Başbakan Erdoğan: Dinin toplumsal problemleri çözmedeki rolünü görmezden gelmek yanlış (2)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Başbakan, demokratik açılımı din üzerinden mi gerçekleştirecek?' eleştirileri için, "Dinin istismarı ne kadar yanlışsa, dinin toplumsal problemleri çözmede oynayabileceği sosyal rolü görmezden gelmek de o kadar yanlıştır." dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, IV. Din Şurası'nın açılışında yaptığı konuşmada; cevap bekleyen çok sayıda soru ve sorun bulunduğunu belirterek, "Burada bu soru ve sorunların cevabı verilecek olursa, beklentileri olan milletimiz rahatlayacak ve huzur bulacaktır." diye konuştu. İstanbul'da geçen hafta yapılan IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantılarını anımsatan Erdoğan, orada yaptığı konuşmaya da işaret etti. Dünyanın bir bölümünde lüks ve israfın hayat tarzı haline getirildiğine dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti: "Onlardan çok daha fazla insan ise günde bir dilim ekmek bulmakta zorlanıyor. Dünyanın bir bölümünde insanlar, süpermarketlerde alışveriş arabalarını tıka basa dolduruyor, sınırsız şekilde tüketiyor. Başka coğrafyalarda ise 1- 2 dolar karşısında 18 saat çalışmak zorunda olan insanlar var."

Gazze'de çocukların fosfor bombaları ile hayatını yitirdiğini anımsatan Erdoğan, bu gürüntüleri tüm dünyanın 'rahat koltuklarında emniyetli yuvalarında' izlediğine dikkat çekti. Erdoğan, bütün bunlar yapılırken, uluslararası platformlarda 'İslami terör' denilerek Müslümanlara fatura kesilmeye çalışıldığının altını çizdi. Modern dünyanın içler acısı, umut vaad etmeyen bir kısım olumsuzlukları karşısında yeni bir söylem ortaya koymak gerektiğini dile getiren Erdoğan, "Bu güncel meselelere cevaplar üretmek; siyasetçilerle birlikte hatta daha da çok bilim insanlarının, düşünürlerin ve elbette din adamlarının mesuliyetindedir.'' şeklinde konuştu.

"DİNİN TOPLUMSAL PROBLEMLERİ ÇÖZMEDE OYNAYACAĞI ROLÜ GÖRMEDEN GELMEK YANLIŞTIR"

Konuşmasında demokratik açılımdan da bahseden Erdoğan, kardeşliği ve ortak değerleri vurgulamak amacıyla verdiği bir örneği hatırlattı.

Bu çerçevede, oğullarını her ne sebeple olursa olsun kaybeden annelerin, oğullarının cenazesi başında aynı Yasin'i okuduklarını söylediğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu örneğimi, çok tipik bir refleksle karşılayanlar, alışılmış tepki verenler oldu. 'Başbakan demokratik açılımı, din üzerinden mi gerçekleştirecek' diyenler oldu. Dinin istismarı ne kadar yanlışsa, dinin toplumsal problemleri çözmede oynayabileceği sosyal rolü görmezden gelmek de o kadar yanlıştır."

Erdoğan, "Yapılan yanlışların dinimizin özüyle çeliştiği bir gerçektir." dedi. Yapılan propagandalarla Müslümanların yoksulluk ve terörle anılır hale geldiğini belirten Erdoğan, "İslam dünyasına biçilen bu yeni kıyafete karşı, Müslümanların da karşı bir propaganda üretmedikleri gerçeğiyle karşı karşıyayız." ifadesini kullandı.

Dini ilimlerde eski bilinenlerin gözden geçirilmesi ve güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Altını çiziyorum, kasttettiğim dinde reform değildir." sözlerini kaydetti. Erdoğan, özellikle ilahiyat biliminin dilinde bir reformun kaçınılmaz olduğunu belirtti. Halkın ihtiyaçlarından ve güncel meselelerden kopuk bir bilim dilinin boşluk doğuracağını dile getiren Erdoğan, "İnsanlara akıllarının anlayacağı dil ile hitap etmek zorundayız. Bu boşluk, aksi halde bugün şahit olduğumuz medya vaizleri tarafından doldurulacaktır." uyarısını yaptı.

Herkesin kendini din, siyaset ve spor konularında uzman olarak gördüğüne dikkat çeken Erdoğan, "Kahve köşelerinden, televizyonlara kadar her ortamda insanlar kendilerini bir profesör kadar birikimli zannedip, konuşuyorlar." diye konuştu. Erdoğan, özellikle din alanında böyle bir akıl yürütme cesaretinin oluşmasının, bir boşluğun doldurulduğu gerçeğini de gözler önüne serdiğini söyledi.

Şuraya katılanlara seslenen Erdoğan, "Sizler boşluk bırakırsanız, ne istikameti olan ne de herhangi bir birikimi olan tipler gelip oraları dolduracaktır. Bu boşluğun, ilim erbabları tarafından doldurulması gerektiği ortadadır." hatırlatmasında bulundu.

Türkiye'nin medeniyetler çatışması tezine karşı, medeniyetler ittifakı tezini ortaya attığını anımsatan Erdoğan, bu kapsamda yürütülen projelerin etkisini de göstermeye başladığını kaydetti.

Erdoğan, laikliğin uygulanmasına ilişkin bir çok tartışmanın, bilimsellikten uzak, siyasi bir yaklaşım ile sürdürüldüğünü belirtti. Herhangi bir dinin istismarının dinin kendisine saygısızlık olarak gördüğünü dile getiren Erdoğan, "Ancak dine samimi müntesipliğin (bağlanma) istismar olarak nitelendirilmesi din ve vicdan özgürlüğüne aykırı tutum olarak ele alınabilir." dedi. Erdoğan, yıllar boyunca bu tartışmaların sağlıksız bir zeminde yapıldığını ve çok ağır bedeller ödendiğini belirterek, "Son dönemde ulaşılan olgunluğun, ülkemiz ve geleceğimiz adına umut verici olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

İslam'ın bir barış dini olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Dışarıda sistemli olarak yürütülen saldırılar, içeride bu saldırılara zemin hazırlayan hatalar dinimizin özüne nüfuz edemeyecektir. İnsanlığın en umutsuz olduğu dönemlerde bile akıl, inanç, dua ve teslimiyet yeni çıkış yolları üretmiştir. Dinin alanını genişletmek ya da daraltmak gibi girişimler yerine, dinin özünü anlamaya çalışmak yeni kapıların açılmasını beraberinde getirecektir." diye konuştu.

(CİHAN)

Başbakan Erdoğan: Dinin toplumsal problemleri çözmedeki rolünü görmezden gelmek yanlış (2) Başbakan Erdoğan: Dinin toplumsal problemleri çözmedeki rolünü görmezden gelmek yanlış (2) Başbakan Erdoğan: Dinin toplumsal problemleri çözmedeki rolünü görmezden gelmek yanlış (2)

12 Ekim 2009 Haberleri 1 2 3 4 5