Diyanet İşleri: Minare referandumu, inançlar arası ilişkiye vurulan ciddi bir darbedir

Diyanet İşleri Başkanlığı, İsviçre'deki 'Minare' referandumunun dini özgürlüğün kısıtlanması anlamına geldiğini ve kabul edilemez olduğunu açıkladı. Diyanet İşleri ayrıca, Müslümanların camiyi tamamlayan Minare yapımı hakkının referanduma tabi tutulmasının kültürler ve inançlar arası ilişkile vurulan ciddi bir darbe olduğunu belirtti.

Diyanet, 29 Kasım 2009 Pazar günü İsviçre'de minare yapımına ilişkin gerçekleştirilen Minare Referandumuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve bunların ayrılmaz parçası olan diğer özgürlüklerin, temel insan hakları arasında yer aldığı belirtilen Diyanet açıklamasında, temel insan haklarının iptali veya ihlali referandum konusu yapılamayacağı gibi, herhangi bir ulus, devlet yahut organ tarafından kısıtlanması veya bu anlama gelebilecek şekilde sınırlandırılması da kabul edilemez olduğu vurgulandı.

REFERANDUM İSLAM'A KARŞI AÇIK BİR TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜN GÖSTERGESİ

İsviçre'de yaşayan Müslüman azınlığın ibadet etme ve inancını yaşama hakkı anlamını taşıyan cami inşası ve cami mimarisinin tamamlayıcı unsuru olan minare yapımı hakkının bir referanduma tabi tutulduğunu kaydeden Diyanet, açıklamasında şu önemli noktaya vurgu yaptı: "Minare yapımının referanduma sunulması, her şeyden önce kültürler ve inançlar arası ilişkiye vurulan ciddi bir darbedir. Bu durum minare üzerinden İslam'a ve müslümanlara karşı açık bir tahammülsüzlük göstergesi olarak hafızalarda yerini alacaktır. Bu referandum aynı zamanda insanlığın, özellikle Avrupalı ulusların bugün ulaştığı hak ve özgürlükler düzeyinden geri gitme arzusunun talihsiz bir örneği olmuştur. Dahası referandum öncesi yapılan propagandalarda, tarih boyunca İslam kültürü ve medeniyetinde yaratıcının birliğini ifade etmekten başka herhangi bir anlam taşımayan minare üzerinden dini değerlerin tartışma konusu yapılması ve İslam'ın bir kez daha şiddetle özdeşleştirilmesi bütün Müslümanları derinden yaralamıştır. Belki de asıl sorun, referandumun sonucundan ziyade evrensel bir hakkın oylanabilir ve tartışılabilir hale getirilmesi ve bunun üzerinden demokratik bir hukuk devletinde dini ayrımcılık yapılmış olmasıdır."

Din özgürlüğünün insanın sadece iç dünyasında sakladığı değerlere inanma özgürlüğüne indirgenemeyeceğini kaydeden Diyanet; İnancını ifade etme, ibadetlerini özgürce ifa etme, mülkiyet hakları çerçevesinde mabet edinme de bu özgürlüğün önemli bir parçası olduğunu belirtti. Çoğunlukların, azınlıkları kendisiyle aynileştirdiği veya bütünleştirdiği oranda kabullenmesini, aradaki farklılıkları bertaraf ettiği oranda özgürlük tanımasını çifte standart taşıyan aldatıcı, yapay bir özgürlük olarak niteleyen Diyanet İşleri; insanlık tarihinin dini özgürlükler alanında önemli mesafe kat etmiş ve toplumsal barış ve huzuru sağlamanın ancak temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmekle mümkün olacağı yönünde ortak bir akıl oluşturduğunu ifade etti.

AVRUPA'DAKİ DEMOKRATİK SÜRECİN BU SORUNU KENDİ İÇİNDE ÇÖZECEĞİNE İNANIYORUZ

Uygar dünyanın din ve vicdan özgürlüğü alanında modern zamanlarda erişilen düzeyin ötekini kavrama kapasitesi yeterince olgunlaşmamış kimi topluluklarca geriletilmesine ve engellenmesine izin vermeyeceğini vurgulayan Diyanet İşleri, açıklamasının devamında şu noktalara değindi: "Din özgürlüğü konusu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 18. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. maddesinde ve bu sözleşmenin "Ayrımcılık Yasağı" başlıklı 14. maddesinde çok açık bir şekilde ifade edilmiştir. İnsan hakları ve inanç özgürlüğü konusunda önceki metinlere göre daha üst hedefleri gerçekleştirmeyi amaçlayan Lizbon Anlaşmasının imzalanışı ile söz konusu referandumun yakın zaman dilimlerinde yapılmış olması ise büyük bir talihsizlik olmuştur.

Uluslar arası hukukun ve Avrupa'daki demokratik sürecin bu sorunu kendi içerisinde çözeceğine inanıyoruz. Başta tüm dini kurumlar olmak üzere, sivil toplum örgütleri ve insan hakları dernekleri bu konuda ciddi bir gayret ve çalışma içerisinde olacaklardır. Bütün dünyada ve özellikle Avrupa'da akli selim sahipleri tarafından eleştirilen referandum konusunda üretilecek çözümler 30 milyona yakın Müslüman vatandaşı bulunan Avrupa'nın geleceğine dair önemli ipuçları verecektir. Nitekim İsviçre halkının yüzde 43'nün "İsviçre semaları bütün mabetleri alacak genişliktedir" sloganıyla bu anlamsız yasağa karşı çıkmış olması, Avrupa ve dünya kamuoyundan yasağı kınayan açıklamaların yapılmış olması umutları olumlu yönde pekiştirmiştir. Avrupa'da yaşayan Müslümanların hak arayışlarını yüce dinimizin izzetine yaraşır bir hikmetle yerine getireceklerine, tepkilerini demokratik ölçüler içerisinde göstererek bu sürece yapıcı bir katkı sunacaklarına olan inancımız tamdır."

(CİHAN)


01 Aralık 2009 Haberleri 1 2 3 4 5