CHP Genel Başkanı Baykal: Terör yıllarca elde edemediği sonucu şimdi açılım ortamında elde ediyor (2)

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, terörün en yüksek can kayıplarına neden olduğu dönemde dahi elde edemediği bir sonucu şimdi bu açılım ortamında elde ettiğini ileri sürdü.

Partisinin Meclis'teki grup toplantısında konuşan Baykal, Türkiye'de 30 bin kişinin ölümünden doğrudan sorumlu terör örgütünün kuruluş yıl dönümünün kurulduğu binada resmen kutlandığını savundu. "Karakollara saldırı yapılıyor, karakollara yapılan saldırı artık rutine biniyor, randevulu ertesi gün yine aynı saatte bir saldırı daha o karakola yapılıyor." diyen Baykal, polis araçlarının rutin hedef haline geldiğini iddia etti.

Yaşananların sıradan, doğal olaylar haline geldiğini ve altında terörün sahiplenilmesi ile toplumsal bir kabule dönüştürülmesinin yattığını savunan Baykal, "Terör yıllarca en şiddetli uygulamalarını yaptığı, en yüksek can kayıplarına neden olduğu dönemde dahi elde edemediği bir sonucu şimdi bu açılım ortamında elde ediyor. Nedir ortaya çıkan sonuç? Türkiye'de etnik bir husumetin tohumlarının ekilmeye başlanması. Olay artık bir terör olayı olmaktan çıkıyor, terörün doğrudan taraflarının devletin güvenlik güçlerinin ve terör yapanların bir çatışması olmaktan çıkıyor, toplumda o çatışmanın doğrudan tarafı olmayan insanları birbirlerine karşı husumet duyar, düşmanlık, kızgınlık, tepki duyar hale doğru getirmeye başlıyor." dedi.

Türkiye'nin kimsenin birbirine etnik kökenini sormadığı, kardeşlik, sevgi ve saygı içinde yaşadığı bir ülke olduğunu anlatan Baykal, ancak hükümetin yanlış uygulamalarının bu anlayışı bozduğunu iddia etti. İktidarın terör karşısında kararlı bir mücadele anlayışını kaybettiğini ileri süren Baykal, ortada bir kamu otoritesine, Türkiye'ye sahip çıkacak iradeye ihtiyaç olduğunu belirtti.

İktidarın yanlış işler yapmaya başladığında ve Atatürk adını daha çok kullanmaya başladığını savunan Baykal, "Bu iktidar ne zaman Atatürk dese benim aklımda 'bunlar yine bir kabahat işledi onu örtbas etmeye çalışıyorlar' diye bir duygu geçiyor. Bu bayramda da baktık bütün kentlerde 'ay yıldızın ışığı hepimize yeter.' Ay yıldızın ışığı elbette hepimize yeter, bunu sen zamanında anlasaydın bu posterlere ihtiyaç olmazdı. O posterlerle sen bir şeyi kapatmaya çalışıyorsun. Ay yıldızı yeni keşfetti. 'Ay yıldızın ışığı hepimize yeter'. Ay yıldızın ışığı hepimize yeter o zaman kapat o ampulü. Herkes etnik kökenine göre ayrışmaya kalkacak, bundan kim kazanacak? Bundan yurt dışında bu coğrafyayı kendi hesabına göre şekillendirmek isteyenler kazanacaktır, onlara uşaklık edenler de kaybedeceklerdir. Bize göre devlet tüm bu süreçlerde denetleyici olmalıdır. Devletin başka dillerin öğretilmesine soyunmasına ya da başka dillerde televizyon, radyo yayını yapmasına gerek yoktur.' Kim söylüyor? Sayın Erdoğan söylüyor. 'Fakat devlet tüm bu faaliyetleri en sıkı biçimde denetlemelidir. Devleti denetleme fonksiyonu dışında işleme sokmak doğru değildir. Ve uzun vadede üniter yapımızı sıkıntıya sokan gelişmelere yol açar.' Yani biliyor da cehaletten değil. Yani demiş ki eğer bu ayrışmayı yaparsak, ana dili öğrenme işine devleti sokarsak, televizyon yayıncılığı işine devleti sokarsak diyor, bu uzun vadede üniter yapımızı sıkıntıya sokan gelişmelere yol açar. Şimdi yardımcısı diyor ki 'bunlar ne demek ana dilde eğitim vermek lazım, Türk milletini Anayasa'dan çıkarmak lazım' diyor. Sıkıntıların nereden kaynaklandığını gördünüz mü? Birileri sıkıntıların kaynağına dokunamıyorlar, korkuyorlar, yıldırılmışlar, teslim alınmışlar, seslerini çıkaramıyorlar, sorumlu arıyorlar, araya araya sorumluyu bu gelişmelere tepki gösteren insanlarda buluyorlar. Onlarla tartışmayı tercih ediyorlar." diye konuştu.

(CİHAN)


01 Aralık 2009 Haberleri 1 2 3 4 5