CHP lideri Baykal: Açılım, terör örgütüne değil, Kürt kökenli vatandaşlara yönelik olmalı

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiği 6 sayfalık cevabi mektubunda, "Açılım terör örgütüne yönelik değil, Kürt kökenli vatandaşlara yönelik olmalı." dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiği mektubuna, "Açılım politikanız ile ilgili olarak bizimle görüşme arzunusu ifade eden mektubunuzu aldım. Bu vesileyle bu konudaki bazı tespitlerimi ve değerlendirmelerimi açık bir dille size iletmemin yararlı olabileceğini düşünüyorum." diyerek başladı.

Açılımın içeriği ile ilgili herhangi bir somut açıklamanın yapılmamış olmasının, 'müphemiyetin arkasında nelerin hedeflenip saklandığı sorularını' davet ettiği belirtilen mektupta, "O da milletimizin tedirginliğini, kaygılarını hızla artırmıştır. Bu öngörülmüş belirsizlik bir yandan anayasamızdan Türk milleti sözünün çıkartılacağı, eğitim dilinin değiştirileceği, PKK'ya af çıkartılacağı, İmralı'dan gelecek yol haritasının uygun bölümlerinin değerlendirileceği beklentilerine yol açmış, öte yandan kurulan ilişkiler, verilen umutlar sonucunda dağ fare bile doğurmadı hayal kırıklığına neden olmuştur." denildi.

Gelinen noktada temenni ve iyi niyet beyanlarına dayalı bir politika ile karşı karşıya kalındığı kaydedilen mektupta, "Aslında bu bir politika değil bir propagandadır." ifadesi kullanıldı.

Hangi tedbirlerin alınacağı, hangi çarelerin uygulanacağı, hangi tavizlerin verileceğinin belli olmadığı belirtilen mektupta, 'milletin huzuru, barışı, birliği ve bütünlüğü için bu kadar önemli ve hassas bir konuda böylesine ucu açık, bulanık, sahipsiz bir sürecin işletilmesinin', sonuç ne olursa olsun daha şimdiden tahribatını hissetirmeye başladığı dile getirildi.

Mektupta, açılımın isimlendirilmesi ile ilgili yaşanan 'tereddütlere' dikkat çekilerek, "Ne yazık ki bu açılım politikası hızla ayrıştırıcı sonuçlar vermeye başlamış, politikanın adını Kürt açılımından, Milli birlik açılımına değiştirmek de bu durumu örtmeye yetmemiştir." denildi.

Kürt açılımı ile ilgili olarak anayasa değişikliği konusunda İçişleri Bakanı ile Başbakan'ın çelişkili açıklamalarda bulunduğu hatırlatılarak, şöyle devam edildi: "Uzun vadede de olsa bu konuda düşünülen bir anayasa değişikliğinin Türk milleti kavramı ile eğitim dilinin Türkçe olması zorunluluğunu hedef alacağı açıktır. PKK'nın siyasi hedefleri ile örtüşen böyle bir anayasa değişikliği açılımının bizzat kendisi bir huzursuzluk kaynağı haline dönüşmüştür. Hele hedefe hazmettire hazmettire yürüneceği açıklaması, bu sürece iyi niyetle bakan insanların inançlarını ve güvenini temellerinden sarsmıştır."

Terör örgütünün siyasal amaçlarına yönelik bir açılım ile karşı karşıya kalındığı ileri sürülen mektuba şöyle devam edildi: "Ne yazık ki, terör örgütünün ve ona destek veren odakların ayrıştırmacı siyasi taleplerini karşılamaya çalışan bu siyasal açılım süreci daha şimdiden terör örgütünün itibarını artırmış, bölgedeki meşruiyetini ve etkinliğini giderek yükseltmiştir. Bölgedeki güvenlik güçlerinin en önemli işi kendilerini korumak olmaya başlamıştır. İçişleri Bakanı'nın gözleri önünde kepenkler kapatılmakta, kamu düzeninin kontrolü elden kaçırılmaktadır."

Mektupta, 1989 yılında Deniz Baykal'ın başkanlığını yaptığı komisyon tarafından hazırlanan rapordan da bölümlere yer verildi.

"BÖLGEDE İŞSİZLİK İLE MÜCADELE BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR"

Kürt kökenli vatandaşların sorunlarına ayrıştırıcı değil, kaynaştırıcı bir anlayış ile yaklaşılması gerektiği vurgulanan mektupta, "Bölgede işsizlikle mücadele büyük önem taşıyor. Babaların işinin ve gelirinin olmaması aileleri tahrip ediyor, toplum çözülüyor. Devletin bölgeye yönelik ekonomi politikası değişmelidir. Devlet eliyle zarar edecek olsa da fabrikaların, işyerlerinin açılması ertelenemez bir zorunluluktur. GAP artık hızla bitirilmelidir. Tarım ve hayvancılık projeleri hayata geçirilmedir. Yeni sınır kapıları, Yüksekova ve Tatvan havaalanları hizmete açılmalıdır." tavsiyelerine yer verildi.

Bölgedeki gençlere çok farklı bir gelecek umudu verilmesi gerektiği kaydedilen mektupta şunlar dile getirildi: "Türkiye'nin geleceğinde hakları olan yerlere ulaşabilecekleri düşüncesi zihinlere, yüreklere yerleştirilmelidir. Gençlerimizi terör örgütüne, yer altındaki dini örgütlenmelere ya da mafyaya mahkum olmaktan kurtarmalıyız. Bunun için de büyük bir eğitim projesi hazırlanmalı ve Türkiye'nin en kaliteli eğitim kurumları, Anadolu liseleri, kolejleri, fen liseleri düzinelerle bu bölge illerinde açılmalı ve en nitelikli öğretmenlerle donatılmalıdır. Gençler Türkiye'nin bütünlüğü içinde kendilerine bir gelecek bulabileceklerini görebilmelidirler. Bölgede aile içi ve toplumsal şiddetin, törenin, terörün ve yoksulluğun gerçek hedefi ve mağduru olan kadınlarımıza ve genç kızlarımıza Türkiye olarak sahip çıktığımızı gösterebilmeliyiz."

İstihdam, eğitim, kadın, tarım, hayvancılık ve sulama projelerinin, komşu ülkeler ile yeni ekonomik ve ticari kanalların açılmasını öngören çalışmaların hızla devreye sokulması gerektiği vurgulandı.

"AÇILIM, TERÖR ÖRGÜTÜNE DEĞİL, KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARA OLMALI"

"Amacımız, izolasyona son vermek ve entegrasyonu sağlamak olmalıdır." denilen mektupta; "Kürt açılımı, terör örgütünün ayrımcı politikasına doğru değil, Kürt kökenli vatandaşlarımızın gerçek gündemine yönelik, işsizliğe, eğitimsizliğe, dışlanmışlığa karşı bir açılım olmalıdır. Açılım, terör örgütüne yönelik değil, Kürt kökenli vatandaşlarımıza yönelik olmalıdır." ifadelerine yer verildi.

Mektupta, demokratik açılımın CHP tarafından etnik ayrımcılığı teşvik eden, toplumda etnik sorgulamayı tahrik eden, insanların yaftalanmasına yol açan, ayrıştırıcı, sakıncalı bir politika olarak değerlendirdiğinin altı çizildi.

Mektuba şöyle devam edildi: "Açılım politikasının terör örgütünü muhatap haline getirdiğini, bölgedeki etkisini ve gücünü artırdığını görüyoruz. Gene bu politikaların, yurdun dört bir köşesinde çevresiyle uyum içinde yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızı huzursuz etmeye başladığını hissediyoruz. Bu politikanızın etnik ayrımcılığı milli eğitime taşıyarak çok tehlikeli bir süreci harekete geçireceğini görüyoruz. Bütün bunların çağdaş demokrasi anlayışı ile bir ilişkisi olmadığını da biliyoruz. 'Anaların gözyaşını dindireceğiz' söylemiyle bu milleti etnik bölünmeye tabi tutma politikasının haklı kılınamayacağının da farkındayız. Bu nedenlerle çok önemli tutarsızlıklar, çelişkiler, belirsizlikler içeren, tehlikeli tuzaklar barındıran bu açılım politikasında hiçbir şekilde sizinle birlikte olmayacağımız çok açıktır."

Deniz Baykal söz konusu mektupta, "Bu konuları daha kapsamlı ve daha ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutabilmek amacıyla, sizinle Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde, baş başa, ikili bir görüşme yapmaya hazırım. Bu görüşmemizin toplumda büyük bir ilgiyle karşılanacağı açıktır." ifadelerine yer verdi.

Mektuba, "Toplumumuzun bu önemli konusunu kendi aramızda, kapalı kapılar arkasında ele almak ile yetinmemeliyiz. Milletimizin geleceği ile ilgili bu temel konuda vatandaşlarımızın, bizim değerlendirmelerimizi birlikte dinleyerek, doğru bilgilenme ve doğru karar alabilme hakkına da saygı göstermeliyiz. Bu nedenlerle ne zaman ve nerede yayınlanacağına birlikte karar vermek üzere, görüşmemizin bir ekip tarafından kayda geçirilmesinin yararlı olacağını sizin de takdir edeceğinizi umuyorum. Önümüzdeki bir hafta içinde, bir gün önceden bildirmeniz halinde, uygun göreceğiniz herhangi bir saatte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde sizi ağırlamaktan mutluluk duyacağım. Görüşme umuduyla ve saygılarımla." şeklindeki ifadelerle son verildi.

(CİHAN)


12 Ekim 2009 Haberleri 1 2 3 4 5