Danıştay Başkanı Birden: Yargı mensubu, tarafısızlığının tartışılmasına neden olacak davranışlardan kaçınmalı (4)

Danıştay Başkanı Mustafa Birden, huzur ve sükunetin sağlanmasında yargı mensuplarının verdiği kararların önemli olduğunu belirterek, "Yargı mensubunun, objektif ve tarafsızlığının tartışılması, verilen kararların da tartışılmasına neden olur ki yargı ile amaçlanan toplumsal düzen sarsılır. Bu nedenle yargı mensupları, tarafsızlığı ve objektifliğinin tartışılmasına neden olacak her türlü davranıştan kaçınmak zorunda." dedi.

Danıştay Başkanı Mustafa Birden; anayasada, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun kararları ile Cumhurbaşkanı'nın tek başına yapacağı işlemler ve Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı denetimi dışında tutulduğunu; uyarma ve kınama cezalarının ise yargı denetimi dışında bırakılabileceğinin öngörüldüğünü hatırlattı. Birden, anayasa kuralları ile yargı denetimine getirilen ve hukuk devleti ilkesini önemli ölçüde zedeleyen bu sınırlamaların sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi'ne, anayasada sayılan diğer görevlerin yanında bireysel başvuru hakkı olarak da isimlendirilen anayasa şikayeti yolu ile anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddialarına dayalı başvuruları inceleme görevi verilmek istenildiğini kaydeden Birden, "Temel hak ve özgürlüklerin korunmasında, yegane başvurulacak yol, anayasa şikayeti olmadığı gibi; bu konuda tek yetkili yargı yeri de Anayasa Mahkemesi değildir." diye konuştu.

Birden, "Temel hak ve özgürlüklerin korunması konusunda hukuk sisteminde ciddi bir boşluk varmış gibi gösterilmesi, üstelik bunun da kapsamı, içeriği ve gerekliliği ortaya konulmamış anayasa şikayeti yöntemi ile karşılanması önerisini doğru bulmuyoruz." ifadesini kullandı.

Birden, ilgili temyiz merciinin incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiş yargı kararının, hangi amaç ve yöntem adı altında olursa olsun başka bir yüksek mahkeme tarafından yeniden incelenmesi sonucunu doğuracak olan anayasa şikayeti yolunun, yargı ayrılığı ve yüksek mahkemelerin denkliği ilkesini zedeleyeceğini savundu.

TÜRK YARGISININ MEŞRUİYET SORUNU VARMIŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR

Yargı meşruiyeti kavramının sık sık gündeme geldiğine değinen Birden, "Sanki, Türk yargısının bir meşruiyet sorunu varmış gibi gösterilmekte ve Yargı Reformu Stratejisi Taslağı'nda da belirtildiği üzere, yargı yetkisinin kendisine meşruiyet kazandırabilmesinin, doğrudan veya dolaylı olarak milli iradeden kaynaklanması koşuluna bağlı olduğu belirtilmektedir." şeklinde konuştu.

Birden, başka ülkelerdeki uygulamalardan, hatta hakim ve savcıların halk tarafından seçildiği istisnai örneklerden yola çıkılarak, yargı organlarının oluşumunda, yasama ve yürütme erklerinin rollerinin arttırılmasına ilişkin önerilerin yargı bağımsızlığını zedeleyici sonuçlar doğuracağını iddia ederek, şöyle konuştu: "Kıyaslama yapılmak suretiyle getirilmek istenen sistemin, ülkemizin toplumsal ve siyasi koşullarına uygunluğu düşünülmediği gibi, yargıyı siyasallaştırdığı konusundaki yakınmalar nedeniyle bu ülkelerde de yoğun bir şekilde tartışıldığı hususu dikkate alınmamıştır."

Fonksiyonları, görev alanları ve konumları birbirinden farklı olan yasama, yürütme ve yargı organlarının demokratik meşruiyetlerinde ortak ölçütün, "milli irade" kavramı ile özdeşleştirilmeye çalışılan "siyasal çoğunluk" olamayacağını kaydeden Birden, "Böyle bir düşüncenin kabulü, her siyasal iktidar değişikliğinde yargı yerlerinin oluşumunun, mensuplarının konumlarının yeniden belirlenmesi sonucunu doğurur ki bu durum, yargının siyasal tercihler doğrultusunda şekillendirilmesinden başka bir şey değildir. " görüşünü savundu.

Siyasal iktidarların yargıya egemen olma ve onun faaliyetlerini kontrol etme düşüncelerinin, toplumda kaos yaratacağını dile getiren Birden, "Hukuk, siyasetten bağımsız olmalı, siyaset de hukuk içerisinde ve hukukun temel prensipleri esas alınarak yapılmalıdır." dedi.

Birden, yargı kararlarının saygı ile karşılanması, her zaman ve her koşulda, ilkesel olarak benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

Yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının önündeki en büyük tehlikenin, yargının siyasallaşması olduğunun altını çizen Birden, şunları söyledi: "Toplum, yargı bağımsızlığı konusunda azami duyarlı olmalı, yasama ve yürütme erklerinin tasarrufları da dahil olmak üzere yargı bağımsızlığını zedeleyici her müdahaleyi dikkatle izlemeli, bu konudaki duyarlılığını, meşru vasıta ve yollardan ortaya koymasını bilmelidir. Yasaları yorumlama ve uyuşmazlıklara uygulama yetkisini elinde bulunduran yargıçlar, kendi inanç ve görüşlerinden sıyrılmak, dış etkenlere karşı direnmek ve böylece herkesin yasalar önünde eşitliğini sağlamakla yükümlüdür... Yargı bağımsızlığı, hakim ve savcı teminatı, bir sorumsuzluk ve sınırsızlık değildir. Yargı mensubu, hukuka ve adalete önce kendisi inanmalı, yargı görevini tam ve doğru bir şekilde yerine getirme becerisini gösterebilmelidir. Yasaların kendisine verdiği yetkileri kullanırken, özenli davranmalı, yansızlığı konusunda taraflara sonsuz güven vermelidir."

"YARGININ SORUNLARI, EKSİKLERİ, HATTA YANLIŞLARI OLABİLİR"

Yargının, sorunları, eksikleri, hatta yanlışları olabileceğini belirten Birden, "Ama bu durum hiçbir zaman yargıya güvensizlik sonucunu doğurmamalı. Yargı, hatalarını, yanlışlarını kendi usulü ve sistematiği içerisinde çözer. Bağımsız yargı temel hak ve özgürlüklerin teminatıdır. Temel hak ve özgürlüklerin ve bu haklardan en kutsalı olan yaşama hakkının korunmasının önündeki en büyük engellerden birisi, terörizmdir. Toplumsal barışı tehdit eden, kamu düzenini bozan, insan hayatını hiçe sayan her türlü oluşumun, düşüncenin, davranışın ve bunların eyleme dönüştüğü terörün hukuk devletinde yeri olamaz." şeklinde konuştu.

OSMAN PAKSÜT, DANIŞTAY BİNASI YAN KAPISINDAN AYRILDI

Öte yandan, toplantı sonunda basın mensupları Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'e soru sormak için ön kapıda beklerken, Paksüt, Danıştay binasının yan kapısından çıktı.

Danıştay'dan yürüyerek ayrılan Paksüt'e, basın mensupları koşarak yetişmeye çalıştı. Soru sormak isteyen basın mensuplarına daha önce açıklama yaptığını hatırlatan Paksüt; konuşmayacağını belirtti.

Paksüt, "Beni gülünç duruma düşürüyorsunuz." dedi.

(CİHAN)


10 Mayıs 2009 Haberleri 1 2 3 4 5