Karataşlı yeni evlere alışamadı, eskiye özlem dinmiyor (Özel)

Türkiye'nin en büyük orman yangıları arasında gösterilen Antalya'daki yangının üzerinden bir yıl geçti. Yangının en büyük zararı verdiği ve 40 evin yandığı, 2 kişinin de yaşamını yitirdiği Serik ilçesine bağlı Karataş köyünde yaşam her şeye rağmen devam ediyor. Yılbaşında tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilen yangın konutlarında yaşamaya başlayan Karataş köylüleri eski evlerinin, komşularının ve kaybettiklerinin hayali ile yaşıyor.

Bir zamanlar Merkez Karataş Köyü olarak adlandırılan yerde şimdi moloz yığınları yükseliyor. İçinde insanların yaşadığı, sokaklarında çocukların koşuşturduğu yüzlerce yıllık tarihe sahip bu köy geçen yıl temmuz ayında çıkan orman yangınında kül oldu. Aradan geçen bir yılın sonunda Karataş'ın aynı yerinde olmasa da birkaç yüz metre ilerisinde yeni bir yerleşim alanı kuruldu. Yangından sonra yapımına başlanan ve bu yılbaşında hak sahiplerine teslim edilen yangın konutları insanların yeni sığınağı oldu. Devletin, Macarlar ve Kumbarlar mahallelerinde yaptırdığı konutlar modern bir görünüme sahip. Kaldırıma, çocuk parkına kadar ayrıntıların da düşünüldüğü yeni yerleşim yeri modern yapısına rağmen insanları mutlu etmiyor. Köyde kiminle konuşsanız, ağzını açan gözü nemli eski günleri yad ediyor.

Karataş'ta insanların şikayetçi olduğu iki konu var. Bunlardan ilki yeni evlerin köy yaşantısına uygun olmaması. Bu durumu Karataş muhtarı Ahmet Çıkla şu sözlerle anlatıyor: "Köylü bazı şeylerle bir bütün. Ahırlık, samanlık gibi yerlerle bir bütün yaşar köylü. Ahırı, samanlığı, malı olmadan köylü olmaz. Bu yönüyle bir sıkıntı var." Evlerin köylünün ihtiyacına göre yapılmamış olması, samanlığının ahırının bulunmaması büyük dert. Köylünün bir diğer sıkıntısı ise evlerin eski yerleşim yerinin üzerine yapılmaması. Mülkiyetten ötürü istimlakta zorluklar çıkınca devlet de köyün boş alanına konutları yapmış. Doğup büyüdükleri yerin dışında yaşamak, Karataşlılara zor gelmiş. Muhtarın "Yeni evlerde hiç mutluyum diyen duymadım. Oraya alışmak kolay değil." sözü köylünün duygularına tercüman oluyor.

Eski yerleşim alanında yaşamını devam ettiren Mehmet Aslan'ın şu sözleri de çekilen özlemin ipuçlarını taşıyor: "Eskiye çok büyük özlem var. İnsan sohbet yapacak arkadaş bulamıyor. Çocuk cıvıltısı yok. Kolay değil. Bunu başına gelen bilir."

Yeni evinde 4 nüfusu ile yaşayan Nazike Kahya da eskiye özlem duyanlardan. "Evler güzel oldu. Allah razı olsun." diyen Nazike teyze, "Biz orada doğduk büyüdük. Burası emanet gibi. Eski günler özlenmez mi?" diyor.

Yanan evinin yerine devletten destek alamadığı için kendi imkanları ile borç harç yenisini yapan Osman Bodur, "Yangından önce her şeyimiz vardı. Şu an hiçbir bağlantımız yok. Komşu yok, konuşacak adam yok. Bir arkadaş gelirse konuşuyoruz." cümleleri ile duygularını ifade ediyor. Bodur'un şikayetçi olduğu bir diğer konu da devletin kendisi gibi eski yerleşim yerinde kalanlara sahip çıkmaması. Bodur, yangın konutlarına taşınmadıkları için devletin bir nevi kendilerine ceza verdiğin i düşünüyor.

YANGINLA GELEN DRAM

Karataş yangınında sadece evler küle dönmedi. Osman Kahya ile Ali Deniz isimli iki dünür de hayatlarını kaybetti. Babasının ve kayınpederinin vefatından sonra zor günler geçirdiklerini anlatan Hüseyin Deniz, evlerin eski yerine yapılmasını çok istemiş. "Orası toprak. Buraya hiç alışamadım." diyen Hüseyin Deniz, "Orası başka. İnsanın yeri yurdu başka oluyor. Kendimi buralı gibi hissetmiyorum. Orada yer sıkıntısı olduğu için buraya geldik. Bize bıraksalardı gelmeyecektik." diyor.

Evli ve 2 çocuk babası olan Hüseyin Deniz, kelimenin tam anlamıyla yangın mağduru bir isim. Köyde kiminle konuşulsa Hüseyin Deniz'in yardım yapılması gereken ilk kişi olduğunu söylüyor. Yangından sonra 10 ailenin göç ettiği, yaş ortalamasının 50 olduğu köyün tek genci. Yangında kendi oturduğu ev de yanan Deniz. Yeni yerleşim yerinde kayınvalidesine teslim edilen konutta yaşıyor.

Hüseyin Deniz'in dramı yangınla birlikte başlamış. Her iki babasını da kaybeden Deniz'in oturduğu ev de yangında kül olmuş. Yangın sonrasında bölgeyi ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni yerde Hüseyin Deniz'e de konut yapılması talimatını vermiş. Konutlar yapılırken kendisine hak sahibi olmadığı bildirilerek ev teslim edilmemiş. Bu duruma "Bana ev yapmadılar." diye içerleyen Deniz, "Akrabamın evinde kalıyordum, 'hakkın yok' dediler. Hadi bana yapmadılar, akrabamın evini niye yapmadılar. Bu köyde genç olarak bir tek ben varım. Başka adam yok. İki tane çocuğum var. Başbakanımız 'sana ev yapılacak' diye söz verdi. Vali Bey'e söyledi, o da 'tamam yapılacak' dedi, ama yapılmadı. Kaymakam, demir, çimento sözü verdi, ama daha onlar da yok. Belki başbakanımızın haberi yok. Bir sürü işin içinde benimle uğraşamaz. Belki de yapıldı biliyor." diye konuşuyor.

Yaşadıkları bununla sınırlı kalmayan Deniz, para kazanmak için yangından sonra başlatılan ağaç kesme işine girmiş. 10'uncu gününde kesilen bir ağacın altında kalmış. Sol bacağı ezilen Deniz'in kemiği alınmış. 8 aydır koltuk değneklerine mahkum olan Deniz'in iyileşebilmesi için bir yıl daha beklemesi gerekiyor.

Yangında hem babasını, hem kayınpederini kaybeden Hüseyin Deniz, ayağa bile kalkmakta zorluk çektiği için çalışamıyor ve para kazanamıyor. Ancak onun tek istediği mevzuatı öne süren bürokratların Başbakan'ın sözünü yerde bırakmamaları.

(CİHAN)

Karataşlı yeni evlere alışamadı, eskiye özlem dinmiyor (Özel)

03 Temmuz 2009 Haberleri 1 2 3 4 5