Ergenekon davasında Hilmi Özkök'ün tanıklığı sonra düşünülecek

Birleştirilen Ergenekon davasında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün tanık olarak dinlenmesi yolundaki talepler reddedilmedi fakat talebin sanık savunmalarının alınmasından sonra değerlendirilmesine karar verildi.

Mahkeme heyeti, duruşmalara gelemeyecek kadar hasta olduğu belirtilen Jandarma İstihbarat Dairesi eski başkanlarından emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün savunmasının tedavi gördüğü hastaneden canlı bağlantı yoluyla alınması için gerekli yazışmaları başlattı.

Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, tutuklanmadan önce Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'ün eşi ile çocuklarının korumalığını yapan polis memuru tutuklu sanık Kenan Temur, talepte bulunmak için söz aldı. Özel Harekat Dairesi eski başkan vekili İbrahim Şahin'in S-1 isimli suikast timinde de yer aldığı iddia edilen Temur, iddianamedeki suçlamalara şaşırdığını söyledi. Temur, Liseyi bitirdikten sonra girdiği sınavı kazandığnı, 6 aylık kurstan sonra göreve başladığını anlattı. Koruma Şube Müdürlüğü'ne atandıktan sonra Eski Özel Harekat Şube Müdürü tutuklu sanık İbrahim Şahin'in korumalığı görevi verildiğini anlatan Temur, "Ben istemedim, bana bu görev verildi" diye konuştu.

Hakkında "Ergenekon adına savcıların ailelerine sızdığına" ilişkin iddialar bulunduğunu belirten Temur, iddia makamında oturan Savcılar Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın'a bakarak, "Savcılar beni tanıyor, hepiniz beni tanıyorsunuz. Böyle bir şey yok. Yenge hanım beni tanır, Kevser hanım. Beni Savcı Pekgüzel tutukladı. Şok içindeyim. Benim için ajan dediler. İsmimi kim listeye yazmış bilmiyorum. Burada büyük bir oyun oynanıyor. Delilleri ortaya koyun." dedi. Ergenekon davası sanıkları Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın fikirlerini beğendiğini ifade eden Temur, "Kendisi kızabilir ama, Tuncay Özkan'ın saatlerce burada siyaset konuşmalarını dinlemek istemiyorum." dedi.

Yeni evli olduğu, kızı 6 aylıkken tutuklandığını anlatan Temur, "16 aylık olmuş, konuşmaya başlamış, ben bunları görmüyorum. Suçsuzum." dedi. Tutuklu sanıklardan gazeteci Mustafa Balbay'ı sevdiğini ve Tuncay Özkan'ın da fikirlerine değer verdiğini belirten Temur, "Ama Tuncay Özkan'ın saatler boyunca siyaset konuşmasını dinlemek istemiyorum. Burada çok büyük bir oyun dönüyor. Allah rızası için fark edin" diye konuştu.

Ankara Zir Vadisi'nde mühimmat sakladığı iddia edilen ve bu konuda Askeri Mahkeme'de de yargılanan Yarbay Mustafa Dönmez ise, "Her sabah kalktığmızda nasıl hizmet ederiz derken kendimizi bu kadar suç malzemesiyle bu komplo düzeneğinde bulduk" diye konuştu. Kendisine ait olduğu iddia edilen silahları hiç görmediğini savcılara anlattığını belirten Dönmez, parmak ve avuç içi izlerinin de bulunmadığını söyledi. Haziran 2009'da evinin 37 polis tarafından arandığını, arama görüntülerinin ancak 9 ay sonra dosyaya getirtildiğini belirten Dönmez, "Çok büyük bir oyunla karşı kaşıyayız. Kurumsal bir saldırı var" dedi.

Her gün 150 kilometre geldiğini belirten Dönmez, muvazzaf olduğu için Hasdal Cezaevi'nde tutulduğunu, Silivri Cezaevi'ne sevk edilmek istediğini söyledi. Başkan Köksal Şengün ise böyle bir uygulamanın daha önce olmadığını söyledi. Bunun üzerine Dönmez de "Yardım etmeniz babında söyledim. Savunma hakkının kısıtlanmaması açından." diye açıklamada bulundu.

Mahkeme tarafından 28 Ekim tarihinde Baro'dan kendisi için avukat istenmesine karar verildiğini hatırlatan Dönmez, kendisinin böyle bir talebi olmadığını, avukatını kendisinin seçmek istediğini söyledi. Bunun üzerine Başkan Şengün, "Yargılandığınız madde gereği avukat zorunlu." cevabını verdi.

Taleplerin değerlendirilmesi için saat 19.20'de duruşmaya ara verildi. Yaklaşık 3,5 saatlik aranın ardından üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu, mahkeme heyetinin verdiği kararı açıkladı. Tutuklu sanık Mustafa Koç'un avukatı Hasan Gürbüz'ün talebini değerlendiren mahkeme heyeti, eski Genelkurmay Başkanlarından emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün mahkemede tanık olarak dinlenmesine ilişkin talebin, sanık savunmalarının alınmasının ardından değerlendirilmesine karar verdi.

Avukatı Ali Rıza Dizdar tarafından mahkemeye gelemeyecek derecede hasta olduğu belirtilen Jandarma İstihbarat Dairesi eski başkanlarından emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün ifadesinin hastanede alınması için gerekli yazışmaların yapılması karara bağlandı. Buna göre mahkeme, Ersöz'ün uzun süreli sorgu ve savunmasının tesbit edilip edilemeyeceği, bu duruma sağlık yönünden elverişli olup olmadığının, hastanede online bağlantı olup olmadığının sorulması karara bağlandı. Türkiye'de bu uygulama sadece banka davalarının görüldüğü İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılmış ve Mustafa Süzer'in ifadesi, hasta yattığı Amerika'da bir hastaneden görüntülü olarak gerçekleşmişti.

Tutuklu bulunduğu Hasdal cezaevinden Silivri cezaevine nakledilmesini isteyen tutuklu sanık Albay Mustafa Dönmez ile avukatlarının taleplerini de değerlendiren mahkeme heyeti, bu konudaki talebin değerlendirilmesi için, Hasdal Askeri Ceza ve Tutukevi Komutanlığı'na durumun bildirilmesi kararlaştırıldı.

İddianamenin tamamlandığı bu duruşmadan sonraki ilk duruşmada sanıkların ifadesinin alınmaya başlanacağı da kararda yer aldı. Buna göre önce 2. iddianamedeki tutuklu sanıkların, ardından da 3. iddianamedeki tutuklu sanıkların, iddianamedeki sıralamaya göre ifadeleri alınacak. Kararda, tutuklu sanıkların ardından da tutuksuz sanıkların ifadelerinin alınacağı belirtildi. Sanıklar ile avukatlarının tahliye taleplerinin reddine karar verilen duruşma, 5 Kasım 2009 Perşembe günü saat 09.30'a bırakıldı.

(CİHAN)


04 Kasım 2009 Haberleri 1 2 3 4 5