Hurşit Tolon'la Tuncay Özkan arasında 'arama' polemiği

Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile, evinin aranmasını haber yaparken kendisini aradığını söyleyen Tuncay Özkan arasında 'arama' polemiği yaşandı. Özkan, evi arandığı sırada Hurşit Tolon'u aradığını söylemesinin ardından Tolon, "Beni kime aramadı." dedi. Özkan'ın avukatları da böyle bir aramanın olmadığını ifade etti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Birleştirilen Ergenekon davasının bugünkü oturumunda sanık Tuncay Özkan'ın çapraz sorgusuna devam edildi. Hakim Sedat Sami Haşıloğlu, Tuncay Özkan'a, "Tolon'un evi aranırken kapı kilidinin kırıldığını haber yaptınız mı?" diye sordu. Özkan, haber yaptığını söyleyince Haşıloğlu, konuyu nereden öğrendiğini sordu. Özkan bu soruya karşılık, "Ortak avukatımız Şahin Mengü beni arayarak Tolon'un evinin arandığını söyledi. Sabahın erken saatleriydi. Hemen Hurşit Tolon'u aradım. Telefona eşi çıktı. Sonra kendisiyle görüştüm. Kendisi, 'Evimi arıyorlar, beni gözaltına alıyorlar' dedi, Hatta oğlunun evinin kapısının ya kilidinin karıldığını ya da çilingidle açıldığını söyledi." diye açıklama yaptı.

Daha sonra Haşıloğlu, Özkan'ın telefon görüşmelerinde Hurşit Tolon'u aradığı ya da Tolon'un arandığının görülmediğini söyledi. Özkan, arkasına dönerek, "Ben sizi aramadım mı?" diye sordu. Hurşit Tolon da, "Beni kimse aramadı." diyerek Özkan'ı yalanladı. Konu üzerine Özkan'ın avukatları da böyle bir aramanın olmadığını belirtince Özkan, "Ama ben aradım. Ya kendi cebimden, ya evimden ya da eşimin cebinden" diye ısrar etti. Bunun üzerine ilk kez söz alan Hurşit Tolon, "Benim evime gelindiği gün böyle bir görüşme olmadı. Hatta ben oğlumun evinin arandığını 4 gün sonra avukatımdan öğrendim. Eğer bilseydim avukatımı zaten oraya gönderirdim. Sayın Tuncay Özkan yanlış hatırlıyor. Böyle bir görüşme olmadı" şeklinde konuştu. Bu açıklama üzerine Özkan, "Vallahi ben görüştüm diye hatırlıyorum ama Şahin Bey'in söyledikleriyle de haber yapmış olabilirim." dedi.

Savcısı Nihat Taşkın'ın Susurluk Paneli'ne katılıp katılmadığını sorması üzerine Tuncay Özkan, "Evet katıldım. Nail Güreli de vardı. Erol Mütecimler benden önceki bölümde konuşma yapmıştı. Onun konuşmasını da dinledim. Erol Mütercimler'in anlattığı Ergenekon ile buradaki Ergenekon'un alakası yok." şeklinde cevap verdi.

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek'in günlükleriyle ilgili olarak Savcı Taşkın'ın, "Haber değeri görmediniz mi?" şeklindeki sorusunu Özkan, "Özden Örnek günlükleri çıktığı zaman ilk haberi yapan benim. Komutana telefon açtım oğlu çıktı yalanladı. Nasıl yapmadım? Her haberi yaptım ben. Haberden kaçan gazeteci olur mu?" diye cevapladı.

Savcı Taşkın, "Susurluk komisyonuna kazaya ilişkin teyid edilmemiş bilgileriniz olduğunu söylediniz mi? Susurluk kazasında otomobilin arkadan başka bir otomobil tarafından takip edildiği yönündeki bilginiz neye dayanıyor?" diye sordu. Tuncay Özkan da "1996'da bu tür iddialar havada uçuşuyordu. Bizde bu iddiaları topluyor doğrulatmaya çalışıyorduk.Susurluk'la ilgili canımız ortaya koyarak çalıştık. Bulabildiklerimizin tamamını bugünkü başsavcımıza götürüp teslim ettim. Sami Hoştan ile Ali Fevzi Bir, bana çok sayıda dava açtı. Beni hasımlarımla nasıl aynı torbaya koyarsınız?" şeklinde konuştu.

Savcı Taşkın'ın, Kanaltürk'teki malzemelerini koyduğu iddia edilen Halkalı'daki depoda çıkan dokümanlara yönelik "Bunların içinde suç unsuru varsa kimi sorumlu tutmak lazım?" şeklindeki sorusuna Özkan, bu deponun yerini dahi bilmediğini ve malzemelerin kendisine ait olmadığını savundu. Taşkın'ın, bu malzemeler arasında Ümit Oğuztan'ın arşivi ve örgüt belgelerinin yer aldığını belirtmesi üzerine Özkan, kurumda çalışan gazetecilerin "Ergenekon" iddianamesi çıktıktan sonra internetten indirdiği belgeler olduğunu söyledi. Özkan, depoda çıkan ve patlayıcı bölümleri olmayan 3 el bombasından haberi olmadığını, ancak süs eşyası niteliğinde olduğu şeklinde bilgi geldiğini söyledi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi eski Müdürü Adil Serdar Saçan da, Tuncay Özkan'a bilgi ve belge verdiği iddialarına ilişkin açıklamada bulundu. Saçan, "Şube Müdürü olarak görev yaptığım 5 yıl boyunca 3 DGM Başsavcısı ile çalıştım. Basına bilgi verdiğime dair hakkımda açılmış tek bir soruşturma yok. Organize Suçlar Şubesi mafya ile mücadele eden bir birimdir. Bir mafya dosyasını ben nasıl vereyim ki?Ergenekon örgütü bunu amacı doğrultusunda kullansın. Şube muhabirlerine haber yapsınlar diye yalvarırdık. O günlerde mafya aleyhine haber yaptırabilmek için göbeğimiz çatlıyordu. Yakaladığımız örgütle ilgili haber çıkmasını istiyorduk ama çıkmıyordu." dedi. Haber yapan gazetecilerin vurulduğunu da söyleyen Saçan, "Çakıcı aleyhine haber yapmak mümkün müydü? Öyle bir dönemde 3-5 tane gazeteci haber yaptı. Onu da iddianameye 'Ergenekon örgütünün amacı doğrultusunda haber yapıyorlar.' diye yazıyorlar. Bir kişiyi tanımak, o kişiye görevinizle ilgili belge verdiğiniz anlamına gelmez. Rahatsızdım ve özel bir durumum vardı. Bunu konuşmak için başka bir numara istedim." diye konuştu.


25 Aralık 2009 Haberleri 1 2 3 4 5