu ve Karadeniz de benim ülkem. Güneydoğu'ya istihdam noktasında sıkıntının belini ciddi manada kıracağız. Terör en önemli darbelerden birini de buradan yiyecek. Ama orada terör olunca girişimcim gidemiyor. Güven ve istikrar yoksa girişimci 'paramı ateşin içine atamam' diyor. Ama orada güven ortamını istikrarı görürse yatırımını seve seve yapar. Şu anda sıkıntıya rağmen bu yatırımları yapanlar var. Sağlıkta çok ciddi yatırımlar yaptık. Hakkari'ye 2 tane 150 yataklı hastane açılışı yaptım. Bu hastanelerde çalışan doktor bulmakta zorlanıyorsunuz. O zaman hastanenin anlamı kalmıyor ki. Biz istiyoruz ki doktorlarımız gidebilsin."

"TERÖRLE MÜCADELEDE EN UFAK TAVİZ SÖZ KONUSU OLAMAZ"

Demokrasi ve ekonomiyi aynı ölçüde önemsediklerini belirten Başbakan Erdoğan, "Terörle mücadelede en ufak taviz söz konusu olamaz ve aynı kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz. Vatandaşlar bu sıkıntıdan doğrudan etkilenirken, güçlü ve refah bir demokrasi inşa edemeyiz. TOBB, DEİK, STK'larımızın tamamı, iş dünyasının sürece daha büyük katkı sağlamasını istemek durumundayım. Kimseye gidin oraya yatırım yapın derde hemen derman olun demiyorum. Altyapıyı hazırladıktan sonra oralarda çözüm arayışı yapalım diyorum. Van'ın kaderi Kocaeli'den, Diyarbakır'ın kaderi, İstanbul'unkinden, Doğu Anadolu'nun kaderi, Marmara'nınkinden farklı değildir. Bu süreç, devletimizindir. Kürdü, Türkü, Çerkezi, Abazası, hepsinin üst kimlik çatısı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Bütün etnik unsurlar da TC çatısı altında bulunmaktan taaccüp etmemeli. Millet, farklı unsurların oluşturduğu bir mecradır. Bunu farklı görenler Türkiye'ye en büyük hainliği yapanlardır. Türkiye bunları arkasında bıraktığında istikrarını kardeşliğini pekiştirdiğinde hepimizin kazanacağız. Biz yaratılanı, yaratandan ötürü seveceğiz. Tribünlerden seyretmek kolaydır. Biz zor olanı seçtik ve elimizi taşın altına koymayı tercih ettik." dedi.

MEYDANI TERÖRE, TERÖRDEN BESLENEN İSTİSMARCILARA BIRAKMAYACAĞIZ

'İnadına demokrasi, inadına kardeşlik' dediklerini belirten Başbakan Erdoğan, "Bu meydanı teröre, terörden beslenene istismarcılara bırakmayacağız. Muhalefet de medya da bu sürece bilerek ya da bilmeyerek katkı veriyor. Ülkede kaos varmış. Bir olayı al devamlı döndür televizyonda. Bunu görmese terör örgütü propagandasını yapamayacak. Bulamazlarsa arşivden alıyor. Bu millete saygısızlıktır. Milletin huzuruna kast etmektir. Öyle anlar geliyor ki kurumlar birbirine girmiş diyorlar. Kim girmiş birbirine canım. Beşeri insani ilişkilerden kaynaklanan yaklaşımlar olur. Bu devletin bir tanımı var. Bu tanım içersinde her kurum anayasa ne tanım yapmışsa nereye oturtmuşsa herkes onu yapacaktır. Güvenlik güçlerimiz ve yargımız da tanım ne ise görevini yapacaktır. Hatalar eksikler yok mudur? vardır. Ama bir yerden yakalayıp, kurumlar arasında sorun varmış gibi göstermenin yararı olmaz." diye konuştu.

SUÇ İŞLEYEN AYRIM GÖZETİLMEDEN YARGININ ÖNÜNE ÇIKIYOR

Her türlü iddianın soruşturulduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "Suç işleyen ayrım gözetilmeden yargının önüne çıkıyor. Ak ile karayı ortaya çıkarıyor. Siyasetçiler olarak biz de sorumluyuz. Hukuk çerçevesinde üzerimize düşeni yapıyoruz. Kurumlar içinde hata yapan varsa asla ve asla tüm kuruma mal edilemez. Herkesin sorumlu davranması gerekiyor. Aziz milletimiz de oynanan oyunu görüyor. Bu süreç tarihi bir süreçtir. Bu süreç Türkiye'de her birimizin istikbalini yakından ilgilendiren süreçtir. Böyle mi gidecek? Bu olanlara tahammül mü edeceğiz? Yoksa üzerine mi gedeceğiz? Biz hükümet olarak değişmesi noktasında irademizi ortaya koyduk. Çarşamba günü Suriye ile 51 anlaşma imzaladık. Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde kaç kere böyle şey olmuş, inceleyin. Kim için imzaladık? Sizler için imzaladık. Sizin önünüzü açıyoruz. Açılan bu kulvara şimdi siz gireceksiniz. O gün yanımızda Türkiye'den gelen 200 işadamı kardeşimiz vardı. Hemen hemen hepsi ihracatçı. Suriye Başbakanı, ben ve ilgili bakan arkadaşlarımız anlaşmalar yaptık. Yüksek düzeyli stratejik işbirliği anlaşmaları ile iki ülke arasındaki vizeleri de kaldırdık. Benim işadamım elini kolunu sallaya sallaya Suriye'ye girebilecek. 7 yıl önce bunlar konuşulsaydı kim buna inanırdı. Savaş eşiğine gelmiş iki ülkeydi Suriye ve Türkiye. Ama şimdi bunlar yok. Libya'ya gittik. Orada da çok ciddi anlaşmalar yaptık ve neredeyse altyapı üst yapı yatırımlarında Türk firmalarına karşı farklı alakanın olduğunu sayın lider ve yardımcılarından gördük. Türk iş adamları ile yoğun işbirliğine gireceksiniz talimatını bizzat yanımda verdi. Bütün çevre ülkelerden dalga dalga dünyaya açılacağız. En son Meksika ilişkimiz buna örnektir. Dünyada artık uzak yok. Her şey artık yakın oldu. Bütün mesele maharetimizde bu süreci birlik beraberlik kardeşlik içinde daha güzel günleri ülkemize ve insanımıza yaşatmak için Türkiye'nin değiştiğine inanarak biz daha fazlasını başaracağız. Çok daha fazlasını hak ettiğimize inanıyorum."

2 YILDIR BİZ BUNLARA (TEKEL İŞÇİLERİ) KATLANDIK

Tekel işçileriyle ilgili spekülasyonlar yapıldığını dile getiren Erdoğan, "Sanki TEKEL'de tüm işçilerini kapsayan bir uygulama yapıldı. Maalesef 2 yıldır biz bunlara katlandık. Ne yapıyorlar, iş mi yapıyorlar? Sadece tütün depolarında bu insanlar duruyor. Yıllık maliyeti bize 40 trilyon. Yaklaşık 10 bin kişi. Kimin parasını ödüyoruz bunlara. Halkın parasını ödüyoruz. Peki biz ne yaptık? Dedik ki buralar artık çalışmıyor. Bu bir depo. Şu anda üretim falan söz konusu değil. 2 yıl önce dedik ki 'kapatıyoruz, hazırlıklarınızı yapın'. Bunu en üst düzeyde Türk-İş Tekgıda-İş Başkanı dahil ben ve bakan arkadaşlarım oturduk konuştuk. Buna rağmen son zamanlarda yapılan hareketleri gördünüz. Soruyorum, ideolojik değil de nedir? Kimin gönlü orada işçinin havuza atlamasını ya da dışarıda kalmasını arzu eder. Ama kusura bakmasınlar ben tüyü bitmemiş yetimin hakkını da orada oturarak kimseye yediremem. Bedeli ne olursa olsun. Açıklama yapıyorlar şu anda, bu eylemde bulunanların yüzde 60'ı AK Parti'ye oy verdi. Gerçekse ben o zaman 4 dörtlük doğru olanı yapıyorum. Menfaatçilik yapmıyorum. Çünkü birinin yapması gerekir. Ne yaptık. Al kıdem ihbar tazminatını, hepsini veriyoruz. Bir şey daha yapıyoruz 4C diye bir şey kuruldu. Sizi 4C'de istihdam edelim. İlkokul ortaokul üniversite mezunlarına ayrı ücret değerlendirmesi. Gelin bunu yapalım dedik. Bizi aynı şartlarda 4b'de değerlendirin dediler. Olmaz kardeşim. Biz bu fazla istihdamlardan ülkemizi kurtaracağız. Devlet bu şekilde üretime yönelik olmayan bir istihdamı sağlama durumunda değildir. Devletin malı deniz, yemeyen domuz. Bu mantıkla bu iş yürümez." şeklinde konuştu.

DEİK Genel Kurul Toplantısı'na Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Tarım Bakanı Mehdi Eker, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, DEİK İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı, DEİK Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı.

Toplantı öncesi DEİK'in ilk 10 yılını kaleme alan şeref üyesi Feyyaz Berker, tanıtım sunumu gerçekleştirdi. DEİK yeni şeref üyesi Nejat Basmacı'ya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir plaket verdi.

Başbakan Erdoğan: Meydanı teröre, terörden beslenen istismarcılara bırakmayacağız Başbakan Erdoğan: Meydanı teröre, terörden beslenen istismarcılara bırakmayacağız Başbakan Erdoğan: Meydanı teröre, terörden beslenen istismarcılara bırakmayacağız

27 Aralık 2009 Haberleri 1 2 3 4 5