Doğum sonrası evlilik yıl dönümünde domuz gribinden ölen anne, geride iki yetim ve gözü yaşlı bir eş bıraktı

Sakarya'da bir erkek çocuk dünyaya getirdikten 10 gün sonra evlilik yıl dönümünde domuz gribinden ölen Meliha Mert (38), geride iki yetim çocuk ile gözü yaşlı bir eş bıraktı.

Adapazarı ilçesinde yaşayan Meliha Mert, 20 Kasım'da Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Doğumdan iki gün sonra taburcu olarak evine dönen anne, 24 Kasım'da öksürük ve solunum şikâyetiyle özel bir hastaneye başvurdu. Domuz gribi belirtileri gösteren anne, özel hastaneden Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Merkez Kampüsüne sevk edildi. Burada kan örnekleri alınan anne, 25 Kasım'da yatarak tedavi görmesi için Korucuk Kampüsü'ndeki İntaniye Kliniği'ne gönderildi. Solunum sıkıntısı giderek artan Mert, burada acilen yoğun bakıma alındı. İki çocuk annesi kadın, yoğun bakımda 8 gün süren yaşam savaşını dün kaybetti. Yeni dünyaya getirdiği ve Mehmet Arda ismini verdikleri çocuğunun kokusunu alamadan hayata gözlerini yuman anne, geride gözü yaşlı bir eş ve yetim iki çocuk bıraktı.

Eşinin ölümünün ardından iki çocuğuna hem annelik hem de babalık yapan Kenan Mert, 14 gün önce bir erkek çocuk dünyaya getiren eşinin dün domuz gribinden öldüğünü söyledi.

Eşine hastalığın nasıl bulaştığını bilmediklerini ifade eden Mert, "Eşim sezaryenle ameliyat oldu, iki gün sonra hastaneden çıkardık. İki gün sonrada öksürük ve ateşi yükseldi, özel hastanede doktora götürdük. Bizi devlet hastanesine gönderdiler. Bazı tetkikler yaptılar. Sonra Korucuk'a sevk ettiler. Gece yoğun bakıma aldılar. Nefes sıkıntısı olduğu için iğneyle uyuttular. 8 gün boyunca yoğun bakımda kaldı, daha sonra da vefat etti. Ölüm raporunda domuz gribinden öldüğü belirtildi. Hastalığın nasıl bulaştığını bilmiyoruz." dedi.

Eşinin hastalığının çok hızlı ilerlediğini anlatan Mert, eşinin ölümüne neden olan domuz gribi konusunda vatandaşları uyardı. Hastalığın mutlaka dikkate alınması gerektiğini kaydeden Mert, şunları söyledi: "Sonuçta insanlara bir şeyler anlatılıyor da insanlar yeterli bilgi sahibi değil. İnsanlara tavsiyem dikkat etsinler. Bir haftada iki çocukla nereye geldim, bunu iyi etüt etsinler. İki günde yoğun bakıma düştüm. Çok hızlı gelişti ve eşim hızlı bir şekilde kötüleşti. Hastaneye gitmeden önce ufak ufak öksürüyordu. Bir gün sonra iyice sıkıştırmaya, morarmaya ve ateşi yükselmeye başladı. Hızlı bir şekilde gelişti. İnsanlar 'eyvah' diyene kadar ipi elinden kaçırıyor, buna çok dikkat etsinler."

"YENİ DOĞAN OĞLUM ANNE KOKUSUNU ALAMADI"

'Yeni dünyaya gelen oğlum anne kokusunu bile alamadı' diyerek acısını dile getiren Mert, "Eşim çocuğunu iki kez kucağına alabildi. Kendisiyle yoğun bakıma girince görüşemedik. Yoğun bakıma girdiğimde cihazlara bağlıydı. Hiç tepkisi yoktu, son görüştüğüm an Korucuk Hastanesi'ne götürdüğüm andı. Yoğun bakımdayken de hemşireler beni oraya soktuğunda 'abi konuş seni duyar' dediler. Ben de dilim döndüğü, dayanabildiğim kadar yoğun bakımda anlatmaya çalıştım. Ama sapa sağlam bir insanı o şekilde görünce ruh halim bozuldu, böyle bir durumda insan ne kadar konuşabilir ki? Ne söyleyebilir? Beni evlat sahibi yapmış bir insanı cihazlara bağlı şekilde görmek insanı nasıl etkiler?" diye konuştu.

İlkokula giden 6 yaşındaki kızı Hazal ile yeni dünyaya gelen Mehmet Arda'ya kız kardeşinin baktığını söyleyen Mert, kızına annesinin öldüğünü söyleyemediklerini belirtti.

Kızına annesinin ölümünü psikolog desteğini alarak söyleyeceklerini ifade eden Mert, "Daha çocuğuma annesinin öldüğünü söyleyemedim. Alıştıra alıştıra söylemeyi düşünüyorum. Psikolojisini bozmak istemiyorum, ben artık onlar için yaşayacağım. Onlar için ayakta duracağım, durmam lazım. İki evlat bana emanet." şeklinde konuştu.

Aşı vurulma konusunda kararsız olduğunu kaydeden Mert, çocuklarının kontrolden geçirildiğini, doktorların aşı vurulması gerektiğini söylemesi durumunda aşı yaptıracağını sözlerine ekledi.

"8 YIL ÖNCE GELİNLİK GİYDİĞİ GÜN KEFEN GİYEREK TOPRAĞA GİRDİ"

Kayın valide Firdevs Mert ise gelininin son anlarında hep yanında olduğunu dile getirerek, "Gece saatlerinde yanındaydım. Nefes alamıyordu, hava veriliyordu, ama yetersiz kalıyordu. Bu yüzden havayı yüksek tutmak zorunda kalıyordum. Saat 2 gibi lavaboya zor da olsa kendi gücüyle gitti. Saat 04.30'da ise benim yardımımla lavaboya gidebildi. Sabah 08.30'da ne kadar yardım ettimse götüremedim. Belden aşağısına hâkim değildi. Saat 10.30 da enfeksiyon olduğu için intaniye bölümüne götürme kararı aldılar. Bu süre zarfında durumu daha da ağırlaştı. İntaniye bölümüne girdiğinde kendinden geçmişti hemen yoğun bakıma alındı. Verilen bilgiye göre, her iki ciğerinin de iflas ettiği, 4/3'ünün kaldığı ve yaşam mücadelesi verdiği söylendi. Yüzde 99 umut yok, yüzde 1 ümidinin mucizeye bağlı olduğunu söylediler. Biz bu umutla yaşadık. Yüzde 1 mucize ümidiyle beraber 8 gün mücadele ettik. Yoğun bakımda 8. evlilik yıl dönümü gününde öldü. 8 yıl önce gelinlik giydiği gün kefen giyerek toprağa girdi. O gün evlilik yıl dönümüydü ama giydiği kıyafet farklıydı." ifadelerini kullandı.

(CİHAN)

Doğum sonrası evlilik yıl dönümünde domuz gribinden ölen anne, geride iki yetim ve gözü yaşlı bir eş bıraktı Doğum sonrası evlilik yıl dönümünde domuz gribinden ölen anne, geride iki yetim ve gözü yaşlı bir eş bıraktı Doğum sonrası evlilik yıl dönümünde domuz gribinden ölen anne, geride iki yetim ve gözü yaşlı bir eş bıraktı

03 Aralık 2009 Haberleri 1 2 3 4 5