Başbakan Erdoğan: Gücümüzü tarihten, zengin kültürden, kardeşlik, dostluk ve birlikteliğimizden aldık

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi sisli ve karanlık bir yoldan, belirsizlik atmosferinden, umutsuzluk ikliminden aldıklarını ve 7 yıl gibi kısa sürede gelişen dünya devleti haline getirdiklerini söyledi. Erdoğan, "Gücümüzü tarihten, zengin kültürden, kardeşlik, dostluk ve birlikteliğimizden aldık." dedi.

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Danışma Meclisi toplantısı Sütlüce'deki Kongre Merkezi'nde gerçekleşti. Toplantıya AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Abdulkadir Aksu, İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu ve çok sayıda partili katıldı.

Başbakan Erdoğan, yaptığı konuşmada; kara siyasete ve popülizme prim vermediklerini belirtti. Yalanı, iftirayı, karalamayı, ayak oyunlarını, hileyi, desiseyi partilerinin ve siyasetlerinin yanına yöresine yaklaştırmadıklarına işaret eden Başbakan Erdoğan, "Bizim başarımız, milletimizle kurduğumuz gönül köprüsüdür, dil birliğidir. Bizim başarımız milletimize yüreğimizi açmamız, samimi bir kalple konuşmamızdır. Biz milletten kopuk, milletin arzularından, taleplerinden, beklentilerinden ve hissiyatından kopuk bir siyaset anlayışına muhalif olarak alternatif olarak geldik." diye konuştu.

Yok sayan, dışlayan değil, kucaklayan bir tavır içinde olduklarını belirten Erdoğan, "Ayrıştıran değil bütünleştiren, nefret eden değil seven olduk. Tahakküm eden değil hizmet eden, yıkan değil yapan olduk." şeklinde konuştu.

Demokrasinin asla ve asla ulufe ve lütuf olmadığını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: "Demokrasi bizatihi milletin kendi hür özgür idaresinin idareye yansımasıdır. Hak ve özgürlükler kimsenin kimseye vereceği lütuf, taviz ve hediye değildir. Devlete düşen bu hakları koruma altına almaktır. Bazen bunu referanduma götürelim diye konuşuyorlar. Hiçbir zaman temel hak ve özgürlükler referanduma götürülemez. Onlar doğuştan elde edilmiş haklardır. Demokrasi, toplum mühendislerinin ellerinde cetvel ile ölçüp biçip halka keyfi ölçülerde dağıtacakları bir rejim değildir. Sanal tehdit, gerilim ve hayali senaryolarla yıllar boyunca kalkınmadan yüksek standartlarda demokrasiden mahrum bırakanlar, bu ülkeye iyilik yapmadılar. Tarih hayırla yad etmeyecektir."

"TÜRKİYE'DE YILLAR BOYUNCA ÇETELERE, MAFYALARA, CUNTALARA, FAİLİ MEÇHULLERE GÖZ YUMULDU"

Bazılarının 'muhalefet edelim' derken 'Ne duruyorsun şunu da yap. Ne duruyorsun bunu da yap' dediklerine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, "Ama unutma kutlu bir doğum 9 ay 10 günde olurmuş. Bizim bu mücadelemiz o kutlu doğumun gayretleridir. Varsa, sancılar onun sancılarıdır." diye ifade etti. Türkiye'de yıllar boyunca çetelere, mafyalara, kirli ülkelere, cuntalara faili meçhullere göz yumulduğunu belirten Erdoğan, "Provokasyonları görmezden geldiler. Bir avuç mafya mensubunun bu ülkenin kaderi ile oynamasına eyvallah dediler. Gemisini yürüten kaptan dediler. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dediler. Her koyun kendi bacağından asılır dediler. Ama sonra etrafı kokusuyla rezil eder rahatsız eder demediler. Millete bedel ödetenlere biz de bedel ödetecek, milletin huzurunu kaçıranları hukuka teslim etmekten hiç bir zaman kaçınmayacağız." şeklinde düşüncelerini diye getirdi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin eksen, yön, istikamet değiştiriyor diye bu aralar propaganda yapanlar, alet olanlar olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Türkiye eksen değiştirmiyor. Türkiye sadece hakkı söylüyor. Türkiye normalleşiyor . Olan budur. Son günlerde İran ile ticaretimizi sorguluyorlar. Suriye ile işbirliğimizi sorguluyorlar Irakla ilişkilerimizi, Yunanistan ile istiarelerimizi, AB ile müzakerelerimizi sorguluyorlar. Türkiye batıya yöneldiği için doğuya sırtını dönemez. Türkiye Kuzey ile işbirliğini artırırken Güneye bigane kalamaz. Yaptığımız ilişkileri normal seviyeye çıkarmak. Komşularımızla ülke ve milletimizin yararına olacak işbirlikleri tesis etmektir. İletişim ve işbirliğinden başka gayemiz yok. Bizim dış politikamız çok yönlü çok boyutlu. Herkesi kucaklayan dış politika anlayışı ile yürüyoruz. Düşman üretmeye değil dost kazanmaya geldim."

"ACABA SUDAN İLE İLGİLİ KONUŞAN LİDERLERDEN KAÇI DARFUR'U GEZDİ"

Darfur'a gitmiş, sıkıntılarını yüreğinde hissetmiş, sorunlarının hafiflemesi için öncülük etmiş bir başbakan olduğunu belirten Erdoğan, "Acaba Sudan ile ilgili konuşan liderlerden kaçı Darfur'u gezdi. Kaç danesi Darfur'u gördü. Ben Türkiye'yi konuşmuyorum Türkiye'nin dışındakiler de konuşuyor. Devlet başkanlarından kaçı gitti. Biz gitmekle kalmadık. Hizmetlerimizi götürdük. Şu anda oralarda okul, su sondajları, sahra hastanesi, şimdi daimi hastanenin kuruluş çalışmalarını yapıyoruz. Biz tribünden izlemiyoruz, biz yaşıyoruz ve uyguluyoruz. Farkımız bu. Ve yıllardır inanıyorum ve açık söylüyorum. Gelin Türkiye ile müşterek çalışın. Yıllardır tüm uyarılarımıza, baskılarımıza rağmen terör örgütlerine destek sağlayan finansman sağlayanların çıkıp Türkiye'ye suçlamada bulunmaları hakkaniyete sığmaz. Bizim bu hususlarda hassasiyetimiz bellidir ve hukukun dışına asla çıkmayız." şeklinde konuştu.

Konuşmasının bundan sonraki kısımlarında muhalefet partileri CHP ve MHP'yi sık sık eleştiren Erdoğan, "Ben demokrasinin bu güne kadar ülkemizdeki bu eksikliğini tek partili dönemi konuşmamıza gerek yok. Muhalefet beyaza siyah deme sanatı değildir. Muhalefet iktidarın yanlışlarını doğrularını söylemek sureti ile yardımcı olma sanatıdır. Bu güne kadar siz böyle bir şey gördünüz mü? Böyle bir şey duydunuz mu? İktidar partisinin liderinden kaçan bir lider gördünüz mü. Görüşelim ama bunu kameralar ortasında, yanında yapalım diyen dünyada bir muhalefet gördünüz mü? Biz tüm bir ülkeyi kucaklarken onlar Ankara'nın batısı ile yetinmeyi tercih ediyorlar. Biz 780 bin kilometre karenin tamamına siyaset yaparken onlar belli illerle yetinmeyi tercih ediyorlar. Açık söylüyorum.halkıma sesleniyorum. Bizi bölücülükle suçlayanlar bu ülkeyi bu milleti illeri bölgeleri zaten zihinlerinde bölmüş durumdalar. Orada oy kullanan, siyasal tercihte bulunan insanların ulusal bütünlüğe itibar etmediği böyle anlayışı desteklemediği yönünde itham hakaret çirkin bir suçlama dır bir iftiradır. Sayın Baykal sizin bu illerden oy olamamanızın sebebi buradaki insanların ulusal bütünlüğü karşı olmanız değil sizin ayrılıkçı, statükocu ve inkarcı zihniyetinize karşı olmalarıdır." dedi.

"CHP VE MHP TÜRKİYE'NİN HİÇBİR MESELESİNİ DERT EDİNMEDİ"

Muhalefet partileri CHP ve MHP'nin Türkiye'nin hiçbir meselesini dert edinmediklerini belirten Başbakan Erdoğan, bu partilerin hiçbir çözüme katkı sağlamadıklarını ve engel çıkarmak için her türlü yola başvurduklarını söyledi. Erdoğan, "İki muhalefet bir aralaya geliyor nasıl engelleriz nasıl uzatırız, kulislerde yaptıkları bu." diye konuştu.

Yaklaşık 3 aydır milli birlik projesini konuştuklarını belirten Erdoğan, "Türkiye'nin kronik bir meselesini çözüm yoluna koymak için geniş zeminde meseleyi konuşuyor ve demokratik açılım sürecini olgunlaştırıyoruz. Demokratik açılımlar bu ülkeye hiçbir zaman kaybettirmiyor. Tam tersine her zaman kazandırdı." şeklinde konuştu. İktidarda oldukları 7 yıldır hangi meseleyi çözmek için ellerini nereye uzattılarsa birilerinin engel çıkarma gayretinde olduğunu belirten Erdoğan, "Milli birlik kardeşlik süreci Türkiye'nin güzel bir ülke, millet olmasının önündeki engelleri kaldırmaktan başka hiçbir amaç taşımıyor." dedi.

Erdoğan'ın, Türkiye'nin terör diye bir meselesi olup olmadığını sorması üzerine salondan "Evet var." sesleri duyuldu. Bunun üzerine Erdoğan, "Bunu çözmek çok boyutlu bir şekilde ülkenin gelecek nesillerin yararına. Çözmek iktidar olarak bizim görevimiz. Bu ülkede azınlıkların, Alevi vatandaşların, diğer inanç gruplarının sorunları var mı var. Bu vatandaşlarımızın sorunları bizim sorunlarımız. Bu sorunları çözmek bizim boynumuzun borcu. Ekonomi ile ilgili sorunlar, işsizlik sorunu var. Bunu minimize etmek bizim görevimizdir. Bazıları diyor ki milli birlik ve kardeşlik süreci demokratik açılım süreci getiriyorlar bir yere sıkıştırıyorlar. Sadece Kürt kökenli vatandaşlarımın sorunu olarak anlatıyorlar. Hayır bu iş bu kadar küçük değil. Öncelikli sorunuzu terör sorunudur. Altında etnik unsurların azınlıkların inanç gruplarının sorunları ile ekonomik sorunlar var. Ermenistan ile sorunların altında yatan gerçekler.var. Sorunu çözmek için gayret ediyoruz." şeklinde konuştu.

Devletin varlık sebebinin vatandaşın sorununu çözmek olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Terörü sıfırlayabilir misiniz? O kadar iddialı konuşamam ama minimize edeceğiz. Geri dönüşler devam edecek mi. Süreci bitirmedik. Ama bu geri dönüş değildi. O da bunun bir parçasıdır. Fakat ilk geri dönüşteki tabloyu biz bir daha yaşamak istemiyoruz. Bu konuda DTP'nin, Türkiye'nin bir partisi olduğunu unutmaması gerekir. 72 milyonun partisi olduğunu unutmaması gerekir. Adımını atarken buna göre atması gerekir." diye düşüncelerini ifade etti.

Millete hizmetkar olmaya geldiklerini, efendi olmaya gelmediklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi: "780 bin metrekare vatan toprağını abad etmemiz lazım. GAP'la, DAP'la bütün bölgeyi ayağa kaldırıyoruz. Rahatsızlık zaten buradan geliyor. Buralar ayağa kalktığı zaman ellerindeki oy gidiyor sıkıntı bu. Bu sorun alanları çözülürse, minimize edilirse o zaman MHP, DTP, CHP ne konuşacak. Sıkıntı buradan geliyor. Niçin AK Parti yapıyor diye rahatsızlar. Bu sebeplerle partimizin üzerinde büyük yük var. Önümüzdeki haftayı atlattıktan sonra söylem birliğimizin olduğu kitapçıklar ve CD'ler gelecek. Adım adım, kapı kapı bu kitapçık ve CD'leri dağıtıp, anlatacaksınız. Nedir bu milli birlik kardeşlik süreci. Demokratik açılım süreci ne bunları anlatacaksınız. Çünkü vatandaşımın hepsi bunu bilmiyor. Biz bayrağa sarılı tabutların daha gelmesini istemiyoruz. Birileri bundan nemalanıyor. Gelsin. Hatta gönderin diyenler var. böyle vicdansızları var."

"SONUNDA TÜRKİYENİN TAMAMI KAZANACAK"

Bu sürecin sonunda Türkiye'nin tamamının kazanacağını belirten Başbakan Erdoğan, "Türkiye cesaretle bu meseleyi konuşurken CHP ve MHP, son derece seviyesiz hakaretkar ifadelerle iftira, karalama ve küfre varan kelimelerle süreci engellemenin gayreti içinde oldular. Dünyada hiçbir ülkede kendi ülkesinin gerçeklerine, meselelerine, dünya gerçeklerine bu kadar uzak ilgisiz ve alakasız bir muhalefet yoktur." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sokak ağzı ve çok farklı bir tavırla AK Parti'nin yurt çapındaki hiçbir toplantısının huzur ve güven içinde olmayacağı tehdidini savurduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Sayın bahçeli hadi biz alıştık. Zaten ciddiye de almıyoruz ben burada sayın Bahçeli'yi muhatap olarak bir kenara koyuyorum Her türlü hakareti sayın bahçeli bize yapıyor. Bunu ben sinir bozukluğu'na, haleti ruhiyesinin bozukluğuna veriyorum." şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda, Türkiye'nin ekonomi alanındaki yükselişini de rakamlarla anlattı. Ardından basın mensupları ve konuklar dışarı çıkarılarak toplantıya geçildi. Bir süre Erdoğan toplantıdan ayrıldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sütlüce Kongre Merkezi'ndeki toplantının ardından Ceylan Otel'de İran Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejat ile ikili bir görüşme yaptı.

(CİHAN)


08 Kasım 2009 Haberleri 1 2 3 4 5