Başbakan Erdoğan'dan Öymen'e ağır eleştiri: Dersim'de olanları savunanlar insanlıktan nasibini almamış

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in Tunceli'de yaşananlarla ilgili sözlerini eleştirerek, "Dersim'de olanları savunanları ben insanlıktan nasibini almamış olarak değerlendiriyorum." dedi. Erdoğan, Türkiye için hayati bir süreç başlattıklarını ve cesur bir adım attıklarını ve 72 milyonun bundan kazançlı çıkacağını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda "Demokratik açılım"la ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'ye ve demokrasiye güvenilmesini isteyen Erdoğan, "İçişleri bakanım başlıklar halinde ifade etti. Farklılık zenginliktir. Gökkuşağı ne kadar güzelse farklılık da o kadar güzeldir. O kadar muhteşemdir. Bu ülkenin dağlarını Ağrı'yı, Munzur'u, Kaçkar'ı, Uludağ'ı bütün o döşeyen binlerce çiçek farklılıkları ile farklı kokuları, güzellikleri bizi mest eder. Hepsinin kökü bu topraktadır. Burada benim grubumun bir sorunu yok. Kimsenin bunu sormaya da gerek yok." ifadelerini kullandı.

Komşularının dertlerini bildiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: "Biz yanıbaşımızda komşumuzun derdini biliriz. Hastalığını ihtiyaçlarını biliriz, ama etnik kökenini bilmeyiz. Sadece saygı duyarız. Biz millet olarak öyle bir nesilden geliyoruz. Biz bir tas çorbayı komşumuzla paylaşabilme anlayışına sahibiz. Bunu küçümsemeye kimsenin hakkı yok. Kimse bunu sadaka kültürü olarak vasıflandıramaz. Burada bir dalalet, gaflet var. Biz insanı insan olduğu için. Ne Türk ne Kürt ne Laz, Abaza olduğu için sevmiyoruz. Biz yaradılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz."

Erdoğan, bazı topluluklarda Kürt kökenli vatandaşa şu Kürt, şu Laz, şu Türk gibi ifadelerin kullanılmasından rahatsız olduğunu vurgulayarak, "Bu tür ifadeleri yakıştırmak bile yanlış. Orada bir küçümseme mantığı yatıyor. Sen söyleme, ben gördüklerimi, duyduklarımı söylüyorum. Geçenlerde İçişleri Bakanı bir şey söyledi. Son seçimlerin sonuçlarına dikkat edin. Güneydoğu ve Doğu'da aldığınız oya bakın. Niye oy vermiyorlar ona bakın. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da da birinci partiyiz. 7 bölgenin 7'sinde de birinci partiyiz. 81 vilayetin 80'inde milletvekili çıkardık. Dışlamak bizim anlayışımızda yok. Biz yaradılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz. 1991'de yerinden yurdundan edilen 1 milyon Iraklı Kürt vatandaşa kucak açtık. O zaman tırlarla ilaç yardım götürdüm." diye konuştu.

"POPÜLİST HAREKET ETMİYORUZ"

Erdoğan, Başbakan olarak milletin temsilcilerine ve televizyonu başında 72 milyona hitap ettiğini belirterek, şunları ifade etti: "Annelere konuşuyorum. Canından can kopmuş yürekleri dağlanmış analara sesleniyorum. Nişanlısından haber beklerken şehit haberi almış hanım kardeşlerime sesleniyorum. Hükümet ve AK Parti olarak popülist hareket etmiyoruz. Türkiye'nin derdi bizim derdimiz. Türkiye'nin neresinde olursa olsun bu ülkedeki her vatandaşın vebali bizim üzerimizde. Bilmezden görmezden gelemeyiz. Gün bağırıp çağırma günü değildir. Gün sesi en yüksek çıkanın rantı toplayacağı gün değildir. Gün koltuk sevdası ile ağrıya sızıya terk edileceği gün hiç değildir. Gün büyük düşünme günüdür. Kucaklayıcı ve kuşatıcı bir gündür. Memleket ve millet adına icraat ortaya koyma günüdür."

Güvenlik güçlerinin terörle 25 yıldır mücadele ettiklerine işaret eden Erdoğan, şunları dile getirdi: "Sonuna kadar da mücadele edecekler. Sinsi bir öfkenin kin ve nefretin bu toplumun kardeşliğini birlik ve bütünlüğünü kemirmeye çalıştığını ne kadar görmezden gelebiliriz? Ne kadar inkar edebiliriz? Ülkenin sorunlarını bölen, hassasiyetlerini bölen bir anlayış nasıl bölücülükten yakınabilir? 25 yıl bu sorun görmezden gelindi. Yola çıkarken bir şey söyledik, dedik ki biz etnik milliyetçiliğe karşıyız. Biz dinsel milliyetçiliğe karşıyız. Neyi kapsıyor biliyor musunuz? İşte bunu kapsıyor. Biz bütün etnik unsurları kaç adet olursa olsun hepsiyle, hepsine saygı duyarız, sevgi duyarız, Yaradan'dan ötürü severiz. Hepsini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşılığında topladık, toplarız. Biz bölgesel milliyetçiliğe de karşıyız. Güneydoğu, Doğu, Karadeniz buraya ne kadar yatırım yapıldı? Ama şu anda 11 bin kilometre yol ile Güneydoğu, Doğu ve Karadeniz'in talihini ortadan kaldırdık. Ülkemizin yüzde 99'u Müslüman, yüzde 1 farklı insanlar var. Bakın şu anda Alevi çalıştaylarını başlattık. Sıkıntının altında yatan bu AK Parti, sizin yapamadıklarınızı yaptığı için rahatsız oluyorsunuz."

ÖYMEN'E ELEŞTİRİ

Her vatandaş kendisini ötekinin yerine koyup düşünmesini isteyen Erdoğan, "Sizin tarlalarınız, otlaklarınız yasak bölge ilan edildi mi? Köyünüzü caminizi bastılar mı? Köyünüzün yoluna mayın döşendi mi? Analar ağlayacak diyenler sizin hiç oğlunuz, yavrunuz öldü mü? Biliyorum ben neler olduğunu, biliyorum. Dersim'de olanları savunanları ben insanlıktan nasibini almamış olarak değerlendiriyorum. Benim aziz milletimin her ferdi kendisine bu soruları sorsun. Samimi bir şekilde vicdan muhasebesi yapsın. Terör örgütü ile burayı iyi dinleyin. Terör ile Kürt vatandaşlarımızı bir araya getiremezsiniz. Kürt kökenli vatandaşlarımın sorunu farklı, terör örgütü farklıdır. Burada Sayın Bahçeli'nin AK Parti'yi terör örgütü ile el ele benzetmesini çok sakil buluyorum. Bunu kendi toplantılarında da çok yaptılar. Bunları hukuka havale ettim. Buna kendisi de inanmıyor, ama buradan nemalanıyor. Her milletin kutsal değerleri var. Bizim toprağımız, vatanımız, bayrağımız, İstiklal Marşımız tartışmaya açamayacağımız kutsallarımızdır. Bunlarla bizi test edemezsiniz. Onu edecek kalitede ve vasıfta da değilsiniz."

"RANT KAPILARI KAPANACAK"

Erdoğan, konuşması esnasında şehit ailleri üzerinden rant sağlayanların bulunduğunu söylemesi üzerine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP'li milletvekilleri salonu terk etti. CHP'lilerin salonu terk etmesi üzerine ise Erdoğan, "Bunların tahammülü yok, Düşünceye tahammülü yok. Bunlar, izleyici tribününü provoke edenleri buraya getirenler. Bunlar budur. Parti programımızda bu sorunun toplum hayatımızda neden olduğu bilinci ile bölge halkının refahını gözeten, Türkiye'nin bütünlüğünü gözeten, sorunları kökünden çözen bir politika üretecektir." dedi.

SHP'nin Kürt Raporu'ndan alıntı yaparak konuşan Erdoğan, "Kürt vatandaşların kendi anadillerinde radyo ve TV yayın yapabilme, okullarda kendi anadilinde eğitim yapma, kurumların kurulması haklarına kavuşmalı, diyorlar. Nereden nereye, tutanaklar yanımda, az önce yine grubum adına birçok şey söylendi. Özellikle sayın Bahçeli'nin zamanında atılmış adımlar var. Sayın Bahçeli, 'Kendi dilinden üniversite sınavında bir soruya takılmazsınız, atlar gider ve sonra dönersiniz.' demişti. Ama o soruya geri dönmüyor." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye ölçeğinde büyük düşünmeye devam edeceklerine işaret ederek, "Bu süreçten onların da mutabakatını almak istedik. Masaya gelmediler veya merkezlerine davet etmediler. Şehitleri ve gazileri istismar eden bir gayret var. Atatürk'ü istismar edenler var. Toplumu provoke eden tavır var." diye konuştu.

Türkiye için hayati bir süreç başlattıklarını ve cesur bir adım attıklarını söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Son derece samimiyiz. 72 milyon vatandaşın hepsi kazanacak. Yeni ufuklar açılacak. Türkiye 2023'ü çok farklı karşılayacak. Heyecanımız var, coşkumuz var. Aşk ve sevda ile yarının Türkiye'sini inşa edeceğiz. Duyguları örselemek istemiyoruz. Milletimiz bizimle, hayır duaları bizimle. Bizim yolumuz milletin yolu, milletin üslubudur. Ben bugünün Türkiye için bir milat ve yeni bir başlangıç olmasını temenni ediyorum. Çok çirkin olur sen zillet içindeysen, ben bilemiyorum. Bu milletvekilleti ve toplum asla zillet içinde değil. Yarın Türkiye geleceğe daha güvenle bakan bir Türkiye olacak. Biz birlikte Türkiye'yiz. Allah yar ve yardımcımız olsun. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum."

(CİHAN)


13 Kasım 2009 Haberleri 1 2 3 4 5