Zekeriya Öztürk, Kürtçe tahliye açılımı yaptı ama "Ben bunu asla yapmam" dedi

Ergenekon davası tutuklu sanıklarından eski Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, mahkeme heyetine, tahliyesi için Kürtçe açılım mı yapması gerektiğini sordu. Önce tahliyesini istemesi anlamına gelen Kürtçe kelimeler kullanan Öztürk, daha sonra da Bunu asla yapmayacağını, Türkiye'nin tek resmi dilinin Türkçe olduğunu söyledi.

Tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük konuşmasına "Üzerine gidilen Veli Küçük değil, Türkiye Cumhuriyeti devletidir" sözleriyle başladı. Bu davanın niye açıldığını, ne olduğunu kundaktaki bebek dışında, onların da anladığını belirten Küçük, "Ancak konuşamıyorlar, fakat herkes biliyor" diye konuştu. Devlette bu kadar tecrübesi, çalışması bulunduğunu belirten Küçük, "Ergenekon bir safsata. Olsaydı ben bilirdim. Amerika'da organize edilmiş. Doğu Bey'in dediği gibi 'Ergenekon Türk'ün başına örülmüş bir çoraptır'" diye konuştu. Veli Küçük, evindeki çalışma odasının kütüphanesinde asılı bulunan "Arkasında 40 köpek havlamayan kurt, kurt değildir" yazısını silip yerine "Arkasından 40 köpek havalamayan Türk, Atatürkçü değildir" yazısı asacağını söyledi.

Emekli olduktan sonra çalışmaya ihtiyacı olduğunu ve 30 milyar emekli ikramiyesiyle güvenlik işine girmeyi planladığını anlatan Küçük, bu amaçla Sirkeci'de harap durumdaki bir işyerini kiraladığını söyledi. Ortaklarının, büyük masraflarla onardığı işyerinin güvenlik şirketi için yetersiz olacağının söylemesi üzerine kiralamaktan vazgeçtiğini, mal sahibinin onarım masraflarına karşılık yine kiracılarından aldığı kirayı birkaç ay kendisine ödediğini anlattı.

Eski milletvekili olan ve ikinci Ergenekon davasının tutuksuz yargılanan sanığı Emin Şirin'i tanıdığını ve çok sevdiğini belirten Küçük, "Ergenekon operasyonunda Şirin gözaltına alındığında merak edip aradım. Ne olduğunu sorduğumda Emir Şirin, 'Valla Paşam, bilmiyorum, örgüt diyorlar. Ergenekon diyorlar' dedi. Bunun üzerine ben de nasıl bir örgütmüş diye sordum. Ancak bu konuşma soruşturmayı yapan polis tarafından dosyama konulmadı. Ben o telefon konuşmasını istiyorum. 'Böyle bir telefon konuşması yok' demesinler. Bu görüşmeyi istiyorum." dedi.

Tutuklu sanıklardan Zekeriya Öztürk, Kürt açılımına değindiği konuşmasında, "Açılım dedikleri, PKK'nın Şubat 2007'de Kandil kongresinde aldığı kararlardır. Örgüte hangi Avrupa devletlerinin destek verdiği biliniyor. Devlet, şehit olan askerin annesine de dağda öldürülen teröristin annesine de bu ülkeler aleyhine dava açma hakkına sahip olduğunu söylemelidir. Gerçek açılım budur" diye konuştu.

Eşi Güler Kömürcü, Öztürk'ün kendisini cezaevinde ziyareti sırasında tahliyesi ile ilgili olarak tahliye açılımı yapması gerektiğini söylediğini belirten Zekeriya Öztürk, "Tahliye olabilmem için Kürtçe konuşmam mı lazım" diyerek, tahliye talebini içeren Kürtçe kelimeler kullandı. Ancak bunu asla yapmayacağını belirten Öztürk, "Türkiye'nin tek dili Türkçedir. Türkiye laiktir. Bunlar zorunluluktur. Kürt insanlar benden farklı değildir" diye konuştu.

Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştay davası sanıklarından İsmail Sağır da avukatı gelmediği için savunma yapamadığını söyledi. Neyle suçlandığını bilmediğini belirten Sağır, "Avukatımla görüştükten sonra savunma yapacağım. Tanımadığım insanları suçlamak istemiyorum" şeklinde konuştu.

Sanık Doğu Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz ise Danıştay davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesinin yargılamayı sabote ettiğini söyledi. Bu durumun sanıkları mağdur ettiğini savunan avukat Cengiz, Danıştay dosyası sanıklarının ek sorguları alınamadığı için yargılamanın kilitlenmesine son verilmesi gerektiğini açıkladı. Danıştay sanıklarının birleştirilen iki dava kapsamında verecekleri ifadelerin sorgu olamayacağını ifade eden Cengiz, sorgunun Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapıldığını, burada yapılmakta olan işlemlerin, Ankara'da yapılan işlemlerin yenilenmesi anlamına geldiğini savundu. Yargıtayın bozma gerekçesinin eski sorgu olmadığını savunan Cengiz, iki iddianamede de tekrar tekrar Danıştay saldırısının yargılama konusu yapılmasından ibaret olduğunu söyledi. Mahkemenin bu uygulamasının Danıştay saldırısı hakkında verilecek kararı geciktirmekte ve kamu vicdanını rahatsız etmekte olduğunu ifade etti. Avukat Cengiz, daha önceden de belirttikleri gerekçelerle birleştirilen Danıştay davasının, Ergenekon davasından ayrılarak ayrı bir yargılama yapılmasını talep etti.

Tutuklu sanık Erol Ölmez de daha önceden mahkemeye 14 sayfa olarak sunduğu ve içeriğinde BBP eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun öldürüldüğü iddialarının da yeraldığı yazılı dilekçesi ile iddialarını geri çektiğini söyledi.

Sanık Veli Küçük'ün avukatı Zeynep Küçük ise 2003 yılında MİT tarafından Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanı'na gönderilen Ergenekon şema ve belgelerinin, 2006 yılında Başbakan ve Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı'na tekrar gönderildiğini hatırlattı. İkinci kez gönderilme gerekçesini daha önceden sorduklarını ifade eden ve bu konuyla ilgili MİT'ten "Belirtilen hususların devam etmesi nedeniyle" şeklinde bir cevap geldiğini hatırlatan Küçük, bu belirtilen hususların, MİT'ten sorulmasını talep etti.

Mütalaasını sunan Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, İdris Arslan'ın Ergenekon davasına müdahil olma talebinin reddedilmesini istedi. Savcı ayrıca baba İdris Arslan'ın dilekçesinde ismi geçen ve Alparslan Arslan'ı saldırıdan önce üzeri perişan halde gördüğünü anlatan Hacı İsmail Vural'ın kimliğinin araştırılarak davada tanık olarak dinlenmesini talep etti. Arslan'ın 17 Mayıs 2006'da Elazığ'a uçak bileti alıp almadığının, telefonla rezervasyon yaptırdıysa sesli kayıtların olup olmadığının hava yolu şirketlerinden sorulmasını isteyen savcı, emniyet teşkilatına yönelik sözleri nedeniyle Veli Küçük hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

Duruşma sonunda, Hakan Saraylıoğlu'nu öldürmeye iştirak suçundan yargılandığı ve Ergenekon davasıyla birleştirilmesine karar verilen dava kapsamında sanık Serhan Bolluk'un sorgu ve savunmasının tesbit edilmesi için çağrılmasına karar verildi. Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştay Davası tutuklu sanıklarından İsmail Sağır ile Salih Kurter'e avukat tayin edilmesi için İstanbul Baro Başkanlığı'na yazı yazılması da karara bsağlandı. Bugün görülen duruşma sırasında sorgusu için hazır olmadığını ve savunmasını hazırlaması için kendisine 2 hafta süre verilmesini talep eden Danıştay Davası sanığı Osman Yıldırım'a istediği sürenin verilmesi kararlaştırıldı. Avukat Zeynep Küçük'ün talebini yerinde bulan mahkeme heyeti, Başbakan ile Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı'na gönderilen yazıların ikinci kez gönderilmesini gerektiren, "Belirtilen hususlar"ın ne olduğunun sorulmasına karar verdi. Duruşma, 5 Ekim 2009 günü saat 09.30'a ertelendi.

(CİHAN)


02 Ekim 2009 Haberleri 1 2 3 4 5