Arınç: Türkiye'yi, gelirinin altında ülkeler sınıfına sokmaya kimsenin cesareti olmamalı

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, darbe planlarının hedefinde AK Parti'nin bulunduğunu belirterek, "Her demokrasi dışı müdahale Türkiye'yi geriye götürüyor. Türkiye'yi kendi gelirinin çok altında ülkeler sınıfına sokmaya kimsenin cesareti olmamalı." dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlığı 6. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda, gündemdeki konuları değerlendirdi. Türkiye'de AK Parti iktidarı ile aristokrat siyaset anlayışının geçerliliğini yitirdiğini söyleyen Arınç, "Artık, halk sandık başına giderken siyasetçilerin attığı palavraların büyüsüne kapılıp oy kullanmıyor." diye konuştu.

Yakın siyasi tarihi anlatan Arınç, Türkiye'de 1950'de DP'nin iktidara gelişi ve 10 yıl sonra yaşanan 27 Mayıs darbesini değerlendirdi. Arınç, "50 ile 60 arasında da hatalar yapıldığı söylenebilir. Ama zaten siyasetçi hata yapabilir. Bunu düzeltecek olan halktır. Siz halka, bir şey bilmeyen güdülecek sürü gözüyle bakarsanız, darbeden başka bir ihtimal kalmaz." şeklinde konuştu.

Siyasetçinin de bir insan olduğunu, fikirlerinin ve uyguladığı politikaların yanlış olabileceğinin altını çizen Arınç, fakat bundan dolayı siyasetçiye tankla, topla balans ayarı yapılamayacağını ifade etti. Tankla, topla balans ayarı olamayacağına işaret eden Arınç, demokrasilerde balans ayarını sandıkta vatandaşın yaptığını söyledi. Geçtiğimiz günlerde sarf ettiği "Ne ben kalırım, ne Danıştay kalır." şeklindeki sözlerini de hatırlatan Arınç, şunları dile getirdi:

"Geçenlerde Danıştay ile ilgili ağzımdan bir cümle çıktı. Herkes acaba ne demek istedi diye peşine düştü. Sadece Danıştay desem, topa tutarlar. Sonunda kendi ismimi de söylemişim ama farkında değilim. Toplantıdan çıktık, soru sormak istediler. İçerde konuştuk, dedim. İkinci, üçüncü adımda tekrar 'sorumuz olabilir mi' diye... Ben çok kızarım böyle şeylere. Öyle bir şey demişiz. Hiçbir anlama da gelmiyor. Ama öyle korktular ki... Demek zaman zaman korkutmak lazım. Kötü niyetimiz de yok. Danıştay gitsin, kalksın... Böyle bir şey düşünmem. Kaderin bir cilvesi, Danıştay ile ilişkili bir başbakan yardımcısıyım. Çok sevdiğimden aklıma Danıştay kelimesi gelmiş, demek ki... Kesinlikle benim ne Danıştay ile ne Anayasa Mahkemesi ile ne de Yargıtay ile bir sorunum olamaz."

Konuşmasında, darbe planlarına da değinen Arınç, hepsinin hedefinde AK Parti'nin olduğunu belirtti. Arınç, şöyle devam etti: "Ne yapsak da AK Parti iktidarını düşürsek. Ah ne güzel günlerdi o günler. Biz ne dersek o yazılırdı, biz ne istersek yargı ona karar verirdi. Ne söylersek anında şapadanak olurdu. Nerede eski günler. Pabucumuz dama atıldı. Sözümüz dinlenmez oldu. Bu geri kafalı kişiler, üstelik eşlerinin başı örtülü bu insanlar Türkiye'yi ortaçağ karanlığına götürürken..."

Arınç'ın sözleri bu sırada salonda bulunanların alkışları ile kesildi. Arınç, araya girerek, "Bu alkışların muhatabı bunu söyleyenler, feryad edenler." dedi.

Arınç , "Bir muhtıra verirdik, şapkasını alır kaçarlardı. Bir darbe yapmak isterdik ortalık süt liman olurdu... 28 Şubat'ta lojmanlarda kalan milletvekilleriydik. 12 Haziran günü lojmanların yarısı boşaldı. Boşaltanların yarısı yurt dışına kaçtı. O kadar iş tehlikeliydi. Geldiler, geliyorlar diye bir korku yaydılar. Biz de haber gönderdik, 'siz de gidin' diyenlere. Biz buradayız, bekliyoruz. Kim gelecekse gelsin, diye." şeklinde konuştu.

Demokrasinin bir bedeli olduğunu kaydeden Arınç, "Ama millete ödetmek istemiyoruz." ifadesini kullandı. Her demokrasi dışı müdahalenin Türkiye'yi geriye götürdüğünü kaydeden Arınç, "Türkiye'yi kendi gelirinin çok altında ülkeler sınıfına sokmaya kimsenin cesareti olmamalı." diye ifade etti.

Arınç, İstanbul'da TEKEL işçilerinin Başbakan Erdoğan'ı protesto etmesi ile ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Özelleştirmenin ardından 11 bin kişiye, ayda 40 trilyon ödemeye devam edildiğini kaydeden Arınç, "Bir düşünün, hükümeti ve Türkiye'yi yönetiyorsunuz.. Hiçbir iş yapmadan 6 yıl evvel iş akitleri feshedilecek yerine, bu sene mi bu sene mi... Şimdi iki seçenek var. 40 trilyonu ödemeye devam mı edeceğiz, yoksa bunu kıdem tazminatı olarak verip, hazineyi de bir yükten mi kurtaracağız. 40 trilyon, 70 milyonun cebinden çıkıyor. 40 trilyon ile yeni iş olanakları bulunabilir, emeklilerin ücretlerinde bir parça düzelme yapılabilir. Yeni hastaneler kurulabilir... 11 bin kişi aileleri ile birlikte 100 bin kişi eder. Popülist yaklaşmıyoruz. 11 bin kişiden önce, 70 milyonu düşünmemiz lazım." diye konuştu.

(CİHAN)


06 Aralık 2009 Haberleri 1 2 3 4 5