HSYK: Devam eden davaya bakan mahkeme üyeleriyle ilgili önerimiz olmamıştır (2)

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan Vekili Kadir Özbek ve kurul üyesi 9 yüksek yargı mensubu, ortak bir yazılı açıklama yaparak, HSYK'nın Ergenekon ile ilgili yargı bağımsızlığına müdahalede bulunma konusunda bir öneri, tasarruf ve düşünceleri olmadığını belirtti.

HSYK Başkan vekili Özbek ile üyeler Suna Türkoğlu, Ali Suat Ertosun, Musa Tekin, O.Cem Erbük, Coşkun Öztürk, F.Anıl Genç, Feyzi Altınok, H. Ceyda Kerman ve Ayşe Albayrak Doğan'ın imzasıyla yapılan açıklamada; hakim ve Cumhuriyet Savcıları'nın 2009 yılı Yaz Kararnamesi çalışmaları esnasında basında yer alan haberler nedeniyle kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla kurul görüşmelerinin gizliliği de dikkate alınarak açıklama yapılmasına gerek görüldüğü ifade edildi. 2009 Yılı Yaz Kararnamesi'nde uygulanacak ilkelerin Kurul tarafından daha önceden belirlendiğine işaret edilen açıklamada, Adli Yargı Unvanlı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları Hakkında Kararname Taslağı'nın 6 Temmuz 2009 tarihlerinde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerine verildiği bildirildi.

Yönetmelikler gereği taslaklar ile getirilen teklif ve önerilerin gizli ve açık sicilleri ve diğer evrakı ile birlikte Kurul tarafından en geç 1 ay içerisinde incelendiğinin belirtildiği açıklamada şunlara değinildi: "Aynen veya gerekli görülen değişiklikler, oylanarak karara bağlanmaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki, Personel Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan taslak, Yüksek Kurul'un çalışmaları için hazırlanmış olup, gündeme alındıktan sonra taslak üzerinde her türlü tasarruf hakkı Kurul'a aittir. Taslağın görüşülmesi sırasında üyeler tarafından değişiklik teklifleri verilmesi ve yeni öneriler getirilmesi hem yasal hem de işin gereğidir. Çalışmalar sonunda, adli ve idari yargıda bin 585 hakim ve savcının atamaları gerçekleştirilmiştir."

Kamuoyunda 'Ergenekon' olarak adlandırılan soruşturma nedeniyle basında uzun süredir çeşitli haberlerin yer aldığına işaret edilen açıklamada, ''Bu soruşturmayla ilgili olarak, Kurul'umuza yapılan çok sayıdaki başvuru ve şikayetlere ilişkin dilekçeler, gereği için Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilmiş olup, bugüne kadar yapılan işlemlerin aşama ve sonuçları konusunda kurumumuza herhangi bir cevap verilmediği gibi, ilgili dosyalar incelenmek üzere istenildiği halde gönderilmemiştir." denildi.

"HSYK, İNCELEME İÇİN ADALET BAKANLIĞI'NDAN KANUN YARARINA BOZMA İSTEDİ"

Yargı bağımsızlığını korumakla sorumlu ve görevli olan HSYK'nın bazı davalarla ilgili şikayetler için işlem yapılması isteğinde bulunduğu belirtilen açıklama şöyle devam ediyor: "HSYK, kendisine intikal eden başvuru ve şikayetlerde ileri sürülen ve dilekçelerin ekinde sunulan karar örneklerinde görülen birtakım usuli yanlışlıkların Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve tarafı olduğumuz uluslararası anlaşmalarda yer alan, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlali sonucunu doğurabilecek uygulamalardan kaçınılması, mağduriyetlere sebep olunmamasını teminen, bu hususların yargı denetiminden geçirilmesini sağlamak üzere gerekli hukuki çalışmaları yaparak, Adalet Bakanlığınca 'kanun yararına bozma' yoluna başvurulması için oy çokluğuyla karar almış olup buna ilişkin süreç devam etmektedir. Bilinmesinde yarar vardır ki, HSYK'nın seçilmiş üyeleri, hiçbir şekilde soruşturmaların içeriği ve kişilerle ilgili olmaksızın, yukarıda belirtilen hukukun temel ilkeleri ihlal edilmeksizin kısa sürede sonuca ulaştırılmasını beklemektedirler. Bu, aynı zamanda insan hakları ve adil yargılanma hakkının ve yargının itibarının korunmasının ana unsurudur."

"DEVAM EDEN DAVAYLA (ERGENEKON) İLGİLİ ÖNERİMİZ OLMAMIŞTIR"

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, devam eden davayla(Ergenekon) ilgili yargı bağımsızlığının korunması amacıyla azami hassasiyeti gösterdiği bildirilen açıklamada bu konuyla ilgili, "Bir kısım basında haksız bir şekilde yer aldığı gibi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun davaya bakan mahkemenin başkan ve üyeleri ile ilgili herhangi bir düşünce, öneri ve tasarrufu başından beri olmamıştır. Ancak, soruşturmanın her noktasında basın ve bir kısım siyasetçilerin ölçüsüzce her noktada yargıyı etkileyecek şekilde yer almalarına fırsat verilmiş olması; gizlilik kurallarına uyulmasının sağlanamaması, özellikle soruşturmaya konu olan bir kısım hususların kişi haklarını ihlal edecek ve daha da önemlisi soruşturmanın değişik evrelerinde karar verme durumunda bulunan hakimleri etkileyebilecek, onların üzerinde baskı ortamı oluşturabilecek şekilde önceden yayınlanması, CMK 250. madde kapsamında görevli ikinci bir Cumhuriyet Başsavcı Vekili görevlendirilmesini gerekli kılmış, ayrıca bugüne kadar Yüksek Kurul ve Adalet Bakanlığı'na intikal eden şikayet ve başvurular ile ilgili yasal işlemlerin başlatılıp tamamlanması ve Yüksek Kurul'a bilgi verilmesi, buna göre işlem yapılmasına oy çokluğuyla karar verilmiş bulunmaktadır." ifadeleri yer aldı.

"HSYK YARGIYA MÜDAHALEYE BUNDAN SONRA DA HUKUKİ DURUŞUNU GÖSTERECEK"

Hiçbir ayrım yapılmaksızın bütün davaların sahibinin Türk milleti ve onun adına yargı yetkisini kullanan yargı organları olduğu aktarılan açıklama şu ifadelerle son buluyor: "Bu konunun her türlü tartışmadan uzak tutulması zorunludur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuvvetler ayrılığına dayanan demokratik, lâik, sosyal bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü ilkesini benimsemiştir. Hakkın, hukukun, hakkaniyetin ve adaletin en üst düzeyde gerçekleşmesi toplumsal barış, emniyet ve güven açısından esastır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, yargı bağımsızlığına, hakim teminatına ve yargıya müdahaleye yönelik her türlü olumsuz bakışa ve davranışa, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gerekli duyarlılığı ve hukuki duruşu gösterecektir. Bu husus Yüksek Kurulun anayasal görevidir.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, yüksek yargıdan gelen üyeleri gelişen bu süreçte görev, yetki ve sorumluluklarının bilincinde, yasaların emrettiği sınırlar ve gizlilik çerçevesinde hareket etmiştir. Ancak ne yazık ki kanun gereği gizli olması gereken, sızdırılması suç teşkil eden ve somut gerçeklerle de bağdaşmayan bazı bilgiler sorumsuzca basına verildiğinden, kamuoyunda bilgi kirliliğine neden olmuştur."

(CİHAN)


28 Temmuz 2009 Haberleri 1 2 3 4 5